Öğrenci, işçi ve köylü eylemleriyle geçen 1968 Türkiyesi

1968’de Fransa’da, Avrupa ve ABD’de meydana gelen öğrenci, işçi ve kadın eylemlerinden Türkiye de uzak kalmadı. 1968 ülkemizdeki sosyal uyanışın önemli bir kilometre taşı oldu. O kadar oldu ki, üç yıl sonra darbe yapan Gen. Kur. Bşk. Tağmaç bu fiilini, “Ülkedeki sosyal uyanış toplumun önünde gidiyordu, onun için idareye el koyduk,” diye izah edecekti.

1968 Türkiye olaylarına giden süreçte en önemli toplumsal etken kapitalistleşmeydi, sermaye birikiminin hızlanmasıydı, siyasal ve düşünsel etmen ise o gelişmeye bağlı olan politikleşmeydi. Politikleşmede en önemli sübjektif faktör Türkiye İşçi Partisi’ydi. Örneğin, 1968 öğrenci olaylarında öndeki kişilerin hemen hepsi bu partinin üyesiydiler. Onların hemen hepsi −bu kısa anmanın konusu olmayan nedenlerle ve inanılmaz bir süratle− bir yıl içinde TİP’den kopacaklardı.

10 Haziran 1968 günü Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinde öğrenciler bazı akademik hakları için boykota gittiler. Öğrencilerin sözcüsü (yaşı 30’un üzerinde olan ve ertesi yıl CHP’den İçel milletvekili seçilecek olan) Celal Kargılı’ydı. Boykotun başlamasıyla amfilerden birisinin tahtasına yazılı ‘Sağ sol yok, boykot var’ cümlesi eylemin siyasal bir amaç taşımadığını gösteriyordu. Boykot Meclis’te yankılandı. CHP’li Nihat Erim (üç yıl sonra 12 Mart darbesinin başbakanı oldu) öğrencileri destekleyen bir konuşma yaptı.

12 Haziran sabahı İstanbul Hukuk Fak. öğrencileri boykot başlattılar, Fen Fak. öğrencileri de destekledi. Boykot bir kaç saatte işgale dönüştü. Hukuk öğrencilerinin öne sürdükleri talepler tamamı öğrenci haklarıyla ilgiliydi. İşgalin öncülüğünü Fikir Kulüpleri Federasyonu ve Devrimci Öğrenci Birliği yapıyordu. Öğrenciler kısa zamanda örgütlendiler ve fakülte alt birimlerinden başlayarak her fakültede Boykot ve İşgal Komitelerini seçtiler. Onların da temsilcilerinden oluşan kurula İ.Ü. Boykot ve İşgal Komiteleri Genel Konseyi adı verildi, Konsey bir de İcra Komitesi seçti. Bu komite eylemde daimi toplantı halindeymiş gibi kararlar alıyordu, Konsey de sık sık toplanıyordu. Eyleme dair her husus tartışılıp kolektif olarak karara bağlanıyordu. Hayatlarında ilk kez böyle bir eyleme giren öğrencilerin −sonucun ne olacağının bilinmediği− o gerilimli günlerde demokratik ve kolektif bir yönetimi gerçekleştirmiş olmaları, eylemin başarısının önemli bir nedeniydi.

Öyle ki, üniversite yönetimi öğrencilerin bütün taleplerini kabul ettikten sonra artık devam için gerekçeler ortadan kalktığında, işgali sürdürme eğilimleriyle, son verme eğilimleri arasında tartışmaların yaşandığı bir kaç gün içinde bile herkes demokratizme uydu. Eylemlerde öne çıkan kişi DÖB Başkanı Deniz Gezmiş’ti. [Ama Deniz yukarıda andığımız yönetim ve icra organlarına kendi isteğiyle girmemiş, konsey başkanlığına Kemal Bingöllü getirilmişti.] İşgale Gençay Gürsoy, Murat Belge, Nurkalp Devrim, Esat Eşkazan gibi devrimci asistanlar da aktif olarak katılmışlardı. Eylem üç hafta sürdü. Harun Karadeniz’in Birlik başkanı olduğu İ.T.Ü. öğrencileri de İstanbul yakasındaki arkadaşları için destek ve dayanışma amaçlı direniş yaptılar.

Üniversite işgali henüz bitmişti ki Kazlıçeşme’deki Derby Lastik Fabrikası işçileri işgal başlattılar. Sendika İstanbul TİP milletvekili Rıza Kuas’ın başkanı olduğu DİSK üyesi Lastik İş’ti. İşgal 5 gün sonra antlaşmayla sonuçlandı ama Derby işgali işçi hareketinde önemli bir dönüm noktası oluşturdu.

O sırada bir kaç 6. Filo savaş gemisi Dolmabahçe’ye demirledi. 15 Temmuz’dan başlayarak İ.Ü.ve İ.T.Ü. öğrencileri her gün eylem yaptılar. Örneğin karaya çıkmak isteyen denizcileri denize attılar, Beyoğlu’na eğlenmeye çıkanların bembeyaz üniformalarının üzerine mürekkep attılar. Gemiciler karaya çıkamaz oldu. 17 Temmuz’da İ.T.Ü. Gümüşsuyu yurdunu basan polis İ.Ü. Hukuk öğrencisi ve TİP Eminönü üyesi Vedat Demircioğlu’nu pencereden attı. Demircioğlu 23 Temmuz akşamı öldü. Bu arada Ankara ve İzmir’de de protesto ve İstanbul’la dayanışma eylemleri oldu. Ankara’da TİP’li bir genç minibüsün üzerinden düşerek öldü.

9 Eylül’de İzmir’li gençler bu kez oraya gelen Filo gemilerini protesto ettiler. Aynı günlerde İstinye Kavel fabrikasında ünlü Kavel işgali meydana geldi. Altınel Press ve Emayetaş grev ve direnişleri de işçi hareketini ateşleyen diğer 1968 eylemleri oldular. Derby’le başlayan yükseliş iki yıl sonra 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’ne ulaşacaktı.

1967’deki Elmalı toprak işgali 1968’de Söke’deki benzer olayla sürdü. Aralarında TİP Çankaya üyeleri ODTÜ’lü öğrenci lideri Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan’ın da bulunduğu Ankaralı sosyalist gençler dayanışmaya koşanlar arasındaydı. Elmalı ve Söke eylemleri İstanbullu sosyalist öğrencilerden Harun Karadeniz ve başkalarının Sinop Gerze’deki tütün işçilerine, Kastamonu’daki sarmısak üreticilerine, Ankaralı sosyalist gençlerin Turgutlu ve Salihli’deki küçük üreticilere, özel mülkiyet altındaki Bafa Gölü’ndeki emekçilere destek ve dayanışmaya gidecekleri süreci başlatması açısından önem taşıyan bir başka 1968 eylemidir.

O yıl bir başka eylem, İ.Ü. Sosyoloji asistanı Oya Baydar Sencer’in işçi sınıfı üzerine yaptığı doktora tezinin akademik değil, ideolojik nedenlerle (hiç bir gerekçe gösterilmeksizin) ikinci kez reddedilmesini protesto için yapılan iki günlük işgaldir. Masis Kürkçügil ve bir grup arkadaşı gidip Rektörlük binasını teslim alarak eylemi başlattılar. Ama Üniversite Senatosu üniversiteyi süresiz tatil edince işgal sona erdi ve öğrenci hareketi tarihimize ‘mini işgal’ diye geçti.