- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Türkiye’de solun güncel siyaset sorusu şu:
AKP iktidardan gönderilebilir mi?
Nasıl gönderilir?
Kim gönderir?...
Net cevap yok.
Temenni düzeyinde görüşler var.
Temennileri “tahmin” düzeyine getirmeli.
- Ayrıntılar
- Salman Çuhadar
- Siyaset
Türkiye’de iktidarın 15 Temmuz Olayı ve OHAL ilanından sonra
tümden “keyfi yönetim biçimi”ne geçtiği yönünde bir inanış var.
Oysa tam tersi; AKP iktidarı ne yapıyorsa, “mecbur olduğu için” yapmaktadır.
“FETÖ” denildi. Ne idi bu?
Meşru olmaktan da öte iktidar idi.
Bulunduğu yere “zor” kullanarak gelmemişti, Tayyip Erdoğan ve diğer bütün
AKP’liler gibi, seçilerek gelmişti.
- Ayrıntılar
- Ömer Faruk Uslan
- Siyaset
C. Başkanı Erdoğan “darbe girişimi” adını verdiği 15 Temmuz’dan sonra değiştiğini söyledi. Başbakan Binali Yıldırım ise değişmek ne kelime, 180 derece dönüş ile, Rusya, İsrail ve Suriye yönetimleri ile barış tesis edeceklerini ısrarla seslendirmeye başladı. Bu arada içerde “milli birlik” kurmaktan ve yaşatmaktan da sözettiler.
AKP’nin bu beklenmedik “değişimi” herkesi büyüledi. CHP ve MHP Saray’a koştular. FETÖ’ye karşı mücadelesine destek verdiler. Bu arada kendi FETÖ’cülerini de korumuş olacaklarını düşündüler. Bunu yapmakla, iktidarın hukuk ve kanun dışı bir siyasal rejime yönelişini de desteklemiş oldular.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Türkiye’de sol en korkusuz yıllarını yaşıyor.
Kaybedecek iktidarı yok çünkü.
Türkiye sağı, en korkak yıllarını yaşıyor.
Kaybedecek iktidarı var çünkü…
Bunları söylemekle bir şey mi söylemiş olduk?
Hayır, hiçbir şey söylemiş olmadık.
- Ayrıntılar
- Özcan Çağlar
- Siyaset
06.Temmuz.2016 tarihli Cumhuriyet Gazetesinde yer alan “Gönüllerin Şampiyonu İzlanda” başlıklı köşe yazısında Erinç Yeldan, geçtiğimiz aylarda düzenlenen Avrupa Futbol Şampiyonasında hemen hemen herkesin sempatisini kazanmış İzlanda için aşağıdaki satırları yazmıştı:
“Bir diğer medyatik bilgi ise teknik heyetin her millî maç öncesi taraftarlarla bir kahvede buluşup ‘taktik tartıştıkları’ ve ‘ilk 11’in’ bu toplantılara katılanlara (kimseyle paylaşmamaları koşuluyla) herkesten önce bildirildiği haberleri idi. Öykü bu ya, bir paylaşım da ‘kiliseye yıllık 80 Avro vergi söz konusu olunca, topluca Sümer dinine geçmiş olduklarını’ aktarmaktaydı!”
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
“Kürtler sevildiklerini bilsinler, ama niçin sevildiklerini unutmadan” diye yazdım.
Şimdi de, niçin sevildiklerini yazmalıyım.
‘İnsan” diyoruz, “Kürt Halkı” diyoruz.
Bunlar kavram olarak hiçbir şey anlatmazlar.
Çünkü insan ve halk somuttur.
Somut olan ise sevilmez.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
15 Temmuz’dan sonra C. Başkanı Erdoğan “Millî Birlik” kurdu.
CHP ve MHP kurulan “Millî Birlik”e iltica ettiler.
Türkiye’de “Millî Birlik” kurmak eşyanın tabiatına aykırıdır.
Kürde, Ermeniye, Ruma ters gelir. Çerkes işkillenir, Abaza kuşkulanır.
“Millî Birlik”ler “devleti kurtarmak için” kurulur.
Her defasında öyle olmuştur; millet ezilir, devlet kurtulur.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
C. Başkanı Erdoğan PKK, PYD, YPG, IŞİD’i aynı kefeye koydu, “terör örgütü” olarak niteledi ve Türkiye’nin savaşacağı “düşmanlar” olarak ilan etti.
Hükümet bu tanımlamayı ve ima ettiği savaş politikasını benimsedi.
Bir terslik var, herkesin dikkatini çekti.
PYD ile IŞİD birbiriyle savaşıyor.
PKK hem Irak’ta hem Suriye’de IŞİD ile savaş halinde.
O halde PKK+PYD IŞİD’le birleşip Türkiye’ye karşı savaşamazlar.
- Ayrıntılar
- Ömer Faruk Uslan
- Siyaset
Kürtlerin dili artık “devlet”ten bir adım geri gitmez.
“Bağımsız”, “otonom”, “özerk”, “kanton” ……..
Hepsi aynı kapıya çıkar. Hepsi devlettir.
Kuzey Irak Kürtlerini alırsanız; 80 yıl,
Türkiye Kürtlerini alırsanız; 40 yıl,
Rojava Kürtlerini alırsanız 5 yıldır,
devlet kurmak için savaşıyorlar.
- Ayrıntılar
- Ömer Faruk Uslan
- Siyaset
15 Temmuz suikastının boy hedefi C. Başkanı Erdoğan’ın öncülüğünde kurulan Millî Mutabakat Hükümeti (AKP+CHP+MHP) kendini tanımlamak için yeni bir düşman yarattı: IŞİD-PKK-YPG ittifakı. Üçü birlikte ve ABD’nin güdümünde Türkiye’yi bölecek ve Türkiye Cumhuriyeti’ni tarihe gömecekler.
Bu nedenle Millî Mutabakat Hükümeti’ni Mustafa Kemal’in 1920’de kurduğu Ankara Hükümeti olarak algılamamız isteniyor. M. Kemal aşağı, M. Kemal yukarı saldırısı altındayız.
Madem zaman ve şartlar aynı 1920’deki gibidir, o zaman gelin 1920’de M. Kemal’in düşündüğü gibi düşünelim. Anayasa yapmak için de anlaştınız ve devleti yeniden kuracaksınız, 1920’deki gibi kuralım.