Cengiz Uzuner 50.yilKocaeli’nin Gölcük ilçesinin Ümmiye Köyü’nde, 1957 yılının bilmem hangi döneminde, eskilerin deyimiyle tütün zamanı, anasının deyişiyle güller açarken tütün tarlasında sancılanan anacığı oracıkta doğuruverir dördüncü oğlunu. Tütün kıran zifirli elleriyle yerden bulduğu keskince bir taşla kesiverir göbeğini, ayırır bedeninden bebeğini. Çok sevdiği öğretmen amcasının adını koyar bebeğine “Cengiz” diye. İlk kez kendi koyar bir evladına adını.

Cengiz beş yaşında okula başlar, TÖS üyesi köy öğretmeni, evlerinin bir odasında oturduğundan, babasıyla sohbetlerinin baş dinleyicisi olur. Dünyayla tek bağlantısı öğretmeni, onun getirdiği gazeteler, bir de ajanstan ajansa açılan evlerindeki köyün tek radyosu…

On yaşına varmadan ilkokuldan mezun olmuştur. Adının köy kütüğüne yanlış yazıldığı o vakit belli olur. Muhtara doğduğu salık verilince o da kütüğe yazacağı adı unutup abisinin adı olan Yılmaz adını yazar kütüğe. Doğum tarihi de abinin doğum yılıdır. Yanlışlık diploma basılınca anlaşılmış, doğum tarihine bir şey yapamamışlar ancak Yılmaz adının yanına Cengiz adını sıkıştırabilmişler.

Ailenin maddi durumu diğer köylülere göre daha iyidir. Cengiz’in paylaşmayı içselleştirmesinin ana sebebidir bu. O yıllarda Almanya’ya işçi olarak gider köydeki yetişkin erkekler, bir tek babası gitmez. İzne gelen Almancıların renkli giysileri ve hediyeleri yanı sıra Cengiz’in dikkatini çeken, emperyalizmin sömürü hikâyeleri olur köylülerinin anlattıklarından.

Köyüne yakın bir belde olan İhsaniye’de ortaokulu okur. İlkokul öğretmeninin tanıştırdığı TÖS üyesi bir öğretmenle sıkı bağ kurar. Denizlerin asıldığı gün bağları iyice güçlenir. O yaşta daha öğretmenine açılan soruşturmalara karşı arkadaşlarını örgütleyen kişi olmuştur. Müfettiş sorgularında öğretmen lehine şahitlik yapmış, velilere, idareye karşı direnmiştir.

Kısa yoldan meslek sahibi olsun fikriyle İzmit Sanat Okulu Elektrik Bölümüne gider. Okulda öğrenci örgütlülüğünde başı çeker. Fabrikalarda staj yaptıkları dönemlerde işçi örgütlenmelerine de öncülük eder. Stajyerken bile sık sık işten atılır. Pek çok fabrikada örgütlenme çalışması yapar. Lise beş yılda zar zor tamamlanır. Profesyonel iş hayatına atılır. Yine pek çok fabrikada iş başı, sendikal örgütlenmeler, pek çok işten atılma... Lisede iken Kocaeli Devrimciler Birliğine ve TÖB-DER’e gidip gelir. Demokratik Merkeziyetçi öğretmenlerle güçlü bağlar kurar.

Üniversiteye Ankara Yüksek Öğretmen Okulunda başlar. Bir müddet okula gidip gelir, faşist saldırılar karşısında ağır yaralar alınca ailenin baskısıyla okulu bırakır. SGB’de gençlik hareketine katılır. Kocaeli Eğitim Enstitüne başlar. Enstitüye kayıtlı ama devamsız bir öğrencidir. Kocaeli’nde aktif siyaset yapar. TSİP İzmit İlçe Başkanıdır. Hem okumuş hem çalışmış, üstelik siyaseti bıraksın diye babasının gözdağıyla evden de kovulmuştur.

Arada bir okula geldiğinde gönlünü düşürdüğü, ders notlarını aldığı sınıf arkadaşı Günay Yıldızkan için artık okula gidip gelmeye, devamlı bir öğrenci olmaya başlamıştır.

1979 1 Mayıs’ı için planladığı evlilik teklifini sabırsızlığından 28 Nisan 1979’da etmiştir.

***

Hayat da siyasi süreç de hızlı akmaktaydı. Mezun olur olmaz Cengiz’le evlenerek Diyarbakır Ergani Çayköy’e gittik. İlçeye gidişte ilk iş TÖB-DER’e üye olmaktı ki kapısında koca bir mühürle karşılaştık. Derken 1980 Ağustos’unda adı çok öncelerden belirlenen Haziran dünyaya geldi; daha bir aylık bebek değilken 12 Eylül vurdu.

Geçtiğimiz bir yıllık süreçte köylüyü iyi tanımıştık. Onlar da sağcısı, solcusu gericisi... bizi benimsedi, sevdi. Jandarma sık sık köyü bastı, sorguladı, kimlikteki Yılmaz adı hayli yararlı oldu. Köylü Yılmaz biliyordu adını, siyasi yasaklı kayıtlarında yalnızca Cengiz adı vardı. Bu ikilem korudu bizleri. Darbenin ağır baskısı, doğanın sert koşulları, köydeki imkansızlıklar ve parasızlığa rağmen her ay beş saat gidiş, bir o kadar da dönüş olsa da ilçeye giderdik. Bahanemiz sağlam çocuğu veya beni doktora götürmekti. Usulen doktora görünür, bizi ya bir bakkala ya da bir otele emanet eder, yoldaşlarıyla bilgi aktarımı için buluşurdu. Bu her vakit Ergani veya Diyarbakır’a olmaz, bazen çevre il ve ilçelerde de buluşmalar gerçekleştirilirdi. İletilecek belgeleri bebemizin bezlerinde gizlerdik.

Bir keresinde jandarma köyü bastığında erkek köylüleri, aydın olan imamı, dört öğretmeni okula toparladılar. Cengiz Batılıydı, adı da Yılmaz’dı. Jandarma subayı ona farklı davranıyor, bilgi almaya çalışıyordu ondan. İkna ve örgütleme gücünün yüksekliği ile jandarmayı da ikna edebiliyordu. Kucağımda bebek var diye beni eve yolladılar. Dünyalar benim oldu. Evde belgeler vardı, bir iki Gerçek gazetesi, İlke dergisi, içinde tarafımdan Nâzım şiirleri okunmuş kasetler… Lojmanda arama yapmadan onları yok etmeliydim. Yakarsam dikkat çekecekti, hemencecik ilkel tuvalet giderinin deliğine attım hepsini. Batmadılar. İnceden yağan yağmurun altında uzaktaki köy çeşmesinden su taşıyıp gidere dökmeye başladım. Ben döktükçe kasetler yukarı çıkıyordu. Kaç tur şu taşıdım bilmiyorum, örtbas edemedim. Yağmur hızlanmıştı. Benim, çocuk kucağımda sürekli şu taşıdığımı gören komutan “Bu hocalarım bu kadar suyu ne yapıyor?” deyince, durumu bilmeyen Cengiz huylanıp “Çocuğun bezleri birikmişti, onları yıkıyordur.” demiş. İki jandarma görevlendiren komutan benim köylü ile irtibatımı kesmek için su taşıma görevini onlara vermişti. Onlar köyü didik didik aradı, lojmanı es geçtiler.

Cengiz sık sık köy baskınları olmasına rağmen yoldaşlarıyla bağını hiç koparmadı, çeşitli planlarla bilgi akışına devam etti.

Dört yıl zorlu köy hayatından sonra Diyarbakır merkeze taşındık. Siyasi çalışmaların yanı sıra öğretmen örgütlenmesine de aktif katıldı. ABECE dergisini yaymaya başladık bu defa. Polis her ikimize de nereye gidersek refakat ediyor, kendince göz açtırmıyordu. Yaya gittiğimizde de laf atıp duruyorlardı.

1986 yılı baharında kızımız Işık dünyaya geldi. O yılın sonunda da Cengiz’in ailesinin de zorlamasıyla Sakarya Karasu’ya atandık. O sıralarda öğretmen örgütlenmeleri hız kazanmıştı; 1991 yılında İstanbul Gaziosmanpaşa’ya geldik. Eğit-Sen ve Eğitim Sen’de şube sekreterliği, şube başkanlığı daha sonra iki dönem KESK MYK üyeliği yaptı. Öğretmen hareketiyle birlikte siyasi partilerle de yakın bağlar kurdu. 2007 yılında emekli olup aktif siyasete katıldı. Son dönemlerde HDP ilçe-il yöneticiliği yaptı.

Cengiz Uzuner 2Bulunduğu her örgütte, yaşamının her alanında, TSİP’li olma fikriyatı ağır bastı Cengiz’de. TSİP’li yoldaşları ile hep sıkı bağlar kurdu. Dayanışma çalışmalarına, ardından buluşma ve görüşme etkinliklerine katıldı. TSİP’lileri bir araya getirmek için uğraştı. TSİP arşivini arkadaşlarının destekleri ve Bülent Uyguner’in iş birliği ile iki koca cilt kitap haline getirdi. Kitapları göremeden 2022 yılı 24 Temmuz’unda doğduğu tütün tarlasında yapmış olduğu bağ evinde, uykuda iken bir yabani arının boynundaki atardamarı sokması sonucu aramızdan ayrıldı.

Cengiz, insani değerleri çok yüksek bir insandı, sevgi doluydu, düşünce halinin dışında hep güler yüzlüydü. İnsana değer verir, elindekini sonuna dek paylaşırdı. Önceliği hiçbir vakit biz ailesi ve kendisi olmadı. Son anına dek TSİP, onun yol arkadaşı idi.

Günay Uzuner, Ekim 2024.