Sesi Afrikalının hüznü, kederi, hasretiydi
Kuzeybatı Afrika’da, Okyanus’ta bir adalar ülkesi olan Yeşil Burun’un dünya müziğine armağan ettiği yorumcu geçtiğimiz Aralık ayında öldü. Ülkesi Yeşil Burun’da (Portekizcesi Cabo Verde) iki gün yas tuttu. Her dinlediğinizde insanı adeta büyüleyen ünlü Sodade [Por. Saudade] şarkısının unutulmaz sesiydi ve yeryüzünde sayısız müziksever hayranı vardı.
Yeşil Burun’da yaygınca konuşulan melez dilde baskın unsur Portekizce. Sözünü ettiğimiz parçanın adı da “Lagrimas de Saudade” (Hüznün Gözyaşları.)
“Saudade” sözcüğü birbirine yakın ve birbirini tamamlayan anlamlara sahip: Biraz melankolik bir eksiklik duygusu olarak tanımlanır. Bilinmeyen denizlere yolculuğa çıkanların arkasından duyulan üzüntü, kaybolmuş hayatların, geriye dönmeyen seyyahların, savaşlarda ölenlerin ardından duyulan keder.
Türkçede de benzer anlamlarda çok kelime var: Keder, elem, acı, üzüntü, hüzün, hasret, gam, kasvet, Kürtçede xem (x=gırtlaktan “h” sesi), Ermenicede karot, Arapçada vecd. vb.
Saudade’nin kullanıldığı alan hayli geniş. Karşılıksız kalmış tutkulu bir aşk. Kara sevda örneğin. Ya da uzaklarda bilinmeyen yerlerde ölmüş sevdiklerimiz ama sanki hep geri geleceklermiş gibi, hiç bir zaman kaybolmayacak sevginin hasret kelimesi… “Tenho saudades tuas”: “seni özledim, bende eksikliğin sonsuz” …sevdiğimize duyduğumuz Saudade; hem kaybolmuş geçmişteki, hem de gelecekteki eksikliğin şimdiki zamandaki hüznünü anlatıyor. Artık geriye gelemeyecek geçmişin nostaljisi. Ama Saudade aynı zamanda geri gelen anılara kavuşmanın sevinci, mutlu ve mutsuz buruk sevincin anlatımıdır, sevginin evrensel kelimesidir. Esperanto dili de bu kelimeyi kullanır.
Yitik vatanın acısı, yurda geri dönüşün yürekleri yakan özlemi… anlamı hiç bir zaman anlatılamayacak bir kelime...
Anlatmaya çalıştığımız kelimenin bizdeki en iyi açıklaması Divan şairi Bayburtlu Zihni’dir. “Bâd-ı saba selam söyle o yâre” ya da “Vardım ki yurdundan ayak götürmüş, yavru gitmiş ıssız kalmış otağı, camlar şikest olmuş meyler dökülmüş, sakiler meclisten çekmiş ayağı” veya ”Yıkmış çadırların göç etmiş Leyla”.
Benzer türkülerimiz çok: “Burası huştur yolu yokuştur, giden gelmiyor, acep nedendir”, “bir yiğit gurbete gitse gör başına neler gelir”, “yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar, aşrı aşrı memlekete kız vermesinler”, “allı turnam bizim ele varırsan, şeker söyle, kaymak söyle, bal söyle”, “turnalar uçun, yayladan geçin, yârimi seçin” ya da Dadaloğlu’nun “Yine tuttu Gâvur Dağı Boranı” gibi.
Cesaria Evora söylüyor: Kim gösterdi sana bu uzun yolu, kim gösterdi sana São Tomé’ye dönen yolu…
Hüzün, hüzün benim yurdumun toprağının Hüznü / bana yazarsan ben de sana yazarım / beni unutursan eğer seni unutacağım... geri döneceğin güne kadar / Hüzün, hüzün yurdum São Nicolas 'un Hüznü.
Cesaria Evora 1941’de São Vicente, Mindelo'da doğdu, genç kızken başladığı şarkıcılık yaşantısında önceleri umduklarını bulamadı. Barlarda şarkı söyleyerek annesine ve iki kızına baktı.
Derken başarının kapıları açıldı. Onu dinlemek için gelen Fransız menajer Jose da Silva, birlikte çalışmayı önerdiğinde Evora 47 yaşındaydı.
Evora “Hiç değilse Paris'i görürüm” diyerek öneriyi kabul etti, ve menajeriyle çalışmaya başlaması hayatında ve kariyerinde dönüm noktası oldu. İlk albümü 1988’de yayımlandı. 1991 ve 1992’de yeni albümleri çıktığında artık 50’li yaşlarda ve hayatında ilk kez ünlüydü. Şarkılarını Portekizce ile Afrika dillerinin bir karması olan Creole dilinde söylemesine rağmen, sesinin sıcaklığı ile dünyanın dört bir yanında geniş bir dinleyici kitlesi budu.
Çıkardığı ilk albümüne “La Diva aux pieds nus” (Çıplak Ayaklı Diva) adını koydu. Ender verdiği söyleşilerden birinde “neden çıplak ayaklı diva adıyla anılmayı seçtiği” sorulduğunda, “Dünyanın fakir halklarıyla dayanışmak için sahneye çıplak ayakta çıktığımı söylüyorlar, ama bu doğru değil. Cabo Verde'de herkes böyle dolaşır” diyordu.
Sonraki yıllarda dünyayı dolaşıp Türkiye de dâhil (Aspendos, Temmuz 2011) pek çok ülkede yüzlerce konser veren Evora, pek çok ödül aldı.
2003’te Güncel Dünya Müziği kategorisinde “Voz d’amor” (Aşkın Sesi) adlı albümüyle Grammy Ödülünü kazandı, ilk albümündeki adıyla “Çıplak Ayaklı Diva” olarak da anılan sanatçı için bu ödüllerin ötesinde ülkesi tarafından verilen “Kültür Elçisi” unvanına büyük önem verdi. Sanatçı, Yeşil Burun’da özel “morna” tarzı müziğin en önemli isimlerinden biridir. Şarkıları, Portekiz Fado’larından Küba ve Afrika müziklerine uzanan geniş bir çeşitliliği yansıtır.
Cesaria 17 Aralık 2011’de São Vicente adasında kalp yetmezliği ve hipertansiyon nedeniyle hayata gözlerini yumdu.
Albümleri: La Diva aux pieds nus - 1988, Distino di Belita - 1990, Mar Azul - 1991, Miss Perfumado - 1992, Cesaria - 1995, Cabo Verde - 1997, Cafe Atlantico - 1999, São Vicente de Longe - 2001, Voz D’amor - 2003, Rogamar - 2006, Nha Sentimento - 2009.
Kızılcık, sayı 46 (Ocak-Şubat 2012).
