Emin Gumustas 50.yil“Terzi Emin Usta”, oğlunun kaleminden hayatının hikâyesinden de anlaşılıyor zaten, kelimenin tam anlamıyla “veteran”dır.

O dönem 12 Mart’tan “çıkış” şartları içindeydi “sol” ve TSİP bu “çıkış”ın ilk ürünüdür. Bu aynı zamanda bir derlenme, toparlanma sürecidir. Böyle olunca da bir “parti” olabilmenin konsolidasyonu bu süreçte “mündemiçtir”.

Ama bir zaman sonra hem sınıfsal kristalizasyonun hızlanması ve hem de siyasi hatların daha belirgin ana çizgilerinin oluşmasıyla çeşitli ayrışmalar yaşanır olmuştur; eşyanın tabiatı icabı…

İşte o dönem Bursa teşkilatı da payına düşen dalgalanmaları yaşamış ve bazı unsurları geride bırakma zorunluluğuyla karşı karşıya kalmıştır.

Dalgalanmalar yaşanmadan durulmuyor ne yazık ki, denizler misali… Bu da hayatın olağan akışı…

O yıllarda Bursa örgütü il yönetimi marifetiyle bir “likidasyona” uğramış, üyelerinin neredeyse tamamı yönetimin “iğvası” ile Parti’den ayrılmışlardır. Kalan bir elin parmaklarını bile bulmayan sayıda insanın çabası sonucu kimi ayrılanlara ulaşılmış, geri dönmeleri için ikna edilmişlerdir.

İşte Terzi Emin o geri getirilenlerdendir. Aynı mahallenin sakini hemen hatırımıza gelen “İğneci Mahmut”, “Fotoğrafçı Şevki” ve aynı mahalleden olmasa da “Karayolcu Duran” vardır. Ama içlerinde en istikrarlı olanı, oğlunun anlattıklarına da yansıyan, Emin Usta’dır.

Bir sosyalist olarak yaşamış ve bir sosyalist olarak ölmüştür..!*

Babam Emin Gümüştaş 25 Mart 1941’de Yunanistan’ın Sofulu ilçesine bağlı Hebilköy’de doğmuş. İkinci Dünya Savaşı’nın tüm hızıyla devam ettiği günlerde, dokuz kardeşin en küçüğü olarak dünyaya gelmiş. Savaşın tüm yıkıcılığıyla hüküm sürdüğü şartlarda yaşadıkları toprakları terk edip Sofulu’ya göç etmişler. Açlık, yoksulluk ve hastalıklar hiç peşlerini bırakmamış, Sofulu’daki Rum komşularının dayanışması sayesinde ayakta kalmaya çalışmışlar. Bir ağabeyini kızamıktan diğerini ise faşist çetelerin katletmesi sonucu kaybetmesiyle tümden çaresiz kalmışlar, ümitlerini de neredeyse tamamen yitirmişler.

Savaş ertesindeyse, 6 Mayıs 1950’de Türkiye tarafında bulunan akrabalarının yardımıyla Meriç’i geçerek “iltica” etmiş, Bursa’da bulunan amcamın yanına yerleşmişler. Ancak açlık, yoksulluk, sefalet burada da peşlerini bırakmamış. Kısa bir süre sonra ise babasının kaybı tüm aileyi çok sarsmış.

Demirtaşpaşa İlkokulunu bitirir bitirmez de babam terzi çırağı olarak bir ustanın yanına verilmiş. Terzi Muharrem Amca aydın, demokrat, “solcu” bir insandır; dükkanına gelen müşterileri, gelip-giden arkadaşlarıyla güncel olaylar, aktüel siyaset ve ülke sorunları konuşulup tartışıldığı için, bu konular babamın da ilgisini çekmiş, zamanla “konular” hakkında fikirleri oluşmaya başlamış.

Babam 1963 yılında annemle evlenip, T.C. vatandaşı olup askere gitmiş. Askerde iken tanıştığı özellikle İstanbullu arkadaşları sayesinde içindeki “sol”, “sosyalizm” kıvılcımı ateşlenmiş; TİP ile tanışmıştır. Terhis olup Bursa’ya döndüğünde de TİP’ten Fevzi Kavuk, Av. Şükrü Akmansoy ile tanışmış ve TİP’e üye olmuştur. Bursa’daki yerel örgütlenme çalışmalarına bilfiil katılmıştır.

12 Mart 1971 Darbesi sonrasında 1974 yılında kurulan Türkiye Sosyalist İşçi Partisine katılmıştır. TSİP çatısı altında hemen bütün eylemlerde, gösterilerde, miting ve yürüyüşlerde yer almış, Setbaşı’ndaki parti binasında yapılan seminer ve eğitim çalışmalarına hiç kaçırmaksızın katılmıştır.

1980 Darbesine giden faşist tırmanış sürecinde de faşist saldırılara karşı mahallemizi koruma amacıyla mahallenin gençlerini seferber etmiştir. Namık Kemal mahallesi ve Atıcılar semtlerinde ilk defa gıda tüketici kooperatifleri kurarak yerleşik halkı kooperatif fikriyle tanıştırmış, kooperatif bilincini aşılamıştır. “PİM” Derneği vasıtasıyla da halk örgütlenmesine yardımcı olmuştur.

28 Mart 1979 tarihinde Bursa Balıkçılar Çarşısında, faşist çetelerce pusu kurularak, arkasından susturucu takılmış silahla vurularak katledilen Demir Ali Yaraşık’ın kaybı babamı derinden etkilemiş ve uzunca bir süre hayattan uzaklaşmasına yol açmıştır. Demir ağabeyin yitirilmesi onu büyük acılara boğmuştu.

12 Eylül 1980 faşist darbesi sonrasında da TSİP’le iletişimi ve bağları hiç kopmadı. Sürekli “toplantılara” katıldı. Parti içinde verilen her görevi canla başla yerine getirmeye çabaladı, elinden geleni ardına koymadı.

“İşçi Gündemi” ve “Gençlik Dünyası” Bursa temsilciliğine sürekli gitti. Bütün etkinliklerine, eğitim çalışmalarına ve seminerlerine katılmaya gayret etti.

Sosyalist Birlik Partisinin Bursa’daki kuruluş çalışmalarına katılıp aktif görev aldı.

Sadun Aren Hoca ile birlikte Birleşik Sosyalist Partinin Bursa’daki çalışmalarında yer aldı.

Özgürlük ve Dayanışma Partisinin Bursa’daki örgütlenme çalışmalarında ve diğer siyasi faaliyetlerinde yer aldı. 1999 Genel Seçimlerinde Bursa milletvekili adayı olarak seçim çalışmalarında görev üstlendi.

İçindeki özgürlük ve sosyalizm heyecanı, bağımsız ve sosyalist bir Türkiye özlemi, 29 Mayıs 2013 tarihinde aramızdan ayrıldığı güne dek hiç tükenmedi. Sosyalist kişiliğinden hiç ödün vermedi. Son güne dek bütün eylemlere, toplantılara, eğitim ve seminerlere katılmaya var gücüyle gayret etti.

SEVGİ VE SAYGIYLA ANIYORUZ…

İsmail Hakkı Gümüştaş.

* Kızılcık’ın notu.