- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
C.Başkanı Tayyip Erdoğan, “askerî darbe teşebbüsü haberini eniştemden aldım” dedi. 15 Temmuz Olayı’nı açıklayacak bundan daha güzel bir söz olamaz; üstüne söyleyecek tek kelime kalmamıştır. Ben anladığıma göre Türkiye’de meseleyi anlamayan tek bir kişi bile kalmamış demektir. Darbe teşebbüsü hakkında yüksek ve derin analizlere gerek kalmamıştır. “Siyasette ustalık” denilen şey de zaten budur.
Ben de bir “siyaset ustası” sayılırım. Olay akşamı saat 10.00’da Kaya Eker telefon etti, “abi NTV’yi aç!” dedi. Tesadüf, NTV zaten açıktı, ama darbe teşebbüsünü seçip göremiyordum. Uyarı üzerine yeniden baktım ve darbeyi gördüm. Hemen ardından F-16 gürültüsü bastırdı, aklıma Kürt çocukları geldi, çok korktum. Evin ahalisi oradan oraya koşturduk, kedimiz Mutlu da bize ayak uydurayım derken çok yoruldu.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
15 Temmuz’da ne oldu?
Herkes kendine göre adlandırıyor.
Hangi tanım doğru, bilemiyoruz.
Çünkü, ne içindeydik, ne de dışında.
Seyrettik.
Olayı siyasal tarih bağlamında yerli yerine oturtmak için mevcut kavram dağarcığımızı
kullanarak konuşacak olursak; askeri darbe girişimlerine benzemiyor.
- Ayrıntılar
- Ömer Faruk Uslan
- Siyaset
Biri sorsa; “Erdoğan (AKP) sonrasına barışçıl (demokratik) geçiş mümkün müdür?”; ben “mümkündür!” diye cevap verirdim.
Ama böyle değil tabi.
Başbakan Binali Yıldırım Suriye’de süren iç savaş için “anlamsız” dedi.
Güzel!
Burdan düşünmeye başlayalım.
Talat ve Enver Paşa'lar Osmanlı’yı 1. Dünya Savaşına sokarken aşırı istekliydiler. Kraldan (Alman) çok kralcıydılar.
Ülkeyi ve halkı perişan ettiler.
1916’da savaşa girdiklerine pişman oldular.
- Ayrıntılar
- Ömer Faruk Uslan
- Siyaset
Ramazan’da HDP’li ve HDK’lı ateistler, “Barış sofrası!” adıyla “İftar yemeği” düzenlediler. Bunu geçen yıl da yapmışlardı. Bu tuhaf alışkanlığı, İhsan Eliaçık’ın başlattığı “Müslüman Sol” hareketten devraldılar, sürdürüyorlar.
Sol ateisttir, dini ritüelleri asla kullanmaz. Sol “Dindar” insana değil ama “Din”e düşmandır. Yapılanı, “siyasette olur böyle şeyler” diyerek geçiştirmek de olmaz, çünkü o zaman, ayıplanası bir oportünizme düşülmüş olur. Ateist bir hareketin “dinden yararlanmak” gibi bir sahteciliğe başvurması diye bakılır yapılana. Bu da yapanın kendine haksızlığıdır! İhsan Eliaçık ve hareketinin mensupları “Barış iftarı” yaparsa bunda bir sakınca elbette yoktur. Çünkü onun samimiyetinden şüphe edilmez. “Dindardır”, yakıştırılır. Bu tür dindar hareketlerle ateist sol hareketler amaç ve eylem birliği için yanyana gelebilirler.
Ama siyasette dini motiflerin kullanılmasını kesin olarak reddederler.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
CHP, BDP ve HDP’li eski parlamenterler Diyalog Grubu oluşturdular. Bunlardan biri de eski CHP milletvekili Rıza Türmen ve şöyle diyor: “Türkiye’de büyük bir demokrasi krizi var. Bu demokrasi krizi giderek bir rejim krizine dönüşmeye başladı. Bütün güçlerin tek bir elde toplandığı, bütün kurumların tek bir yere bağlandığı bütün özgürlüklerin sınırlandığı, yargının bağımsızlığının ortadan kaldırıldığı bir ülkede yaşıyoruz. Bu aslında totaliter bir diktatörlüğe doğru gidiştir.” “Demokrasi cephesine gereksinim var. Her grubun kendi özgünlüğünü koruyarak, sendikaların, emek örgütlerinin, Alevi örgütlerinin, aydınların, yazarların, akademisyenlerin, günün en acil talepleri etrafında birleşip ortak bir mücadele birliğini oluşturmak üzere bir kurultay toplanmasını öneriyorum.”
Türmen’inki sağlıklı bir düşünce. AKP iktidarına karşı bir “mücadele birliği” çok gerekli. Bu da çok geniş ittifakları gerekli kılıyor. “Demokrasi kurultayları” çok yapıldı. Hiç birinden sonuç alınamadı. Herkesin gelip kendi görüşünü diğerlerine anlattığı kurultaylar kolayca düzenlenebilir, “mücadele birliği” veya “cephe” gibi örgütler kurmak zahmetli iştir, ciddi ve ısrarlı çalışmaları ve “siyasi hüner”ler gösterilmesini gerektirir.
- Ayrıntılar
- Ömer Faruk Uslan
- Siyaset
CHP genel başkanının ölümle tehdit edilmesi ortaya bir “Karayılan” masalı çıkarabilirdi, fakat bunun politikasının yapılması gerekir. CHP İstanbul İl Başkanı, “12,5 milyonu evinde zor tutuyoruz” diyerek yapılması gereken politika için yol gösterdi ama CHP yönetimi, bunun Tayyip Erdoğan’a nazire olsun diye söylenmiş anlamsız bir söz olduğunu belirterek geri çekildi.
“C.Başkanı Erdoğan ve hükümeti” biçimini almış, sağlam bir “iç uyum” kurmuş bulunan AKP iktidarının “çeteleştiğini”, “mafyalaştığını”, “lumpenleştiğini” söylemek için zaman erkendir belki ama politikasında bu yöntemlerin görünür ağırlık kazandığını görmek gerekir. Bu tür siyaset yöntemini kullanmasının AKP açısından “anlaşılır” nedenleri bulunmaktadır.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Alman parlamentosu nihayet 1915 Osmanlı Ermeni Olayı’nın adını koydu: Soykırım.
Karar, diğer bütün ülkelerin bu konuda aldığı kararların toplamından daha önemlidir.
Türkiye’nin tepkisine bağlı olarak önemli sonuçlar doğurabilecektir.
Türkiye’nin devlet düzeyinde ilk tepkisi de, “dil sürçmesi” denebilecek ölçüde ilginç ve önemli olmuştur.
Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Bizi soykırımla en son suçlayabilecek olan ülke Almanya’dır. Almanya kendine suç ortağı arıyor” demiştir. Erdoğan doğru söylemiştir, aynen öyledir.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Türkiye’de;
Hemen herkesin görüşü şu: “IŞİD yokedilmeli. IŞİD yokedilmeden Ortadoğu’ya barış gelmez.”
Hemen herkesin görüşü şu: “IŞİD’i yoketmek hiç kolay değildir.”
Böyle olunca da hemen herkesin hükmü şu oluyor: “Ortadoğu’ya barış gelmez.”
- Ayrıntılar
- Ömer Faruk Uslan
- Siyaset
Siyasette gidişat şöyle okunuyor:
“Türkiye’de siyasi güç tek elde, giderek C.Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinde toplanmaya başladı. Süreç böyle gelişir ve mantıksal sonucuna ulaşırsa Erdoğan siyasi tekelini kurmuş olur ki, literatürde buna ‘Faşizm’ deniyor. AKP ‘islamcı’dır, dolayısıyla kurmayı amaçladığı rejime ‘islami faşizm’ diyebiliriz.”
Bu, yanlış bir okumadır. Faşizm tanımını Avrupa’dan ödünç alarak kullanıyorsak, tekelci sınıf içinden belli bir zümrenin ‘siyasi tekel’i anlamına gelir ki, ‘koalisyon’ ile uygulanamaz. AKP bir siyasi koalisyondur ve onunla faşizm yapılamaz. Faşizm ayrıca üçüncü sınıf salaş ve demagog bir siyasi lider figürünü yüceltse bile tüm burjuva birikimin rüknüne varmış “elit” siyasal kadrolarla yapılır ki AKP’de bu birikimin zerresi yoktur.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Kemalist Türk Cumhuriyeti'nin Türkiye soluna karşı siyasal pratiğini bile bile hâlâ, "Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkalım!" diyen solcuların-sosyalistlerin olabileceği ihtimaline karşı bir hatırlatma yazısıdır.
Referandum'da "hayır!" diyen solcularımızın-sosyalistlerimizin, kullandıkları "hayır" oyunu, "Cumhuriyet'in değerleri"ni koruma ekseninde kalıcı bir siyasi konum haline getirme hevesine kapılacakları hesaba katılmamıştır.
"Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkılmadan solcu olunamaz!" fikri solda, gizli-açık şekliyle yaygın ve derindir. Bu nedenle, "Sen sahip çık istiyorsan ama, beni bu pis işe karıştırma!" diyerek geçiştirilecek türden değildir.