Huseyin Aydinli 50.yilHüseyin Aydınlı, Arifiye Öğretmen Okulu mezunudur. 1976’da evlendik. Eş durumundan Kocaeli Karamürsel’e atandı. TÖB-DER üyesi, aynı zamanda Kitle okuruydu. Sıkı bir TSİP’liydi. Evini, ailesini, mesleğini, hele de partisini canını verecek kadar çok severdi.

1977 yılında TÖB-DER Karamürsel Şubesi başkanlığına seçildi. Hüseyin Aydınlı, çevresinde sevilen, sayılan, örgütçü bir insandı. 1977’de Karamürsel’den, tarihinde ilk defa, 1 Mayıs’a üç otobüs dolusu insanı, mitinge götürmek üzere örgütledi. Hatta kendi okulundan 40 yaşında olan ve o güne kadar hiçbir eyleme katılmamış bir arkadaşını mitinge götürdüğü için çok mutlu olmuştu.

TÖB-DER başkanlığını, 1979’da genel merkezde iki başlı yönetim oluşması sonucunda Karamürsel şubesinde yapılan olağanüstü kongrede “Birlik Dayanışma” grubuna karşı kaybetti. 1980 başından itibaren faşist darbe çanları çalmaya başlamıştı. Nihayet 12 Eylül geldi. Çevremizdeki insanlar panik oldular, herkes neye uğradığını şaşırdı. Hüseyin Aydınlı bir yandan kaçma hayalleri kurarken diğer yandan da bizi düşünüyor, yeni ameliyat olduğu için alçılı yatan küçük kızımızı bırakıp gidemiyordu. Ben çalışıyordum. Çocukların ne olacağına karar veremediği için tam bir çıkmaza girmişti tam o sıralar.

Partiden Hüseyin’in ne yapması gerektiği konusunda net bir bilgi gelmemişti. Kendisini tek başına koruması mümkün değildi.

6 Ekim 1980 günü Karamürsel’de yapılan operasyonda partili partisiz bir yığın insan evlerinden toplandı. Hüseyin de gözaltına alınanlar arasındaydı. Önce Gölcük’e götürüldüler. Nisan sonunda İstanbul Selimiye’ye… Davutpaşa son durağı oldu Hüseyin’in. 12 Haziran 1981 günü onu, İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesinde kaybettik.

Diyeceğim o ki biz gülüp eğlenecek zaman bulamadık. Biri iki buçuk diğeri bir yaşında iki kızımızla boynu bükük kaldık. Kızlarım babalarını tanıyamadılar.

12 Eylül generalleri Hüseyin’e kıydılar. Bu sistem, onu işkence yaparak aramızdan aldı. Keşke parti yöneticileri başka yoldaşları olduğu gibi Hüseyin’i de koruma altına alabilselerdi diye düşünmüyor değilim. Zaman zaman bu yüzden hayıflandığım oluyor.

Aradan 43 yıl geçtikten sonra yazabildiklerim bunlar. Daha yazamayacağım.

Hüseyin Aydınlı’yı hep özlüyorum. Onu sevgiyle, özlemle anıyorum.