Türkiye kendini bir açmaza soktu. Anayasa var, kanunlar var, devlet var.
Her şey var ama bir de Erdoğan ve AKP iktidarı gibi bir “fazlalık” var.
Kriz, “bu devlet ve bu toplum”un doğal tarihsel evrimi yönünden Erdoğan ve AKP’nin bir “fazlalık”, bir “kusur”, hatta Türk’ün tarihine karşı işlenmiş bir cürüm olarak görülmesinden kaynaklanıyor.
- Ayrıntılar
- Ömer Faruk Uslan
- Siyaset
Selahattin Demirtaş HDP içinde “AKP sever”ler bulunduğundan söz etti. Kimmiş bunlar diye baktık; bir kaç eski Kürt milletvekili imiş. Oysa gerçeklik bunun da ötesindedir. HDP’nin sorunu “AKP severler” değil, “AKP severlik”tir. HDP’ye özgü bir “yetmez, ama evet”çiliktir. Bu dediğim keyfi yakıştırma olamaz. Bu ülkede iki yıldan fazla bir zaman HDP-AKP çözüm süreci ortaklığı yaşandı. Türkiye’yi hep bu meşgul etti. Başka sorunlarla ilgilenmek mümkün olamadı. HDP ve AKP o kadar içli dışlı oldular ki, Türk halkının övüneceği ender eylemlerinden biri olan “Gezi Direnişi”nde HDP muhalefet safında yer almaktan kaçındığı için AKP hanesine yazılıverdi.
- Ayrıntılar
- Ömer Faruk Uslan
- Siyaset
Türk askeri bir Rus savaş uçağını düşürdü, AKP’nin oyu yükseldi. Putin, “Erdoğan ve ailesi kaçak petrol ticaretinin içindedir” dedi, ve biz dışarıdan gelen her suçlamayı “milli dava” haline getirdiğimiz için AKP’nin oyları gene yükseldi.
Erdoğan’a ve partisine dönük her suçlama AKP’nin oylarını artıracaksa, bu günaha ortak olmamak için başka şeylerden söz etmeliyiz. Putin’den mesela.
- Ayrıntılar
- Ömer Faruk Uslan
- Siyaset
Türkiye’nin Rus savaş uçağını düşürmesi büyük tartışma yarattı. Putin azdı... Ağzına geleni söylüyor.
Erdoğan alttan aldı; olmadı. Üste çıktı, gene olmadı.
Neyin kavgasıdır bu?
Angajman kuralları varmış, Rus uçağı olduğu bilinseymiş, böyle olmazmış, arkadan hançerleme miymiş, değil miymiş..
Özür dile, dilemem...
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Bu yazı Suriye sınırında bir Rus askeri uçağının düşürüldüğü gün yazılmıştır ancak bu olay üzerine yazılmamıştır. Dünyada bir büyük savaş durumu var, her münferit çatışma kolaylıkla kendi anlamı dışına çıkabiliyorsa bu nedenledir. Rus uçağını da ayrıca Türkiye düşürmemiştir, düşürmüş ise eğer, yanlışlıkla olmuştur. Çünkü TSK’nın böyle yanlışlıkları çoktur, Kıbrıs savaşında yanlışlıkla kendi savaş gemisini, üstelik savaş yönetimi aynı bina içinden yapılırken, batırmıştır. Rus uçağının Türkiye’de mevzilenmiş ABD bataryaları tarafından düşürülmüş olması ihtimali daha yüksektir.
Şu şunun uçağını düşürdü, bu bunun gemisini batırdı türünden vakalara bakarak savaş çıkacak demiyoruz. Papa’nın 3. Dünya savaşı çıkacak dediğine de bakmıyoruz. ABD Erdoğan iktidarını ve AKP hükümetini provoke ederek sıcak savaşın içine itebilir, bu mümkündür ve yüksek ihtimal görünmektedir.
- Ayrıntılar
- Yalçın Yusufoğlu
- Siyaset
Ahmet Davutoğlu’nun “Onlar terör örgütü değil, öfkeli, bir grup genç” diye tanımladığı Işid katillerinden dokuzu 13 Kasım 2015 akşamı Paris’de 132 kişiyi öldürdüler, 100 kadarını ağır yaraladılar.
Dört gün sonra İstanbul’da yapılan Türkiye-Yunanistan özel maçında izleyiciler Yunanistan milli marşını yuhaladıkları gibi, başlama vuruşundan önce Paris’de öldürülenler için yapılan saygı duruşunda bir stadyum dolusu Türk saygı duruşu yapılmasını ıslıkladı, tekbir getirdi. AKP’nin –ve yandaşı MHP’nin– kitle tabanının tıynetine, cibilliyetine dair yeni bir örnek ortaya koydu. Zira onlar 13 Ekim’deki İzlanda maçından önce de aynısını yapmışlar, Ankara’da öldürülenler için de saygıya duranları ıslıklamışlardı. Onların benzerleri Hrant Dink öldürüldükten sonra Trabzon’daki ilk maçta stadyuma tetikçinin beyaz beresiyle gelerek katile olan hayranlıklarını ve Ermenilere olan nefretlerini ifade etmişlerdi.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Seçimi Akp kazandı.
Başka kim kazanacaktı?
HDP seçimde “oy”dan başka hiç bir şey kaybetmedi.
Neyi vardı ki zaten “oy”dan başka, ne kaybedecekti.
Kazandıysa önemli bir tecrübe kazandı.
***
HDP Türkiye Kürdistanı partisidir.
Kobani’ye, Erbil’e giderse, “Türkiye partisi” olmaktan çıkar.
- Ayrıntılar
- Yalçın Yusufoğlu
- Siyaset
Rejimin 7 Haziran 2015 sonrasında başvurduğu seçimleri tekrarlamak icadı Türkiye’de riya, sahtekârlık, demagojiyle… ve kanla dolu tarihsel bir dönem oldu.
Mesela Ahmet Davutoğlu’nun “Ankara’daki terör saldırısından sonra oylarımız yükselme trendine girdi, 1-2 puan arttı” diyerek insanların öldürülmesiyle oy hesabı arasında bağlantı kurması mensubiyetinin tıynetini sergiledi, çünkü o katliamların sebebi hikmetini ifade etti.
Gerek usta Tayyip Erdoğan, gerek çırağı Davutoğlu “bu saldırı kokteyl bir saldırıdır” diyerek PKK, PYD, Daeş, Suriye Muhaberatı ve “Paralelciler” birlikte yaptılar diyerek Işid’in suçunu hafifletmeye, daha doğrusu faili belirsizleştirmeye yeltendiler. Çok geçmeden Savcılık “Ankara saldırısını Işid yaptı” demekle istemeyerek de olsa onları teyit değil, tekzip etti.
AKP’nin seçim kampanyasında söyleyecek lafı o denli kalmamıştı ki, C. Başkanı senelerdir tekrarladığı gibi konuştu, “duble yollar yaptık, IMF’e borcumuzu ödedik demekten başka laf bulamadı. [Ama 2002 sonunda 130 milyar dolar olan dış borcu, Eylül 2015 itibariyle 405 milyar dolara çıkardınız, bugün bu halk yılda 59 milyar dolar borç faizi ödüyor.]
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
19 Ağustos 2015’de “Kürt meselesinin politiği” başlıklı yazıda şöyle demiştik: “Rojava ya da Kobani der demez başka bir siyasi katmana geçmiş oluruz. Rojava Suriye toprağıdır, er veya geç bu sorun Suriye’de çözülecektir. HDP Rojava’ya el attığında Suriye’nin içine karışmış sayılmaktadır. Oysa dünya siyaseti Suriye’nin toprak bütünlüğünü henüz tartışmaya bile açmış değildir. Bunlar HDP’nin yönetmeye talip olacağı alanlar değildir. Rojava’da gelişen bir Kürt devrimi varsa onunla dayanışma içinde olmak elbette mümkün ve gereklidir. Ancak bu türden dayanışmalar davul-zurna ile değil, kılı kırk yaran mekanizmalar üzerinden gerçekleşirse başarılı olur. HDP bu alana duygusal yaklaşarak Türk gladio’suna açık verdi diyebiliriz…”
Buradan düşünmeyi sürdürüyorum.
IŞİD 10 Ekim’de Ankara’da, barış mitingine saldırdı.
100’den fazla katılımcı öldü.
Barış mitingi “seçim”den ötürü HDP’ye destek niteliğindeydi.
- Ayrıntılar
- Yalçın Yusufoğlu
- Siyaset
Ankara da barış mitingine karşı yapılan katliam tabi ki demokrasiden, barıştan yana insanları çok sarstı. derin bir üzüntüye ve mateme boğdu. Bir kısmımız “Türkiye bunu hak etmiyor” diyor.
Hepsi dile getirdikleri üzüntüde sonuna kadar haklılar, ama ülkenin olan bitenleri hak etmediği konusunda kanımca duygusallar.
Türkiye’ye yakıştıramadıkları şimdiki rejimdir. Oysa son 13 yıl boyunca da, ondan önceki on yıllarda da meydana gelen bir takım olaylar bu toplumun neyi hak ettiğini, neyi hak etmediğini ortaya koyuyor.
Düne gitmeden önce 2015 yılında kalalım: 7 Haziran seçimleri öncesinde Tendürek tertibini eski İçişleri Bakanıyla vali bey hazırlamamışlar mıydı?
Ya da HDP binalarına yapılan yüzlerce saldırı kimin marifetiydi?