Kan tutar

ermenek-bw-cropSöylenir de, bilinir de.

Kaatiller, cinayeti işledikleri yere geri dönerler. Ayrılır, sonra yine döner gelirler. Bir daha, bir daha...

AKP Devleti’nin iki bakanı, biri Enerji Bakanı, diğeri Çalışma Bakanı’nın dersiniz ki başka işi yok. Madenlerde ölüp giden emekçi yurtdaşların “cansız bedenleri”ni tavaf etmekle görevliler. “Ölüm melekleri!” diyecek birileri de belki çıkar.

Her ağzını açan, madenlerde ölüm vakalarının kaza değil, cinayet olduğunu söyleyip duruyor. Malumun ilamında herkes müttefik. “Cinayet”in ardında olanın gözardı edilmesine yarıyor: SİYASET! Niye Alamanya’da onca kömür madeninde yılda 3 kişi ölüyor da bizde yine bir yılda ortalama 500 kişi canını yitiriyor?

Başımızdaki iktidar partisiyle bu sorun çözülmez. Bu iktidara oy vermek ve onu şu ya da bu demokratik meşru yoldan alaşağı etmemek, her yıl bunca ölüme onay vermektir. AKP iktidarı bu ölümlerle iş tutuyor...

Fıtratında bu var.

Sistem meselesi

protokol-bw-crop“Bizim sistemimiz başkanlık da değil, yarı başkanlık da değil. Dolayısıyla bizim konumumuzu anlamakta zorlanıyorlar.” – Bay Tayyip Erdoğan.

1. Tabi anlamazlar. Çünkü “Bizim sistemimiz” dediği bir ucube. Düpedüz ANARŞİ! Ne başkanlık, ne yarı başkanlık, ne de parlamenter sistem.

Devletin tepesinde anarşi topluma şiddet olarak intikal eder: Yüzde on seçim barajı, kapı kuluna çevrilmiş parti meclis grubu, toplum düzeni (devlet otoritesi) takıntısı, polise doğrudan adam öldürme yetkisi, sokakta molotof kokteyli yerine el bombası, polis bakanına bağlı özel milis gücü, sandık sayıklaması, biz yapınca olur, bizim kadar oy alın da görelim, torba yasa, yok kanun-yap kanun-var kanun! Tabi bir de “Türkiye seninle gurur duyuyor!” var.

Hepsi ANARŞİDİR.

2. Elin gavuruna “senin sistem”inin ne olduğunu elbette anlatamazsın. Ne ki senin de anlamadığın bir şey var: Adam, “Sizdeki güç Obama’da yok” derken seninle alay etmiş. Farkında değilsin.

Milat!

kobani-yarali-bwSon haberlere göre 25'in üzerinde kişi yurt çapındaki olaylarda polis saldırısı altında öldürüldü.

İşin buraya varacağını söylemiştik. Gezi olayları sırasında polisin zehirli gaz fişeklerini yurttaş kalabalıkları üzerine nasıl kurşun sıkar gibi yolladığını herkes gördü. O zaman 7 kişi ölmüş, daha fazlasının gözü çıkmıştı!

Dönemin başbakanı polisi alenen tebrik etmişti!

Daha ne yapsınlar?

Hükümet sözcüleri habire konuşuyor: Suruç’a birkaç kilometre mesafede, Kobani’de “ölenleri ve ölümcül yaralıları sınırın bu yakasına alıp bağrımıza basıyoruz… Yaralılara acil şifalar diliyor, hayatlarını kaybedenler için yüce Allah’tan rahmetler niyaz ediyoruz.”

AKP ve Kürdistan

Kuzey Kürdistan’da iki yıla yakın bir süredir eylemsizlik ve bir tür barış sağlandığından beri Tayyip Erdoğan ve adamları “çözüm süreci” lafını ağızlarından hiç düşürmeyerek bugüne kadar iki seçimi selametle atlattılar. Güçleri arttı, bir çoğunun servetine servet katıldı. Şimdi daha da kritik bir seçim var sırada: 2015 Genel Seçimi.

O güne kadar çözüm süreci denilen şey gerçek bir çözüme yarar ve yaraşır bir yere varır mı? Varmaz! Varmayacağı bugünden değil, dünden belliydi. Kimse umutlanmasın. Umutlanmaktan bir hayır beklemesin. Kobani’de olan ve olmayan herşey bunu gösteriyor.

Taammüt

kadincinayetleri-bwAKP tek başına iktidar olalı beri kadın cinayetlerinde mübalağa artış görülüyor. Her biri kesinkes TAAMMÜDEN katiller hiç yargılanmadan mahkum edilmeli: Nitelikli denilen cinsten müebbed hapis. İndirimsiz, şusuz, busuz.

Zaten hemen hepsi suçüstü halinde yakalanıyorlar.

Katillerin yargılanması onları yargılayanları suça ortak ediyor… Seri cinayetlerin sonu gelmiyor.

IŞİD öldürüyor, TC Başbakanı ne diyor?

kobane-bw-cropIŞİD öldürecek (kimleri öldürecek? "Bin yıllık kardeşler"i öldürecek).

"Yapılacak bir şey yok. Asıl ve öncelikli hedef Esed!'i devirmektir."

Başbakan olalı beri boyu 2 cm uzamış olan Başbakan böyle diyor. Bize de bundan sonra diyecek bir şey kalmıyor!

Kafa

tugluk-bw-cropBu Yalçın Akdoğan isimli yeni bakanın, ustası Tayyip Erdoğan’ı aratmayacağı anlaşılıyor.

Kobani’de IŞİD’in sergendelerinin saldırısı altındaki kardeşlerini akrabalarını savunmaya gitmek isteyen Kürt militanlarını zehirli gazla ve tomalarla yola getirmeye kalkışan asker/polis karması güvenlik güçlerine taşla karşılık verenlere katılan Aysel Tuğluk’a sövüyor. Tuğluk’a “nankör” diyor!

Bu kafa çözüme giden süreçte kendine patron payesi yakıştıran kafadır. Süreci bu tür hareketler ve küfürlerle götürmeye yeltenmek “çözüm”den muradın ne olduğu üzerine şayanı dikkat alâmetler taşıyor. Bu kafayla süreç (!) dedikleri nereye kadar gider?

Akdoğanlar v.s... süreci akamete uğrayacağı yerde nelerle karşılayacaklarını ve bunun ülkeye neye malolacağını şimdiden düşünseler iyi ederler.

Yeni Başbakan’ın Kutlu Yürüyüş teranesi

davutoglu2-bw-cropBazı söylemleri, önceleri, Mussolini’nin eski Roma (Mare Nostrum) nutuklarından ilham alınmış gibiydi.

Şimdilerde “Kutlu Yürüyüş’le 2023 hedefi” başka bir şeyi akla getiriyor:

Hitler’in “Bin yıl sürecek REICH!” nâralarını…

 

Çözüm ya da Kürdistan’da Türkçe okul meselesi

diyarbakir-okul-bw-cropSiyasi irade (artık kimin iradesi ise…) Kürtlerin demokratik özerklik talebinden döndüğünü, adeta “Barış işte çözümdür” diye düşünmeye başladıklarını sanıyor. Davranışlarına ve söylemlerine bakınca öyle görünüyor. Siyasi irade ne kadar yanıldığını anlamakta gecikmeyecek!

Tayyip Erdoğan ve şürekası fena halde aldanıyorlar.

Tayyip Erdoğan kendini gelmiş geçmiş en büyük bir Nizamülmülk zannededursun, bir gün gelecek neyin ne olduğu onun gözünde de tatsız bir biçimde âyan olacak. HDP’li Kürtler Amed’de polisin kapılara vurduğu mühürleri hangi cür’etle kırıyorlar? Kırıyorlar… Kırıyorlar?!

Haklı olmaktan ve hakkın ardındaki güçten aldıkları cür’etle!

Yol haritası… İşte Kürtçe okul meselesi!