1Mayis miting crKriz emeğiyle geçinenlerin yaşamını derinden etkiliyor.

Krizin sorumlusu kim?

Bu sorunun yanıtı çok net aslında.

Sorumlu belli,

krizden kazanan belli,

krizin bedelini ödeyen belli.

Bütün bunlara karşın siyasi iktidara karşı görünür tepkinin olmaması anlaşılır değil. Krizin bedelini kimin ödediğini halk yaşayarak görüyor. Krizi fırsata çevirenleri halka doğru anlatamazsak, krizden medet umanlar halkı yanıltmaya devam ederler/ediyorlar da. Krizin derinleşmesi sosyalistleri güçlendirmesi gerekirken, durum hiç de öyle değil, aksine sosyalist hareketlerin dağınıklığı kitlerle bağ kurmalarını dolayısıyla güçlenmelerini zorlaştırıyor.

Siyasi iktidar, ekonomik kriz başta olmak üzere, iç ve dış politikada yaşadığı sıkışmışlıktan kurtulmak için, elinde tuttuğu yandaş/candaş medyasıyla krizi örtmeye çalışıyor. Bu ülkenin sosyalistleri olarak işsizliğin, yoksulluğun, pahalılığın özcesi ekonomik krizin nedenlerinin farkındayız, sonuçlarını kestiriyoruz. Ülkenin asıl sahipleri olarak, sesimize, rengimize, düşümüze, barış ısrarımıza, eşitlik şiarımıza, çocuklarımızın yarınına, yurttaşlık haklarımıza, demokrasi talebimize sahip çıkmak için geniş halk kitlelerine gerçekleri, sadece gerçekleri bıkmadan, usanmadan, yılmadan anlatmak zorundayız!

İktidarların yıllardır savaşa karşı barışı, despotizme karşı demokrasiyi, yalana/talana karşı eşitliği, baskılara karşı özgürlüğü savunanları “hain” olarak tanımlaması ve baskı altına almasına karşın demokrasinin,  barışın, eşitliğin kararlı savunucuları zulme karşı çıkmaktan yılmadılar.

Ülkemizin temel sorunu, hukukun, demokrasinin ve adaletin yıkımıdır.

Ülkemizin temel sorunu; her geçen gün artan,  işsizliktir, yaşamı yaşanamaz hale getiren zamlardır, yoksullaşan milyonlardır.

Artan baskılardır.

Emekçiler; zamlara, işsizliğe, yoksulluğa karşı güçlerimizi birleştirmek zorundayız. Emeğin özgürleşmesi ve demokrasinin inşası güçlerimizi birleştirmeden olanaklı değildir.

Güçlerimizi birleştirmezsek; ülkenin kadim topraklarına, Muğla’daki zeytin ağacına, Kazdağları’ndaki çınarın mağrur gölgesine, Hasankeyf’te tarihe, Aydın’ın küskün incirine, Karadeniz fındığına, Artvin’deki derelere, Sinop’taki nükleer santrale, Siirt’li Kürd’ün haklarına, torunlarımızın geleceğine sahip çıkmak ham hayaldir.

Güçlerimizi birleştirmek; çocuk istismarına, tacize/tecavüze karşı çıkmaktır.

Güçlerimizi birleştirmek; asgari ücretli işçinin emeğine, işsizlerin yaşam güvencesine sahip çıkmak demektir.

Güçlerimizi birleştirmek; yalanla, talanla, yolsuzluklarla, inanç sömürüsüyle iktidarını sürdüren AKP/MHP’yi tarihin çöplüğüne göndermektir.

Güçlerimizi birleştirmek; insanlık onurumuza sahip çıkmak demektir.

Aksi takdirde; gençler, çocuklar, kadınlar ölmeye devam edecek.

Halklar arasında kin, nefret, düşmanlık daha da artacak.

İnançla, inatla sosyalizm iddiasını sürdüren sosyalistlerin bugün görevi amasız/fakatsız sosyalist hareketin dağınıklığına son vermektir. İnancımız, inadımız; gezegenin bütününde kapitalizmin neoliberal politikalarını uygulamada daha da saldırganlaştığı, sermayenin sömürüsünün azgınlaşacağı bir dönemde ırkçı, gerici, rantçı, talancı iktidarların saltanatını engelleyemediğini yaşayarak görüyoruz.

Görev hepimizin.

Hazır mıyız?