- Ayrıntılar
- Ragıp Zarakolu
- Belge
Uzun yıllara dayalı, zor zamanlarda sınanmış dostluklar unutulmaz. Türkiye'nin ahvali nedeniyle dostlarla görüşememek, onların ölüm haberlerini almak sürgünde daha bir koyar insana.
Aralık sonu Mustafa Güler'i yitirdik. Zaralı Alamancı onurlu bir emekçi. Zara merkeze 15 km uzaklıkta Halhavu köyünden. Anadolu insanı kesmez bağını köyüyle... Alevi / Sünni / Yezidi, Rum / Ermeni / Süryani insanı bağını koparmaz coğrafyasıyla. Aradan yüzyıl geçse de özler deresinin sesini, yaylasını, evini, akşam inerkenki esintiyi... Sırt üstü yatıp toprağa yıldızlara bakmayı sever...
Fırsat verildiğinde evini onarır, yazın orada kalarak huzur bulur. Halhavu da öyle bir köy, yalnız yazları şenlenen, saz sesiyle. Zaten Sivas'ın Ermenisini, Kürdünü, Alevisini Türkünü birleştiren saz değil midir? Acının dili ortaktır.
Aralık ayında Alamancı Mustafa Güler toprağa verildi çocukları tarafından.
- Ayrıntılar
- SYKP
- Belge
Sosyalist yazar, çevirmen ve sanatçı Tektaş Ağaoğlu’nu uzun süredir boğuştuğu sağlık sorunları nedeniyle kaybettik.
Tektaş Ağaoğlu yoldaş komünizm mücadelesini sadece fikri düzeyde değil, her dönemde örgütlü mücadele içinde yer alarak yürüttü. 1960’lı yıllarda Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyeliği ve ardından 1974’te kurulan Türkiye Sosyalist İşçi Partisi’nde (TSİP) Merkez Yürütme Kurulu üyeliği yaptı. Marksist yapıtların (Komünist Manifesto dahil) çevirileri nedeniyle hapse atıldı ve sürgüne yollandı. Sosyalist Birlik Partisi (SBP), Birleşik Sosyalist Parti (BSP), Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) ve Sosyalist Emek Hareketi’nde (SEH) yer aldı. Son dönemde Halkların Demokratik Partisi’ni (HDP) desteklemekteydi.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Belge
Tektaş Ağaoğlu 1934-2018 yılları arasında yaşamıştır. “Mesleksiz” bir komünisttir. “Ölümden Hayata” adını verdiği ilk öykü kitabını 1956 yılında 22 yaşında iken yazmış, bir daha basılmasına izin vermemiştir. Tektaş Ağaoğlu kimdir sorusuna nasıl cevap verilir, bunu tam bilmiyorum.
Önce klasik biyografisine bakalım:
Kafkas kökenli köklü bir aileden gelmiştir. Ünlü yazar, siyasetçi, gazeteci Ahmet Agayev’in (Ağaoğlu) torunudur. Dedesi Agayev Paris Hukuk Fakültesi ile Sorbonne Tarih ve Filoloji bölümlerinden mezun, Arapça, Farsça, Türkçe dil ve doğu kavimleri tarihi alanında uzmanlaşmış, üniversite yıllarında Ernest Renan’dan etkilendiği söylenir. Paris’te gazetecilik yapmış, yazarlığa başlamıştır. Çar rejiminin baskısından kaçarak 1909’da İstanbul’a yerleşmiş, İttihat ve Terakki Partisinin öncü kadrolarından olmuş; 1911 yılında Türk Yurdu Cemiyetinin kuruluşuna katılmış; Türk Yurdu dergisinde yazdıkları, ülke düzeyinde yaygın konferansları ve İstanbul Üniversitesi'nde (Darülfünun) verdiği derslerle Türkiye’de “Türkçülük” ideolojisini kuran ve kökleştiren sayılı düşünürlerden biridir. Darülfünun’da Rus dili ve Türk tarihi hocalığı da yapmıştır. Agayev 1914’te Afyonkarahisar mebusluğuna seçilmiş, 1915’te İttihat ve Terakki’nin genel merkez üyesi olmuştur.
- Ayrıntılar
- Tektaş Ağaoğlu
- Belge
Sınıflı toplumların geçmişinde devlete hep Tanrının yeryüzündeki gölgesi gözüyle bakıldı. Hükümdarın varlığı ilâhî lûtuf, din ulularının takdisi devlete biadın temel gerekçesi sayıldı.
Çoğu Antik Çağ toplumunda (sözgelimi Mısır, Sümer, Babil, vb.) en yüce din ulusu hükümdardı ya da hükümdara en yüce din ulusu sıfatı ve işlevi atfediliyordu. Toplumda merkezî otoritenin kaynağı Tanrı ya da tanrılardı. Egemenlik onlara aitti, onların dediği olurdu.
- Ayrıntılar
- Tektaş Ağaoğlu
- Belge
“Teslim” kelimesi “İslam”la aynı kökten geliyor. Sözlükteki anlamları şöyle sıralanıyor: 1. Bir emaneti yerine verme. 2. Bir şeyi yeni sahibine verme. 3. Hakikat olduğunu söyleme. 4. İtiraf. 5. Dayanamayıp pes etme. 6. Kendini Allahın kaderine bırakma. 7. Selâm verme. 8. Âfetten masun kılma.
Dikkat ederseniz, bu anlamların her biri ve hepsi sınıflı toplumların erken tarihinde birbirini izleyen sayısız savaş, istila, esir alma, ocak söndürme eylemleri, şehirler, hânedanlar ve tanrılar konfederasyonlarının yükseliş ve çöküş, içiçe girerek daha karmaşık düzeylerde yeniden kuruluş süreçleriyle, vb. ilişkili bir içerik taşıyor. Her biri ve hepsi boyun eğişin ve eğdirilişin meşrûiyete bağlanmasının, hukukunun oluşmasının birbiriyle ilintili veçhelerini yansıtıyor.
- Ayrıntılar
- Tektaş Ağaoğlu
- Belge
Burjuva toplumbilimi, devletin ortaya çıkışını ve varlığını sürdürmesini insan topluluğunun “kaos”tan ya da “anarşi”den kurtulmasını sağlamak, “herkesin herkesi kırması”na son vermek gibi bir işlevi yerine getirmesine bağlar.
Oysa “kaos” (ya da başlangıçtaki “anarşi”) bir soyutlamadır. Devlet ondan kurtuluşun somutlanmasıdır. “Kaos”un da somutu belli bir toplumsal örgütlenme tarzının kendi iç gereklerini yerine getiremez olarak çözülüp dağılmasına neden olan yeni koşulların toplamıdır.
- Ayrıntılar
- Tektaş Ağaoğlu
- Belge
Devlet olgusu ile toplumu oluşturan bireylerin bilincinde evrene, hayata ve insana yüklenen anlam arasında da sıkı bağlar var.
İlk yaradılış efsaneleri her yerde devletin doğuşuna ve tahkimine yol açan tarihsel süreçleri ve o süreçlerle birlikte gelişen güç ilişkilerini yansıtan “tanıklık”lardır. Hepsinde başlangıç noktasının bir “tanrısal” güç tarafından yaratılan bir âlem, ya da düzene sokulan bir “kaos” durumu olması rastlantı değildir.
- Ayrıntılar
- Tektaş Ağaoğlu
- Belge
İstikrar, sulh ve sükûn herkesin hakkına rıza göstermesiyle gerçekleşir. Sözlükte* “hak”kın bir anlamı Tanrı, bir başka anlamı “pay”dır.
Hak, üretimle ilgili paylaşımın düzenleniş ilkesidir. Hak’tan türeyen “hukuk” o ilkenin pratiğe aktarılma yöntemidir.
“Rıza” ise, boyun eğmenin yanısıra hoşnutluk, kabul, istek anlamlarını taşıyor. Bu bakımdan “hak” kavramı eşitsizliği ve eşitsizliğe rıza göstermeyi de içerir.
Grev hakkı Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Çalışma Örgütü sözleşmelerinde, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kararlarında güvence altına alınmış temel ve evrensel bir insan hakkıdır. Grev hakkı olmaksızın sendika hakkı ve toplu pazarlık hakkı anlamsız hale gelir. Sendika ve toplu pazarlık hakkının en önemli güvencesi ve ayrılmaz parçası grev hakkıdır.
Türkiye’de grev hakkı dünyanın başka yerlerinde olduğu gibi işçi sınıfının uzun mücadeleleri sonunda elde edilmiştir.
1961 Anayasası ile güvence altına alınan grev hakkı o günden bu yana sermayenin ve sermaye yanlısı hükümetlerin saldırısına uğramış ve sınırlanmak istenmiştir. AKP Hükümeti bu konuda, geçmiş hükümetlerin sıkı bir takipçisidir.
2012 yılında kabul edilen 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu 12 Eylül ürünü yasaların, greve ilişkin olumsuz yaklaşımını benimsemiştir. 6356 sayılı yasa, bir yandan sendikalaşmayı bir yandan grev hakkının kullanımı zorlaştırmaktadır.
- Ayrıntılar
- Yavuz Alogan
- Belge
“Bak, şurada Mutfak Lokantası vardı. Babamla öğle yemeği için orada buluşurduk. Bazen Adnan Menderes’le beraber gelirdi.”
Tanıdığınız biri öldüğünde hatırınıza önce bu türden sözler geliyor nedense. Anlatmayı severdi. Eski Ankara’yı anlatırdı; Yenişehir semtini, Karanfil sokaktaki evlerini, evin bahçesindeki gülleri, babasının çalışma masasını... “Evden çıkar, şimdi Anıtkabir’in olduğu tepede çiçek toplar, bahçelerin içinden geçip İsrail Evleri’ne gelirdik...”
Menderes’in Bakanı Samet Ağaoğlu’nun oğluydu. II. Meşrutiyet’te İttihatçı, Malta sürgünü, çok sonra Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın ideologu, liberal ve Türkçü Ahmet (Agayev) Ağaoğlu’nun torunuydu. Sosyalist ve özellikle antiemperyalistti.