“Yaşasın ölüm!”

cenaze2-bw-crop1. Kendisinden öyle söz edilmesinden hoşlansa da, hoşlanmasa da malum yüksek şahsın kelamı ameline tam tamına uyuyor.

“Özellikle teröristlerin ölüsü noktasında ciddi rakamlara ulaşıldı. Bunlar artık binlerle ifade ediliyor. Zannederim bu artarak devam edecektir…” (Hürriyet, 7 Eylül 2015.)

Konuşan, her fırsatta “Çözüm sürecinin mucidi benim! Bu uğurda baldıran zehiri içmeye hazırım,” diyen C.Başkanı olacak zat.

Baldıran zehirini ne uğruna içmeye hazır olduğu anlaşılıyor…

2. “Son günlerde meydana gelen toplumsal olaylarda polise tanınan silah kullanma dahil her yetki tereddütsüz kullanılacaktır.” Emniyet Genel Müdürü Celalettin Lekesiz’in Temmuz 2015 sonuna doğru yayınladığı genelgeden.

İnsa Hakları Derneği’nin bildirdiğine göre 21 Temmuz-28 Ağustos arasında yaşanan çatışmalarda 92 asker ve polis, 38 PKK’li, 47 sivil hayatını kaybetti. (Cumhuriyet, 7 Eylül 2015.)

Taze insan etiyle beslenen esâtirî canavarlar gibi…

goya-saturn-bw-cropBu ülkenin genç insanlarına musallat bir zebaniler güruhu var. Kim bunlar?

Bu sorunun cevabı yavrularının devlet töreniyle toprağa gömüldüğünü gören anaların, babaların ağızlarına tıkanıp gidiyor ama toplumun duyarlı kesimlerinin akıllarında, belleklerinde yerini almıyor mu? O da olmuyorsa..?

O zaman bu toplumda bu halktan tek tek her birimiz ve hep bir arada hepimizden umudu kesmenin günü gelmiş demektir. Birileri şan ve devletle yaşasınlar diye niçün başkalarının evlatları, gözlere sokula sokula düzenlenen törenlerle yerin altına gönderiliyor?

Al sana “Çevre!”

tusiad-patronlar-bw-cropSeçimle gelmiş ve seçimle gidecekse işte bir seçim daha.

Ama herkes bir erken veya tekrar seçime karşı.

Demek ki AKP’nin iktidardan düşürülmesine herkes karşı.

Seçim ve demokrasi bu kadar kutsanırsa sonuç bu olur.

Kemalist devlet ve siyaset düzeninin dışladığı “Çevre”den gelerek “merkez”i ele geçirdiği söylenmiş, bunun Türkiye için tarihi bir demokratikleşme olacağı üzerine akademik bir külliyat yaratılmıştı.

Devamını oku...

CHP isim babası

chp-mitingi-bw-cropErdoğan her bir şeyi yapıyor.

CHP adını koyuyor:

“Anayasayı çiğnedi...”

“Rejimi değiştirdi...”

“Yetki gaspı yaptı...”

“Görevini kötüye kullandı...”

Devamını oku...

Bir zamanlar köle ticareti...

slaveship-cropDışardan göçmen kabul etmek Avrupa kapitalizminin "natura"sına, yani ünü büyük Maastricht ilkelerine aykırı.

Şunun şurasında ikiyüz yıl öncesine kadar Afrika kıtasından Avrupa’ya her mevsim mebzul miktarda köle ithal ediliyordu. Köle emeğinin her türlüsüne büyük talep vardı. Yerinden yurdundan koparılıp zincirlerle bağlanarak yelkenli gemilerin dar mekânlarına balık istifi yüklenen insanların büyük çoğunluğu yolda ölüyor, sağ kalanlar götürülecekleri yere ulaştıklarında köle pazarlarında satışa arzediliyordu.

Bugün bu kârlı işin şekli değişti ama özü aynı. Şimdi köle emeği arzı için Avrupa’nın kıyılarını zorlayanlara AB ülkelerinde iş yok. Onun yerine, daha o kıyılara adım atmadan ÖLMEK var!

Kapitalizm öldürür. Öyle öldürmezse böyle öldürür!

Göçmen sayısında artış her yerde, bilhassa siyasette sorun yaratıyor. Yabancı düşmanlığı azıyor, gerici siyasetlere gün doğuyor. Hükümetler bocalıyor. Faşizm azıyor!

Ortalık fazla karışmasın diye oldukları yerde açlıktan, hastalıktan, savaşta ölmemek için AB ülkelerinden birinde 3-5 kuruşa ücret kölesi olmaya can atan onbinler buna da fırsat bulamadan Akdenizin mavi sularında dünyalarından göçürülüyor...

Non Pasaran!

bombalar-bw-cropYine PKK’ye lanetler savuruyorlar. Dağda, şehirde tek bir "terrorist" kalmayıncaya kadar her yerde devletin gücünü göstereceğiz diyerek ülkenin dağına, şehrine sulh ve sükûn getiremezsiniz. Bunu en iyi bilenler AKP’nin önde gidenleridir. Devletin gücünü "şehit" düşen asker ve polis sayısıyla ölçerler. Kim bunlar? AKP ile iş tutan zulüm ve cinayet esnafı!

"Ben...Ben...Ben...!" diye diye kendini "tekbilen" zanneden Tayyip Erdoğan ve ona tapan suç ortakları ülkenin çocuklarını –Türk, Kürt demeden– her gün beşer onar ölüme gönderiyorlar. Halkın çocuklarını ölüme sürmeden ülkeyi yönetmekten aciz olduklarını kendi söylemleri ve eylemleriyle ispat ediyorlar.

Bu ölüm tacirlerine seçimle ya da seçimsiz geçit yok! demekten başka çare kalmamıştır.

İstediği nihayet oldu

us-f16-bw-cropABD'nin F-16 uçak filoları, 300 ya da 500 kişilik tam teçhizatlı askeri mürettebatı İncirlik üssünde ve çevre muhitlerde fink atıyor.

Türkiye en nihayet işte bir muz cumhuriyeti!

On şu kadar yıl önceki 3 Mart savaş tezkeresi macerası bugünün cumhurbaşkanının tezkereyi geçirmek için sarfettiği bütün gayretlere rağmen bunu önlemişti. Bugün ülkede fetret kol geziyor. Kanun nizam hak getire. Ülke yönetiminde meşruiyet ve sorumluluk anlayışı ayaklar altında. Birileri ne yapacaksa hukuka, kanuna, yetkiye metkiye boşverip nasıl oluyorsa bildiğini okuyor.

İncirlik'de (ve önemle vurgulandığı üzere daha birçok yerde) ABD askeri varlığı bütün tezahürleriyle kendini gösterirken son milletvekili seçiminde hezimete uğrayıp azınlıkta kalan müstafi AKP hükümeti, "Bir daha böyle fırsat ele geçmez," dercesine Amerikalı stratejik ortağına, "Daha başka birşeyler istemez miydiniz, verelim!" diye baskı yapıyor.

Ne farkı var?

erdogan-kfr-bw-cropCumhurbaşkanı birilerine hakaret ettiği suçlamasıyla yargılanamazmış. Kanun böyle imiş.

Kanun öyleyse niçin öyle?

Niçin kimse çıkıp da, "Böyle kanun olmaz olsun yaa!" demiyor.

Tayyip Erdoğan, "Ben cim karnında nokta başkanıyım!" diyerek, "Cumhurbaşkanı'na hakaret"ten düz yurttaşlara dava açabiliyor.

Nasıl oluyor?

Bu konuda onunla düz yurttaşların arasında ne gibi bir fark olabilir?

Küfür küfürdür. Kasımpaşalısıyla Adanalısı arasında ne fark var?

Ebed Müddet Devlet Bey

bahceli-bw-cropAlparslan Türkeş’e hiç benziyor mu?

Kıbrıslı değil, bir kere. Osmaniye’li. Halis muhlis Çukurova uşağı. Ömründe hiç tabutluk diye bir şeyin yanından geçmiş mi? Hâşâ! İki hanımdan bir çok çocuk babası olmuş mu? Ömrü Türkeş gibi devlete başkaldırmakla geçmemiş, Türkeş’in gölgesinde karanlıkta büyüyen çiçekler misali işini hep kuytuda devletle yürütmüş. Artık askere gidecek çocuğu olmadığından gözünü bürüyen Kürt düşmanlığı hasletten değil, görev tutkusundan. On beş yıl önce nasıl Kemal Derviş’le iş tuttuysa bugün de Tayyip Erdoğan’la iş tutma adına herşeyi yapmaya hazır. On üç yıl süren misli görülmemiş AKP devleti zulmüne halkın –Türküyle, Kürdüyle...– “RAUS!” çektiği 7 Haziran gecesinde sonuçlar belli olunca dakika sektirmeden kürsüye çıkıp, “Seçmen Milliyetçi Hareket’e ‘muhalefet görevi verdi’“ diyerek Tayyip Bey’i alaşağı etmek için Tayyip Bey muhalifleriyle girdiği seçimden bir kere daha Tayyip Bey’le iş tutmaya çıktığını ilan etti...

AKP devletini halkın ve milletin üzerine salan 2002 erken seçim kolpasında oynadığı rolü görmezden gelip de ona olmadık umutlar bağlayanların sonu işte şimdiki halleridir.

Çoban Sülü’ler “vefat” etmezler...

demirel-bw-cropÖLÜRLER! Kimin kim olduğunu, neyin nesi idüğünü, hayatının hangi türden bir hayat olduğunu burdan anlarsınız.

Süleyman Bey doğduğunda kökeniyle, ailesiyle, geçmişiyle ve geleceğiyle “Çoban Sülü”lerden değildi. O bir “Kulak” idi. (bakınız: TDK türkçe sözlük.) Öyle doğdu, onun gibileri aile içinde nasıl büyütülürse öyle büyüdü, fazladan öğrenim gördü, hayata atıldı ve Ebed Müddet Türkiye Cumhuriyeti geleneğine uyarak gitti Angora’da memur oldu. Onu bekleyen mevkilere intikali pek bir zaman almadı. Kardeşleriyle iyi geçinip 90 yaşına kadar meppus maaşıyla Kulaklara yaraşır bir hayat sürdü. Vakti gelip de vefat ettiğinde geriye ne gibi bir servet bıraktığını kimse merak edip sormadı. Azıyla çoğuyla herkes biliyordu!

Kulaklardan bir Kulak olmasaydı sizler ve bizler gibi basbayağı ölecek, vefat etmeyecekti.

C.başkanı sorumlu değilse YSK sorumludur

ysk-bw-cropBunca yılın ardından bu ülkede yargı ile siyasi iktidar ilişkisi bakın nereye kadar vardı. Bu işte bir suç varsa, o suç C.Başkanı seçilmiş olan Tayyip Erdoğan’ın değil adına Yüksek Seçim Kurulu denilen yargıçlar heyetinindir. Hangi cesaretle veya vaki bir anlaşma ile böyle davranabiliyorlar. Kararları kesin. İtiraz mümkün değil.

Bugün böyle kararlar alıyorlarsa seçim gecesi ya da ertesi sabah her haltı yiyebilirler.

YSK’nin görevi C.Başkanını suçlu ilan etmek ya da etmemek değildir. Dört yılda bir kere yapılan milletvekili seçiminin hakkaniyetle ve kurallar ayaklar altına alınmadan gerçekleşmesini sağlamaktır. YSK’nın C. Başkanının nerede, nasıl yetkilerinin dışına çıktığını tesbit etmek gibi bir görevi yoktur; yargı Millet Meclisi seçiminin anayasal ve sair yasal gereklerinin yerine gelip gelmemesiyle ilgilenir. C.Başkanının anayasal sorumsuzluğu yargının seçimin gerekleri, namusu ve iffeti üzerine hüküm oluştırmaktan kaçınmasına cevaz vermez.

Dolayısıyla seçim çığırından çıkarılıyorsa eğer, bundan C. Başkanı sorumlu olmayabilir, ama YSK SORUMLUDUR!

Alt Kategoriler