Türkiye kapitalizminin krizi katmerlenerek ve kapitalizmin genel bunalımına eklemlenerek derinleşiyor. Rivayet muhtelif. Bankalar sisteminin çürüklüğünden kaynaklanan finansal bir kriz açıklaması gelişmeleri yorumlamaya yetmedi. Siyasal sistemin yanlışlarından veya çürüklüğünden kaynaklanan bir güven bunalımının finans dünyasına sirayet ettiği, bankaların çökmesi nedeniyle ticari ve üretici sektörlerin de bunalıma girdiği görüşü daha yaygın bir kabul gördü. Krizin arka planında, bir tür post-modern otokrasiyi temsil eden militarizm payandalı rejime karşı "liberal" burjuvazinin devlet iktidarını "ele geçirmeyi" amaçlayan "gecikmiş" atılımını sezen vülger Marksist yorumculardan, krizin ekonomi-politiğini tekelci sermayenin çıkarları açısından analiz eden liberal ekonomi ulemasına ve TÜSİAD patronlarına kadar geniş bir yelpaze, reçetenin ekonomik olduğu kadar siyasal bir programı da içermesini önerdi.

Kapitalizmin krizleri, Marksistlerin 150 yılı aşkın bir süredir aşina oldukları, enine boyuna analiz edilmiş bir konu. Kriz, kapitalist üretim tarzının ve mülkiyet ilişkilerinin olmazsa olmaz bir boyutu. İnsan kaynaklarının, maddi ve doğal kaynakların tahribi ve törpülenmesi kapitalist üretimin sürebilmesinin ön koşulu. Bu gerçeğin ardında kapitalizmi daha derinden tehdit eden bir başka gerçek yatı yor: kâr oranlarının sürekli düşmesi eğilimi. Bu eğilim küçük ve orta ölçekli sermaye birikimlerini mütemadiyen kendi girdabına çeken bir tekelleşmenin de temelidir. Bu bakımdan kriz kapitalistlerin, özellikle de küçük balıkları yutan büyük balıkların nefes borusudur. Yükünü kimlerin çektiğini herkes kendi hayatından biliyor.

Ekonomik krizin aslında siyasal kriz olduğunu, burjuva politikalarının işçileri, köylüleri, esnafı sefalete sürükledi- ğini farkedenler geç de olsa etkili ve kalabalık kitleler halinde sokağa döküldü. Daha önemlisi, krizi küçük balıkları yutmak ve parasal manevralarla halkı soyup soğana çevirmek için fırsat bilenlere karşı, "Emek Platformu" yeniden canlanıyor ve ülke çapında örgütleniyor. Yetersiz ve eleştiriye muhtaç yanları olsa bile, "Emek Programı", IMF-büyük sermaye politikalarının düzen-içi siyasal seçeneğ ini oluşturabilecek ve aynı zamanda bir emekçi seçeneğinin yolunu açabilecek bir adım olmaya adaydır.

***

1999 seçimlerinden sonra ÖDP içinde başlayan rejim krizi tartışmaları zamanla partiyi örgütsel bir krize sürükledi. KIZILCIK, sosyalistleri burjuva politikalarının, kendiliğinden gelişen hareketlerin gündelik siyasetinin peşine takmaya götürebilecek tavırlara karşı çıkmayı, halk güçlerinin siyasal alternatiflerini savunmayı sürdürecek.

***

Bu sayıdan itibaren 64 sayfa çıkıyoruz. Yeni fiyat artışının, günün koşullarında, anlayışla karşılanacağını umuyoruz.