1904'te Jean Jaurès tarafından kurulmuştu
2004, Fransız Komünist Partisi merkez organı l’Humanité gazetesinin 100. yılı. Bu amaçla, Nisan'dan başlayarak yıl sonuna kadar çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Kutlamaların doruğunu Eylül'ün ikinci hafta sonunda yapılacak olan l’Humanité Festivali oluşturacak.
Bu bayram her yıl aynı hafta sonunda, üç gün süreyle çok geniş bir parkta düzenlenir. Seneden seneye, o tarihlerde, komünist olsun veya olmasın Parislilerin yaşamlarında yer tutar. FKP'nin bütün örgütleri ülkenin dört bir yanından gelerek orada pavyon açarlar. Yerel ve geleneksel yiyecek, içeceklerin de sunulduğu, mahalli özel ürünlerin, el işlerinin o örgüte gelir getirdiği, yayınevlerinin veya bazı kitabevlerinin tenzilatlı kitaplar, albümler, dergi koleksiyonları sattıkları, birçok müzik, tiyatro ve gösteri grubunun program sunduğu festivale gelip pavyonları gezen, yiyip-içen, eğlenen, kitap, dergi. reprodüksiyon, poster ya da hediyelik eşya satın alan insanların sayısı 3 milyondan aşağı düşmez. Eğer o hafta sonu hava güneşli ve ılıksa, rakam 5 milyon ziyaretçiye kadar ulaşır. Sadece dev amplifikatörlerle donanmış büyük konser alanında toplanıp, ünlü bir müzik grubunun dinletisini izleyenlerin sayısı 1,5 milyondan fazladır. Bayrama salt Fransa'dan değil, Almanya başta olmak üzere komşu ülkelerden de komünistler, feministler, çevreciler, vb. otobüslerle gelirler.
Festivalin bir başka renkli yönünü Uluslararası Site bölümünde, dünyanın dört bir yanındaki komünist ve işçi partilerinin ya da çeşitli ulusal kurtuluş hareketlerinin açtıkları pavyonlar veya stand’lar oluşturur. Ant Dağları Yerlilerinin flütünden, Karpat Çingenelerinin panflütüne kadar pek çok müziği orada dinleyebilirsiniz; Rus tahta bebekleri matruşkalardan, Afrika tahta totemlerine veya Küba'dan gelmiş irice bir kavun büyüklüğündeki deniz hayvanı kabuklarına kadar pek çok şeyi satın alabilirsiniz; baharatlı Hint yemeklerinden, Karaib ıstakozlarına kadar enva-i türlü değişik yiyeceklerden tadabilirsiniz. Bir başka deyişle, festival sadece ulusal değil, tam bir enternasyonal şenliktir. Dünya sosyalist sisteminin var olduğu yıllarda en büyük pavyon SSCB'ninki olurdu. Sovyetler Birliği'ni her yıl bir Sovyet Cumhuriyeti temsil ederdi. Bugün en büyük pavyonu Küba kullanıyor. Küba pavyonu dolup dolup taşıyor, on binlerce ıstakoz, bir o kadar da rom şişesi tüketiliyor. Rus Komünist Partisi'nin pavyonuna gelince, çok sayıda Türkiye’linin yaşadığı Paris'te, bizim ÖDP'nin pavyonu yanında çok sönük kalıyor.
L’Humanité Bayramı'nın bu özellikleri Komünist Partisi'nin o ülkedeki toplumsal meşruiyetini ve yerini gösteriyor. Oyları azalmış olsa bile, partinin sosyal varlığı, Fransa tarihine mal olmuş saygınlığı ve sendikal hareketteki yeri onu toplumun ayrılmaz bir parçası kılmış.
Bu yıl 100. yılını kutlayan ve sadece Avrupa'nın değil, belki de dünyanın en ünlü komünist günlük gazetesi olan l’Humanité yayın hayatına başladığında, ne Fransız Komünist Partisi vardı, ne de dünyada o adla her hangi bir parti.
L’Humanité Fransız Sosyalist Partisi başkanı Jean Jaurès tarafından kuruldu ve ilk kez 18 Nisan 1904’te yayınlandı. (Jaurès, I. Dünya Savaşı başlarken, savaş karşıtı olduğu için suikasta uğrayıp öldürüldü.) Sosyalist Parti'nin 1920'deki ünlü Tours Kongresi'nde parti mensuplarının dörtte üçü ayrılarak Komünist Partisi’ni kurdukları tarihten sonra, gazete yeni partinin yayın organı olacak ve adı Fransa'da komünizmle özdeşleşecekti.
Haziran 1940 ile Ağustos 1944 arasında geçen dört yıl içinde illegal gazete olarak 314 sayı (yaklaşık dört günde bir) yayınlandığı dönem sayılmazsa, l’Humanité günümüze değin günlük gazete olarak yayınını sürdürmüştür.
Gazetenin Paris'teki arşivi bugün sadece Fransa komünist ve işçi hareketinin değil, tüm ülkenin yüzyıllık tarihine tanıklık eden muazzam bir hazine niteliğindedir. Raf sıraları 484 m. tutan arşivdeki 17.736 kutu içinde 2 milyondan fazla fotoğraf gazetenin 100. yılı nedeniyle sergiye açılmıştır. Fransa’nın (kısaca CGT olarak anılan) Genel İş Konfederasyonu da aynı vesileyle arşivini kamuya açınca, özellikle ülkenin işçi hareketindeki tüm ayrıntıların, sayısız eylem ve olayın tasnif edilmiş görüntülerini ilgilenenlerin inceleme olanağı doğmuştur.
Arşivdeki fotoğrafların yanında, el yazısıyla gazeteye verilmiş haber ve yazılardan günümüze değin saklananlar da yer alıyor. Örneğin Nazi'lerce kurşuna dizilen komünist gazeteci, milletvekili Gabriel Peri'nin 204 sayfa tutan elle yazılmış yazılarının yanı sıra, okurlardan gelmiş mektuplar da var. Arşivi yeniden tasnif edenler bu mektuplardan büyük çoğunluğunun işçilerden geldiğini ve çalıştıkları fabrikaların, oturdukları semtlerin koşulları, kendilerinin ya da çevrelerindeki insanların düşünceleri, diğer gözlemleri hakkında zengin bilgiler içerdiğini, onları incelerken 1920'li yıllarda bile Fransız emekçilerinin ne düşündükleri, nasıl yaşadıkları üzerine fikir sahibi olunabildiğini belirtiyorlar.
Gazete bugün ciddi mali güçlükler içinde yayın yaşamını sürdürmeye çalışıyor.
Kızılcık, sayı 21 (Haziran/Temmuz 2004).

Siyaset
Ekonomi
Dünya
Kültür-Anma