8 Eylül günü yaşama veda eden Mehmet Durmuş Trabzonluydu. Sosyalizm için mücadeleye 1965’lerden itibaren Karadeniz Teknik Üniversitesinde ve “1. TİP”te başlamıştı. Proleter değil öğrenciydi, ama belleklerde adı “Proleter Mehmet” olarak kaldı. KTÜ’de hem öğrencilerin yönetimle birlikte yürüttükleri “Tam özerklik” mücadelesi veriliyordu, hem de üniversitede ve kent genelinde Adalet Partisi bünyesi içinde örgütlenen devlet destekli “Komünizmle Mücadele” güçlerine karşı sokağa ve kentin her yanına yayılan mücadele şiddetleniyordu. Bu şiddet ortamında Mehmet Durmuş’un kararlı duruşu devrimci öğrenci hareket için de önemli bir motivasyon oluşturuyordu. Trabzon’da devrimci gençlik potansiyeli tümüyle TİP’ten koparak MDD saflarına geçti ve Ali Faik Cihan’ın da öncülüğünde kentte ciddi bir eylemci siyasal güç haline geldi. Trabzon’da bu devrimci siyasal kapasiteyi görmezlikten gelerek politika yapmak bütün burjuva partileri için imkânsızlaştı.
12 Mart fırtınası geçtikten sonra Mehmet Durmuş sosyalist siyasi mücadeleye Türkiye Sosyalist İşçi Partisi saflarında devam etti. Bu artık salt devrimci bir mücadele değil, komünist siyasi mücadeleydi. Kampüslerdeki mücadeleye benzemiyordu, adımını atsan karşına, temas etmek zorunda olduğun halk sınıfları çıkıyordu: İşçiler, yoksul köylüler, sistem muhalifi zanaatkarlar… Mehmet Durmuş’un komünist formasyonu asıl bu dönemde görünür oldu. Orman köylüleri arasında siyasi çalışma yapmıştı, bu tecrübesini de katarak dağı taşı arşınlamış, kentin en uzak mezralarına kadar uzanarak insanları sosyalizme kazanmak için çalışmıştı. Bolşeviklik 24 saatinin 24’ünü de devrim için ayırmak demekti o zamanlar. Mehmet Durmuş da böyle bir kimlik kazanmıştı, kendinden profesyonel bir özgürlük içinde kitlesel denebilecek ilişkiler geliştirdi. Partisi ve Mehmet Durmuş’un il başkanı olarak kendisi kentteki siyasi dengeler yelpazesinde belirgin bir yer ve ağırlık kazandı. Ama ayrıca Mehmet Durmuş, partisinin Doğu Karadeniz bölge sorumlusu olarak siyasi faaliyetini Samsun’dan Artvin’e uzanan bir alana genişletti ve binlerce sağlam ilişki yaratmayı başardı.
Doğu Karadeniz Bölgesi’nde –denebilir ki– Mehmet Durmuş kadar dost-ahbap sahibi olabilmiş bir başka devrimci olmamıştır.
12 Eylül askeri darbesinden sonra legal siyasi mücadele imkanları tükenince 8 yıl saklanmak zorunda kaldı. Araya, sosyalizmin sönümlenmesi dahil pek çok olay girdikten sonra 90’lı yılların başından itibaren onu sosyalist yeniden toparlanmanın gönüllü militanı olarak gördük. Sosyalist siyasi mücadele Mehmet Durmuş’un aklında ve bilincinde kesintiye uğramamıştı. Sosyalist Birlik Partisi (SBP)’nin kuruluşuna katıldı. Birleşik Sosyalist Parti (BSP)’nin ve daha sonra ÖDP’nin kuruluşunda da vardı.
Mehmet Durmuş’un sol siyasi mücadele kulvarında en karşı olduğu şey “çocukluk”tu. Sosyalist siyaseti ciddiye aldığı için dostu ve düşmanı da onu ciddiye alıyordu. Bir başka en karşı olduğu şey, tarihin kendisiyle başladığını zanneden “çırak devrimciliği” idi.
Mehmet Durmuş kansere yakalandı ve 5 yıl direnç gösterdi. Bu 5 yılda da siyaset içindeydi. Hayatın bütün sorunlarına ve ölüme analitik bakabilen, muhakeme yeteneği yüksek bir arkadaşımızdı. Bunlarla Mehmet Durmuş Türkiye solunun kazanımlarındandı, ama o da 45 yıllık mücadelesinde saygın anısını yaşatacak sayısız dost kazanmayı bilmişti.

Siyaset
Ekonomi
Dünya
Kültür-Anma