isbankası atatürk bayar crStalin döneminde 1935 sonrasında SBKP “Milli Burjuva” saydığı hareketleri destekliyordu; Türkiye’de “Milli burjuva”nın siyasi temsilcisi CHP idi. CHP emperyalizmden bağımsız Türkiye’yi savunuyordu.

TKP bu tezleri bütünüyle benimsemiş; 1935’de kendini feshederek CHP saflarına geçmiştir.

Oysa biz TSİP’liler, Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın, “Türkiye’de milli burjuvazi yoktur, Türkiye kapitalizmi mali sermayenin tekelci egemenliği altında doğmuş ve gelişmiştir. Sermaye kesimi burjuvalaşma dinamiğini burada yakalamıştır” diyen görüşlerine yakındık.

TSİP ve TKP heyetleri olarak Moskova’da, 1988 yılı eylül ayında, SBKP’nin şahitliği altında bir araya geldik. Akademi’deki tartışma toplantılarından birine Yuri Nikolayeviç Rozaliyev isimli bir akademisyen geldi. “Türkiye’de Kapitalizmin Gelişme Özellikleri” isimli kitabı Türkçeye çevrilmişti, okumuştuk. Dr Hikmet Kıvılcımlı’nın Türkiye kapitalizmi üzerine geliştirdiği tezlerini aynen savunuyordu.

Seminer bitti. Tektaş Ağaoğlu yanımda oturuyordu. Ben yazara, “Kitabınızda yanlışlar, hatalar var, Samet Ağaoğlu’nu finans kapital sahiplerinden biri gibi göstermişsiniz. Oğlu burada, tanıklık edebilir. Anadolu Ajansında hisseleri var, satsan bir paket sigara alamazsınız” dedim.

Rozaliyev nasırına basılmış gibi gerildi; küplere bindi. İşaret parmağı ile Veysi Sarısözen’i gösterdi. Zeki Baştımar ve İsmail Bilen’i kastederek, “Ben kitabı hazırlarken Hikmet Kıvılcımlı ile görüşmek için pasaport çıkartmak istedim, başaramadım. Bunların ataları pasaport almamı, Türkiye’ye gitmemi engellediler. Dr Hikmet Kıvılcımlı ile görüşebilseydim, bu gibi hataları yapmazdım” dedi.

TSİP ve Dr. Hikmet Kıvılcımlı adları yanyana gelince söylenecek başka şeyler de vardır; TSİP’in Kıvılcımlı siyasi geleneği üzerine kurulu ‘doktorcu’ bir parti olduğunun söylenmesi, yazılıp çizilmesi, böyle bir algının yaratılması gibi. TKP’de gözükara ve yoldaşlık kavramıyla hiç bağdaşmayan bir Dr. Hikmet Kıvılcımlı düşmanlığı vardır ama Kıvılcımlı’da TKP düşmanlığı yoktur; o kendini daima SBKP üyesi olarak görmüş, ölünceye kadar da böyle hissetmiştir. 1961’de kurulan TİP’e üyelik başvurusu vardır; reddedilmiştir.

TKP’deki geleneksel Dr. Kıvılcımlı düşmanlığı, Türkiye komünist solunun aynı zamanda “düşünür” tek siyasetçisi olmasından kaynaklanır. SBKP’ye, ve SBKP’nin Türkiye için ürettiği görüşlere aykırı düşmek yasaklanmıştır. Kıvılcımlı daha da ileri gider, Stalin tarafından yasaklanmış Asya Tipi Üretim Tarzı tartışmalarına girer ve Osmanlı-Türk tarihine yeni açıklamalar getirir. Bu konu üzerinde çok durulmadı ama Türkiye’den Marksizme bir katkıdan söz edilecekse akla gelen tek isim Kenan Somer’dir ve Kıvılcımlı’nın tarih tezini incelemiş, kendine özgü bir ATÜT teorisini geliştirdiğini teslim etmiştir.