Paris Komünü
- Ayrıntılar
- Rukiye Yıldırım
- Kültür-Anma
18 Mart – 21 (28) Mayıs 1871
Kapitalizmin ortadan kaldırılması ve sosyalizmin kurulmasına yönelik teorik tartışmaların pratiğe geçtiği insanlık tarihinin ilk proleter devrimi Paris Komünü’dür. 18 Mart 1871’de, Parisli devrimci işçiler iktidarı ele geçirecek ve onu 72 gün boyunca ellerinde tutacaktır. Paris Komünü, Marx ve Engels’in yapıtının en sadık ve en büyük ardılı Lenin önderliğindeki, 1917 Bolşevik Devrimi’nin de karşı konulamaz yolunu açtı. Bu ilk proleter devrim, aynı zamanda, burjuva devlet makinesinin ortadan kaldırılması, devletin süreç içerisinde insanların siyasi hükümeti olmaktan çıkarak sönümlenmesi ve komünizme giden devrimci çizgiyi işçilere Marksizmin gösterdiğinin de ifadesiydi.
Bugün, yaklaşık bir buçuk asır sonra, Paris Komünü’nün sosyal haklar için mücadelenin bir sonucu olmadığını, Fransız halkının ve özellikle Fransız proletaryasının devrimci hareketinin en ileri aşaması olduğunu gösteren, 15 bin komüncünün yargılandığı Vincennes Askerî Mahkemesi’nin arşivleri de dahil olmak üzere, çok sayıda belgeye sahibiz.
Yapay zekâ: neoliberalizmden çıkış ve yeni yağma düzeni
“Hakikat-ötesi” (post-truth) savaşlarda artık salt askerî tesislerin, stratejik endüstrilerin değil, petrol rafinerilerinin, enerji altyapısının, veri merkezlerinin de devre dışı bırakılması hedefleniyor; araya da birkaç okul ve/ya hastane bir dezenformasyon perdesi arkasında ilave ediliyor. Dikkat çeken bir unsur ise şu: Yapay zekâ ekonomisini destekleyen altyapı giderek jeopolitik çatışmanın bir parçası haline geliyor.
Larry Lohmann, bianet’te Diyar Saraçoğlu’na konuk olduğu söyleşide, “yapay zekâ”nın sadece teknolojik bir yenilik değil, emeği disipline eden ve sermaye birikimini yeniden örgütleyen, sanayi kapitalizminin emek ve doğa üzerindeki tahakküm biçimlerinin güncel bir uzantısı olduğunu belirtiyor. Teknolojik altyapısının ise, veri merkezleri, çip üretimi, enerji tüketimi, su kullanımı ve madencilik üzerinden yeni ekolojik ve toplumsal yıkım biçimleri ürettiğini anlatıyor.
yapay zekânın “yapaylığı”…
- Ayrıntılar
- Şükrü Çelikyapı
- Siyaset
“Yapay zekâ, çağımızın en güçlü teknolojisi. Sağlıktan adalete, eğitimden güvenliğe kadar birçok alanda dünyanın birçok ülkesinde kullanılıyor. Ancak yapay zekânın getirdiği yenilikler bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. Yapay zekâ gerçekten ‘tarafsız’ mı, yoksa ayrımcılığı otomatikleştiren bir araç olarak kullanılabilir mi? Kullanılmakta mı?” diye Kızılcık'ta sorulmuştu.
Bugün bölgemizde ve dünyada olup-bitenler bu soruya net ve sert bir cevap veriyor.
onbeşlerin anısına…
- Ayrıntılar
- KIZILCIK
- Kültür-Anma
Tarih
sınıf-ların
mücadelesidir.
– 1921
Kânunisani 28
– Karadeniz
– Burjuvazi
– Biz
– On beş kasap çengelinde sallanan
on beş kesik baş
– On beş arkadaş
“Ülkeyi biz yöneteceğiz”: Venezuela’da hukuksuz bir işgal hazırlığı
- Ayrıntılar
- Michelle Ellner
- Dünya
3 Ocak’taki basın toplantısını dinlerken mideme bir yumruk oturdu. Ailesi, anıları ve sanki bir mülkmüş gibi sözü edilen ülkeyle hâlâ canlı bağları olan Venezuela kökenli bir Amerikalı olarak duyduklarım çok netti. Ve bu ürpertici bir netlikti.
Başkan açıkça, ABD’nin “güvenli” ve “makul” bulacağı bir geçiş süreci gerçekleşene kadar “ülkeyi yöneteceğini” söyledi. Venezuela’nın devlet başkanını yakalamaktan, onu askerî bir ABD gemisiyle taşımaktan, Venezuela’yı geçici olarak yönetmekten ve ABD petrol şirketlerini devreye sokarak bu endüstriyi yeniden inşa etmekten bahsetti. Uluslararası tepkiyle ilgili kaygıları, herkesi alarma geçirmesi gereken bir cümleyle geçiştirdi: “Burasının bizim yarımküremiz olduğunu anlarlar.”
Küba hükümetinin Venezuela bildirisi
Küba, Amerika Birleşik Devletleri’nin Venezuela’ya karşı gerçekleştirdiği korkakça saldırıyı şiddetle kınar ve bu kardeş ülkeye koşulsuz desteğini ifade eder.
Devrimci Hükümet, Amerika Birleşik Devletleri’nin Venezuela’ya karşı gerçekleştirdiği askerî saldırganlığı şiddetle kınar ve Küba’nın kardeş Bolivarcı Cumhuriyet’e ve hükümetine olan koşulsuz desteğini ve mutlak dayanışmasını kesin bir dille bir kez daha vurgular. Yürütme Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez'in açıklamasını destekler ve ABD hükümetinin anayasal Başkan Nicolás Maduro Moros ve Cilia Flores'in hayatta olduğuna dair kanıt sunması talebini onaylar; ayrıca Bolivarcı ve Chavezci hükümetin ve halkın saldırganlığı reddetme, bağımsızlık ve egemenliği savunma kararlılıklarının arkasında durur.
Bir tanıklık: Tatar Nihat
- Ayrıntılar
- Şükriye Ercan
- Kültür-Anma
Eskişehir’e gittiğimde, Antakya depreminde kaybettiğimiz çok değerli yoldaşımız HDK’den Mehmet Karlıdağ beni aradı.
Nihat’ı işaret ederek,
“Şükriye’ye sen de yardımcı ol, yanında dur,” demiş.
Telefonunu verdi. Ben de aradım.
Nihat geldi.
“Arkadaşlar söyledi, sen de Eskişehirlisin, yanımda dur,” dedim.
“Tabii,” dedi.
Ve bir kere daha malûm meseleye dair…
- Ayrıntılar
- Şükrü Çelikyapı
- Siyaset
Solun, sosyalizmin toplumsal meşruiyeti var ama toplumsal varlığı pek yok…
Yıllardır ardı arkası kesilmeksizin süregelen ekonomik, sosyal ve özellikle de siyasi baskılarla, topluma tepeden aşağı kasıtla boca edilen ve hatta zorla dayatılan bir genel yozlaşma ortamında yaşıyoruz.
Bir ülkede temel değerlerde, sosyal ve ekonomik ilişkilerde, “yönetişimde” çürüme başlayınca bu durum, siyasal alana, kültüre, eğitime, spora ve kitle iletişimine, hasılı yaşamın bütün alanlarına yansımaktadır.
Zorunlu eğitimin uzunu ya da kısası
- Ayrıntılar
- Cemal Candaş
- Siyaset
Kapitalist sistemde eğitimden ülkeyi yönetenlerin (başka bir ifadeyle egemen sınıfların) beklentilerini şöyle sıralayabiliriz: Egemen sınıfın ideolojisini yeni nesillere taşıma/aktarma, mevcut sınıf ilişkilerini yeniden üretme, sömürüye dayalı sistemi halk kitleleri nazarında meşrulaştırma ve sistemin bekasını güvence altına almak amacıyla olası karşı çıkışları denetleme ve kontrol altına alma.
Yönetilenler (halk) ise eğitimden, çocuklarının bir “baltaya sap olabilmesi” için gerekli olan bilgi, beceri ve donanımı kazandırmasını; çocuğunun yetenek ve kapasitesini geliştirerek mutlu ve başarılı bir birey olarak yaşama hazırlamasını bekler.
sadeleştirelim biraz…
- Ayrıntılar
- Şükrü Çelikyapı
- Polemik
Yeni bir zamanın zamanıdır.
Suskunlukla hakikat arasındaki kırılgan boşluğu anlamaya çalışıyorum.
Hakikatin bir bedeli varsa, bu bedeli ödemeye hazır olmaktı, bunu göze almaktı bütün mesele.
Peki, yaşam yeniden yaşanmaya başlayabilir mi?
Cevap belki de yaşadığımız bunca yılda, ördüğümüz sosyal ilişkilerde, ortak acılarda, doğayla kurduğumuz derin bağda, hakikate çıplak gözle bakabilme cesaretinde…
Sayfa 2 / 5

Siyaset
Ekonomi
Dünya
Kültür-Anma