Dinsiz şeytan

Başbakan geçen ayın bir günü yine çıktı kürsüye. “ Asıl garabet, baş örtülü hanımlarımızın şimdiye kadar mecliste yer almalarının engellenmiş olmasıdır,” dedi.

Der. O her şeyi der.

Son 12 yılda üç genel seçim yapıldı bu memlekette seçmenlerin yarısı, belki yarıdan da fazlası ve onların da yarıdan fazlası herhalde kadındı. Her üç seçimi de büyük farkla AKP kazandı. 12 yılda tek bir başı örtülü kadın yurttaşı seçimlerde aday göstermeyen kim?

Başbakan, zulüm vardı diyor velev ki vardı. Zulme boyun eğenlere Kuran-ı Kerim de ne deniyor

Bu bir!

Resetlenme

Bir kaç AKP’li başı açık bayan milletvekili geçen Hac dönüşü iman tazeleyip başlarını örtüyor. TV ekranlarında, basında her birinin ayrı ayrı ve hepsi bir arada uhrevi saadetten mest olmuş hallerde kameralara poz verdikleri görüldü. Çocuklar gibi şendiler!

Aralarında iki dönem yani aşağı yukarı on yıl, başı açık milletvekili olanlar vardı. Hakettikleri milletvekili maaşı ile – her ay yaklaşık onbeş milyar tl – ailelerinin geçimine katkıları olmuştu.

O yıllar boyunca katlandıkları zulmü bizlere de anlatsalar da bilsek!

LEOPAR

 kaplan

 

 

 

 

 

 

 

 

Yalım yalım yanan kaplan!
Gecenin ormanlarında
Hangi ölümsüz el ya da göz
O korkunç uyumu çizdi sana

Hangi dipte, hangi gökte
Yanar gözlerindeki ateş?
Hangi kanatlarla yükselebilir
O ateşe dokunmaya?

Hangi omuz, hangi hüner
Kalbinin kaslarını büker?
Ve kalbin başlayınca atmaya
El ayak nasıl titrer?

Hangi çekiç, hangi zincir?
Beynin hangi fırında pişti?
Hangi örs, hangi avuç
O güçle boğuşmaya yetti?

Yıldızlar pes edince,
Göğü gözyaşına boğunca
Bakıp gülümsedi mi o da?
Seni de mi yarattı, o kuzuyu yaratan?

Yalım yalım yanan kaplan!
Gecenin ormanlarında,
Hangi ölümsüz el ya da göz
O korkunç uyumu çizdi sana?

Wilhelm Blake (1757-1827)
Türkçesi: Cevat Çapan

Ya sabır!

Özgür Mumcu ne güzel yazdı. Kanıtlarıyla. Okumayanlar bir zahmet okuyuversinler. (Radikal, 26 Eylül, 2013.)

Necip Fazıl tam odur işte! Birileri de –hemen hepsi ondan “feyiz” almakla övünen birileri– milletin dikkatini ve vaktini, asabını ve sabrını suistimal edip habire neler neler, ne yaveler anlatıyorlar...

Ya SİZ?!

 

“Tüm yabancı unsurlar Suriye'den çıkmalı!”

Bunu diyen kim? Kim olabilir?

Bunu diyen TC dışbakanı ünvanlı Bay A. Davutoğlu. Demek ki artık burasına gelmiş. Ama niçün? Nasıl? Hâlâ daha Suriye sınırından içeri (Suriye'ye) tümen tümen yabancı “mücahit” sevkeden, onların tüm lojistik ihtiyaçlarını karşılayan kim?

Bu kadar olur!

Kabahat onda ve onun gibilerde değil, onlara hâlâ tahammül edenlerde...

 

Fişleme

Uzun süren tek parti iktidarlarının önü alınamaz refleksidir. Fişlerler!

Bu defa, nedense C.Başkanı A. Gül inkâr etti. “Ben bütün raporları görüyorum, yok öyle bir şey,” dedi.

“Şey" dediği ne acaba?

Suçortakları

1940'lar ve 50' lerdeydi. 1 Mayıs'ı kutlamak yasaktı. Her 1 Mayıs öncesi, meselâ Aziz Nesin ve onun gibi bazı komünist/sosyalist yurtdaş durup dururken polis tarafından evlerinden, iş yerlerinden alınır, saatlerce, bazen günlerce emniyette “misafir” edilirdi. Şimdi polis tam da bu yetki ile donatılmak isteniyor.

Doğrudan polis takdiri ile hürriyetten alıkonulma!

Böyle bir uygulamayı ne tür bir iktidar gerekli görebilir ve yasalaştırmaya cürret edebilir? Böyle bir iktidarın getirdiği her “yeni”liğe yetmez ama buna da evet, yanlış ama bugünlük evet, bu kadarı da olmaz ama alternatif ne..? diye diye bugüne kadar gelenlerin hiç mi bir suçu yok?

Böyle demek de abes ya!

Hadi onlar da suçlu.

Şiddet

Bu başbakan bunu da dedi: “Üniversitelerimizde (Üniversitelerin kendisinin olduğunu sanıyor!) şiddeti önlemek için her birine devletin polisini yerleştireceğiz!”

Daha diyeceği ne kaldı?

Bu kadar devlet şiddeti devlette acze alâmet değilse nedir..?

İkrar

AKP kodamanları ABD'nin New York Times gazetesini topa tuttular. En başlarındaki de her gittiği yerde, “Kaç para aldın?” diye haykırdı durdu.

Nerden biliyorlar bu iş lerde normal fiyatın ne kadar olduğunu?

Baraj

Barajdan vazgeçmeyeceklar. Asla!.. Barajla var oldular, onsuz olamazlar. Milleti o kadar sevmeleri barajdan dolayıdır!

%10'dan vazgeçmek için yeni ve daha yüksek bir baraj getirmeyi “demokrasi” kartı diye öne sürüyorlar. Demokratik atılımmış! Ölüm gösteriyorlar...

Bir kere atandılar ya, artık seçim denilecek bir seçime yoklar. Ebed müddet devleti elden kaçırmamak için yapmayacakları şey yoktur. “Sayın Başbakan”ları her gittiği yerde, “Barajı biz getirmedik ki!” derken, bizi enayi yerine koymayın, demek istiyor...

Bu çok açık. Yapın hesabınızı, görün. %10 kalksın mı diyorsunuz? Pekala. %50'ye ne dersiniz? Tartışılacak seçenekmiş!