Kürtler ne istiyor?

Bu soruya aranan cevap döndü dolaştı, onca bâdireden sonra ve yeni bâdireler ortasında geldi, “Ana dilde eğitim”e dayandı. Çok doğal. “Kürt sorunu” diye bir sorun varsa bu topraklarda, sorunun özü de, özeti de ana dilde eğitimdir.

Kürtlerin ana dili sorunu, Kürt olsun ya da olmasın yurtdaşların Kürtçe öğrenmeleri için orda burda seçmeli derslere cevaz verilmesi, şu veya bu üniversitede Kürt dili/edebiyatı/kültürü, vb... enstitüsü, kürsüsü filan kurulmasıyla çözülecek sorun değildir.

Kürtçe eğitim doğrudan siyasî sorundur. Siyaset düzleminde çözülür: Kürdün Türkle, Türkün Kürtle bir arada yaşaması bağlamında sorunun kardeşçe çözülmesiyle.

İzale-i şuyu!

Ana dilde eğitime hayır demek, Kürt sorununu çözümsüzlüğe mahkûm etmek ya da çözümü barbarlıkta aramayı sürdürmektir. Ana dilde eğitime evet deyip de çözümü parça bölük yerel idari uygulamalarda aramak... MIŞ gibi yapmak olur.

Sonu kaostur.

Gizli mi açık mı?

“Mayın tarlaları” dâvasında kendilerini savunma bâbında, “İsrail’le biz değil, asıl siz gizli anlaşmalar imzaladınız!” diye 2002 öncesi bütün hükümetleri suçladılar. Her fırsatta yere göğe sığdıramayıp rahmetle andıkl arı Özal ve rahlei tedrisinde yetişip bugünlere geldikleri Erbakan’ınkiler dahil.

Doğrudur. Onlar imzalamıştır.

Demek ki kendilerine yakıştıramadıkları bir şeyi başkaları yapmış. Ama diyorlar ki, “Ne olduklarını açıklayamayız. Onlar gizli.”

Yaa..? Demek gizli. Ne demek, “gizli”?

Niçin açıklayamazsınız? Üzerlerine yatıp uygulamaya devam ettiğiniz ve edeceğiniz için değilse ne için?

Hükümetlerin bundan öncesi, daha da öncesi ya da bu şimdiki, tadil edilmişi... Hepsi suça ortaktır.

ABD’nin her türlü kullanımına açık İncirlik üssünün yarım asır önce gizli anlaşma ile kurulduğunu herkes biliyor. İncirlik son yedi yıl boyunca –bu beylerin devri iktidarında– vızır vızır çalıştı, çalışmadı mı? Hâlen çalışmıyor mu? Yani şimdiki hükümetin oluru ve güvencesi altında gizli anlaşmayla çalıştırılmıyor mu? ABD askerlerinin Irak’ta öldürdükleri bir milyon insanın kaç tanesinin günahı (yüz bin mi, seksen bin mi kaçı?) İncirlik’ten kalkan misket bombası ve sair öldürücü malzeme yüklü uçakların boynunadır?

Kabadayı ağzıyla yalan söyleyerek masumiyet iddia etmenin beş para eder değeri yoktur. Hâlen ve hâlâ gizli, açık anlaşmalar yürürlükte ve siz de hükümet ve yani devlet iseniz gizli ya da açık suç ortaklığını kabulleneceksiniz. Söylediğiniz yalanlar gerçeği daha da ayân kılıyor. Hadi kapatmaya kalkın İncirlik üssünü de görelim, gizli anlaşmalarda kimlerin dahli neymiş, ne kadarmış!

“1917’de kalan Marksizm”

lenin-crop“1917’de kalma” söylemi, Marksizmi “yenileştirme” ya da “yaratıcı Marksizm” arayışı filan değil, tezelden Marksizmden dönme söylemidir.

Dünya da, tarih de 1917’de kalmaz. Kalmamıştır. Bunu en iyi Marksistler, bunca devrandan sonra hâlâ Marksist kalmış olanlar biliyor.

Sorun orda değil. Böyle bir söyleme başvuranlar buna nerden, ne için ihtiyaç duyuyorlar?,

Marksizmden dönme ihtiyacından!

Yani 1917’den, onun temsil ettiği dâvadan!

Kimse kendini aldatmasın.

Başkalarını aldatmaya hiç kalkmasın...