corbyn-crÇok dengesiz zamanlarda yaşıyoruz. İki buçuk yıl önce, İşçi Partisi lideri olarak girdiğim ilk genel seçimde partimiz halkoyundaki payını 10 yüzde puan artırdı. Perşembe günü, ağır hayal kırıklığı yaşadığımız bir gecede, sekiz puan geri düştük.

Partide bir muhasebe dönemi çağrısı yaptım, yeterince düşünülüp taşınılacak konu var. Bu iki çelişen seçim sonucunun birbirinden ayrı kavranabileceğini sanmıyorum.

Son birkaç yılda politikada bir dizi altüst oluş yaşandı: İskoç bağımsızlık kampanyası, İşçi Partisinin dönüşümü, Brexit, İşçi Partisinin seçimlerde yükselişi ve şimdi de Johnson’un “Brexit’i halledelim” zaferi. Bunların hiçbiri tesadüf değil.

Siyasi sistem dengesiz, çünkü 2008’deki mali çöküşü izleyen statüko için istikrarlı bir destek üretemiyor. İşçi Partisi lideri olarak ülkemizin her yerine seyahat etmeye ve insanları dinlemeye özen gösterdim ve siyasete olan güvenin ne kadar çok sarsıldığını sürekli görmekten çok etkilendim.

En zenginlerle geri kalanlar arasındaki fark büyüdü. Herkes ekonomik ve siyasi sistemin adil olmadığını, adalet dağıtmadığını ve çoğunluğun aleyhine olduğunu görebilir.

Bu, böyle gitmesi gerekmediğini ve başka bir dünyanın mümkün olduğunu iddia eden daha radikal ve umut dolu bir politika için bir açılım sağladı. Ancak aynı zamanda gidişatın kendilerine yaramadığını bilen, ama bunun değişebileceğine de inanmayan birçok insan arasında kötümserliği (sinizmi) körükledi.

Bunu en belirgin şekilde, 40 yıldan fazla bir süredir istihdamın ve yerel toplulukların kasten yıkımının ağır bir fatura çıkardığı İngiltere ve Galler’in eski sanayi bölgelerinde gördüm. Bu yüzden 2016 referandumunda ve −İşçi Partisi için maalesef− Perşembe günkü genel seçimlerde en güçlü ters tepmenin bu bölgelerden gelmesi hiç de şaşırtıcı değil.

Çelik fabrikalarının kapandığı şehirlerde, bir bütün olarak siyasete güven kalmamıştı, ama Boris Johnson’un −sisteme bir darbe olarak pazarlanan− “Brexit’i halledelim” sözüne güvenildi. Ne yazık ki, bu sloganın yakında sahtekârlık olduğu açığa çıkacak, bu da güveni iyice ortadan kaldıracak.

Elimizden geleni yapmamıza ve bu seçimin ülkemizin yönünü tümden değiştirecek bir dönüm noktası olacağını açıklamaya çalışmamıza rağmen, seçim esasen Brexit hakkında oldu.

Referandum sonucunu hayata geçirme konusunda kendi başarısızlıklarının doğurduğu hayal kırıklığından beslenen bölünmeleri istismar etmeye hazır bir Muhafazakâr parti − geleceği karşılamak üzere ülkemizi bir araya getirmeye talip bir İşçi Partisi pahasına.

Ülkedeki Brexit kutuplaşması, her iki cepheden güçlü bir seçmen desteğine sahip bir parti için işleri daha da zorlaştırdı. Sanıyorum, bazıları tarafından bu bölünme ve referandumu tekrarlama konusunda ikili oynamaya çalışmaktaymış gibi görülmemizin bedelini ödedik.

Şimdi İşçi Partisini desteklemeyen Stoke ve Scunthorpe, Blyth ve Bridgend, Grimsby ve Glasgow'luların* seslerine kulak vermemiz gerekiyor. Ülkemiz mali çöküşten bu yana kökten değişmiştir ve ancak vurdumduymaz bir siyasi proje bunu görmezden gelebilir.

İlerleme basitçe düz bir çizgide gerçekleşmez. Perşembe günü ciddi sayıda sandalye kaybetmemize rağmen, 2019 [Seçim] Bildirgesinin ve bunun arkasındaki hareketin tarihsel önemde görüleceğine inanıyorum − toplumu bir avuç kişi için değil, çoğunluk için dönüştürebilecek kuvvette bir gücü oluşturmak üzere gerçek bir teşebbüs. On yıllardır ilk defa, birçok insan daha iyi bir gelecek için umutlanmıştı.

Yüz binlerce insanın paylaştığı bu deneyimi silip atmak mümkün değildir. Bir hareket ve iki mislinden fazla büyümüş bir parti örgütü olarak görevimiz bitmedi: şimdi acil görev Boris Johnson hükümetinin ve Donald Trump ile yapmak istediği zararlı anlaşmanın sürekli saldırısına maruz kalacak toplulukları savunmaktır.

Ve umut duygusunun yayılması ve derinleşmesi için yola koyulmalıdır. Sosyalistler olarak insanların beklentilerini yükseltmeye çalışıyoruz. Ülkemizdeki insanlar çok daha fazlasını hak ediyor – ve başarmak için birlikte çalışırsak buna sahip olabilirler.

Kemer sıkma, şirketlerin gücü, eşitsizlik ve iklim krizi üzerine savlarımız kazandığından ve siyasi tartışma koşullarını yeniden yazdığımızdan ötürü gurur duyuyorum. Ancak bunu değişim için bir parlamento çoğunluğuna dönüştürmeyi başaramadığımız için üzgünüm.

Politikalarımızın beğenildiği kuşkusuz; demiryolları ve kilit genel hizmetlerin kamu mülkiyetine geçmesinden büyük bir konut seferberliğine ve milyonlarca insanın maaşlarında artışa kadar. Asıl soru: bu sefer başarısız olduğumuz noktalarda gelecekte nasıl başarabiliriz?

Seçmenlerin güvensizliğinin üstesinden gelmenin hızlı bir çözümü yok. Onlara üstten bakmak, onları kazandırmayacak. İşçi Partisi güvenlerini kazanmak zorundadır. Bu, özellikle de hükümet saldırılarına hız verirken, toplumu sabırla dinleme ve onun safında durma çalışması demektir. Ve işçi sınıfının −tüm çeşitliliğiyle− partimiz içindeki itici güç olmasını sağlamak demektir.

Son dört buçuk yıldır İşçi Partisi'ne medyanın düzenlediği saldırılar her zamankinden daha şiddetliydi − ve elbette bunun da seçim sonucuna etkisi oluyor. Gerçek değişimi kim savunursa medya muhalefetinin bütün gücünü karşısında bulacaktır.

Partinin bu milyarderlerin sahip olduğu ve etkilediği husumete kafa tutabilmesi ve mümkünse onu avantajımıza dönüştürmesi için daha güçlü bir stratejiye ihtiyacı var.

Ağır bir yenilgiye uğradık ve bundan payıma düşen sorumluluğu üstlendim. İşçi Partisinin yakında yeni bir lideri olacak. Ancak, bu kim olursa olsun, hareketimiz daha eşit ve adil bir toplum ve sürdürülebilir ve barışçıl bir dünya için çalışmaya devam edecek.

Hayatım boyunca bu amaçlar için mücadele ettim, etmeye de devam edeceğim. Umudun politikası kazanmalıdır.

Jeremy Corbyn, The Observer, 14 Aralık 2019.

* Çoğu seçim çevresi oluşturulduğundan bu yana İşçi Partisini seçen bölgeler (örn. Grimsby 1945’ten, Stoke ve Blyth 1950’den beri) [ç.n.].

Çeviri: Kızılcık.