Evet, yenilgiydi! Tarihte mütemadiyen “yenilmek”, olası! Ancak toplumun sonsuza dek “kaybetme”si mümkün değil! Veya ilelebet “yenik” sayılması da..! Tarihe “hükmen mağlûp” olarak yazılmış hiçbir halk yoktur!.. (O “Almanlar yenildiği için biz de…” klişesi enayi tesellisidir; büyüklere masallar faslından.)
Önceki 12 Mayıs tarihli yazımızla “andığımız” sevgili arkadaşımız Hüseyin Hasançebi’nin söylemiyle söyleyecek olursak;
Nasıl “öğreneceğimiz”i unutmadıksa eğer mutlaka kazanabiliriz!.. Tarihi tecrübesini “başkaları”nın sırtından kazanmış hiçbir halk yoktur! Ve “bedeli ödenmemiş” tecrübe de yoktur!.. “Öğrenmek”, bedelini ödemeden mümkün değildir! Hatta “öğrenmeyi istemek” bile bir bedel gerektirir!..
İçinde bulunduğu duruma son vermek zorunda olan toplum, son vermek zorunda olduğu bu durum yüzünden buna muktedir olamamaktadır!.. Gücü yetmemektedir! Ne yapsa, ne etse de “öğrendikleri” bir türlü kâfi gelmemektedir! O halde yapılacak iş, “öğrenme”ye devam etmektir!.. Muhakkak “bedeli”ni ödeyerek elbette…
Hâlbuki son olarak yüklü bir bedel ödemiştik; “bağrımıza taş basarak”; peşin peşin. Seçim dinamiğini “Kürtlerin değil milliyetçiler”in belirlediği açık açık ifade edildiği halde… Hem de Anayasa’nın açık hükümlerine ve Belediye Kanunu’nun ilgili maddelerine rağmen, umursamazcasına imzalanan mutabakat metninde −bir keyfî tasarruf olan− “Kayyum” tanımlanarak “devlet görevlisi” gibi bir ibareye yer verilmesine istinaden ödemiştik.
Yine aynı ırkçı-şoven, xenofobik metinden hareketle asılan afişlerde açıkça ve vurguyla yazan “Suriyeliler Gi-de-cek!” ibaresinin “Türken Raus” çağrışımını, aralarında bir analoji kurarak hatırlatıyordu sosyal medyada bir önemli yazar. Aralarındaki “fark” saç tıraşından ibaret değildir umarız ve dileriz.
Bütün bu olup-bitenleri, bile bile lades “beka” zokasını yutmak olarak açıklayabilir, “Devletin âlî menfaatleri” olarak formüle edebiliriz, kısaca sanırım.
Yığınların tutumunuysa −kendileri için de bir şeyler umarak− “çalıyorlar ama çalışıyorlar da..” rasyonalizasyonu ve B. Brecht’in deyişiyle, “eldeki kuş daha kuştur daldaki kuştan” realistliğiyle açıklayabiliriz kanımca…
Umarız seçimler öncesinde ısrarla tekrar tekrar belirttiğimiz gelecekle ilgili “öngörülerimiz” gerçekleşmez! Birer isabetsiz “pesimist” kestirimler olarak kalır! Bugün itibariyle tek temennimiz bu olur herhalde…
Ama önümüzdeki süreci sadece “temenniler”le geçirmeyeceğiz elbette..!