Öğretmen Murat Tepegöz, 14 Şubat 1942 tarihinde Trabzon’da doğdu. Doğduğu günden kaynaklanıyor sanırım, hayata ve insanlara hep sevgiyle baktı. Diğer taraftan, hak ve adalet söz konusu olduğunda doğduğu coğrafyanın kavgacı ve inatçı yönünü hiç yitirmedi. Hiç korkmadı zalimlerle ve cahillerle kavga etmekten.
Devlet memuru olan babasının görev yerleri nedeniyle öğrenim hayatına farklı şehirlerde devam etti. 1962 yılında Sivas Lisesinden mezun oldu. Öğretmenliğe Giresun’un Alucra İlçesinde “Köy Öğretmeni” olarak başladı. Sonra da Akçaabat/Demirciköy’de “Köy Öğretmeni” olarak görev yaptı. Köylünün eğitilmesinin çok önemli olduğu inancı aslında görev yaptığı yerlerdeki yaşam ve gözlemlerine dayanıyordu. O nedenle TÖB-DER’li öğretmenlerle birlikte tiyatro başta olmak üzere sanatın köylere kadar uzanması için gönüllü oldu ve çaba gösterdi.
1968 yılında evlendi. 1969 yılında oğlu Şükrü Mete, 1974 yılında kızı Meltem doğdu. Çocukları, hırçın Karadeniz’de yüzmeyi, Bordo Mavi renklere olan aşkı, yılmazlığı ve eğitimin gücünü babalarından aldılar. Bir gün okulda düşmüştüm. Beni babamın yanına götürdüler. “Bu okulda diğer öğrenciler düşünce nasıl davranılıyorsa benim kızıma da öyle davranılacak” diye cevap verdi. İşinin başına döndü. Okuldan sonra eve geldiğinde sağlığımı sordu ve beni öptü. Kimseye ayrıcalıklı davranmayan bir eğitimciydi.
En güzel 23 Nisan şiirlerini Öğretmen Murat Tepegöz okudu. Trabzon’da 27 Mayıs İlkokulu ve Kurtuluş İlkokulunda uzun yıllar çalıştı. Çok okuyordu ve bugünün deyimiyle multidisipliner (çoklu bilim dalı) yaklaşımı benimsemişti. Bu bilgilerini aynı yıllarda orta okullarda Felsefe, İngilizce ve Din ve Ahlak Bilgisi dersleri vererek paylaştı. 12 Eylül 1980 askerî darbesinde zarar gören arkadaşlarının aileleri için her akşam evimizin Kabukluğundan (Trabzon’da o yıllarda kışın fındık kabuğu yakılırdı. Yakıtın istiflendiği yere de “Kabukluk” adı verilirdi.) yüklendiği çuvalları sırtlayıp arkadaşlarının ailelerine götürdü. Yaşamı boyunca paylaşımcıydı.
1980 darbesinden sonra gelen liberal anlayışı hiç benimsemedi. O yaşamı boyunca, toplumun sosyal ve ekonomik gelişiminin ancak kolektif bir anlayış ve çabayla olabileceğine inandı. 1982 yılından itibaren, İstanbul Taksim İlkokulunda çalışmaya başladı. 1991 yılında emekli oldu. Ancak, Öğretmen olmaktan hiç vazgeçmedi. Sevdiği işi olan öğretmeyi ve örnek olmayı kitap yazarak sürdürdü.
Yeni tanıştığı insanlara “Emekli Öğretmen Murat Tepegöz” olarak kendisini tanıtması bana garip gelmişti. Bir gün, “Neden sadece emekliyim demiyorsun?” diye sormuştum. “Öğretmen olmak bir yaşam biçimidir. Ölene kadar topluma ‘Öğretmen’ olarak hizmet edeceğim” demişti. Öğretmen, Murat Tepegöz hayatı, çocukları, insanı sevmekten hiç vazgeçmedi. Kitap okumayı özellikle de şiiri çok sevdi. Tiyatro sanatı ile ilgilendi.
1996 yılında ondan beklenmeyecek şekilde bizlere veda etti ve aramızdan ayrıldı. Dolu dolu yaşamayı seven, güzel şarkı söyleyen, güzel kavga eden, güzel seven, gözlerinin içi sürekli gülen ve tüm olumsuzluklara karşın hiç umutsuzluğa düşmeyen Murat Öğretmeni ve tüm öğretmenleri sevgi ve saygıyla anıyorum.
Meltem Tepegöz.
***
Mahalle arkadaşım, TÖB-DER’de Dava arkadaşım, TSİP’de yoldaşım Sevgili Murat Tepegöz kardeşimi satırlarıma sığdırmak mümkün olmasa gerek. Haksızlıklara karşı direnen, mevcut çarpık düzene karşı savaşan ve örgütlü mücadeleye gönül vermiş bir arkadaşımızdı. Aynı zamanda insan sevgisi ile dolu, çevresinde sevilen, sayılan bir dosttu.
12 Eylül faşist darbesinden 6 ay önce ben Trabzon’dan ayrılmak zorunda kaldım. Beni yolcu etmek için gelen arkadaşlarımın arasında Murat Tepegöz de vardı. Ancak o sadece beni değil 2. sınıfta öğrencisi olan küçük kızım Özgür’ü de uğurlamaya gelmişti. Öğrencisine bir kese kâğıdı içinde çeşitli meyveler getirmişti; ona sarılıp öperken, “Öğretmenin sana ancak bunları alabildi” diyerek sarılıp ağlayacak kadar naif bir insandı.
Sonraları İstanbul’da yollarımız kesişti, ancak Murat Tepegöz’ün durgun ve üzgün olduğunu hissettim. Sebebini mutlaka öğrenmeliydim. Zaman zaman görüşmelerimiz devam ederken durumu anladım; 12 Eylül faşist darbesi olmuş, ancak Murat Tepegöz’ü polis göz altına almamıştı ve Murat buna çok içerlemişti.
Daha sonra İstanbul’da TSİP yönetiminde çalıştığımız, aynı zamanda Trabzon Amatör Tiyatro Derneğinin yönetim kurulu üyesi olan Yılmaz Hüroğlu’na rastladım. (Murat Tepegöz de derneğin yönetim kurulu üyesiydi.) Yılmaz’la uzun yıllardır görüşmemiştik. Birlikte yemeğe çıkmıştık. Ben Yılmaz’a 12 Eylül darbesi sonrasında Trabzon’da yaşananları sorduğumda, 12 Eylül sabahı polisin birçok arkadaşı toparlayarak merkeze getirdiğini ve bu arada Yılmaz’a Murat Tepegöz’ün evini göstermesi için baskı yaptığını, ancak kendisinin bütün baskılara rağmen evi bilmediğini söylediğini anlattı. Bunu duyduğumda inanın çok sevinmiştim ve Murat’a bu müjdeyi vermek için sabırsızlanıyordum. Murat’la ilk buluşmamızda bu durumu kendisine anlattığımda üzerinden büyük bir yük kalkmıştı ve çok mutlu olmuştu.
Vahim bir kaza sonucu aramızdan ayrılan Murat Tepegöz yoldaşımı büyük bir özlemle saygıyla anıyorum. Yıldızlar yoldaşın olsun dostum.
Muhteşem Barçak.