Avrupa’da yabancı düşmanlığı ve faşizm yükselişte!

suriyelicocuklar-bw-cropTürkiye’de “Suriyeliler RAUS!”

İlerki günlerde bu sesi daha çok işiteceksiniz. Daha yüksek perdeden, daha çok ağızdan!

“Hiç görülmemiş LİNÇ SAHNELERİ! Birazdan!

Başı Antalya valisi çekti. Antalya’nın “turist cenneti” caddelerinde, meydanlarında, sokaklarında dilenmeye çıkan kadınlı çocuklu Suriyeli sığınmacıları (iki bine yakın insanı) “Bu şehirde sizin gibilere yer yok,” diyerek kovdu ve geri dönmelerini yasakladı.

Müslüman ve yandaş medyada manşetler her gün biraz daha büyüyordu: Avrupa ülkelerinde yabancı düşmanlığı, nefret suçları, linç çağrıları yükselişe geçmişti.

Mide meselesi

zaman-protesto-bw-cropMağdur ve mazlum hali Başefendi’nin burlardaki adamlarının üzerine oturmuyor. Onlara hiç mi hiç yakışmıyor. Dediklerine kimse inanmıyor, kanmıyor. Suçları ve gizli/açık niyetleri, tasavvurları paçalarından dökülüyor.

Şimdilerde moda hani. Düşene bir de sen vurmayacakmışsın. Oh olsun demeyecekmişsin. Densin mi, denmesin mi, onu “Ne istediler de vermedik?” diyenlerin takipçileri, anayasa referandumunda övüne gerine “Yetmez ama Evet! Evet!” diyenler düşünsün. Bizim, göbeklerine basılan taş bebekler gibi “Özgürlük!”, “Demokrasi!”, “Adalet!” diye dövüne dövüne cinayet yerinde.

Roboski

demirtas-3yılroboski-bw-cropKatliamın 3. yıldönümünde, cinayet mahallinde HDP eş başkanı şöyle diyordu: “Hukuken dosyayı kapattınız. Üstü örtüldü. Vicdanen dosyayı kapatabildiniz mi?”

İlahi Selahattin Bey! Onlarda vicdan ne arar? Müslümanız demek onlara yetiyor da artıyor bile. En başta, kendine hem C. Başkanı diyen, hem de ona değil, başkalarına tanınmış anayasal, yasal yetkileri fütursuzca gaspeden Bay Erdoğan ve yakın/uzak avenesi, onunla iş tutup milletin anasına sövenler ve buna rağmen yine de milletin onunla gurur duyan yarısı...

Ve şu, ve bu, vs...

Polis devleti

erdogan-aksaray-bw-cropAdı Aksaray’a çıkarılan meymenetsiz kuş kafesinde Cumhurbaşkanı kendi “hükümet”ini kuruyor. Hem hükümet hem değil! Yani illegal bir yürütme. Kararları nasıl, hangi hukuka ve yasal mevzuata binaen, niçün yürüyecek?

Tayyip Erdoğan diyor ki: “Okullarda Osmanlıca dersi ya zorla okutulacak ya zorla okutulacak!” Devlette fiilen ve resmen fetret var. Birisi dama çıkmış, “Ben şuyum, ben buyum, ben her şeyim. Beni tam tanımayanlar şerefsizdir!“ diye haykırıyor. Ve dönemin başbakanı olduğu söylenen zat parlamentoya bir yasa taslağı sevk ediyor: Polis sokakta istediğini vurup öldürecek, öldürmediği kim varsa kendi inisiyatifiyle içeri tıkacak.

Evet kuş kafesinden konuşan Cumhurbaşkanı ya da birinci başbakanın dediğine göre Türkiye guguk devleti değilmiş.

Hukuk devletinin en hasıymış!

İtirafçılar

gulerce-bw-cropZavallı bir kesim. Yeni ortaya çıktı. Başlarını Zaman Gazetesinin başyazarı Bay Hüseyin Gülerce çekiyor.

Bir ara iki tarafın arasını bulmaya çalıştı başaramadı. Baktı ki iş ciddi, gerekeni yaptı: AKP’ye yanaştı, Başefendisi’ne ihanet ederek itirafçı oldu.

Zaman’daki sütununda Ergenekonculara, Balyozcu denilenlere, Ahmet Şık ve Nedim Şener gibi gazeteci yazarlara “yazar kılıklı teröristler” demeye getirerek söylemediğini bırakmıyordu.

Ergenekon ya da KCK davalarında sayısız usul bozukluklarına takılan kimi naif AKP’li bakan ve milletvekillerinin gözünü korkutacak gizli/açık tehditlerden geçilmeyen dehşetengiz yazıları yayınlanıyordu. Şimdi süt dökmüş kedi!

Demek hep öyleymiş. Kimbilir kimin kağıttan kaplanıymış. Hâlâ ortalarda görülmesi aklı hür, vicdanı hür basın emekçilerine hakarettir. Hazır AKP Devletine sığınmışken bir süre tedavülden alınıp ağzı burnu estetik ameliyattan geçirildikten sonra sokağa salınması iyi olur…

Kemerleri sıkmaya çok kalmadı

Bütün alametler bunu gösteriyor. İki başlı hükümet tek başlı iken “İleri Demokrasi” uğruna halkı alabildiğine tüketime teşvik etmekteyken iki başlı olunca geri dönüp bu defa Yeni Türkiye uğruna kemerleri sıkmaya zorlamaya koyulacağı günler yaklaşıyor.

Genel seçime birkaç ay kala bastıracak bu duruma karşı AKP Devletinin ne gibi cansiperane sakınma, savunma tedbirlerine başvuracağını göreceğiz.

Aynı devlet aynı adalet

adaletdevlet-bw-cropÜç yıl oluyor, bir ağır ceza mahkemesine sunulan bilirkişi raporu esas alınarak hükme bağlanan davada üç yıl sonra aynı konuda tam tersi bir bilirkişi raporu ile önceki ağır mı ağır hüküm bozuluyor.

Neden? Nasıl?

Önce şunu bir güzel belleyin ki nedenini anlayabilesiniz: Adalet mülkün yani memleketin değil devletin temelidir. Vaktiyle her yerde burlarda da Avrupa’da da mülkün idi.

Binaenaleyh devlet yani devlet erkini ellerinde tutanlar ne vakit, hangi koşullarda nasıl bir adalet istiyorlarsa istedikleri adalet onların keyfine ve emrine amadedir. Pusula denilen alet gemi nereye giderse gitsin nasıl hep kuzeyi gösteriyorsa öyle! 27 Mayıs’ta, 12 Mart’ta, adalet denilen şeyin ne kılıklara girip çıktığını bir hatırlayın.

Hiç istisnası olmaz mı? Olur ama her biri cümrü kadar yer yakar.

Türkçe

tv-bw-cropSiz Osmanlıca diye bir dil var mı, yok mu diye tartışa durun, TÜRKÇE hepten elden gidiyor!

Hemen her evde çoluk çocuk, genç ihtiyar herkesin gece yarılarına kadar hevesle izlediği TV ekranlarında ikide bir amansızca araya giren reklam programlarında neler olduğundan haberiniz var mı?

İçinde ister Türkçe, ister Osmanlıca olsun tek bir kelimenin olmadığı, İngilizce başlayıp İngilizce devam eden, İngilizce sona eren reklam duyurularından geçilmiyor.

Çetin Altan söylemişti (adı Çetin ama yaşı doksanı çoktan aşmış olmalı. Allah ziyade etsin.) “Yirmi yıla kalmaz Türkçe diye bir dil kalmayacak,” demişti.

O bunu diyeli nerdeyse on yıl geçti.

Çok kalmadı…

Hırant’ın katili kim?

samast-bw-crop2 X 2 = 4 kadar kesin!

Mızrak çuvala sığmıyor. Tetikçi katil “çocuk” Samast’ın büyüyüp konuşmaya başlaması, baştan beri sözde sakladığı sırların artık saklanmaya değmeyeceğine akıl erdirmiş olmasındandır.

Cemaat ortaklı AKP Devletinin bilimum sırlar/suçlar perdesi peyderpey çözülüyor.

Sahi… Hırant cinayetinin asli tetikçisi ve azmettiricisi yüksek rütbeli polis amirleri şimdi hangi suçtan tutuklu bulunuyorlar?

Kan dökeceğiz, hesabını senden soracağız!

polis-bw-cropDavutoğlu’nun Demirtaş’a söylediği bu.

Yaklaşan genel seçim kampanyası bağlamında gerilimi arttırarak kan dökmeyi bugünden gündeme getiren AK Partisi ve Devletidir.

Polise makul şüphe adı altında doğrudan yurttaşları gözaltına alma yetkisi veriliyor. Yasal sokak gösterilerinde polisin yurttaşlara içine zehirli gaz katılmış tazyikli su, biber gazı bombası ve mahalle magandalarıyla işbirliği yetmezmiş gibi bahusus ateşli silahla saldırması öngörülüyor. Molotof kokteylinin ölümcül silah sayılması olaylarda polisi de, göstericileri de ateşli silah kullanmaya teşvikten başka bir şey değildir.

Sözde C.Başkanı “…Esnaf, esnaf olduğu kadar sokakta polistir de,” demekten çekinmemiştir. Cumhurun başında böyle bir insanın olması her bir TC yurttaşı için canlı bir TEHLİKEdir. 6-7 Ekim olaylarında 50’den fazla insanın kimler tarafından öldürüldüğü hiç sorulup sorgulanmaksızın olayın teferruatına dair her türlü bilginin kamudan, yani halktan kaçırılmış olmasına da şaşmamak gerekir. Bu gidişle sekiz ay sonraki genel seçimin “miş gibi” yapılacağının alametleri hızla çoğalacaktır.

Megalomani

aksaray-bw-cropYani büyüklük kaçıklığı.

Daha ziyade sonradan görme küçük adamlara ârız olur. Sözgelimi, “İsrail’in Kudüs’te Mescid-i Aksa’da yaptığı zulüm Türkiye’ye saldırıdır!” deyip de sonra…

Oturmak ve ülke yönetiminde üzerine düşen anayasal görevleri kendi keyfine göre yerine getirmek için Çankaya’yı bırakıp gittiği yere bir bakın: Devasa bir KUŞ KAFESİ! Çirkinliğin şahikası.

“Burası benim değil, milletimin!” diyor bir de! Kendi zevksizliğini, görgüsüzlüğünü millete mal etmek işte tam bir küçük adam hastalığıdır. Milletin bu işte ne günahı var?

Çok var da… Nedir siz söyleyin diliniz varıyorsa…

Alt Kategoriler