Bu yazı uzun seneler dünya emperyalizminin şarkta kanlı bekçiliğini yapan Çarlık Rusyasının ne suretle öldüğüne dairdir
Bin dokuz yüz on yedi
ikinciteşrin yedi...
Yumuşak ve derin
sesiyle Lenin:
“Dün erkendi, yarın geç
vakit tamam bugün,” dedi..
Yağlı çarklılarla yağlı işçiler:
“Bugün!” dedi.
Ölümü açlıktan öldüren siper:
“Bugün!” dedi.
Ağır
çelik
kara
toplarıyla AVRORA:
“BUGÜN!” dedi,
“BUGÜN!” dedi..
..............
.......
..........
.................
Artık
ne kışlık sarayda
sarhoş eteklerin ipekli sesi,
ne paskalya çanlarında deli duası çarın,
ne Sibirya yollarında zincir iniltisi...
Artık
votka kadehlerinde ıslanmıyacak
sarı sarkık bıyıkları pameşçiklerin.
Kara toprağın üstünde bir avuç kan gibi
yanmıyacak,
bakır sakalları
açlıktan ölen mujiklerin.
Artık
kararmıyacaktır karlı sokaklar
kara bir rüzgâr gibi geçen
Çarın kazaklarından.
Sarkmıyacaktır işçi kadınların
kanlı saçları:
kara kalpaklı kazakların mızraklarından.
Yandı kanatları iki başlı kara kartalın,
düştü yere,
öldü.
Buzlu Baltık denizinin kıyısında
bir pencere örtüldü.
Açıldı bir pencere.....
Bin dokuz yüz on yedi
ikinciteşrin yedi...
Petrograd 1917
Kışlık Saray’da Kerenski,
Smolni’de Sovyetler ve Lenin.
Sokakta karanlık
kar
rüzgâr
ve onlar.
Ve onlar biliyorlar ki, “O”
“Dün erkendi yarın geç,
vakit tamam bugün,” dedi.
Ve onlar “anladık, bildik” dediler.
Ve onlar hiçbir zaman
bildiklerini bu kadar müthiş ve mükemmel bilmediler.
Karın üstünde rüzgâr.
Ve onlar,
cepheden dönen süngüleri,
kamyonları, mitralyözleriyle,
hasretleri, ümitleri, mukaddes iştahları
ve karanlığa açılmış gözleriyle yürüyor,
yürüyor onlar kışlık saraya.
Putilovski zavottan bolşevik Kirof:
“—Bugün büyük bir gündür, yoldaşlar, diyor,
büyük bir gündür,
ve ihtar ederim ki, çapul yapmak isteyenlere,
artık kışlık saray ve bütün Rusya işçinin ve köylünündür.”
Rüzgâr,
kar
ve karanlık.
Onlar karanlık gibi kurnaz
rüzgâr gibi cesur
yürüyor.
Yürüyor onlar kışlık saraya.
Tesviyeci topal Sergey,
“Hey gidi dünya, diyor, hey…
Ben 905’te on yaşımda geçtim bu yoldan.
En önde iri, mazlum gözlü azize tasvirleri,
yalnayak çocuklarla, kocakarılar
ve uzun saçlı papaz Gapon vardı.
İnsanları ve rüzgârı arkamıza almıştık,
ve karşıda kırmızı pencerede bütün Rusların çarı.
Siyah elbisesiyle sapsarı bakıyordu bize.
Ağlayarak toprağa diz çöktü kadınlar.
Ben kaldırmıştım ki elimi istavroz çıkarmak için
birdenbire dörtnala Kazaklar çıktı karşımıza.
Kazaklar şahlanmış bir at ve kapkara kalpaktı.
Çocuklar bağırışarak serçe kuşları gibi düştü yere,
bir at nalı ezdi benim dizkapağımı.”
Ve topal Sergey bacağını sürüyerek
yürüyor Onlarla kışlık saraya
Rüzgârdır,
kardır
ve karanlıktır hâkim olan manzaraya.
Lehistan cephesinden gelen
köylü İvan Petroviç’in gözleri
karanlıkta kedi gözü gibi görüyor.
Kırmızı sakalına tükürüyor
ve “— Eh, Matuşka, diyor,
yeşil başlı ördek gibi toprağı çantaya attık çantaya.”
Rüzgârın
karın
ve karanlığın altında manzara.
Ve limanda üç bacalı Avrora.
Ateş açtı kışlık saraya.
Ateş açtı sütunların arkasından
alyanaklı yunkerlerle, sarışın, şişman orospular.
Tesviyeci topal Sergey
“Hey gidi dünya, dedi, hey
Kerenski kalmış kimlere...”
Ve topal bacağının üstünden düştü yere.
Lehistan cephesinden gelen
köylü İvan Petroviç
çok uzaklardaki yağlı, semiz toprağı kedi gözleriyle görüp
ve kırmızı sakalına tükürüp
vecd içinde işletiyor mitralyözü.
Rüzgârın altında
kırmızı tuğladan kışlık saray.
Bolşevik Kirof
“—Yoldaşlar, dedi, tarih,
yani işçi ve köylü sınıfları,
yani kızıl asker,
yani, bir meşale yakıyoruz,
yoldaşlar, hücuma kalkıyoruz” dedi.
Ve Neva nehrinde buzlar kızarırken
Onlar bir çocuk gibi iştahlı
rüzgâr gibi cesur,
kışlık saraya girdiler.
Demir, kömür ve şeker,
ve kırmızı bakır,
ve mensucat,
ve sevda ve zulûm ve hayat
ve bilcümle sanayi kollarının
ve küçük ve büyük ve Beyaz Rusya ve Kafkasya ve Sibirya
ve Türkistan
ve kederli Volga boylarının
ve şehirlerin bahtı
bir şafak vakti değişmiş oldu.
Bir şafak vakti karanlığın kenarından
karlı çizmelerini Onlar
mermer merdivenlere bastıkları zaman.

Nâzım Hikmet, İstanbul Tevkifhanesi, 1939.