Metin Culhaoglu soylesiMetin abiyi 35 yıldır tanıyorum.

Bu satırları yazmak, “Metin Çulhaoğlu’nun hayatı sona erdi” demek hiç kolay değil… Hepimiz çok üzüldük…

1980 Darbesinden sonra sosyalist hareketin bütün siyasi çevrelerinin toparlanmaya başladığı bir dönemde, Metin abinin de “Gelenek Hareketi” dergisinde yazıları yayınlanmaya başladı.

Kendi adı ve müstear isimlerle yazdığı yazıları ben ve arkadaşlarım ilgi ile izliyor ve bizlerin sosyalist mücadeleye bakışını değiştiren öğretici yazılarını dikkatlice takip ediyorduk.

Birlikte ne yapabiliriz tartışmalarının yapıldığı 1989 Kuruçeşme toplantıları hakkında ve geleceğe yönelik yazılarını okuyor ve değerlendirmeye çalışıyorduk.

O dönemde herkesin “kendi evini” geçmişten günümüze kalan ilişkilerini topladığı bir dönemde kendini tekrar etmeyen yeni ve ileri önerileri bizler için yol gösterici oluyordu.

Metin abi ile yollarımız 1994 yılında BSP (Birleşik Sosyalist Parti)’de kesişti. Artık aynı partinin üyeleriydik.

Birçok siyasi çevrenin bir araya gelerek kurduğu partinin ana fikri “Sosyalist Türkiye’yi kurmayı amaçlar” olarak birleştirici bir sadelik taşıyordu.

Kuruluş halinde bir parti olan BSP’de her siyasi grup yan yana gelmeyi “Siyasi bir tercih değil tarihsel bir zorunluluk” olarak görüyor ve kendine göre partinin siyasi hattını belirlemeye çalışıyordu.

BSP’nin tüzüğü platform kurmaya izin verdiği için, içinde bulunduğum GAZ (Gruplar Arası Zemin) grubu ve Metin abinin grubu SP (Sosyalist Politika) ile BSP içinde “Sol Blok” adı altında ortak bir platform oluşturduk.

BSP’nin sınıf karakterli işçi ve emekçi partisi olması için ortak çalışmalar yapıyorduk.

BSP’den sonra ve bir üst aşaması olarak kurulan ÖDP (Özgürlük ve Dayanışma Partisi) ise daha çok sayıda grup, çevre ve kişiyi yan yana getiren bir parti oldu.

Partinin amacı herkesin kendini ifade edeceği ve çalışma yürüteceği bir siyasi zemin sunuyordu. Yan yana gelmiştik ancak sorun yine ortada duruyor ve devamlı olarak ÖDP’nin nasıl bir parti olması gerektiği tartışılıyordu.

Her türlü konunun yazılı ve sözlü olarak tartışılabildiği, değişik gündemli toplantıların yapıldığı, kişilerin tek başına kendi düşünce ve önerilerini herkese ulaşabilecek kanalları kullandığı ilişkiler yaşanıyordu. Bu işleyişin dışında birçok siyasi grup yayınları da çıkarıyordu. Ancak ne yazık ki bir türlü ortak siyasi bir çerçeve buluşamıyorduk.

Bir yandan parti için; “Parti olmayan parti”, parti kurulları için; “Yönetim değil yürütme kurulu” olmalıdır tercihleri ve tartışmaları sürerken, partinin merkezi ve yerel kurullarının aldığı pratik eylem kararları ise “karşı eylem geliştirmemek şartıyla ister katıl istersen katılma” gibi bir keyfiyetle uygulanıyor ve ÖDP’de böyle bir örgütlülük içinde nereye gideceği belli olmayan kalabalık siyasi bir yapı olarak hayatını sürdürüyordu.

ÖDP’de, partinin siyasi yol haritası ne olmalıdır sorusu önemli bir dönemi başlattı.

Sayıları çok olan gruplar ÖDP’nin siyasi hattı Özgürlükçü Demokratik Cumhuriyet “ÖDC” olmalıdır derken, bizlerse; Metin abinin grubu “Sosyalist Politika” (SP), içinde bulunduğum “Gruplar Arası Zemin” grubu (GAZ) ve Sungur Savran ve Şadi Ozansü’nün grubu olan “Sosyalizm grubu” (SG) ile birlikte birçok parti üyesi arkadaşımız “Sosyalist Emek İnisiyatifi” adı altında bir platform kurarak ÖDP’nin sınıf karakterli, sosyalizm iktidarını hedefleyen, işçi ve emekçi politikalarını hayata geçirmek için mücadele eden devrimci bir parti olması gerektiğini söylüyorduk. Kurullar oluşturduk ve düzenli yayın çıkarmaya başladık.

Böylesi bir süreçte, ÖDP’nin siyasi niteliği ve siyasi yol haritası belirlenirken bazı etkili olabilecek kişilerin ve siyasi grupların sessiz kalarak ve gelişmeleri izleme yolunu seçerek yanlış yaptıklarını gördüm.

ÖDP’de siyasi farklılıklar belirlenmeye başlayınca partinin dağılma süreci de başlamış oldu. (Bu başka bir yazının konusu.)

BSP ve ÖDP döneminde Metin abiyi daha yakından tanıma fırsatım oldu. Birlikte çalıştığımız dönemde ondan öğrendiğim çok şey oldu. Metin abinin Türkiye’nin devrim ve sosyalizm mücadelesine verdiği katkılarının değerini çok iyi biliyorum ve herkesin de bilmesi ve unutmaması gerektiğini düşünüyorum.

Ancak ne yazık ki, Türkiye Devrimci Sosyalist hareketi değerli bir yoldaşını, teorik önderlerinden birini daha kaybetti.

Alçak gönüllü, mütevazı kişiliği, dostluğu, samimiyeti, bilgisi, Sosyalist Türkiye yaratma yolunda geçmişten günümüze yönelik öğretici/yol gösterici düşünce ve önerileri, teorik tespitleri, yani örnek Sosyalist bir devrimcide olması gereken her şeyi Metin abide bulabilirdiniz.

Bu gün Metin abinin izini Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) doğru politikalarında görüyorum.

TİP’li arkadaşların Metin abiyi bütün yönleriyle her zaman hatırlamasını, unutmamasını dilerim.

Artık Metin abinin olmaması bizlere daha çok sorumluluk yüklüyor.

Bunu bilerek yaşamak gerekir diye düşünüyorum.

Hasan Kaya Eker, 17 Ağustos 2022.