Umut 1 Mayıs’ta, umut 1 Mayıs Meydanında

disk1977-crop-rsz"Bizler, yılın 365 günü alınteri döken, bu ülkede üretilen her şeyi ama her şeyi üretenleriz. Bizlerin 1 Mayıs’ta söyleyecek sözü, büyüteceği bir umudu var:

- Taşeron çalışma başta olmak üzere tüm kölece çalıştırma biçimlerine karşı insanca çalışmak ve insanca yaşamak istiyoruz.

- İnsanca yaşayabileceğimiz bir ücret ve sosyal haklar istiyoruz.

- Grev, örgütlenme ve toplusözleşme hakkımızı istiyoruz.

- Çalışırken ölmek, sakat kalmak, hastalanmak istemiyoruz.

- Kıdem tazminatımız gaspına karşı iş güvencemize sahip çıkıyoruz.

- Kadınları toplumsal yaşamdan dışlayan zihniyeti, bu zihniyetin yarattığı şiddeti ve kadınların ucuz-güvencesiz işlerde kölece çalıştırılmasını reddediyoruz.

Devamını oku: Umut 1 Mayıs’ta, umut 1 Mayıs Meydanında

Seçimlerde HDP'ye Destek!

hdp12 yılı geride bırakan AKP iktidarının en ayırt edici özelliklerinden biri kadınlara yönelik politikaları oldu. AKP aileyi merkeze alan kadın politikalarıyla kadınların emeklerinin, bedenlerinin ve kimliklerinin erkekler ve devlet tarafından denetlenme sınırlarını genişletti, genişletiyor.

Antidemokratik ve otoriter AKP hükümeti yönetimi altında bugün, feminizm de dahil olmak üzere, her türlü muhalif politikanın siyaset ve ifade alanı gittikçe daraltılıyor, sindirilmeye, değersizleştirilmeye çalışılıyor. Kendini iktidarın karşısında konumlayan her türlü muhalefeti ve direnme biçimini susturmaya yönelik baskılar, yasal düzenleme adı altında durmaksızın meşrulaştırılıyor. Tüm bunlar var olan eşitsizlikleri derinleştirirken aynı zamanda emekçilerin, ezilenlerin mücadele gücünü kırarak bu eşitsizlikleri aşma olanağını da zorlaştırıyor. Toplum üzerinde yaptırım gücü olan meclis, bu seçimde de yüzde 10 baraj dayatmasıyla farklı ses ve duruşlara kapatılıyor, barış sürecinin muhataplarının meclisteki temsiliyeti riske atılıyor.

Devamını oku: Seçimlerde HDP'ye Destek!

Biz “% 50” dedik siyasi partiler ne anladı?

kader-secim2015 Genel Seçimleri öncesi siyasi partiler adaylarını açıkladı.

Türkiye, 7 Haziran’da sandık başına gitmeye hazırlanırken, siyasi partiler de Türkiye’yi 4 yıl boyunca yönetmeye aday kadrolarını açıkladı.

YSK’ya teslim edilen listelerde kendilerine seçilebilir sıradan yer bulan isimler, 25. dönem millet meclisini oluşturacak.

Açıklanan aday listelerindeki kadın aday sayısı, geçmiş yıllar ilekarşılaştırıldığında görece daha fazla. Ancak, KA.DER olarak düzenlediğimiz “Biz ne diyoruz, liderler ne anlıyor”başlıklı kampanyamızdaki kaygılarımızın haklı çıkmasından üzüntü duyuyoruz.

Devamını oku: Biz “% 50” dedik siyasi partiler ne anladı?

DİSK-AR İşsizlik Raporu

disk-arTürkiye haftalık çalışma sürelerinin emsallerine göre çok daha yüksek olduğu bir ülkedir. Avrupa Birliği ülkeleri ile kıyaslandığında haftalık çalışma sürelerindeki fark 12 saati bulmaktadır. Buna göre Türkiye’de 5 kişinin yapacağı işi 4 kişi yapmaktadır. Bir yandan işgücüne katılım oranlarını yükseltirken, öte yandan işsizlik verileri ile mücadele etmenin yegâne yolu, gelir kaybına yol açmaksızın haftalık çalışma sürelerini azaltmaktan geçmektedir. Buna karşın hükümet ve sermaye çevreleri işsizlik verilerindeki artışı, istihdam yapısının niteliğini bozarak, yani yoğun çalışma koşulları altında, daha esnek ve güvencesiz çalışma biçimlerini yaygınlaştırarak durdurmanın reçetelerini topluma sunmaktadır. Hükümet işveren çevrelerinin taleplerini Ulusal İstihdam Strateji Belgesi ile programlaştırmıştır. Ucuz işgücü için, taşeron çalışmayı yaygınlaştırmayı, kıdem tazminatını fona devrederek ortadan kaldırmayı, kölelik bürolarını hayata geçirmeyi hedefleyen bu belge hükümetin uygulama açısından gündemindedir. Nitekim hazırlanan ekonomik programlarının istihdam başlığında yer alan hususlar bu tespiti doğrulamaktadır.

Devamını oku: DİSK-AR İşsizlik Raporu

Kristal-İş Üyesi Arkadaşlarımıza ve Sendikal Kamuoyuna

kristalisKristal-İş Sendikasında, 1980’lerden bu yana sürdürdüğümüz görevlerimizden Mart 2015 itibarıyla kendi isteğimiz ve kararımızla ayrıldık. Bu bir bakıma, ertelenmiş bir kararın hayata geçirilmesi oldu.

Kristal-İş Sendikasının 2012 yılında toplanan 16. Genel Kurulu’nun ardından ayrılmaya karar vermiş ve bu kararımızı Genel başkana aktarmıştık. Genel başkanın talebi ve sendikanın önünde duran başta Topkapı fabrikasının kapatılması ve grup toplu iş sözleşmesi olmak üzere kritik meseleler nedeniyle bu kararımızı ertelemiştik. Geldiğimiz nokta itibarıyla bu erteleme süresinin daha fazla uzatılmasına gerek olmadığına karar verdik. Bu kararımızı 26 Aralık 2014 günü Genel başkan ile paylaştık ve Şubat ayı sonunda ayrılmak istediğimizi bildirdik. 16 Şubat 2015 günü dilekçelerimizi vererek sendikadaki görevlerimizden ayrıldık.

Devamını oku: Kristal-İş Üyesi Arkadaşlarımıza ve Sendikal Kamuoyuna

Demokrasimizin güvencesi: Kürtler

newroz2014-bw-rsz-cropAslında, “Şu andaki güvencesi” diyerek ihtiyatlı davranmak lazım. Ama ne olursa olsun, bu ortamda tek ciddi şeyleri söyleyen ve yapan, HDP. Özellikle de, gençler arasında “Selocan” diye geçen, Eşbaşkan Selahattin Demirtaş.

Düşündüklerimi önce kısa maddeler halinde yazayım, sonra açarız:

Devamını oku: Demokrasimizin güvencesi: Kürtler

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü - Talepler

  • feminist-kolektif-crop8 Mart ücretli tatil ilan edilsin,
  • Acilen Kadın Bakanlığı kurulsun,
  • Erkek şiddetini araştırmak için kurulan komisyon daimi hale getirilsin ve alanda çalışan kadın örgütlerinin izlemesine açık olarak çalışsın,
  • Hükümet, yandaş örgütlerle değil, yıllardır erkek şiddetine toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dair çalışan kadın örgütlerini tanıyarak, bu örgütlerle toplumsal cinsiyet eşitsizliğini giderici politikalar ve uygulamalara derhal başlasın,
  • Kadın ve erkek eşittir. Yaşamın her alanında kadın ve erkeğe eşit temsiliyet hakkı tanınsın,
  • Kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz ve kadın cinayeti davalarında, erkeklere uygulanan tahrik ve iyi hal indirimi kaldırılsın,
  • Erkekleri kollayan erkek-yargı işbirliğine son verilsin. İstanbul Sözleşmesi maddeleri uygulansın,
  • 10 bini aşkın nüfuslu yerleşim birimlerinde en az bir kadın sığınağı, 50 bini aşkın nüfuslu yerleşim birimlerinde en az bir kadın danışma merkezi, her 20 bin kadın için bir tecavüz kriz merkezi açılsın,
  • Boşanan kadınlara ev, maaş ve can güvenliği sağlansın,
  • Güvencesiz, esnek ve kayıt dışı çalışmaya son verilsin,
  • Ev emekçisi kadınlara sosyal güvence ve emeklilik hakkı tanınsın,
  • Hasta, yaşlı, engelli bakımı devlet tarafından karşılansın,
  • Nitelikli ve ücretsiz kreşler açılsın, her kadının ulaşabileceği şekilde yaygınlaştırılsın,
  • Ücretsiz ulaşım ve sağlık hizmeti sağlansın,
  • Eşit, parasız, bilimsel, anadilde ve laik eğitim hakkımız tanınsın,
  • Gerçek bir barışın sağlanması için çözüm zemini genişletilsin ve müzakere aşamasına bir an önce geçilsin,
  • Cinsel yönelimleri ve cinsiyet kimlikleri nedeniyle ayrımcılığa, nefret cinayetlerine uğrayan LGBTİ’lere yasal ve toplumsal güvence sağlansın, nefret yasası LGBTİ bireyleri kapsayacak şekilde yeniden düzenlensin,
  • 2 milyona yaklaşan kadın göçmen ve mültecilerin, sığınmacıların yaşam koşulları iyileştirilsin, sağlık, barınma, yemek ve çalışma koşulları acilen sağlansın.

İstanbul 8 Mart Kadın Platformu 2015, 5 Mart 2015.

 

Trabzon Kamuoyuna

yusuf-katipoglu-rszYaklaşık dört bin yıllık tarihi ve kültürel mirasını taşıdığımız bir kentin, coğrafyanın çocuklarıyız. Dolayısıyla tarihe ve insanlarımıza karşı sorumluluklarımız var. Son günlerde kadim kentimiz Trabzon'da HDP İl Örgütü'ne yönelik baskı ve tehditlerin sürdürüldüğüne tanık oluyoruz. Bu baskılar sonucu söz konusu partinin kurucuları olan iki Trabzonlu hemşerimiz çalıştıkları iş yerinden atılmışlar. Zaman zaman kentimizde bir takım çığırtkanların yaptığı gürültü kirliliği sonucu sağduyunun hâkimiyetini kaybettiğinin farkındayız.

Ayrıca, demokrasi kültürünü henüz hazmedememiş kitlelerin varlığı kamuoyu tarafından da bilinmektedir. Yakın geçmişte gerçekleştirilen daha vahim olayların ve provokasyonların sahipleri artık herkesin malumudur. Bu kitleleri çoğunlukla el altından, bazen açıkça yöneten ve yönlendirenler öncelikle ülkemize kalıcı zararlar vermeye devam ediyorlar. Israrla sürdürülen, sözde sorumlu kanaat önderlerinin kullandıkları nefret dili toplumumuzda telafisi mümkün olmayan sosyolojik ve psikolojik tahribatlara yol açmaktadır. O nedenle, farklı kentlerde ve coğrafyalarda yaşamını sürdüren ve hiçbir zaman Trabzon'la fiziki ve gönül bağını koparmamış olan Trabzonlular adına bundan böyle bu tür antidemokratik eylemlere ve söylemlere kayıtsız kalmamaya karar verdik.

Devamını oku: Trabzon Kamuoyuna

Seçimlerde ne yapmalı?

sol-bw-cropNihai hedef ve varoluş ilkeleriyle, güncel siyasal çıkar ve amaçlar arasındaki, başka türlü söylersek, “stratejik” hedefler ile “taktik” adımlar arasındaki gerilim sosyalist hareket için hep sorun olageldi.

Bernstein’ın, yirminci yüzyılın başlarında ortaya attığı, “güncel amaç her şey, nihai hedef hiçbir şey!” formülü, zamanla “reel” ya da “oportünist” siyaset anlayışının özlü anlatımı, uygulama kılavuzu oldu. Avrupa’da önce sosyal demokratlar, sonra da komünistler bu yoldan yürüdüler. Bu uzun hikâyenin özeti şudur: Bu hareketler, zamana ve duruma göre değişen gerekçelerle, güncel siyasal hedefler için devrim ve sosyalizm programlarından vazgeçtiler. Sonuç ortadadır: Yok oldular! Nihai hedeflerinden, varlık nedeni olan temel ilkelerinden vazgeçen bir oluşumun bağımsız bir hareket olarak yaşaması olanaksızdır. Yok olmasa da, böyle bir hareket, etkisizleşmeye, kenarda kalmaya, Frenkçesiyle “marjinalleşmeye” yazgılıdır.

Devamını oku: Seçimlerde ne yapmalı?

Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) Yeni İç Güvenlik Paketi’nin Eleştirisi

tihv-cropKamuoyunda “İç Güvenlik Paketi” olarak bilinen Yasa Tasarısı ile siyasal iktidar hiç bir hukuksal sınırlama ve yargısal denetim olmaksızın “gözaltına alma/hapsetme” yetkisi istemektedir. Adli yetkileri idareye teslim ederek “hukukun üstünlüğü” ve “kuvvetler ayrılığı” ilkelerini tümüyle yok etme harekâtı olan bu Tasarı, Anayasaya, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına, daha da ötesi kamusal akla ve vicdana tümüyle aykırıdır. Derhal geri çekilmelidir!

Devamını oku: Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) Yeni İç Güvenlik Paketi’nin Eleştirisi