Kafa

tugluk-bw-cropBu Yalçın Akdoğan isimli yeni bakanın, ustası Tayyip Erdoğan’ı aratmayacağı anlaşılıyor.

Kobani’de IŞİD’in sergendelerinin saldırısı altındaki kardeşlerini akrabalarını savunmaya gitmek isteyen Kürt militanlarını zehirli gazla ve tomalarla yola getirmeye kalkışan asker/polis karması güvenlik güçlerine taşla karşılık verenlere katılan Aysel Tuğluk’a sövüyor. Tuğluk’a “nankör” diyor!

Bu kafa çözüme giden süreçte kendine patron payesi yakıştıran kafadır. Süreci bu tür hareketler ve küfürlerle götürmeye yeltenmek “çözüm”den muradın ne olduğu üzerine şayanı dikkat alâmetler taşıyor. Bu kafayla süreç (!) dedikleri nereye kadar gider?

Akdoğanlar v.s... süreci akamete uğrayacağı yerde nelerle karşılayacaklarını ve bunun ülkeye neye malolacağını şimdiden düşünseler iyi ederler.

Yeni Başbakan’ın Kutlu Yürüyüş teranesi

davutoglu2-bw-cropBazı söylemleri, önceleri, Mussolini’nin eski Roma (Mare Nostrum) nutuklarından ilham alınmış gibiydi.

Şimdilerde “Kutlu Yürüyüş’le 2023 hedefi” başka bir şeyi akla getiriyor:

Hitler’in “Bin yıl sürecek REICH!” nâralarını…

 

Çözüm ya da Kürdistan’da Türkçe okul meselesi

diyarbakir-okul-bw-cropSiyasi irade (artık kimin iradesi ise…) Kürtlerin demokratik özerklik talebinden döndüğünü, adeta “Barış işte çözümdür” diye düşünmeye başladıklarını sanıyor. Davranışlarına ve söylemlerine bakınca öyle görünüyor. Siyasi irade ne kadar yanıldığını anlamakta gecikmeyecek!

Tayyip Erdoğan ve şürekası fena halde aldanıyorlar.

Tayyip Erdoğan kendini gelmiş geçmiş en büyük bir Nizamülmülk zannededursun, bir gün gelecek neyin ne olduğu onun gözünde de tatsız bir biçimde âyan olacak. HDP’li Kürtler Amed’de polisin kapılara vurduğu mühürleri hangi cür’etle kırıyorlar? Kırıyorlar… Kırıyorlar?!

Haklı olmaktan ve hakkın ardındaki güçten aldıkları cür’etle!

Yol haritası… İşte Kürtçe okul meselesi!

“Böyük Türkiya”nın halleri

kuveyt-elcisi-bw-cropNe dedi Kuveyt Elçiliğinden en üst bir yetkili dövülüp ağzı gözü patlatılan Türk pilot subay olayından sonra?

“Sınır dışı kararı alınırsa Türkiye’deki yatırımlarımız etkilenir,” demedi mi?

Dedi!

Diplomatik nezaketi bile gözetmedi.

Nereden cüret aldı da öyle yaptı?

Yaradanın lûtfu, ihsanı, inayeti

tekstil1-bw“Sermayeye dayalı mübadele tarzında insan, eğer görece değer kazandıysa bu yeniden üretimin aksamaması içindir. Bu konuda kimse eşitlik beklemesin.” (Süleyman Seyfi Öğün. Yeni Şafak, 11 Eylül 2014.)

Yeni Şafak gazetesi başımızdaki AKP iktidarının hararetli bir destekçisi olduğu gibi aynı zamanda Allah’a tapmayı, dindar olmayı savunma işini baştan beri üstlenmiş, sadakatle ve şevkle yerine getiren bir basın organı. AKP’nin başı, dönemin C.Başkanı R. T. Erdoğan sık sık tekrarlamayı hiç ihmal etmez:

“Yaratılanı Yaradandan ötürü severler”miş!

Demek ki neymiş? Konunun bir demagojik AKP propagandası tanımı varmış, bir de bilimsel olmaya yeltenir görüneni. “Yeniden üretimin aksamaması için” ne demektir?

Bizimkisi gibi kapitalist bir toplumda (yani her kapitalist toplumda) ne demekse o. Yani parası, serveti, sermayesi olanların çıkarı. Onların yaşadıkları hayat. Onların mutluluğu. Yani Yaradanın öylelerine lûtfu, ihsanı, inayeti!

Süleyman Seyfi Bey bu yazıyı neden yazmış acaba? Yeni Şafak çevresine gizli bir garazı mı var? Ne demek istiyor?

Kendilerine yakıştırdıkları isimden belli

AK Partili siyasetçi mi?

Yalancıların şahı!

Camiden gelme halı tüccarı!

Bir zamanlar eski Roma’da…

Bir zamanlar eski Roma’nın önde gelen yöneticilerinden biri Roma Senato’sunda (Asiller Meclisi’nde) yaptığı her konuşmanın sonunu “Kartaca’ya Ölüm!” diye bağlardı.

Bizler de dediğimiz ve diyeceğimiz her sözün sonunu hiç şaşmadan ve tereddüte düşmeden, “Bu ülkede dindar C.Başkanları, dindar Başbakanlar, dindar bilmemne bakanları, şu veya bu devlet adamı kılığında dolaşan şahıslar, tümü MADDİYUN mesleğinin en yüz karası paraya tapanlar türünün sadık ve şaşmaz takipçileridir. Her göründükleri yerde bu gerçek yüzlerine çarpılmalı ve kitlelere anlatılmalıdır,” diyerek getirmeliyiz.

Bunun niçin gerekli olduğuna bunların yaptıklarını (adım başı diktikleri 80-100 katlı gökdelenleri) ve yapmadıklarını (Soma’da 301 maden işçisinin adeta kasıtla katledilmesi üzerinden daha üç ay geçmeden 32. kattan düşürülen, içi işçi dolu özel yapım inşaat asansöründe ölen 10 işçiyi) anarak anlarsınız.

İstanbul valisinin ölüm güzellemesi

guernica-cropİstanbul valisi Mutlu, nerden estiyse, Twitter’de, daha sonra da TV ekranlarında felsefe döktürmeye kalktı. Bir takım fersude ve malayani laflar.

Gezi olaylarında sayısı 10’a varan genç yurtdaşın gaz fişekleri ya da gerçek kurşunlarla öldürülme emrini polislere ileten o değil miydi?

Böyledir. Bu zat da devlet büyüklerinden sayılır. İşleri güçleri ÖLÜM’dür!

İspanya iç savaşında Franko faşistlerinin tek bir sloganı vardı:

“YAŞASIN ÖLÜM!”

Ölen ölür, yaşayanlar bizimdir!

torun-bw-cropNe nediler:

  1. Şirket Sahibi: “Sektörel vaka”.
  2. Başbakan: “Gelişmiş ülkeler mevzuatı ne ise bizde de aynı olacak.”
  3. CHP genelbaşkanı: “İş; kazası değil, iş cinayeti.”

Yorum:

  1. Sektörel vak’adan sektörel “vakı-a”ya varmak için bir harf eksik. Bu ne? İşin FITRATI demenin bir başka şekli.
  2. 12 yıldır süren bir iktidar var, şimdiye kadar niye olmadı? Suç ortakları hep böyle konuşur.
  3. “Cinayettir!” diyen diyene. Yani havaya laf ediliyor. Cinayete ceza ne? Hani nerede?

Terminatörler

akdogan-arinc-bw-cropAllah için, şu Yalçın Akdoğan adındaki yeni Başbakan (ya da C.Başkanı) yardımcısı hayatında ne zaman, nasıl ve ne içün mağdur oldu dersiniz? Bakışlarında, davranışında, peynir tulumu gibi sağlıklı görünüşünde, kariyer çizelgesinde öyle bir iz mi var?

Bu tipler kendi kafalarındaki “Yeni Türkiye”nin YENİ adamları: Maddiyata tapan, maddiyatla yatıp kalkan,kendilerini ve geleceklerini maddiyata adamış terminatörler! Ülkenin geleceği ve ülke insanları için öngördükleri vizyon: Dünyanın en büyük hava alanı, bin bir tane HES’den oluşan enerji şebekesi, Kazdağları’nı siyanürle soyup sovana çevirecek altın madenleri, adım başı bir nükleer santral... Ülkeyi ve ülke insanını kendilerine benzetecekler! Yeni Türkiye’nin yeni AKP’lileri. (İçlerinde en efendi görünüşlü Numan Kurtulmuş gibi, iki yıl öncesine kadar siyaset literatürünün en ağır küfürleriyle andığı bir partide bugün en üst makama oturmaya heveslenen kemiksiz, yaşı gelmeden yavşamış tipler var!)

Bülent Arınç boş bulundu, bunlara “yeni yetmeler” diyerek kendini ters köşeye şimdiden mahkum etti! Sonra ne oldu? Ahı gitti vahı kaldı!

Sesi bir günde yaşlandı...

Tayyip Erdoğan’ın da sonu bunların elinden olacak.

Fazla gecikmeyecek…