Bir yıl kadar önce 95 yaşında ölen Barry Commoner çağdaş çevre biliminin ve hareketinin öncülerindendi, bilimciydi, nükleer karşıtıydı, sosyal adaletçiydi, aynı zamanda Başkanlık Seçimleri kampanyasında topluma bazı yaşamsal gerçekleri açıklamak için Yurttaşlar Partisi’ni (Citizens’ Party) kurmuş ve Ronald Reagan’a karşı 200.000 oy almış bir siyasetçiydi.

Commoner Rusya göçmeni bir Yahudi ailesinin çocuğu olarak 1917’de New York Brooklyn’de doğdu. 20 yaşında Columbia Üniversitesi’nde Zooloji’de lisans derecesi, 24 yaşında Harvard’dan hücre fizyolojisi üzerine doktora derecesi aldı.

II. Dünya Savaşı’nda Donanmada askerlik yaptı. Kendisine DDT bombası yapma görevi verildi. Böylece Pasifik Adalarında Deniz Piyadeleri karaya çıkmadan önce DDT bombaları sahildeki böcekleri, sivrisinekleri, sinekleri öldürecekti. Ama Commoner ilaç bombasının denizdeki tonlarca balığı da öldürdüğünü saptadı. Bu tespit bilginin mesleki yaşamında bir dönüm noktası oluşturdu ve insanların ekosisteme her müdahalesinin bir takım olumsuzlukları tetikleyeceğini ve teknolojinin bu durumlarda istenmedik sonuçlar doğuracağını savunmaya başladı.

barry-commoner-scCommoner ABD’nin savaş sonunda Japonya’da nükleer silah kullanmasının sonuçlarını görmüştü. Her ne kadar Einstein, Oppenheimer ve Manhattan Projesi’nin bilimcileri bombayı imal edip, devlete teslim ettikten sonra onun kullanılmamasını istemiş idiyseler de, Hiroşima ve Nagazaki faciasındaki sorumluluklarını paylaşmışlardı. Commoner ABD ile SSCB arasındaki nükleer yarışın durdurulması için başka bilim insanlarıyla birlikte nükleer denemelerin durdurulması için harekete geçti. Sonuçta 1956’da Demokrat Parti Başkan Adayı Adlai Stevenson’ın denemelere son verilmesini programına almasını sağladılar. Çabaları ancak yıllarca sonra sonuç verdi.

1997’de “American Scientist” dergisine verdiği mülâkatta “Ordunun Atom Enerjisi Komisyonu’nda birçok seçkin bilimciyi emrinde çalıştırdığını, ama onların nükleer silahların kullanılmasının sonuçlarına aldırmadıklarını” söyleyecekti.

Commoner öğretim üyesi olduğu St. Louis Washington Üniversitesi’nde 1958’de “Nuclear Information” isimli teksirle çoğaltılan bir bülten yayınlamaya başladı, hükümetin nükleer silah politikalarını eleştiren bu yayın ileride “Scientist and Citizen” (Bilimci ve Yurttaş) adlı dergiye dönüştü ve bilim insanlarının topluma karşı sorumlulukları üzerine bilimsel ve düşünsel bir organ oldu. Aynı nükleer karşıtları eylem amaçlı Nükleer Haber Komitesi’ni kurdu.

Yoğun çabalarıyla dünya çapında 11 bini aşkın bilimcinin imzaladığı bir metinle nükleer denemelerin yasaklanmasını talep ettiler.

Commoner’ın katkılarından birisi tüketimdeki bazı yeni teknolojilerin canlıların sağlığını tehdit etmesi üzerinde durmasıydı. Tüketiciler deterjanlardan ve sentetik kumaşlardan uzak durmalı, onların yerine sabunu, pamuklu ve yünlü giysileri tercih etmeliydiler. Nükleer santraller, zehirli kimyasallar, pestisitler kullanılmamalıydı. Ekonomik gelişme adına artan sanayi atıkları hem doğayı hem de insan sağlığını tehdit etmekteydi.

1971’de yayınladığı “Closing Circle” çevre hareketinde kilometre taşı niteliğindedir. Commoner kitapta ekolojinin dört yasası olduğunu söyler:

• Doğada her şey her şeye bağlıdır.
• Her şey bir yere gider, hiçbir atık kaybolmaz.
• Doğa en iyiyi bilir.
• Doğanın sömürülmesi kaçınılmaz olarak yararlı kaynakları işe yaramaz kılar.

Bu bakımdan bugün gitgide daha çok önem kazanan “sürdürülebilirlik” kavramını ilk ortaya atan bilgindir. Bütün canlılar için tek bir yaşam küresinin mevcut olduğunu, bire şeye etkiyen bir etmenin her şeyi etkileyeceğini, sınaî üretim konusunda çok duyarlı olmamız ve insan ile doğa arasındaki hassas dengeyi bozmamamız gerektiğini, enerji kullanımı konusunda güneş, rüzgâr ve jeotermal enerji gibi alternatif kaynaklara başvurmamızı söylemiştir.

Commoner aynı zamanda Üçüncü Dünyadaki yoksulluğun zengin ülkelerden kaynaklandığını, sömürgeci çağın kalıntısı olduğunu söyler. O ülkelerdeki nüfus artışına parmak basan “Yeni Malthusçu” savlamaları kesin dille yadsır ve “Yoksulluğun nedeni nüfus artışı değildir, nüfus artışı yoksulluktan ileri gelmektedir, eğitim düzeyinin yükseldiği, bilginin arttığı ülkelerde doğum oranları azalmaktadır. Bilgisizlik nedeniyle birçok yoksul aile yeni çocukların büyüyünce kendilerine gelir getireceklerini sanıyorlar, oysa eğitim düzen yükseldikçe bunun aksini görüyorlar” der.

Bazı çevrecilerin aksine, çözümün sanayiye karşı çıkmakta ve “toprağa dönelim” ütopizminde olmadığını, ekonomiyi kontrol eden büyük iş çevrelerinin devlet ve toplum üzerindeki nüfuzlarını kırarak çevre duyarlılığı yaratarak, bu alandaki harcamaları ve yatırımları arttırarak optimal bir dengeye ulaşılabileceğine inanır.

Yukarıda özetlediğimiz görüşler bugün hiç birimize yeni değil. Ama Commoner’ın önemi altı kitapta ve pek çok makalede, tebliğde sunduğu bu görüşleri yarım yüzyıl boyunca dile getirmiş ve eylemini yapmış olmasındadır.

Kızılcık, sayı 57 (Kasım-Aralık 2013).