Heartfield Saarland oylama 1935 detay* Fıkra bu ya (umarım öyledir!), George −“duble”− Bush başkanlık seçimleri kampanyasını sürdürürken, bir rastlantı sonucu, bir yerde Hüsnü Mübarek’le karşılaşır. Mübarek o yıllarda Mısır’ın güçlü tiranı. Girdiği her seçimi, %90’ını aşan büyük oy oranlarıyla kazanıyor. Bush bunu nasıl başardığını sorduğunda Mübarek; “kolaylıkla” der, “benim bir ekibim var. Seçimlerde çalışır ve ‘anahtar teslim’ bana kazandırırlar”.

“Vay be!” der, Bush “bana da çalışırlar mı; rica etsek?”. “Elbette” der Mübarek, “seçim ne zaman?”. Bush “haftaya” diye cevaplar. Mübarek, “valla’, biraz zor; zaman dar. Ama yine de bi’ soralım” der ve ekibini arar. “Bu kadar kısa sürede mümkün olamayacağını belirtiyorlar. Ancak eğer izin verilirse küçük bir seçim çevresinde, bu bir hafta çalışmayı teklif ediyorlar; ‘demo’ olarak ”…

Ve Mübarek’in ekibi −Bush’un en umutsuz olduğu küçük bir seçim çevresinde− çalışmaya koyulur. Seçimler sona erip sandıklar açılır; oylar sayıldığında, “ekip”in çalışma yürüttüğü seçim çevresinde oyların  %97’sini “Mübarek” almıştır!..

* Önümüzdeki −ne zaman yapılacağı, hatta yapılıp yapılmayacağı belirsiz olan− seçimlerde de AA’nın Mübarek’i “%97 oy oranıyla galip” ilan etmeyeceğini kim söyleyebilir? Olmaz iş midir?..

Hem −özellikle son “bana verilmeyen oyları da ben almış olayım ki ağzımızın tadı bozulmasınatraksiyonlarıyla birlikte− YSK’nın da bu minvalde davranmayacağını kim öne sürebilir? Zaten “İzmir işi torba”dan çıkmış il/ilçe seçim kurulları “alesta” işaret bekliyor olacaklardır..! Her an her şey olabilir!.. “Hiçbir şey olmasa bile bir şeyler olabilir”!.. Zira “üç harfliler” pek tekin değildir bu topraklarda..!