Çirkin politikacının 1453 komplosu

Öyle bir politikacı düşününüz ki, kendisine karşı yaygın kitle gösterilerinde öne çıkan popüler bir kulübün "Çarşı" adlı taraftar grubuna karşı kendi gençlik örgütüne düzmece bir taraftar grubu kurdurtuyor ve bu güruh mensuplarının çoğu 80 bin seyircili bir derbi maçında stadın duvarlarını, tel örgülerini aşarak tribüne giriyorlar ve maç biterken "Allah Allah" naralarıyla, "Ya Allah, Bismillah, Allahu Ekber" haykırışlarıyla olay çıkartıyorlar. Maç tamamlanmıyor, kulüp ceza alıyor. Maçtan önce 1453 imzalı bir tweette, "Bugün Olimpiyat Stadı'nda bir pratik yaşanacak: 1453 Kartalları dost düşman herkese gerçek taraftarlık nasıldı, gösterecek" deniliyordu. Herkes "Allahu ekber"li gerçek taraftarlığı gördü. Olaylarda yakalananların siyasi hüviyetleri o kadar belli ki, hepsi Emniyet'te serbest bırakılıyorlar. Aralarında Çarşı'dan kimse yok. Çünkü Çarşı'dan sahaya giren yok. Esasen Çarşı seyircileri tribünün balkon gibi olan üst katına oturmuşlar, oradan sahaya atlamalarına da imkân yok. Amaç o kulübün Çarşı grubunu taraftar nezdinde ve kamu oyunda karalamak. Gruba bir de "1453 Kartalları" diye sağcı bir ad verilmiş. Maçlarda 34. Dakikada tribünler "Her yer Taksim, Her yer Direniş" sesleriyle inliyor. Ona karşı "İstanbul'un Fethi" dedikleri olayın adını alıyorlar.

Devamını oku...

AKP şeflerinde kadına kıyafet serbestliği

Beyaz TV ekranlarında yayınlanan 'Ne Var Ne Yok' programına konuk olan AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, kılık kıyafet konusunda kendilerine yöneltilen eleştirileri kabul etmediklerini belirtti.

Bu açıklamanın ardından, sunuculardan dert yanan Çelik, "Dün bir kanaldaki yarışma programında sunucu öyle bir kıyafet giymiş ki, olmaz bu yani. Kimseye karıştığımız yok, ama çok aşırı. Dünyada da kabul edilemez" dedi. Çelik'in bu sözleriyle hangi sunucuyu eleştirdiği tartışma konusu oldu. Ancak çok geçmeden olayın iç yüzü ortaya çıktı.

Devamını oku...

Kabataş yalanları: Kameralar bozuk değilmiş

Gezi Direnişinde Tayyip Erdoğan ve bütün muhiplerinin, muhibbelerinin dillerine doladıkları 'Kabataş'ta türbanlı kadına saldırıldı' iddiası yalan mobese görüntülerinin ortaya konulmamasıyla kanıtlanmıştı.

Star Gazetesinden Elif Çakır, “saldırıya uğradığını iddia eden kadının ağzından korkunç saldırıyı” anlatıyordu: “Bellerinden yukarısı çıplak, ellerinde deri eldivenler, başlarında siyah bantlar bulunan 70-100 kadar erkek bana saldırdılar, birisi arkamdan tekmeyle beni yüzü koyun yere yıktı, bir başkası üzerime işedi, ‘bu memleketin başına ne geliyorsa sizin yüzünüzden geliyor, devrim yapacağız, ihtilâl yapacağız, hepinizi öldüreceğiz’ dediler”.

Devamını oku...

Reyhanlı’yı Nusra üstlendi

AKP Hükümeti'nin ve Başbakan Erdoğan'ın Suriye yönetiminin, hatta CHP'nin üzerine yıkmaya çalıştığı Reyhanlı'da 53 kişinin yaşamını yitirdiği çifte bombalı saldırıyı El Kaide terör örgütü üstlendi. El Kaide'nin Suriye'deki diğer kolu olan Irak Şam İslâm Devleti (IŞİD), AKP Hükümeti'ni de sınır kapılarının açılması için tehdit etti. IŞİD, Reyhanlı'yı vurduklarını şimdi Ankara ve İstanbul'a vuracaklarını söyledi. Böylece hükümetin Türkiye'de ellerini kollarını sallayarak dolaşmalarına, Suriye'ye girmelerine izin verdiği ve destek sağladığı radikal dinciler dönüp kendisini de tehdit etmeye başladı.

Devamını oku...

Sandık ve demokrasi

Recep Tayyip Erdoğan ikide bir, sandıksız demokrasi diyen veya isteyen olmadığı halde “demokrasi sandıktır" diyorsa ne demektir bu? Türkiye'de islâmcı politik hareket bugüne kadar sandıktan uzak tutulmadı ki. İktidardan da uzak olmadı hiç. Sandığa sokulmadığı veya sandıktan çıksa bile islâmcılara iktidar verilmediğini imâ ediyorsa, koskoca bir yalandır. Ama bile bile söylüyor işte. Biliyor ki sağlı-sollu inananı çok. Politika yapıyor. Türkiye'de, 1912 yılının 'sopalı seçimi' hariç, kendilerine "islâmcı" diyerek siyaset yapanlar hiç bir zaman sandık dışında tutulmamıştır. 1908'den beri kurulan her sandıkta islâmcı gruplar veya siyasi hareketler vardır. Tek parti döneminin tüm sandıklarına diğerleri gibi islâmcılar da girip çıkmışlardır. Hâtta Batı'ya kesin ilticanın altyapısının hazırlıkları 1949-50 yıllarında başbakanlık verilerek, İlahiyat Fakültesi Dinler Tarihi ve İslâm Felsefesi hocası Şemseddin Günaltay'a yaptırılmıştır. Sonraki bütün seçimlerde islâmcılar gene olmuştur. Seçilmişler, koalisyonlara girişmişler, başbakan olmuşlar, devlete ve millete üstün hizmetlerde bulunmuşlardır! Gerisi yalandır.

Devamını oku...