Gezi sürecinde Tayyip Erdoğan medyası

Gezi Parkı direnişi Tayyip Erdoğangilin kontrol atiği medyanın ne olduğunu çarpıcı şekilde ortaya koydu.

İstisnasız hepsi tıpkı Başbakanları gibi afalladılar. Aralarında güya demokrasiyi ve insan haklarını savunanlar maskelerini bir yana bırakarak, Direniş düşmanı kesildiler.

En keskin Gezi düşmanı son zamanlarda Tayyip Erdoğancıların en önünde gideni, medyadaki koçbaşı Yiğit Bulut'tu. Başbakanın tetikçilerinden “Kanal 24”ün Genel Yayın Yönetmeni Yiğit Bulut direnişçilere en fazla söven adam oldu. Mesela “Polis Parka girer, eylemcilerin kafasını kırar” dedi. 15 Haziran Cumartesi akşamı Tayyip Erdoğan da öyle yaptı. Sadece parka girmedi, yaralıların tedavi edildiği Divan Oteline de girdi, kapalı alanda da gaz sıktı, gönüllü sağlık elemanlarına saldırdı, doktor, hemşire dövdü.

Devamını oku...

Neşe kavganın musikisidir

Nazım Hikmet'in bu dizesini ilk öğrendiğimizden beri çok sevmiştik, ama o musikiyi bu güne kadar pek az dinlemiştik. İlk kez Gezi Parkı'nda doya doya dinledik.

O musikinin ilk melodisi “Çapulcu” kelimesinin bu kadar sevimli hâle gelmesiyle oldu. Tayyip Erdoğan bizlere “Çapulcu” demişti ya, biz de hepimiz Çapulcu olduk. O kadar olduk ki, Noam Chomsky bile “I am also a Capulcu” diye pankart yazıp fotoğraf çektirdi. Kelime ABD'deki Türkiyeliler tarafından İngilizce deyime dönüştürüldü, “Every day I’m chapulling” dövizi orada da, burada da asıldı.

Devamını oku...

“Hepimiz Yahudiyiz, Ermeniyiz, Rumuz”

Bir üniversite hocası Gezi Parkındakiler için: “Yahudi, Ermeni ve Rumsanız Gezi eylemlerinde aktif rol almanızı anlayışla karşılıyorum.

Üç-beş eylemci çapulcu değil, Yahudi, Ermeni, Rum, özünde ahmakların bileşeni bir grubun isyancıları ile dünden yarına kavgamız olacaktır.

Bu çapulcular 1908 Taksim eyleminde yer almış olsalardı, ABDÜLHAMİT İSTİFA diyeceklerdi. UYAN TÜRKİYEM!!!”

Bu sözler kelimesi kelimesine o şahsa ait. Ona yanıt vermeyi, hatta adını yazmayı zül addederiz. Ama o lafları asıl dikkate almaları gereken Tayyip Erdoğancı iki Ermeni gazetecidir. Zira hakiki Tayyip Erdoğancı olan burada adı söylenmeyen kişidir. Raffi Harmon tepki gösterdi, ama hükümet yanlısı Mahçupyan da, Eseyan da sustular. Çünkü her ikisi de Gezi Parkı eylemlerine ilk günden beri karşı çıkmışlar, direnişe katılanlara kendi üsluplarıyla çatmışlar, Tayyip Erdoğan'ın İleri Demokrasi'sinin savunuculuğunu üstlenmişlerdir. Örneğin Markar Eseyan bir yazısına “Ey Gezi Gençliği” diye başlayarak eylemcilerle Kemalist diye alay etmeye kalkıştı, Tayyip Erdoğan'ın büyük şans olduğunu söyleyerek gençlerin onu desteklemelerini istedi.

Devamını oku...

“Her Yer Taksim, Her Yer Direniş”

Bu slogan İstanbul’dan çıktı, Türkiye’de 67 ile, çok az Türkiyeli’nin bulunduğu İspanya ve İtalya dahil çeşitli Avrupa ülkelerine, hatta Washington D.C. (Beyaz Saray), New York, San Francisco, Los Angeles kentlerine kadar ulaştı.

1 Mayıs 2013’ü İstanbul halkına yasaklamışlardı, başka illerden de getirilmişler de içinde 30.000 robokopla İstanbul’u işgal etmişler, yolları kesmişler, vapur seferlerini kaldırmışlardı. Yalan gerekçe Taksim Meydanının bir köşesinde başlamış olan tahta perdeyle kapalı inşaat faaliyetiydi. Tayyip Erdoğan’ın Taksim yasağını kimi solcular da dahil olmak üzere savunanlar çıktı. Daha sonra Tayyip Erdoğan Taksim’in gösterilere tamamen kapatılacağını açıklayarak Bakanlarının, valisinin, Em. Müdürünün yalan söylemiş olduğunu ikrar etti.

1 Mayıs günü Taksim’e çıkamayan yüz binler, 1 Haziran günü Alanı baştan başa doldurdular, İstiklal Caddesi, Sıraselviler Cad., Gümüşssuyu İnönü Cad. gibi Taksim’e açılan yollar da Meydana dahil oldu. Ama hiçbir yetkilinin aklına 1 Mayıs yalanı gelmedi, kimse “İnşaat var, can güvenliğinizi sağlayamayız” demedi. Tayyip Erdoğan iktidarının gerekçelerine sığınıp 1 Mayıs yasağına boyun eğmiş olanlar 1 Haziran’daki ihkak-ı hak (hakkın fiilen gerçekleştirilmesi) karşısında utanmadılar. “Gidin eyleminizi Kadıköy’de yapın” diyemediler. Esasen eylemler Kadıköy’de, Bakırköy’de de, Beşiktaş’ta da, Şişli’de, Nişantaşı’nda da, Sancaktepe’de de yapıldı. 31 Mayıs gecesi Kadıköy’den binlerce kişi Boğaziçi Köprüsü’nü yürüyerek geçtiler, yürüyen bir arkadaşımın verdiği bilgiyle 7 saatte Beyoğlu’na ulaştılar.

Taksim Gezi Parkı direnişi Tayyip Erdoğan istibdadında biriken basınca karşı tapanın atması oldu. 1 Mayıs yasağını aynı ay içinde gençliğe ayyaş demek, içki kısıtlamaları getirmek, 3. Köprüye “Yavuz Selim” adını vermek gibi tahrikler eklendi.

Yalan, inkâr, iftira politikanın tabiatıdır demeyeceğim. Biz yalana alışmadık ve alışmayacağız. Olayların 6. Gününde Tayyip Erdoğan “oraya AVM yapılacak diye ortada bir proje yok” dedi, sözcülerinden Hüseyin Çelik de “oraya AVM yapılacaksa dozer altına önce ben yatarım” diye savurdu. Herkesin gözünün içine baka baka söylenen bu sözler hiçbir AKP’linin yüzünü kızartmadı.

Devamını oku...

"Yetmez ama evet!"çilik hortladı

Destek barışa ve çözüme değil, "Türkiye'nin uçacak olması"nadır

Hükümetin bir devlet projesi olarak, ama devletin iki has partisini dışarıda bırakarak, sadece Recep Tayyip Erdoğan'a yarasın diyerek başlattığı ve “Türkiye büyüyecek, genişleyecek, uçacak, Ortadoğu’ya hakim olacak” söylemiyle taraftar bulmaya çalıştığı “Barış süreci”ne toplumdan yüzde 70-80 gibi büyük destek geldi. Ancak bu desteğin, belki sadece yüzde 10’dan bile azı, “Kirli savaş bitsin, çocuklar ve gençler boşuna ölmesin”e, "Kürtler de Türklerle eşit vatandaş olsun"a verilen destektir. Sürece verilen desteğin yüzde 90’dan fazlası “Türkiye uçacak” vaadine, dolayısıyla AKP’ye ve Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık hayaline verilen destektir. Bu destek PKK’nın yenilmesine ve AKP’nin kazanmasına verilmiş milliyetçi, şoven, Kürt düşmanı bir destektir.

Devamını oku...