Hikmet Akvarup 50.yilHikmet Akvarup Urfa/Bozova, Sığırcık köyünde öğretmenliğe başladı. 9 Temmuz 1976 tarihinde evlendik ve Adapazarı’na yerleştik.

Hikmet, TÖB-DER döneminde Adapazarı’nın Kemaliye köyünde görevliyken 3 yıl açığa alındı. 2 Eylül 1986’da kızımız dünyaya geldi. 1992 yılında ben görme yetimi kaybettim ve kör oldum. Aynı yılın mayıs ayında da öğretmenliğim sonlandırıldı.

12 Eylül 1992 tarihinde Hikmet, acil olarak ameliyata alındı ve bağırsak kanseri olduğunu öğrendik.

Hikmet 13 yıl gibi uzun bir süre bu hastalığa karşı mücadele verdi. Bu süreçte sendikal çalışmalarına hiç ara vermedi. Dört yıl Eğitim Sen şube başkanlığı yaptı.

Tüm çabalarımıza rağmen 26 Şubat 2004 tarihinde ne yazık ki vefat etti.

Ben Hikmet’in anısına ne yapabilirim diye düşünürken birlikte çalıştığımız okula kütüphane kurmaya karar verdim. Türkiye’deki tüm dostlar, Eğitim Sen’li arkadaşların desteğiyle 5000 kitap kapasiteli kütüphaneyi kurduk. Bunu başardığım için çok mutluyum. Destek veren dostlarımıza sonsuz teşekkürü bir borç biliyorum. Hikmet’in hastalığı ve tedavisi sürecinde bizden desteğini esirgemeyen tüm yoldaşlarımıza da teşekkür ederim.

Saygılarımla.

Ülkü Akvarup.

***

Yıl 1978, Adapazarı Belediyesinde memurum. TÜM-DER’le tanıştım. Bu vesileyle Sencer Eren ve Akif Bayrak sayesinde TSİP sempatizanı oldum. Süreçte Hikmet Akvarup’la da tanıştım.

Hikmet, 190 cm boyunda, 130 kg ağırlığında bir Boşnak. İlişkimiz siyasi boyuttaydı. Daha sonra geliştirdiğimiz dostluk sayesinde yakınlığımız çok daha ileri boyuta evrildi. Amansız hastalığı süresince, 5 kez yaşadığı ameliyatlarında hep yanı başındaydım.

Yaşamının son günlerinde İstanbul’da yatarken sürekli yanındaydım. Cengiz Uzuner, Muhsin Bostancı ve diğer yoldaşlarla nöbetleşe yanında kalıyorduk. Doktor Yeşim Erbil’e çok güveniyordu (Mehmet Ali Erbil’in kardeşi). Bir sabah kontrol sırasında Doktor Yeşim Hanım elini omuzuma attı, “Raif Bey, iki veya üç günlük ömrü kaldı. Hastayı evine göndermek daha doğru olur.” dedi. Hikmet’in hastanede kalması için ısrar ettim. Hastaneden çıktığı anda durumu anlayıp çok acı çekeceğini, son günlerinde Hikmet’e bu acıyı yaşatmamamız gerektiğini söyledim. Doktor kabul etti. Maalesef dediği gibi oldu. Üç gün sonra Hikmet’i kaybettik.

Öldükten sonra 3-4 yıl Adapazarı’nda anmasını düzenledik. Yakın illerden gelen yoldaşlarla onu andık.

Anısına saygıyla.

Raif Karabayır.

***

Hikmet’le partinin kuruluş yıllarında tanıştık. Ölünceye kadar dostluğumuz devam etti. İyi dosttuk.

Ben parti içinde çalışıyordum. O, öğretmen hareketindeydi. 1980’de TÖB-DER kapatılınca önce dernek kurma çalışmalarına sonra sendika kuruluş çalışmalarına katıldı. İkna ediciydi. Sekter değildi. 12 Eylül döneminde parti çalışmalarına da katıldı. Gece yarılarına kadar çalışırdık. O köy okulundaydı. Toplantı sonunda onu köye götürürdüm.

Çok özverili bir arkadaşımızdı.

Bağırsak kanserine yakalandı. Doktorlar 18 ay süre verdiler. Çok üzülmüştük.

Çok dirençli ve kararlıydı. Moralini hep yüksek tuttu. Hastalığı ile dalga geçebiliyordu. Bir toplantıda, “Siz hayat pahalılığı ile mücadele edin, ben önlemimi aldım. Bağırsağımdan elli santimetre kestirdim.” demişti. Hem ağladık hem güldük.

Eşi de onun gibi mücadeleci bir arkadaşımızdı. Daha önce görme yetisini kaybetmişti. Hikmet, eşinin gözü olmuştu. Daha sonra da Ülkü arkadaşımız yıllarca Hikmet’e çok iyi baktı.

İkisi de hastalıkla mücadelede örnek insan oldular.

Hikmet, hastalığa tam 13 yıl direndi. Bağırsaklarına bağlı torba ile hiçbir çalışmadan geri kalmadı. Cenazesinde hemen hemen herkes ağladı.

Onu çok özlüyorum.

Akif Bayrak.