İsmail Aydın, Halil Rıfat Özbaşı için şunları yazdı:
“Kars’ta partimiz il teşkilatını kurmadan önce “Kitle Bürosu” açılmıştı (1975). Kitle Bürosu aracılığıyla partimiz TSİP’i yakından tanıdık. 1976 yılında inşaat işçiliği yaptığım İstanbul’dan Kars’a döndüğümde Kitle Bürosu sorumlusu Kurban Kahraman evimizin kapısını çaldığında yanında hafif sarışın, uzun boylu, güleç yüzlü ve yeşil parkalı biri vardı. “Bu arkadaşın adı Halil Rıfat. Seninle acil görüşmemiz gerekiyor. Seni Büronun yanındaki kahvehanede bekliyoruz” deyip gittiler. Yanlarına vardığımda köylü olduğu her halinden belli olan biri daha vardı. Kurban onu da tanıştırdı:
“Bu arkadaşımız da Nuri Geçgili. Halil Rıfat arkadaş Balıkesir’den geldi. Kars’ta partinin il yönetimini oluşturacağız. Sen de kurucular içinde olur musun?”
Tereddüt etmeden kabul ettim. Kurban, Nuri, Halil Rıfat, Doktor Yusuf ve İsmail Aydın’dan oluşan yönetim gerekli evrakı tamamlayıp Valiliğe verince TSİP Kars İl Teşkilatı kurulmuş oldu.
Kurduk kurmasına ama partiye il binası bulamıyorduk. Polisin bina sahipleri üzerinde büyük baskısı vardı. Bu sorunu da bizim gecekondunun müştemilatı olan bir toprak damlı odayı göstererek çözdük.
Halil Rıfat il başkanımız oldu. Sosyalist bilinçle donanmış, kibar ve inançlı bir arkadaşımızdı. Diğer sol gruplarla tanıştıkça bu grupların ona karşı saygıları artıyordu.
Bizim gecekondu odası hem partinin il başkanlığı hem de Halil Rıfat’ın kaldığı bir yerdi. Parasız pulsuz yaşıyordu Halil Rıfat. Ona parasal katkımız olsun diye toptancı halinde geceleyin meyve kamyonlarını boşaltıyorduk.
Halil çoğu kez yatağına aç giriyordu. Bir akşam kapısını çaldığımda açılmadı. Annemden yedek anahtarı alıp kapıyı açtığımda Halil’i yatakta baygın halde buldum. Açlıktan bayılmıştı ve annemden yiyecek istemeye utanmıştı.
Gururlu bir insandı.
Çektiği zorlukları şu sözlerle bize anlatırdı:
“Ulan bu TSİP ve Kars yüzünden dişlerim dökülüyor.” Gerçekten de yetersiz beslenme ve sıkıntılar yüzünden dişleri dökülmüştü.
Bir süre sonra “dişlerinin dökülmesinden” sorumlu tuttuğu (ama asla yılmadığı) Kars’ı bize emanet ederek partinin verdiği görevleri yerine getirmek üzere gitti.
İzmir Urla’ya taşındığım dönemde İzmir’de olduğunu öğrendim.
Görüşmek kısmet olmadı. Sonraları aramızdan ayrıldığını öğrendim.
Onu hep kırçıl bıyıkları, çıkık elmacık kemikleri ve güler yüzüyle;
Sosyalizme ve TSİP’e bağlılığıyla hatırlayacağım…”
***
Mehmet Gürsoy şöyle anlatıyor:
“Onu 1984 Mayıs’ında gözaltına alındığımızda tanıdım. Adını daha önceleri defalarca duymuştum ama yüz yüze karşılaştığımızı hiç hatırlamıyorum. Gayrettepe’den Selimiye’ye nakledilirken bizi bindirdikleri midibüste yanlış hatırlamıyorsam 14 kişiydik. Aramızda birbiriyle hiç karşılaşmamış olanlar vardı. Halil Rıfat da legal çalışma döneminde uzunca bir süre merkezden uzak bir ilde, Kars’ta görev yaptığı için teşkilat mensupları tarafından pek bilinen, tanınan biri değildi. Buna rağmen konuşkanlığıyla, kahkahalarıyla ve herkese bulaştırdığı coşkusuyla yaklaşık 25 gündür çektiğimiz işkencenin yarattığı karamsarlığı büyük ölçüde dağıtmayı başarmıştı. Sadece o yarım saat kadar süren seyahat süresince yıllardır dostummuş duygusuna kapılmamı sağlamıştı.
Selimiye’deki ilk günden itibaren de Halil Rıfat, neşe kaynağımız oldu. Savcıya ifade vermek için beklediğimiz ilk gün 12 Eylül fıkralarına başladı. Bazıları ilk defa duyduğum fıkralar olmakla beraber, çoğu döneme adapte edilmiş eski fıkralardı. Ama her biri hepimizi gülmekten kırıp geçirmeye yetiyordu.
Hayatı çok ciddiye almayan bir kişiliği vardı. Ben sadece Selimiye’de bulunduğumuz süre içinde tanıdım, ama hayatının hiçbir döneminde hiçbir konuda derinliğine düşünüp karar veren biri olmadığı kanaatine sahip olmamı sağlayacak davranışlarda bulundu. Her davranışı içtendi. Bu onu benim nazarımda çok sevimli yapıyordu. Sabahları askerlerin 6.30 kalkış anonsunu duyar duymaz yataktan fırlar, kendi ağzıyla söylediği Çökertme türküsünün melodisine ayak uydurarak yatağında zeybek oynamaya başlardı.
Metris’e nakledildikten sonra ne yazık ki onunla aynı koğuşta olamadım. Eğer bu mümkün olsaydı sanırım tutukluluk döneminin çekilmezliği çok hafiflerdi. Benden beş altı ay kadar önce tahliye edildi. Tahliyesinden sonra İzmir’e yerleştiğini öğrendim.
Aradan yıllar geçtikten sonra, Veli Gürcan’ın cenazesine katılmak üzere İzmir’e gittiğimde karşılaştım. On yedi yıldır görüşmemiştik. Karşılaşmadan büyük bir sevinç duyarak kucaklaştık. Daha doğrusu benim duygularım öyleydi. Halil Rıfat’ta da bu coşkuyu gözlemliyordum. Biraz sohbet ettik. Anı tazeledik. Selimiye’de ve Metris’te beraber olduğumuz diğer arkadaşlardan da söz açtık. Halil Rıfat bu arada: “Ya,” dedi. “Çok iyi bir arkadaş vardı. Mehmet Ersoy. Onu görüyor musun hiç? Nasıldır merak ediyorum.”
İşte Halil Rıfat buydu. Soyadını yanlış hatırladığı beni görüp görmediğimi bana soruyordu. Ama o ana kadar benim tanımadığı biri olduğuma aldırış etmeksizin kucaklamış, çok samimi bir sohbete başlamıştı bile. Benim sorduğu kişi olduğumu öğrendiğinde de bundan zerrece rahatsız olmadı, bastı kahkahayı. Tabii ben de. Ona kızılamazdı, gücenilemezdi. Az önce gösterdiği coşku da sahte değildi. Doğal hali oydu.
Öldüğünü duyduğumda uzunca bir süre o çocukça neşesini, ortam ne kadar hüzünlü olursa olsun adam sendeci tavrını gözlerimin önüne getirdim, bir yandan hüzünlendim, bir yandan da esprilerini ve şakalarını düşünüp gülümsedim. Toprağın bol olsun Halil Rıfat.”
***
Zafer Yılmaz, Halil Rıfat Özbaşı için şunları anlatıyor:
Halil Rıfat Özbaşı, ailesiyle birlikte 1989 yılında İzmir’e taşındı. Ekonomik nedenlerle morali hayli bozuktu geldiğinde. Partimiz TSİP, hareket döneminde İzmir’de çok güçlü ve hareketliydi. İzmir’de gördüğü dayanışma ve hareketin coşkusu moralinin düzelmesini sağladı.
O dönemde tüm siyasi hareketlerle ilişkilerimiz hem çok iyi hem de belirleyiciydi. Halil Rıfat Özbaşı hem parti çalışmalarına katılmak hem de ailesinin ekonomisine katkı sağlamak amacıyla İzmir Kemeraltı lokalimizde çalışmaya başladı. Birlik görüşmeleri başladığında il sorumlusu olarak görev üstlendi. SBP ve daha kurulan BSP’de aktif olarak çalıştı.
Yoldaşlarının katkısıyla bir firmanın deposunda işçi olarak işe başladı. Daha sonra Karşıyaka Belediyesinin spor salonda işe girip buradan emekli oldu. Kızının üniversiteyi bitirebilmesi için bazı dostlarının düzenli katkıları olmuştu. Kızı üniversiteyi bitirdikten sonra İzmir Ödemiş ilçesinde memur olarak işe başlayınca Ödemiş’e yerleştiler.
Halil Rıfat ÖDP’de aktif görev almadı. HDP’yi ise dışardan destekledi.
27 Aralık 2016 tarihinde eşini kaybetti. Biz de yoldaşımızı kısa süreli bir kanser tedavisi sonrası, 8 Haziran 2022 tarihinde sonsuzluğa uğurladık.
Saygı ve özlemle anıyorum.