TSIP-6.Yil-1980-AnkaraAtaturkSpSl.jpg“Çağımızda bilim açısından kalkınma, üretici güçlerin gelişmesini önleyen veya yavaşlatan tüm engellerin kaldırılması; en ileri üretim tarzının yerleştirilerek, üretici güçlerin bilimde öngörülen biçimde gelişiminin sağlanmasıdır.”

“Bilimsel anlamda kalkınmanın gerçekleşmesi için, toplumun nitel sıçrama geçirmesi, üretim biçiminin nitelik değiştirmesi gereklidir. Üretici güçler ancak bu şekilde çağdaş ve bilimsel anlamda gelişebilir.”

“İnsanın insanı sömürmesinin ortadan kalkması, insana dayalı kolektif aksiyon gücünün işçi sınıfı düşünce ve davranışı doğrultusunda dinamizm kazanması, insanın bilinçli, fedakâr ve yaratıcı ortaklaşa faaliyetinin gerçekleşebilmesi, insanın emeği ve ürünü üzerindeki sömürünün kalkması, toplumun bireylerinin gerçek barış, kardeşlik ve özgürlüğe ulaşmalarıyla mümkündür.” (Türkiye Sosyalist İşçi Partisi Programı, “Gerekçe” Bölümünden, 22 Haziran 1974.)

1974’te bu Program’la yola çıkan TSİP Kurucular Kurulu, aralarından Ahmet Kaçmaz’ı Genel Başkanlığa seçmişlerdi. Sonraki yıllarda gerçekleştirilen “I. ve II. Parti Kongre”lerimizde de aynı görevi üstlendi. Tevdi edilen bu görevi bîhakkın yerine getirdi; kelimenin tam anlamıyla “representative” bir başkan oldu.

Mensubu olmaktan her zaman onur ve kıvanç duyduğum "Siyasî Çizgim"in yayın organlarında, analitik bir bakış açısıyla kaleme aldığı çözümleyici yazılarını büyük lezzet alarak okurduk; aydınlanırdık…  o “imtiyazlı öğrencilik” zamanlarımızda... Manevî gelişimimize katkıda bulunmuş, emek vermiş olanlara selâm olsun!..

Bir yoldaşının ifadesiyle; “biz devrimciydik, ‘O’ komünistti!”… “biz devrime odaklanmıştık; ‘O’ daha ileriye, sosyalist kuruluşa”… “Reel Sosyalizm”in encamını herkesten önce görendi. Kulak ameliyatı için gittiği Sovyetler Birliği dönüşü ilk olarak dile getirmişti gördüğünü. “Bir ‘cerrahi kaza’ sonucu kulağını değil de gözünü mü açmışlar acaba” diye düşünmüştüm sonraları...

Geride kalanlar, bundan böyle onu hatıralarda yâd edecek; özlemle anacaklar…

Her kadehte, her düşen yağmur damlasında… sesini henüz kaybetmemiş şehirden gelen esintide... her gülüşün bir parçasında… ve enginlere çöken bir ince hüzünde… sizler, siz tüm yitirdiklerimiz de olacaksınız…