Kan dökeceğiz, hesabını senden soracağız!

polis-bw-cropDavutoğlu’nun Demirtaş’a söylediği bu.

Yaklaşan genel seçim kampanyası bağlamında gerilimi arttırarak kan dökmeyi bugünden gündeme getiren AK Partisi ve Devletidir.

Polise makul şüphe adı altında doğrudan yurttaşları gözaltına alma yetkisi veriliyor. Yasal sokak gösterilerinde polisin yurttaşlara içine zehirli gaz katılmış tazyikli su, biber gazı bombası ve mahalle magandalarıyla işbirliği yetmezmiş gibi bahusus ateşli silahla saldırması öngörülüyor. Molotof kokteylinin ölümcül silah sayılması olaylarda polisi de, göstericileri de ateşli silah kullanmaya teşvikten başka bir şey değildir.

Sözde C.Başkanı “…Esnaf, esnaf olduğu kadar sokakta polistir de,” demekten çekinmemiştir. Cumhurun başında böyle bir insanın olması her bir TC yurttaşı için canlı bir TEHLİKEdir. 6-7 Ekim olaylarında 50’den fazla insanın kimler tarafından öldürüldüğü hiç sorulup sorgulanmaksızın olayın teferruatına dair her türlü bilginin kamudan, yani halktan kaçırılmış olmasına da şaşmamak gerekir. Bu gidişle sekiz ay sonraki genel seçimin “miş gibi” yapılacağının alametleri hızla çoğalacaktır.

Megalomani

aksaray-bw-cropYani büyüklük kaçıklığı.

Daha ziyade sonradan görme küçük adamlara ârız olur. Sözgelimi, “İsrail’in Kudüs’te Mescid-i Aksa’da yaptığı zulüm Türkiye’ye saldırıdır!” deyip de sonra…

Oturmak ve ülke yönetiminde üzerine düşen anayasal görevleri kendi keyfine göre yerine getirmek için Çankaya’yı bırakıp gittiği yere bir bakın: Devasa bir KUŞ KAFESİ! Çirkinliğin şahikası.

“Burası benim değil, milletimin!” diyor bir de! Kendi zevksizliğini, görgüsüzlüğünü millete mal etmek işte tam bir küçük adam hastalığıdır. Milletin bu işte ne günahı var?

Çok var da… Nedir siz söyleyin diliniz varıyorsa…

Egemenlik senin değil, Bay Erdoğan!

erdogan-kure-bw-crop“Kendini herkesten akıllı zanneden, kendisi dışında herkesin tercihlerini, yaşam tarzını düşüncelerini tahkir eden, aşağılayan kişi insani bir tavır içinde değildir,” diyor. (3 Aralık 2014. Hürriyet.)

Kendini anlatıyorsun, farkında değilsin. Dünyada ne kadar akıllı karga varsa hepsi sana gülüyor.

Hem C.Başkanı hem Başbakan hem parti başkanı… Alâ.

Tıpatıp 940’ların İsmet Paşası: Yarım yüzyıl sonra bir UCUBE!

Pişkinliğin Dik Âlâsı

cunta-secim-crop

Yüzde on seçim barajı!

Düpedüz oy gaspı. Korsanlığın kitabına uydurulması…

Bi de hiç görülmemiş seçim başarılarından ülkeye istikrar getiren parlamento çoğunluklarından söz ediliyor. Kim bunlar?

Kenan Evren cuntasından kalma seçim yasası manipülasyonuyla milletin oy tercihini üç kağıda getirip almadıkları oyları almış gibi ‘Milli İrade’ goygoyculuğu yapanlar. Neymiş, o yasayı kendileri çıkarmamış! Dünya siyaset tarihinde görülmemiş bir pişkinlik! Bir de ikinin biri hiç utanmadan dünya aleme demokrasi, vicdan, fazilet dersi veriyorlar. (Dünya aleme alay konusu oluyorlar da hiç tınmıyorlar…)

AKP yöneticilerine yalakalık yapa yapa üne, paraya, sözümona saygınlığa konanlar da var. En sağdan en sola kadar haysiyetsizliğin dip sularında sürünmeyi ‘kanaat önderliği’ kendilerine yakıştıran şerefsizler! İsim verelim mi, vermeyelim. Kalemimiz kirlenir!

Yüzde on seçim barajı gibi bir milletin başına kakıla kakıla sürdürülen öyle bir korsanlığa itiraz edilmez.

İsyan edilir. Edilmiyorsa, asıl sorun isyan etmeyenlerdedir.

Baltayı Taşa Vurdu

kadin-mitingi-bwKadın kısmısıyla başetmek zordur. Kılıçdaroğlu’na haddini bildirmeye benzemez. Bay Tayyip Erdoğan çaptan düşüyor.

Görün bakın başına neler gelecek.

Amerikan CNN’i kadın dayanışmasını başlattı bile.

Daha o akşam ana haber bülteninde ilk sırada bu haberi verdi.

Binnaz Toprak’la uzun mu uzun bir röportaj eşliğinde.

Kıyamet İzmir’de değil ülkenin dört bir bucağında kopunca Bay Erdoğan kadın fıtratının nelere kadir olduğunu görecek.

Anasından doğduğuna doğacağına pişman olacak.

Amerika’yı Yeniden Keşfetmek

kesifAmerika’ya ilk gidenler pekala müslüman tüccarlar ve gemi adamları olmuş olabilir, bunu tahmin edebilmek için kimsenin Amerika’yı yeniden keşfetmesi gerekmiyor!

Miladdan sonra bin yılları civarında İslam aleminin matematikte, fizik biliminde, tıpta, felsefede, hatta teknolojik yeniliklerde Avrupa toplumlarından daha ileri olduğu bilinmeyen bir şey değil. Kimse de bunu inkar etmiyor.

Asıl sorun, daha sonra ne olduğu. 15. YY’dan sonra mesela?

Galileo’nun ki gibi, Newton’un ki gibi bir tek parlak buluş var mı? Neden yok?

Bay Erdoğan’ın Müslümanların Amerika’yı en önce keşfetmiş olduklarına inanmak istemesi gibi bir sorunu varsa, bu onun sorunudur.

Ucube

aksaray-bw-cropT. Erdoğan’ın Ak Saray’ını kendisine ve her gittiği yere yanında bohça gibi taşıdığı Hanımefendi’ye pek yakıştırdığı anlaşılıyor. İşin bu yanı ucubeye ne kadar para harcandığından çok daha önemli.

Tayyip Bey’inki doğru ve her bakımdan isabetli bir seçim. İnsan muhitiyle dengi dengine olmalı. Halihazır Cumhurbaşkanımızın tarihte bu ucubeyle birlikte anılacak olmasında pekala bir isabet yok mudur?

Taşeron cumhuriyet T.C.

Madenlerden gökdelen inşaatlarına. karayollarına, denizlerin ortalarına kadar her yerde eserlerini sergiliyor. Taşeronluğu kaldıracağız, dayı başıları yok edeceğiz diyen bakanlar, başbakan,vb... hakkında suç duyurusu çıkarılsa yeridir: Ata yadigarı Cumhuriyet’e kasıtları var!

Okul var, okul var

“Düşünebiliyor musunuz, adamlar okul yakıyorlar, okul!”

Bunu diyenler, bir halkın ana dili gelişmesin, giderek dumura uğrasın diye seksen yıldır habire açılan okullar için ne diyorlar, peki?

Gölge boksu

heyet-bw-crop“Çözüm” süreci diye bir şey mi var?

Yok! Açık konuşalım.

Karşılıklı ateşkes ya da bir tür “arızalı barış” tasavvuru ve gayreti var. Bunun adı neden ve nasıl “çözüm” süreci oluyor? ÇÖZÜM ne? Nerede? Başbakan Davutoğlu ve Bakan Akdoğan bas bar bağırıyorlar, sürecin asıl sahibi biziz diye. Bu bile onların çözümden ne anladıklarını ve ne için “çözüm” istediklerini görmeye yeter. Şimdiye kadar ne yapmadıklarına bir bakın, ne yaptıklarını anlarsınız. Bundan sonra hiç bir şey yapmayacaklarını da...

AKP devleti için çözüm, önümüzdeki altı ay içinde (2015 genel seçimi sonuna kadar) ölümle sonuçlanan çatışmaların hiç olmaması ya da olabilecek en asgari düzeyde kalmasıdır. Bir süredir “kamu düzeninin sürdürülmesinden taviz yok!” diye tutturmuş olmaları, 2015 genel seçiminde çözümün esas itibariyle yurt sathında kamu düzeni dedikleri asayişin berkemal olmasını sağlamaktan ibaret olduğuna seçmenden onay almak istediklerine işaret etmektedir.

Peki Kürt özgürlük hareketi için çözüm nedir? İmralı, Kandil ve HDP sözcülerinin ÇÖZÜM’ün Kürtler için ne olduğunu altını çize çize açıklamaları gerekiyor. “Çözüm süreci” eğer sahici bir çözüm için bir süreç olacaksa, bugüne kadar süregelen onca tartışmada eksik kalan ve kafaların karışmasına neden olan temel nokta budur.

Kan tutar

ermenek-bw-cropSöylenir de, bilinir de.

Kaatiller, cinayeti işledikleri yere geri dönerler. Ayrılır, sonra yine döner gelirler. Bir daha, bir daha...

AKP Devleti’nin iki bakanı, biri Enerji Bakanı, diğeri Çalışma Bakanı’nın dersiniz ki başka işi yok. Madenlerde ölüp giden emekçi yurtdaşların “cansız bedenleri”ni tavaf etmekle görevliler. “Ölüm melekleri!” diyecek birileri de belki çıkar.

Her ağzını açan, madenlerde ölüm vakalarının kaza değil, cinayet olduğunu söyleyip duruyor. Malumun ilamında herkes müttefik. “Cinayet”in ardında olanın gözardı edilmesine yarıyor: SİYASET! Niye Alamanya’da onca kömür madeninde yılda 3 kişi ölüyor da bizde yine bir yılda ortalama 500 kişi canını yitiriyor?

Başımızdaki iktidar partisiyle bu sorun çözülmez. Bu iktidara oy vermek ve onu şu ya da bu demokratik meşru yoldan alaşağı etmemek, her yıl bunca ölüme onay vermektir. AKP iktidarı bu ölümlerle iş tutuyor...

Fıtratında bu var.

Alt Kategoriler