- Ayrıntılar
- Cemal Candaş
- Siyaset
Anayasa değişikliği referandumu yaklaştıkça tüm toplumsal kesimlerin ilgisi sadece bu noktaya odaklandı. Çok anlaşılır bir durum.
Referandumda alınabilecek iki tutum olabiliyor doğası gereği: “Evet” ya da “Hayır”. Çekinser kalmak veya referandumu boykot etmek, “evet” ya da “hayır” diyenlerden çoğunluk olanı onaylamak anlamı taşıyor sonuç itibariyle.
Görülen o ki bu referandumda toplumun tamamına yakını ya “evet” ya da “hayır” deme eğiliminde. Tüm saldırı ve zorlamalara rağmen Kürtler bile referandumu boykot etmeyeceklerini ısrarla belirtme ihtiyacı hissediyorlar.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
“Vatan Cephesi” benzetmesini tuttum. “Ben de varım!” diyerek,
Anayasa referandumunda “Evet” diyeceğini ballandıra ballandıra
duyuranlara bakılarak yapılmış bir benzetme. AKP’li bakanlarla, dizi oyuncuları ve
birkaç futbol yıldızından başka katılan yok.
Çocuk zamanımda (1958) kasabamızda Vatan Cephesi’nin lideri (!) başkatip emeklisi bir arzuhalci idi, Adnan Menderes’in başlattığı Vatan Cephesi kampanyasını kasabamızda o yürütüyordu, ama yürütemiyordu. Bunun için DP’den para da almasına rağmen aklı başında erişkin DP’lilerin bir tekini dahi Vatan Cephesi’ne yazamıyordu. Aldığı tahsisatın büyük bölümünü cebine atıyor, bir kısmıyla da çikolata alıp, yanından gelip geçen biz çocukların gözüne sokuyordu: “Al çikolatayı, yazayım seni“ diyordu.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
“Sosyal medya” denilen şey zamandan tasarruf sağlayarak ekonomik değer üretiyor gibi gözükse bile, okumaktan, düşünmekten, muhakeme etmekten, kısaca “akıl yürütmek”ten de “tasarruf!” sağladığı için, siyaset mecrası olarak kullanıldığında, zararlı oluyor. Kendimden örnek verecek olursam: Kızılcık Dergisi için yazdığım bir yazı, iyi niyetli biri tarafından sosyal medyaya aktarılıyor. Orada, üslubuma yabancı biri tarafından yanlış anlaşılıyor ve eleştiriliyor. Bu ilk kişi eleştirisi sosyal medya zincirine yayıldıkça olumlu-olumsuz tepkiler ve cevaplar alıyor. Bir süre sonra bakıyorsunuz ki, yazı ve yazarı aradan çekilmiş, unutulmuş, sosyal medyacılar birbirleri ile tartışır hale gelmişler. Nereye gitti yazarın eleştirilerden yararlanma hakkı?
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Anayasa değişikliği referandumu gündemde.
“Hayırcılar”-“Evetçiler” saflaşması başladı.
Bu çok doğal, başka nasıl olacak.
“Evetçiler” siyasi açıdan oldukça homojenler; AKP+MHP gibi.
Siyasi açıdan Hayırcılar hetorojen.
Bakınca şöyle: AKP’liler, MHP’liler var,
CHP+HDP var, Türkiye solu var.
- Ayrıntılar
- Ömer Bedri Canatan
- Siyaset
Cumhurbaşkanlığını iptal ederek başbakanlığın adını C. Başkanlığı yapan, ayrıca Hükümete TBMM dışında özerk bir oluşma ve yürütme alanı açan anayasa değişikliğine, “’Tek adam’ rejimi getirir” diye karşı çıkanların haddi hesabı yok. Türkiye solu da “rejim değişikliği!”ne karşı çıkıyor, “Hayır!” kampanyaları yürütüyor. Karşı çıkanların ürettiği laf kalabalığına damıtarak bakarsak elimizde şu kalıyor: “‘Tek Adam’ olmasın, rejim mi, bırakınız aynı kalsın…”
“Hayır” diyelim elbette, ama bilelim: Türkiye siyasal rejimi dün de ‘tek adam’lı idi, bugün de ‘tek adam’lıdır, büyük bir tarihsel dönüşüm devrimi yaşanmadıkça, yarın da ‘tek adam’lı olacaktır.
- Ayrıntılar
- Ömer Bedri Canatan
- Siyaset
Bazı şeylerin anlatılmasında ve anlaşılmasında sol olarak büyük güçlüklerimiz var.
Güçlüklerimizin çoğu “düşünüş biçimimiz”den kaynaklanıyor.
Dünyaya ve Türkiye’ye “yönetilenler” safından bakıyoruz.
Tamam, bu doğru da, bunu yeterli saymak yanlış.
“Yöneten”(ler) açısından da bakabilmemiz gerekir.
Çünkü, “Yöneten”(ler) bizden çok daha fazlasını biliyorlar.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
AKP ve MHP, Anayasa değişikliği yasa tasarısı meclisten geçmez ise “erken seçim” diyerek, “hayır” diyecek milletvekillerine erkenden gözdağı vermeye başladılar.
Bunun çok etkili bir yöntem olduğunu, partisi içinde çıbanbaşı gibi görülen milletvekillerini caydırdığı bilinmektedir.
“Ucuz” bir numara değildir yani.
Ama bugün “numara” değil, gerçektir.
Anayasa değişiklik teklifi meclisten geçip referanduma gitse de gitmese de Türkiye bir genel seçime gitmektedir. Çünkü, Türkiye yönetilemez hale gelmediği halde, AKP Türkiye’yi yönetemez hale gelmiştir.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
Türkiye’de solcular çok ve sık, yani çok sık yanılır oldular.
Çünkü yanılmanın epey zamandır sola bir zararı olmamaktadır.
Siyasette “Merkez” Türkiye’de tek anlama gelir: Batıcılık!
ABD’cilik ve Avrupacılık, bunun versiyonlarıdır.
“Merkez sağ” ve “Merkez sol” kavramlarını da buradan türetiyoruz.
Batıcılığın Türkiye’de, biri devletçi, biri liberal iki ayağı var.
Devletçi ayak CHP, liberal ayak DP-AP-DYP-ANAP çizgisidir.
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
TÜSİAD “laik, demokratik, Avrupacı, aydınlanmacı ve cumhuriyetçi cephe”de sayılıyor.
Türkiye’de böyle bir cephe mi var?
AKP iktidarının MÜSİAD’ı tuttuğu, TÜSİAD’ı karşısına aldığı ve tehdit ettiği gibi,
“sol yorumlar” okuyoruz.
AKP aklını mı yedi?
Türkiye’de TÜSİAD’dan başka ekonomik güç mü var!
- Ayrıntılar
- Hüseyin Hasançebi
- Siyaset
AKP’nin “yönetemez” olduğu iyice anlaşıldı.
Ekonomiyi unutalım artık; ordaki “yönetme” değil, ganimeti ustaca paylaştırmaktan ibaretti.
Çözerim zannettiği Kürt Meselesini yüzüne gözüne bulaştırdı.
KCK’ya “paralel devlet” muamelesi yaparak Kürt illerini yaktı yıktı.
Basit bir oyuna geldi; Rusya’nın çağırması ve ABD’nin göz yumması ile şehvete kapılarak ordusunu Suriye’ye soktu.
Şimdi de; “artık geri dönemeyeceğini” söylemeye başladı.