Caş biraderler Miroğlu ve Metiner

Orhan Miroğlu adını Musa Anter suikastiyle duyurmuştu. 12 Eylül'den önce Kemal Burkay'ın Özgürlük Yolu grubundaymış. 12 Eylül'de Diyarbakır Cezaevinden geçmiş, 1992 Eylül'ünde Anter'in yanında ölümden kurtulmuştu.

2007 Genel Seçimlerinde DTP tarafından Mersin'den bağımsız aday gösterilmiş ve birkaç yüz oy farkıyla seçilememişti.

Taraf Gazetesinde beş yıl kadar köşe yazarlığı yaptı, sonra Ahmet Altan'ı, “AKP'yi sert eleştiriyor, iyi niyetli değil,” diye kınayan bir yazısı yayınlandı. Miroğlu o yazısında yazılarının telif hakkını da düzenli alamadığından şikayet ediyordu.

Devamını oku...

Üniversiteye rahat gidemiyor

Tayyip Erdoğan Türk uydusunun Çin'deki uzay üssünden fırlatılmasına kumanda gösterisi yapmak için atraksiyonun yapılacağı ve canlı yayınla kamuya yansıtılacağı ODTÜ'ye gitti. Giderken yanında 3600 polis götürdü.

1000 kadar öğrenci Tayyip Erdoğan'ı üniversitede görmek istemediklerinden bahçede protesto eylemi yaptılar. 1000 öğrenciyi dağıtmak için onların üç misli tam donanımlı ve gaz bombalı polis harekete geçti. Geri kalan 600'ü başbakanlarının çevresine koruma önlemleri aldılar. Bir öğrenci başından yaralandı. 2'i gözaltına alındı. Olaylar bütün gün devam etti.

Gaz bombaları ve coplar, gözaltı ve tutuklamalar mevcut rejimin vaka-yı adiyeden (olağan olaylardan) saydığı kuvvet kullanmasıydı. Kim bilir kaçıncısıydı?

Devamını oku...

“Kemal kuşu” Sabiha Gökçen

Charlie Chaplin'in yazdığı, yönettiği ve oynadığı filmlerden “Monsieur Verdoux” onun baş eserlerinden biridir. Batının hukuk jargonunda “1. Derece cinayet” bizde ise “Taammüden cinayet” denilen suçlarından dolayı idama mahkûm edilen eski bankacı Verdoux'ya son sözü sorulduğunda şöyle der: “Barışta bir insan öldürürsünüz, sizi giyotine gönderirler, savaşta bir bomba atarsınız, bin kişiyi öldürürsünüz, sizi kahraman yapıp, madalya takarlar.”

1 Haziran 2012'de yayın hayatına başlayan “Kürt Tarihi” dergisinin Aralık 2012 sayısında Ahmet Emin Yalman isimli Tan Gazetecisinin Sabiha Gökçen'le yaptığı mülakattan bir bölüm yayınlandı. Gökçen'in insanları kitle halinde öldürmekten ne kadar haz duyduğunu anlatırken söyledikleri bana Chaplin'in sözlerini hatırlattı. Bir yıl önce aynı sözleri Gökçen Başaran İnce “Birikim”de yayınlamıştı.

Devamını oku...

Hrant suikastinin üstünü AKP rejimi örttü

Hrant Dink öldürüleli 6 yıl oluyor. Tetikçiler yakalandı, mahkûm edildi (hepsi de edilmedi, mesela Erhan Tuncel ceza almadı). Fakat böyle bir suikast elbette üç-beş lumpen Alperenin marifeti değildi. Onun öldürüleceği ihbarını alan jandarma komutanı, haberi getiren astsubaya, “tamam, ben ilgilenirim,” demiş, muhtemelen yukarıya bildirmişti. Trabzon Emniyeti haberi Emniyet Genel Müdürlüğü’ne, İstanbul Valiliği’ne bildirdiği halde hiçbir yetkili önlem almadı. Her şey açığa çıktıktan sonra bile o sorumlular hakkında idari önlem alınmadı, tersine hepsi terfi veya taltif ettirildi. İstanbul Emniyet Md. Vali yapıldı, İstanbul Valisi Tayyip Erdoğan tarafından AKP mebusluğuna atandı.

Devamını oku...

Roboski emrini veren hâlâ kendini gizliyor

Şırnex'a bağlı Qılaban'ın (Uludere'nin) Roboskî (Ortasu) ile 540 haneli Beju (Gülyazı) köylüleri koruculuk ve sınır ticareti dışında geçim kaynakları olmayan iki köyün sakinleriydiler. Tam 1 yıl önce, 28 Aralık 2011'de, Roboskî'de toplu kıyım yaşandı.

Savaş uçakları "sınır ötesi operasyon" adı altında çoğunluğu çocuk 34 sivili bombalayarak öldürdü. İnsansız hava araçları bombardıman emrini verenlere rehberlik etti.

TBMM İnsan Hakları Komisyonu olaya "koordinasyon eksikliği"nden diye uyduruk bir açıklama getirdi. Mecliste incelenen fotoğraflarda bombalanması emredilen grubun silahlı olmadığı, katır yükleriyle ticari bir köylü kafilesi olduğu belliydi. Çünkü yükler bidonlarla akaryakıttı.

Bombardıman emrini kim vermişti?

Devamını oku...