Devlet Türkçenin en büyük hocasının adını gizlemişti
12 Eylül 2009 dilbilimci Agop Dilaçar’ın 30. ölüm yıldönümü.
Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda Osmanlıca’dan Türkçe’ye geçilirken Türkçe dilbiliminin en büyük hocası Agop Martayan Dilaçar’dı. Reisicumhur Gazi Paşa onu 1932’de Bulgaristan’dan 1. Türk Dil Kurultayına pasaportsuz getirmiş, Türk Dil Kurumu’nun kurucu yöneticilerinden yapmış, soyadı kanunu çıkınca Martayan olan soyadını Dilaçar yapmasını istemişti. [Kurultayda dört Ermeni dilbilimci daha vardı.]
Agop Martayan 1895’te İstanbul’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Gedikpaşa’da ABD misyoner okulunda yaptı. İngilizce, Rumca, İspanyolca öğrendi. Robert Kolej’i bitirdi (1915). Latince, Yunanca, Almanca, Rusça, Bulgarca üzerinde çalıştı. Birinci Dünya Savaşı’na ihtiyat zabiti olarak katıldı. Kafkas cephesinde gösterdiği başarıdan dolayı madalya ile ödüllendirildi. Ermeni tehcirinden dolayı ordudaki Ermeniler Suriye Cephesine sevkedilince o da Suriye’ye gönderildi. İleride Türkiye Reisicumhuru olacak Mustafa Kemal Paşa’yla orada tanıştı.
Savaştan sonra Robert Kolej’de İngilizce öğretmenliğine başladı (1919). Sofya’da Svabodan Üniversitesi’nde Eski Doğu Dilleri ve Osmanlıca okuttu. Avrupa’da ve İstanbul’da çıkan Ermenice gazetelerde yazdı. Yazının doğuşu (1928), Albion Bahçesi (1929) adlı kitaplarını yayımladı.
İlk dil kurultayında “Türk, Sümer ve Hint dilleri arasındaki rabıtalar (ilişkiler)”, ikincisinde “Türk paleoetimolojisi” konulu bildirilerini sundu. Türk Dil Kurumu baş uzmanlığına atandı (1934), Atatürk’ün isteğiyle Dilaçar soyadını aldı (1935). Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde dilbilim tarihi ve genel dilbilim okuttu (1936-1951). Türk Ansiklopedisi’nde başdanışmanlık ve baş redaktörlük yaptı (1942-1960). Eski Türk dilleri ve lehçeleriyle ilgili araştırma ve incelemelerini ölümüne dek sürdürdü. Dilin özleştirilmesine ve çağdaş kavramları karşılayacak bir bilim ve kültür dilinin yaratılmasına çalıştı.
Başlıca yapıtları: “Les bases Bio-Psychologiques de la Theorie Güneş Dil” (Güneş Dil Teorisi’nin BiyopsikoIojik Kökenleri, 1936), “Azeri Türkçesi” (1950), “Batı Türkçesi” (1953), “Lehçelerin Yazılma Tarzı”, “Türk Dil ve Lehçelerinin Tasnifi Meselesi” (1954), “Devlet Dili Olarak Türkçe” (1962), “Wilhelm Thomsen ve Orhon Yazıtlarının Çözülüşü” (1963), “Türk Diline Genel Bir Bakış” (1964), “Türkiye’de Dil Özleşmesi” (1965), “Dil, Diller ve Dilcilik” (1968), “Kutadgu Bilig İncelemesi” (1972), “Anadil İlkeleri ve Türkiye Dışındaki Başlıca Uygulamalar”dır (1978).
Yukarıdaki paragraflardan da okuduğunuz gibi, yaşamı boyunca Türk diline hizmet eden, hattâ Orhun Yazıtlarını bile okuyarak günümüz Türkçesine kazandıran bu en büyük Türkçe öğretmeni 1979’da öldüğünde Türk Dil Kurumu, TRT ve Anadolu Ajansı haberi “A. Dilaçar öldü” diye vererek onun adını gizlemiş, devletin gazete ilanlarında ve bütün gazete haberlerinde bilimcinin ismi A. Dilaçar diye çıkmıştı. TRT spikerleri haberi okurken, bilmeyenler öleni Adil Açar isimli bir Sarı Çizmeli Memet Ağa sanmışlardı.
Cenaze töreninin ertesi günü sosyalist günlük Gerçek Gazetesi olayı ayrıca haber olarak duyurmuş, ölenin Agop Dilaçar olduğunu belirtmişti. Dahasını da söyleyelim: Oğlu Vahe Dilaçar’ın −mülâkat yapan Şule Perinçek’e− anlattığına göre, Türk Hükümeti Dilaçar’a hiç pasaport vermemiş. Sekiz dil bilen uluslararası çaptaki dilbilimci bilimsel amaçla ya da başka bir nedenle hiç yurt dışına çıkamamış. Bir başka Ermeni dilbilimci olan, çeşitli sözlükler hazırlamış bulunan Pars Tuğlacı Türk Dil Kurumu’na üyelik başvurusunda bulunduğunda talebi, “Kurumda zaten bir tane Ermeni var” gerekçesiyle reddedilmiş.
Türkçenin ilk etimologu da Ermeniydi. Bedros Keresteciyan (1840- 1909) ilk Türkçe etimoloji sözlüğünü hazırlamış dilbilimcimizdir.
Kamu kuruluşlarındaki Ermeni fobisinin boyutlarını göstermek için bu Agop Dilaçar örneği çarpıcıdır. Ermeniyseniz, Türklüğe bu kadar çok hizmet etseniz dahi, öldükten sonra da yakanızı bırakmıyorlar! Bunun acısını en çok oğlu Vahe Martayan Dilaçar duymuş olmalı.
[Yukarıda andığımız resmi Ermeni düşmanlığının bir başka örneği de şöyle: ABD’de Beyaz Saray Türk Kütüphanesi Müdürü Abraham Bodurgil 2000 kitaplık Atatürk Bibliyografyası hazırlamış, ama haber TRT Televizyonunda Atatürkçülük adına övüne gerine verilirken, o bibliyografyayı hazırlayan kişinin adından hiç söz edilmemiş. Böylece Atatürkçülerin ne kadar Türkçü (ve Ermeni düşmanı) oldukları bir kez daha tescil edilmiş.]
Ulu Önder’in evlatlığı Sabiha Gökçen’in Ermeni kökenini sakla, en büyük Türkçe bilimcisi Agop Dilaçar’ın Agop’unu gizle, Atatürk Bibliyografyası hazırlayan Beyaz Saray Kütüphanecisi Abraham Bodurgil’in adından hiç bahsetme, Atatürk’e tap, tapındır. Türkçülüğe tak takıştır.
En büyük Türk, başka büyük yok!
