- Ayrıntılar
- Ertuğrul Kürkçü
- Belge
“Kıbrıs Sorunu”ndan ne zaman söz açılsa hep iki kişinin sureti gözümün önünde beliriyor. Kişisel algıların, hafıza ve hatıraların eseri olsa da Kıbrıs konusunun yeniden depreştiği günlerde, bu şahsi kıssadan herkese bir hisse düşebilir belki.
Birincisi, Tektaş Ağaoğlu. Kıbrıs, 1974’te “Barış Harekâtı” adı altında istila edilirken Tektaş, “Gerçek” gazetesindeki yazıları dolayısıyla 2. Zırhlı Tugay yerleşkesindeki Kartal-Maltepe askeri cezaevine konmuştu. Savaşın, dışarıda olduğu gibi cezaevinde de “milli birlik, beraberlik”e ihtiyacı vardı ama “solcu” Ecevit hükümetinin sıkıyönetim komutanının cezaevi müdürlüğüne getirdiği “solcu” binbaşı koğuşları denetlerken gözü bir masanın üzerindeki yeni boyanmış orak çekiçli desene ilişince “beraberlik” havaya uçtu. “Teessüf ederim” dedi binbaşı. Resim malzemeleri toplatıldı, gülümsemeler depoya kalktı. Kıbrıs’ta savaş sürerken cezaevinde barış olmuyordu. İlişkinin “fıtrat”ı buna elvermiyordu. Birkaç yıl sonra, Mamak Askeri Cezaevi’nde bir nöbetçi er bu ilişkiyi haykırarak vecize kıvamında özetleyecekti: “Bu kapıdan içeri giren herkes benim düşmanımdır.”
- Ayrıntılar
- Jeremy Corbyn
- Belge
Çok dengesiz zamanlarda yaşıyoruz. İki buçuk yıl önce, İşçi Partisi lideri olarak girdiğim ilk genel seçimde partimiz halkoyundaki payını 10 yüzde puan artırdı. Perşembe günü, ağır hayal kırıklığı yaşadığımız bir gecede, sekiz puan geri düştük.
Partide bir muhasebe dönemi çağrısı yaptım, yeterince düşünülüp taşınılacak konu var. Bu iki çelişen seçim sonucunun birbirinden ayrı kavranabileceğini sanmıyorum.
Son birkaç yılda politikada bir dizi altüst oluş yaşandı: İskoç bağımsızlık kampanyası, İşçi Partisinin dönüşümü, Brexit, İşçi Partisinin seçimlerde yükselişi ve şimdi de Johnson’un “Brexit’i halledelim” zaferi. Bunların hiçbiri tesadüf değil.
- Ayrıntılar
- Kolombiya Ulusal Grev Komitesi
- Belge
Her şeyden önce: Yurttaş seferberliğinin bu tarihi gününde Kolombiya kazandı. Kolombiyalıların yarısından fazlası 500'den fazla belediyede bu greve ve yürüyüşlere coşkuyla, neşeyle ve kararlılıkla katıldı.
İşçi merkezlerine*, toplumsal harekete, Tarım Zirvesine (Cumbre agraria), Tarımsal İtibar örgütlerine (dignidades agropecuarias), uluslararası sendikal dayanışmaya, sosyal konular ve insan hakları alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarına, yurtdışındaki Kolombiyalılara, gençlik örgütlerine, üniversite öğrencilerinin örgütlerine, yerli köylülere, Afrika kökenlilere ve örgütlerine, kurbanların örgütlerine, kadın kolektiflerine, ülkenin dört bir tarafındaki gençlik ve spor klüplerine, bu seferberliği seslendiren ve katılan siyasi partilere, akademi ve sanat dünyasının açıklamlarına, küçük ve orta ölçekli girişimcilerin çeşitli derneklerine, Katolik Kilisesi'ne, mahalle ve köylerdeki eylem komitelerine (juntas de acción comunal), mahallelere, mevcut politikalara ve hükümete olan hoşnutsuzluğunu ifade etmek için bugün sokaklara çıkan her bir Kolombiyalıya teşekkürler.
- Ayrıntılar
- Orhan Gazi Ertekin
- Belge
“Gelenekten geçmişe süzülüp giden zaman ile birlikte kuvvetimiz, gücümüz sessiz bir nehir gibi boşuna akıp gitmektedir… Yapılacak iş çok kolay. Kibriti çakmak benzini tutuşturmak…”
Ali Faik Cihan
Türkiye yargı tarihinin her açıdan müstesna ismi Ali Faik Cihan, nam-ı diğer “Sosyalist Hakim”, 29 Ağustos 2002’de 76 yaşındayken İstanbul’da vefat etti. Her açıdan pek az bulunur bir ısrar ve sebat ile ilmek ilmek örmüştü hayatını ve onun ölümüyle bıraktığı mirası ve dahi boşluğu yeniden ve yeniden hatırlamak için nedenlerimiz her geçen gün daha da çoğalıyor.
- Ayrıntılar
- Eşitlik İçin Nöbetteyiz
- Belge
Sosyal medyada, sokakta, sandıkta...
Eşitlik için, haklarımız için, seçimlerimiz için NÖBETTEYİZ!
31 Mart seçimlerinden sonra iradesi gasp edilen 16 milyon İstanbullunun en az yarısı, yani en az 8 milyonu kadın… Biz kadınlar hayatlarımıza dair karar verme hakkımızın bir avuç erkek tarafından gasp edilmesine ne yazık ki alışığız. Gün geçmiyor ki bir erkek bize hangi saatte nerede olabileceğimizi, ne giymemizin makul olduğunu, hangi işlerin bize uygun olduğunu, kaç çocuk doğurmamız gerektiğini, ne kadar para kazanabileceğimizi, neyin bizim için en iyisi olduğunu – elbette ‘iyiliğimiz için’! – buyurmasın… Adımıza vermeye yeltendikleri kararlar sağlığımıza, arzularımıza, hayallerimize, hayatlarımıza mal oluyor. Şimdi 23 Haziran’da yeniden seçime gidiyoruz. Karar vereceğiz, kararlarımıza sahip çıkacağız. İşte tam da bu yüzden #EşitlikİçinNöbetteyiz! Çünkü biliyoruz: ancak biz de varsak, ancak eşitliği sağlayan mekanizmalar varsa, ancak kadınların hakları ve güvenceleri varsa “her şey çok güzel olur”…
- Ayrıntılar
- İSİG Meclisi
- Belge
Kadın işçiler, iş cinayetlerinde ölseler bile ‘görünmüyorlar’...
Şubat ayında en az 125 işçi yaşamını yitirdi
20 Şubat sabahı 05.00’da, lastik çizmelerini giyip günlük 40 TL yevmiye için yola çıktılar. Servisin devrilmesi sonucu dördü olay yerinde biri hastanede olmak üzere beş kadın tarım işçisi yaşamını yitirdi. Mersin Silifke’deki bu iş cinayetinin üzerinden iki gün geçmesine rağmen işçilerin isimleri basında yer almamıştı. İşçilerin dördünün ismini 22 Şubat’ta yaptığımız araştırmalar sonucu öğrendik: Aslı Gür, Elif Önge, Emine Tardo ve Eşe Açık... Unutturmayacağız...
- Ayrıntılar
- Atilla Aytemur
- Belge
1 Şubat 2019 günü aramızdan ayrılan Yalçın Yusufoğlu, 3 Şubat Pazar günü Üsküdar Çiçekçi Camii’nde kılınan öğle namazından sonra Ümraniye Hekimbaşı Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Diyarbakırlı ‘Hambeliler Ailesi’nin üç çocuğundan biriydi. Lise eğitimini ABD’de tamamladı. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde Jeofizik ve Jeoloji Mühendisliği eğitimi aldı. Kısa bir süre Elektrik İşleri Etüt İdaresi’nde, baraj ve santrallerin zemin etüdü alanında çalıştı. Kuruluşundan bir süre sonra TİP’e üye oldu. 12 Mart 1980 darbesi sonrasında kurulan Türkiye Sosyalist İşçi Partisi’nin (TSİP) genel sekreteriydi ve faaliyetlerinden dolayı bir yıl tutuklu kaldı.
- Ayrıntılar
- Ragıp Zarakolu
- Belge
Vedalaşamadan yitirdiklerimiz arasına Yalçın Yusufoğlu da katıldı. Onu ilk kez ANT dergisinde çıkan yazıları yanında 1970’ler Ankara’sından Hacettepe Üniversitesinde jeofizik dalında bir akademisyen olarak hatırlıyorum.
O sıralarda Oya Baydar da aynı üniversitenin sosyoloji bölümünde idi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümüne Prof. Mengüçoğlu Muzaffer Sencer ile birlikte en parlak dönemini yaşatmışlardı. Ama işçi sınıfı tarihine ilişkin doktora tezi reddedilmiş, hatta bu Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının mini işgaline neden olmuştu. İÜ’den ayrılan Oya Baydar, yeni kurulan Hacettepe Üniversitesine geçmişti.
- Ayrıntılar
- A. Mahir Oflaz
- Belge
1974 yılı 15/16 Haziran’ında Türkiye’de birlik inşasını kendine ödev belleyen bir hareket ortaya çıktı. Siyasal boşluğa oturmayan hiçbir yapı kalıcı olamaz. Bu açıdan bakıldığında TSİP Türkiye komünist hareketinin parçalı yapısına bir birlik unsuru olarak dahil oldu.
90’lı yıllara dek uzanan mücadele tarihi boyunca, sosyalistlerin birliği misyonundan bir milim geri adım atmadı. Belki kendinden çok daha yığınsal olan, hastalıklı sol üzerine geliştirdiği eleştirilerde gözünü budaktan sakınmayan bir profil çizdi. Kendini önce Sosyalist Birlik Partisi’ne katarak, ülkenin gereksindiği, çoğulcu, etkin kitle partisi olma yoluna bedenini yatırdı. Ardından gelen Birleşik Sosyalist Partisi ve nihayet farklılıkların coşkulu partisi ÖDP’ye yoğun bir katılım gösterdi.
- Ayrıntılar
- Belge
Yalçın Yusufoğlu’nu da kaybettik. Benim kuşağımın insanları birer birer gidiyor. Her gün biraz daha eksiliyoruz; gitgide vahşileşen, vicdansızlaşan bu dünyada yalnızlığımız gün be gün büyüyor.
Bazen bir arkadaşınızın, yoldaşınızın ardından yazı bile yazamazsınız. Çünkü giden sizden de bir parça koparıp götürmüştür; ama susamazsınız da, acınız yüreğinize saplanır.
30 yıl önce, 12 Eylül sonrası sürgün yıllarımızda Almanya’nın Ruhr bölgesinde bir toplantı sonrası buluşmuştuk Yalçın’la. Madrid’de Ölmeyi Özlediğimiz Akşam, o buluşmanın duygu yüküyle, o günlerde yazılmıştı. Tamamı Elveda Alyoşa kitabında olan metinden bazı bölümlerle anmak istedim onu, daha fazlasını yapamadım.