“Her Yer Taksim, Her Yer Direniş”

Bu slogan İstanbul’dan çıktı, Türkiye’de 67 ile, çok az Türkiyeli’nin bulunduğu İspanya ve İtalya dahil çeşitli Avrupa ülkelerine, hatta Washington D.C. (Beyaz Saray), New York, San Francisco, Los Angeles kentlerine kadar ulaştı.

1 Mayıs 2013’ü İstanbul halkına yasaklamışlardı, başka illerden de getirilmişler de içinde 30.000 robokopla İstanbul’u işgal etmişler, yolları kesmişler, vapur seferlerini kaldırmışlardı. Yalan gerekçe Taksim Meydanının bir köşesinde başlamış olan tahta perdeyle kapalı inşaat faaliyetiydi. Tayyip Erdoğan’ın Taksim yasağını kimi solcular da dahil olmak üzere savunanlar çıktı. Daha sonra Tayyip Erdoğan Taksim’in gösterilere tamamen kapatılacağını açıklayarak Bakanlarının, valisinin, Em. Müdürünün yalan söylemiş olduğunu ikrar etti.

1 Mayıs günü Taksim’e çıkamayan yüz binler, 1 Haziran günü Alanı baştan başa doldurdular, İstiklal Caddesi, Sıraselviler Cad., Gümüşssuyu İnönü Cad. gibi Taksim’e açılan yollar da Meydana dahil oldu. Ama hiçbir yetkilinin aklına 1 Mayıs yalanı gelmedi, kimse “İnşaat var, can güvenliğinizi sağlayamayız” demedi. Tayyip Erdoğan iktidarının gerekçelerine sığınıp 1 Mayıs yasağına boyun eğmiş olanlar 1 Haziran’daki ihkak-ı hak (hakkın fiilen gerçekleştirilmesi) karşısında utanmadılar. “Gidin eyleminizi Kadıköy’de yapın” diyemediler. Esasen eylemler Kadıköy’de, Bakırköy’de de, Beşiktaş’ta da, Şişli’de, Nişantaşı’nda da, Sancaktepe’de de yapıldı. 31 Mayıs gecesi Kadıköy’den binlerce kişi Boğaziçi Köprüsü’nü yürüyerek geçtiler, yürüyen bir arkadaşımın verdiği bilgiyle 7 saatte Beyoğlu’na ulaştılar.

Taksim Gezi Parkı direnişi Tayyip Erdoğan istibdadında biriken basınca karşı tapanın atması oldu. 1 Mayıs yasağını aynı ay içinde gençliğe ayyaş demek, içki kısıtlamaları getirmek, 3. Köprüye “Yavuz Selim” adını vermek gibi tahrikler eklendi.

Yalan, inkâr, iftira politikanın tabiatıdır demeyeceğim. Biz yalana alışmadık ve alışmayacağız. Olayların 6. Gününde Tayyip Erdoğan “oraya AVM yapılacak diye ortada bir proje yok” dedi, sözcülerinden Hüseyin Çelik de “oraya AVM yapılacaksa dozer altına önce ben yatarım” diye savurdu. Herkesin gözünün içine baka baka söylenen bu sözler hiçbir AKP’linin yüzünü kızartmadı.

Devamını oku...

"Yetmez ama evet!"çilik hortladı

Destek barışa ve çözüme değil, "Türkiye'nin uçacak olması"nadır

Hükümetin bir devlet projesi olarak, ama devletin iki has partisini dışarıda bırakarak, sadece Recep Tayyip Erdoğan'a yarasın diyerek başlattığı ve “Türkiye büyüyecek, genişleyecek, uçacak, Ortadoğu’ya hakim olacak” söylemiyle taraftar bulmaya çalıştığı “Barış süreci”ne toplumdan yüzde 70-80 gibi büyük destek geldi. Ancak bu desteğin, belki sadece yüzde 10’dan bile azı, “Kirli savaş bitsin, çocuklar ve gençler boşuna ölmesin”e, "Kürtler de Türklerle eşit vatandaş olsun"a verilen destektir. Sürece verilen desteğin yüzde 90’dan fazlası “Türkiye uçacak” vaadine, dolayısıyla AKP’ye ve Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık hayaline verilen destektir. Bu destek PKK’nın yenilmesine ve AKP’nin kazanmasına verilmiş milliyetçi, şoven, Kürt düşmanı bir destektir.

Devamını oku...

Fazıl Say'a 10 ay hapis

Fazıl Say'ın babası Ahmet Say: "Oğlum hakkında haksız bir ceza verildiği için üzgünüm, kırgınım. Türkiye'nin ilerlemesi yönünde, tam bağımsız, demokratik olması yolunda mücadele eden nice gencimiz yakın tarihimizde öldürüldüler. Onların da babaları, anneleri çok ağladı. Benim fazla sızlanacak halim yok.

Twitter'da yayınlanmış bir cümleyi tekrarladığı için yargılanan Fazıl Say'a İstanbul Sulh Ceza Mahkemesi 10 ay hapis cezası verdi.

Devamını oku...

CHP başarılıdır

CHP’nin solcular tarafından eleştirisi, genellikle CHP’den umut ve beklentilere dayanır. Ah bir sosyal demokrat veya olmadı hakkıyla kemalist olabilse. Şöyle bir yumruğunu masaya vurabilse. Emekçilerin sesini duyabilse...

Aynı zamanda ulusalcı olan solculardan CHP’ye sürekli ve şiddetli eleştiriler gelmeye başladı. Haksız da sayılmazlar; CHP köklü, devlet ve siyaset müktesebatı en yüksek, okumuş-yazmışlara dayanan, yönetiminde saygın bilim insanları da olan bir parti olduğu ve tabanı da Türkiye’nin en ‘medeni’ kesimlerinden oluştuğu halde, cehaleti paçalarından akan, neyi niçin ve kim adına konuştuğunu kendisi de bilemeyen bir R. Tayyip Erdoğan’ın hakkından gelemiyor, popülaritesini bir türlü söndüremiyor. Önümüzde peş peşe yapılacak seçimler var. AKP gene oyları silip süpürecek, CHP yine nal toplayacak. Anlaşılır, tahammül edilir bir şey değil. Halbuki CHP aklını başına toplasa...

Devamını oku...

Taksim gezisi yerine alışveriş merkezi

Türkiye ilkeler ve kurallarla değil, talimat ve emirlerle yönetilen bir ülke.

Tayyip Erdoğan 2011 Genel Seçimleri öncesindeki bir seçim mitinginde Taksim Parkına eski Topçu Kışlası'nın yeniden yapılacağını söylemişti. Dini imanı para ve rant olanların burayı da paraya çevirmek niyetinde olduğu besbelliydi. Nitekim 3 gün sonraki İzmir mitinginde aynı sözü yinelerken buraya “Rezidans ve AVM” yapılacağını müjdeledi.

Devamını oku...