Rahmi Atay 50.yilSevgili arkadaşımız, değerli dostumuz ve her şeyden önemlisi yürekli yoldaşımız Rahmi Atay’ı çok genç diyebileceğimiz bir yaşta kaybettik.

Rahmi Atay, öğretmenlik yıllarını İstanbul’da geçirdi. Toplumsal muhalefetin yükseldiği yıllarda o etkin bir TÖB-DER üyesiydi. Eğitim emekçilerinin demokratik mücadelesinin hep içinde oldu. Çeşitli düzeylerde örgüt yöneticilikleri yaptı. Aynı zamanda Türkiye Sosyalist İşçi Partisi’nin saflarında sosyalist mücadeleye katılmıştı. Fatih ilçe örgütünde görevler üstlendi.

Onun TSİP’e ne denli bağlı olduğunu gösteren bir davranışını burada anmadan geçemeyeceğim. Bir parti büyüğünün kendisine öğretmenlikten ayrılıp Filistin’e parti gönüllüsü olarak gitmesi teklifini tereddüt etmeden kabul ederek ertesi gün meslekten istifa etmesi, birkaç gün sonra parti merkezinin böyle bir kararı olmadığını öğrenerek istifasını geri alması, Rahmi’nin TSİP’e ve Sosyalizm davasına ne denli bağlı, cesur ve kararlı bir sosyalist olduğunu göstermekteydi. Bu olayı yıllar sonra kendisiyle sohbet konusu yaptığımızda, “O zamanın koşullarında hangi TSİP’li olsa benim gibi davranırdı.” demişti.

12 Eylül faşizmine direndi. Cuntacı generallerin ipliğini pazara çıkarmak için hazırlanan Gerçek gazetesinin dağıtımı sırasında gözaltına alındı. İşkenceler altında bile o, faşizme karşı yiğitçe direndi. Mesleğinden uzaklaştırıldı. Yaşamını sürdürebilmek için çeşitli işler yaptı. 1993’te tekrar öğretmenliğe dönebildi. Eğitim-İş’e üye oldu. Eğit-Sen ve Eğitim-İş’in birleşmesine katkıda bulundu. Birleşmeden sonra Eğitim Sen’in üyesi oldu. 2007 yılında emekliye ayrıldı.

Rahmi Atay kararlı, inatçı bir o kadar da kırılgan bir yoldaşımızdı. Sınıf düşmanlarına, ahlaksızlara, soygunculara karşı hiçbir toleransı yoktu. Tavrı çok açık ve netti. Onlara karşı en küçük bir esneklik göstermezdi. Bu yüzden başı hep derde giriyodu. Ama dostlarına, yoldaşlarına ve özellikle de öğrencilerine karşı engin bir sevgisi vardı. Onları çok önemserdi. Yaşamını ve tüm enerjisini onlara ayırmıştı. İnsanlara çok içten ve kibar davranır, herkesten aynı karşılığı beklerdi. Zaman zaman bu konuda yaşadığı hayal kırıklıklarında kırılır, kahrolurdu. Ama bulduğu ilk fırsatta kırgınlığını unutur ilişkisine yeniden başlamayı becerirdi.

Rahmi, kendisini sürekli geliştirmeye çalışırdı. Öğretmenlikten ayrılmak zorunda kaldığı yıllarda bir yandan değişik işlerde çalışırken aynı zamanda Açık Öğretim Fakültesini bitirmişti. Yaratıcı drama kurslarına gitti. Drama lideri oldu. Bu konudaki birikim ve deneyimlerini özellikle öğretmenlerle paylaşmak için kurslar açtı. Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) bünyesindeki Baba Destek Programı’nın eğitmeni oldu. Çocukların demokratik bir aile ortamında yetişmesine katkıda bulunmak amacıyla babalara yönelik eğitimler yaptı. Tüm bu çalışmalarını karşılıksız ve gönüllü olarak sürdürdü.

O çok yönlü ve örnek bir öğretmendi. Mesleğini sever, zamanının çok büyük bir kısmını öğrencilerine ayırırdı. Hafta sonları bile öğrenci gruplarıyla müze ve sergileri gezer, her fırsatta onlarla birlikte olurdu. Kendini mesleki anlamda geliştirmek amacıyla sürekli okur, araştırırdı.

Rahmi Atay sadece TSİP kökenliler tarafından değil, tüm sosyalistler tarafından sayılır, sevilirdi. Evinde sık sık düzenlediği sohbet yemeklerinde büyük bir renklilik gözlenirdi. Bu sohbetlerde ayrılıklar değil, birliktelikler öne çıkardı. Sohbete katılan herkes Rahmi’nin birleştirici kişiliği etrafında bir süre de olsa ayrılıklarını unuturdu. Cenaze töreninde yoldaşları adına konuşmayı DTP il başkanının kendi talebiyle yapmış olması, Rahmi’nin sosyalistler arasındaki konumuna denk düşüyordu.

Rahmi Atay, emekli olduktan sonra birçok şey yapmak istiyordu. Ama olmadı. Onu ani bir hastalık sonucunda kaybettik. O, sınıfsız sömürüsüz bir dünya kurmanın mümkün olacağına yürekten inanıyordu. Bu idealin gerçekleşmesi için kendisine önemli görevler düştüğünün bilincindeydi. Sorumluluklarından hiçbir zaman kaçmadı. Yaşasaydı sınıf mücadelesi çok daha güçlü olacaktı.

Rahmi’yi sevgiyle, özlemle anıyoruz.

İnşaat Mühendisleri Odası eski başkanı Cemal Gökçe, Rahmi Atay’ı şöyle anlatıyor*:

“Dört yıl gibi bir süre aynı evi paylaştığım öğretmen arkadaşım ve dostum diyebileceğim güzel kalpli bir insan... 2008 yılında aramızdan ayrıldığını biliyorum fakat gününü unutmuşum. Dost ve arkadaşlarıyla birlikte yolcu etmiştik sonsuzluğa. Yanımda bir fotoğrafı bile yok. Beynimde ise çok şey var Rahmi ile ilgili olarak... Sevgili Ercüment Gürçay’ın paylaşımını görünce, işte “Rahmi” dedim. Tam da Rahmi’yi anlatan bir fotoğraf. Ercüment iyi yakalamış. İçim burkuldu, çok şey geçti kafamdan… Ciddi görünen bir görünümünün altında muzip ve taklitçi bir yanı vardı. Beni de çok taklit ederdi. Daha çok da spor yapma şeklimle uğraşır, çaktırmadan izlerdi. Aynı evi birlikte paylaştığımız Ömer ile beni çok güldürürdü. Zaten Ömer’le aynı okulda çalışıyorlardı. Rahmi TSİP’li, biz ise TİP’li idik. Ayrıca TÖB-DER’in gelişip büyümesi, öğretmenlerin ekonomik ve demokratik haklarını alma mücadelesinde zaman zaman ayrı düşünsek de birlikte yürürdük. 1 Mayıs 1977 katliamında gazetelerde yayınlanan ve dünyada ödül alan bir fotoğrafın içinde yer almıştı. Yok edilmek istenmenin bir çaresizliği vardı fotoğrafta... oradan nasıl çıktığımızı anlatırken birçok duyguyu birlikte yaşardık.

Ben öğretmenlikten ve birlikte paylaştığımız evden ayrıldıktan sonra çok sık olmasa da zaman zaman görüşürdük. Evimize daha çok Ömer’le gelir giderlerdi. Eşime ve kız kardeşime benim taklidimi yapar, onları da güldürürdü Rahmi... O taklitler evimizin bir parçası oldu daha sonra. Aradan yıllar geçse de Rahmi’nin yaptığı taklitler zaman zaman gündeme gelir, onu anımsarız.

Birlikte paylaştığımız evimizi bir şekilde ele geçirdikleri Rahmi’nin anahtarı ile soyup soğana çevirmişlerdi. Olayı anlatır kahkahalarla gülerdik birlikte. Kendi anahtarımızla evimizi soymuşlardı… İhtiyacı varmış adamın!

Gönlü zengin, cebi delik, mert ve güzel bir dosttu Rahmi… Güzel mandolin çalardı. Kulağı ve ses algısı da çok iyiydi. Çok da duygusaldı. Nitekim çok genç bir yaşta sonsuzluğa gönderdik.

Zaman zaman kendisini hatırlatıyor bizlere… Anımsar, muzip ve taklitçi yanına güler, onu anarız.

Sevgi ve özlemle anıyoruz. Toprağı bol olsun Rahmi’nin…"

* 17 Eylül 2024’te eklendi.