Necmiye Alpay “bölücü” imiş!

necmiye-alpay2-bw-crKızılcık dergisi yazarlarımızdan Necmiye Alpay, Özgür Gündem gazetesi yayın danışma kurulu üyeliğinden tutuklandı. Tutuklayan hâkim bilir ki, dergi veya gazetelerin yayın danışma kurulları  göstermeliktir, prestij amacıyla ünlü isimlerden onay alınarak yayın künyesine geçirilir, ne danışan vardır bu kurul üyelerine, ne de fikrini soran.

Necmiye Alpay hakkında bilgi almak isteyen hâkim eğer gerçek hâkim ise savcının fezlekesine değil, internete bakar ve gerçeği görür. Necmiye Alpay komünisttir, komünistten bölücü olmaz. Komünistler ülkeleri ve yerküreyi birleştiren ve bir dünya toplumunu hedefleyen bir vizyona sahip, enternasyonalistlerdir.

Devamını oku...

Polemik

tanklar-cerablus-bw-crDışişleri Bakanı Çavuşoğlu Cerablus’a “IŞİD’i vurmak için girdiklerini,

IŞİD ile savaştığını söyleyen Suriye Kürtlerinin (PYD) bundan memnun olacağına karşı çıktıklarını, bunun da, gizli bir gündemleri olduğunun itirafı anlamına geldiğini” söyledi.

Peki, PYD Çavuşoğlu’nun mantığını kullanıp tersinden şöyle dese: “Suriye’li Kürtler IŞİD’e karşı, onun yayılmacılığını engellemek amacıyla başarılı bir savaş yürütüyor. IŞİD’e karşı olduğunu söyleyen Türkiye’nin bundan memnun olması gerekir. Oysa Türkiye tersini yaptı. PYD silahlı güçleri Menbic’i alıp IŞİD’i Cerablus’a hapsettikten üç gün sonra Türk Ordusu’nun Cerablus’a girmesi, Türk hükümetinin PYD’yi vurup IŞİD’i kurtarmak gibi gizli bir gündeminin olduğu anlamına gelir.”

Devamını oku...

Sosyal vicdan

bekaroglu-bw-crSosyal vicdan denilen şeyi kişilik ve kimlik haline getirebilmiş ender sağ siyasetçilerden biri olan Mehmet Bekaroğlu, CHP’de genel başkan yardımcısıdır. Partiye, İslami kesimden bu tarafa oy aktarır hesabıyla Kılıçdaroğlu tarafından davet edilmiştir. CHP ise bünye olarak Bekaroğlu’nu kabullenememiş, dışlamıştır. Çünkü Bekaroğlu geçmiş zamanlarda Mustafa Kemal’i eleştirmiştir!

Biliyorsunuz, C. Başkanı Erdoğan beş yıldır izlediği Suriye Politikası’nı tam tersine çevirdi, “Esatçı” oldu. Daha önce “Esatçı” olarak suçladığı Kılıçdaroğlu bu değişmeden çok memnun oldu ve geçmişte Suriye politikası bağlamında “katil” dediği Erdoğan ve AKP ile “millî ittifak” kurdu. Bu gelişmeyi CHP içinden tek bir kişi içine sindiremedi, o da Mehmet Bekaroğlu oldu. Bekaroğlu C. Başkanı Erdoğan ve AKP’yi kastederek “Bunlar Suriye’de iç savaşta ölen 400 bin kişinin katilidir” dedi.

Kılıçdaroğlu eğer hakikaten AKP ile barıştı ise, Bekaroğlu’nun kastettiği “bunlar” ile suç ortağı olmuş sayılır mı, sayılmaz mı?

Darbenin büyüğü torbada

boydak-ailesi-tutuklama-bw-cr15 Temmuz darbesinden sonraki süreçleri AKP gayet iyi yönetiyor.

Nihayet akıllarına şimdi mi geldi “darbenin siyasi kanadını aramak” demeyin.

Baştan biliyorlardı.

Şimdi de biliyorlar.

Yarın da yakalayıp cezalandıracaklar.

Ama önce düşman ya da muhalif belledikleri herkesi içine atacakları bir

FTÖ Çuvalı açmaları gerekiyordu.

Devamını oku...

Yeni “Yetmez, ama evet”çilerimiz

chp-taksim-bw-crHangi darbeyi kim önlediyse, önledi!

Her halde C. Başkanı Erdoğan önlemiştir.

Ardından, “herkes işinin başına“ diyecekken dememiş;

“Darbe tehlikesi devam ediyor, meydanları boş bırakmayalım” demiştir.

Meydanlar o gün bugün dolu.

Niye?

Çünkü, “Darbe tehlikesi devam ediyor…”

Devamını oku...

Tek adam diktatörlüğü

mgk-bw-crTürkiye’de “demokratik muhalefet” yaklaşık beş yıldır “Tek adam diktatörlüğü”nü önlemeye kilitlenmiş bulunuyor. Böyle bir “demokratik muhalefet” elbette yok, ideolojisi, politikası, kültürü ve söylemi “Recep Tayyip Erdoğan Düşmanlığı”ndan ibaret.

Ne demek “Tek adam diktatörlüğü”? Kim uydurdu bu kavramı? Tek adam diktatörlüğü ancak iki kişilik bir toplumda mümkün olur; birinin diğeri üzerinde diktatörlüğü biçiminde. Böyle bir toplum yeryüzünde hiç olmadı. “Despotizm” denilmek isteniyorsa, gene aynı şey. İmge gerçeğin yerini alıyor.

Kavram gerçekliği ortadan aldırıyor. “Tek adam diktatörlüğü” ne karşı “Demokratik muhalefet” yapa yapa 5 yılda geldiğimiz yer işte burası.

Devamını oku...

KIZILCIK sopası

brexit-bw-crİngiltere AB’den ayrılma kararı aldı. Karar halkınmış gibi görünüyor ama sermayenindir.

Hangi sermayenin diye sorulacaksa, üretici (sanayi) sermayenin. Akıllıca bir karardır. Sanayi devrimine öncülük etmiş bir ülke bugün AB’nin en gerisinde, paradan para kazanan “asalak” olmuştur. Üretim dünyanın öbür yarısında (Asya) artarak yükseliyor. Üstüne üstlük buraların çoğu İngiltere’nin eski sömürgesidir. İngiltere, onlar çağırmasa da, eski sömürge alanına geri dönmek istiyor.

Geriye kalan 27 ülkeli AB dağılmayacak, “yeni AB” olacak. Türkiye bu yeni AB’nin de içinde olamayacak. Ancak kafa şişiren kafasız tartışmalar Türkiye’de yeniden başlayacak. 3.üncü, 5.inci cumhuriyetçiler çıkacak, kaşarlanmış liberal solcular konuşacak, bize ‘yeni AB’nin demokratik erdemlerini, hukuk devleti ve insan hakları prensiplerini anlatacaklar. Bu kez onları hakikaten ciddi biçimde susturmak gerekir. Avrupa’nın 1950-2000 arası zenginleşmesine bekçilik eden iki ülke vardır, bir ABD’dir, diğeri Türkiye. Avrupa soğuk savaş döneminde doymuş, tıksırmış, yan gelip yatmış, Türkiye Nato’nun Doğu Kanat Kalkanı göreviyle bu şirret emperyalist kıtayı korumuştur. Yoksullaşma, geri kalma pahasına bunu yapmıştır. Demokrasi imiş, insan hakları imiş. Türkiye’yi Avrupa demokratikleştirirmiş. Sus be rezil. Türkiye’nin Avrupa’dan hem ekonomik alacağı var, hem de demokrasi ve insan hakları. Çünkü Türkiye Avrupa’nın refahını koruyacağım diye NATO’nun en büyük ordusunu besledi, militer devlet yapısını daha da güçlendirdi, varını yoğunu askeriyeye harcadı. Ne zaman demokrasiyi geliştirecek sol dinamikler yükselişe geçti, Türk ordusuna darbeler yaptırıp demokratikleşmesinin önünü kesti.

Hakikaten bu mavracıları susturmak gerekir!

Taksim’e cami

taksim-cami-bw-crC. Başkanı Erdoğan, Taksim’e cami, Gezi parkı’na Topçu Kışlası yapacağını, AKM’yi de yıkacağını söyledi. “Cesur olmalıyız, yoksa yapamayız” diye de ekledi.

Sol hemen gardını aldı. “Yaptırmayız!” babalanmaları birbirini izledi.

“Durumdan vazife çıkarma”da Türkiye solunun üstüne yoktur.

Oysa Erdoğan CHP’ye meydan okudu. Taksim’e cami ve Topçu Kışlası islamcılarla CHP arasında, eski bir ideolojik mücadele meselesidir. Sola ne, gitsin CHP yaptırmasın.

AKM’ye gelince, o bina orada güzel mi sizce. Yıkılsın gitsin!

CHP’nin işini yapmak sola mı kaldı?

Devamını oku...

Türk kimliği meselesi

turk-kimlik-bw-crTürkiye’de “Kürt meselesi” çözülmezse kavga-gürültü, savaş, asimilasyon çabaları sürer gider.

Türkiye’de “Kürt meselesi” çözülürse “Kimlik sorunu” doğar.

Uluslaşma uzun bir süreçtir, ama bu kadar da değil.

Türk kimliği 200 yılda bile tam olarak inşa edilemedi.

Deniz Baykal’a göre biraz daha sabretmemiz lazım.

Ne kadar; mesela bir 200 yıl daha mı?

Türkiye’nin bu kadar zamanı kalmadı.

Sıkıştı.

Sıkıştığı şurdan belli ki; 1930’ların kimlik tartışmasına geri döndü.

Devamını oku...

Terör ve IŞİD

isid-teroru-bwOrtadoğu Barışı’na “Işid Barışı” adını verdiğim ve HDP’ye, buna uygun politikalar geliştirmesini önerdiğim yazılarıma değişik tepkiler aldım. Tepkiler, “IŞİD terördür, terörle barış mı olur?” türünden ucuz değildi. “Daha açık yaz, anlaşılsın” türündendi. Ancak şu açıktı: IŞİD’le Barış(malı) yazılarıma C. Başkanı Erdoğan’ın “IŞİD’e destek olmak”la suçlanmasının gölgesi düşüyordu. Yoksa ben Erdoğan’ın IŞİD politikasını mı savunmaktaydım…

………ki tam bu sırada biri elime “IŞİD bir devrimdir” başlıklı bir çeviri yazı tutuşturdu. Yazıyı Scott Atran (antropolog) Le Nouvel Observateur’da yazmış. 2 Şubat 2016’da yayınlanan yazıyı Fransızca çevirisinden Türkçeye Haldun Bayrı aktarmış.

Yazı şu alıntı spotla süslenmiş:

“Erdemsiz terör uğursuzdur; terörsüz erdem güçsüzdür. Acil, katı, bükülmez adaletten başka bir şey değildir terör; dolayısıyla erdemde sâdır olur.” (Maximilien de Robespierre, Sur les principes de morale politique, “Siyasi Ahlakın İlkeleri Üzerine”, 1794.)

Devamını oku...