Çevre hareketini başlatan bilimcilerden birisi, hatta birincisi kabul edilen Rachel Louise Carson 1907’de ABD Pennsylvania’da küçük bir çiftlikte doğdu. Annesi Maria Frazier’in de etkisiyle doğaya büyük ilgi duyan, gözlemlerini deftere kaydeden, gördüklerini arkadaşlarıyla tartışan bir çocuk olarak büyüdü.

rachel-carson-sc1Yüksek öğrenimini sadece kız öğrencilerin okuduğu eyalet üniversitesinde Zooloji dalında yaptı, yüksek lisans derecesini John Hopkins Üniversitesi Deniz Biyolojisi Laboratuarından aldı (1932).

Büyük Kriz yıllarında radyoda ABD Balıkçılık Dairesinin düzenlediği programların metinlerini yazdı. Aynı zamanda doğa tarihi yazarlığı yaptı. “Sualtı Romantizmi” adı verilen ve 1 saatlik bölümlerden oluşan haftalık eğitsel program insanlara su altı yaşamını tanıtmak, balık biyolojisi hakkında onları bilgilendirmek amacını taşımaktaydı. Federal Hükümet tarafından 1936’dan 1952’ye kadar çıkarılan “Balık ve Yaban Hayatı” adlı düzenli yayının Yayın Yönetmenliğini yaptı.

“Under the Sea Wind” (Deniz Rüzgârları Altında) adlı ilk kitabını 1941’de yayınladı. 1951 tarihli “The Sea Around Us” (Etrafımızdaki Deniz) kitabı Carson’a ABD Kitap Ödülü’nü kazandırdı. 1955’te yayınladığı “The Edge of the Sea” (Denizin Kenarı) 1941’deki kitabın yeniden yazılmış biçimiydi. Her iki kitap da okyanusların tarihini incelemekteydi.

Andığımız çalışmalar Rachel Carson’ı kamuoyunu bilgilendirecek yalınlıkta yazan ünlü bir doğacı ve bilimci haline getirdi. Üst üste makaleler yazıyor ve insanlara doğanın harikalarını ve güzelliklerini tanıtmak için çaba gösteriyordu. Örneğin “Help Your Child to Wonder" (Çocuğunuza Merak Etmesini Öğretin) adlı kitabı (1956) hayli kısıtlı koşullarda doğa sevgisini ve ilgisini çocuklara vermenin önemini ve yollarını vurgulamaktaydı. 1957’de “Our Ever-Changing Shore" (Sürekli Değişen Sahillerimiz) kitabı çıktı.

Çevre bilincinin hayli gelişkin olduğu günümüzden 60 yıl öncesine bakıp Carson’ı okuduğumuzda söylediklerinin ne denli önemli olduğunu görmekteyiz. Çünkü onun tüm çabası insanların doğanın bir parçası olduklarını, ama doğayı deği-tirerek geri dönülmez bir olumsuz yola soktuklarını vurgulamaktı.

En önemli vurgulaması II. Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda üretilmeye başlanan ve tarımda hızla yaygınlaşan ve “pestisit” denilen sentetik kimyasalların (böcek ilaçlarının) doğayı tahrip ettiğini söylemek oldu. Bu konuda yazdığı “Silent Spring” (Sessiz İlkbahar) (1962) tarım ilaçlarının doğaya zarar veren kullanımına karşı mücadele eden ve hükümeti bu konuda tutum takınmaya çağıran bir kitap oldu. 1960 yılında çalışması başlayan kitabın iki bölümü pestisitlerin kanser, ülser ve bazı hastalıklara yol açtığı bulgularına ayrılmıştı. Çünkü Carson bu konuda yüzlerce vakayı incelemiş, o hastalarla söyleşiler yapmıştı. Aynı yıl bu çalışmaları sırasında göğsündeki yumruların farkına vardı ve kanser tedavisine başladı.

rachel-carson-sc2Günümüz bilimcileri, Carson’ın o kitabı yazarken gayet bilinçli olarak Savaş Sonrasının ABD kültüründeki “bilimsel ilerleme paradigması”nı ele aldığını ve insanın doğa üzerindeki negatif etkilerini irdelediğini söylerler.

Kitabın 1994’teki yeni basımına Başkan Yardımcısı Al Gore önsöz yazarak, kitabın çevre hareketindeki önemini vurgulayacaktı.

Kimya firmaları ve onlarla ilişkideki bazı devlet yetkilileri Carson’a savaş açtılar, fakat o yılmadı, cesurca konuşmaya devam etti, eko-sistemlere zarar veren bazı uygulamalara ve maddelere karşı doğanın güçsüz yanını oluşturduğumuzu söyledi.

1963’te ABD Kongresi’nde konuşma olanağı buldu ve hem insan sağlığını, hem de doğayı korumak için önlemler alınması gereği üzerinde durdu. Rachel Carson’ın yoğun ve ısrarlı uğraşları sonuç verdi: Kamuoyunun uyanması ve baskısı sonucunda hükümet DDT ve bazı böcek ilaçlarını yasakladı.

Daha da önemlisi onun çabaları etkili bir çevre hareketinin köklerini oluşturdu. Ona çevreciliğin başlatıcısı denilmesi uğraşlarının boşa gitmediğini göstermektedir. Dün Rachel Carson söylediğinde şaşkınlıkla, hatta tepkiyle izlenen saptamaları, özellikle bilimsel ilerleme tutkusunun doğa üzerindeki yıkıcı etkileri üzerinde kafa yoran sözleri bugün geniş bilim ve düşün çevre-eri tarafından benimsenmiştir.

1964’te göğüs kanserinden öldü. Sonraki yıllarda elde edilen bulgular kansere yol açan etmenler arasında onun gösterdiği etmenlerin de bulunduğunu ortaya koyacaktı.

Kızılcık, sayı 54 (Mayıs-Haziran 2013).