Demokrasi savaşımcısı aydınlara açık mektup

tarik-ziya-ekinci-bw-crSon zamanlarda özgürlük, barış ve demokrasi için savaşımı veren saygıdeğer aydınlarımız daha sık bir araya gelmekte ve rejim sorunlarını tartışmaktadırlar. Yayınladıkları bildirilerde devlete egemen güçlerin demokrasi dışına düştüğünü, erkler ayrılığının işlemediğini, Parlamentonun işlevsizleştiğini, yargının baskı aracı olarak kullanıldığını veciz ifadelerle eleştirmektedirler. Keza gereği kalmamışken OHAL’in sürekli bir yönetim haline getirildiğini, ülkenin KHK’larla yönetildiğini, özgürlüklerin kısıtlandığını, yüz binlerce vatandaşın işten atıldığını, binlercesinin de hukuksuz ve kanunsuz olarak cezaevlerine kapatıldığını yakınma konusu yapmaktadırlar. İktidardan adaletsizliğe, baskılara ve keyfi yönetime son vermesini, özgürlükçü demokrasiye işlerlik kazandırmasını istemektedirler.

Devamını oku: Demokrasi savaşımcısı aydınlara açık mektup

"Siyaset ve felsefe”nin çevirmeni Tektaş Ağaoğlu

Milletvekili Profesör Ahmet Ağaoğlu'nun torunu, Menderes Hükümetlerininbakanı Samet Ağaoğlu'nun oğluydu, iktidar katlarından gelmesine karşın emekçilerin saflarında sosyalizm için mücadele eden Tektaş Ağaoğlu her dönem örgütlü mücadele içinde yer aldı. 60'lı yıllarda TİP, 1974 yılından itibaren TSİP içinde faaliyet gösterdi. ÖDP’de de politika yaptı. Kızılcık dergisini çıkardı. Resim çizdi, heykel yaptı.

Sosyalist siyasetçi, yazar ve çevirmen Tektaş Ağaoğlu 9 Ocak 2018 günü, 84 yaşında yaşama veda etti. Tektaş Ağaoğlu, ülke tarihinde iz bırakmış bir ailenin üyesiydi. Dedesi Profesör Ahmet Ağaoğlu, babası Menderes Hükümetlerinde on yıl süreyle bakanlık yapmış, Yassıada’da yargılanarak müebbet hapis cezası almış Samet Ağaoğlu’ydu. Samet Ağaoğlu, siyasetçiliğinin dışında öykü, anı, günlüklerle edebiyatımızda iz bırakmış bir yazardır. Tektaş Ağaoğlu’nun halası Tezer Taşkıran CHP milletvekilliği de yapan önemli bir eğitimciydi. Diğer bir halası Süreyya Ağaoğlu Türkiye’nin ilk kadın avukatıydı. Tektaş Ağaoğlu’nun kardeşi Mustafa Kemal Ağaoğlu, yayıncı, Yazarlar ve Çevirmenler Kooperatifi (YAZKO) ve Bilim ve Sanat Kurumu (BİLSAK) kurucusuydu.

Devamını oku: "Siyaset ve felsefe”nin çevirmeni Tektaş Ağaoğlu

Karl Marx konuşması 2018

marx-highgate-bw-crKarl Marx'ın düşüncesine çeşitli açılardan bakılabilir.

Dünyanın bir yorumu olarak,

dünyayı anlamak için bir yöntem olarak,

ve –dünyayı değiştirmek için– bir eylem kılavuzu olarak.

İnsanlar bazen bu boyutlardan sadece birini görürler. Ne var ki, tüm bu boyutları bir bütünün parçası olarak görmeliyiz.

Marx, “Filozoflar dünyayı yalnızca değişik biçimlerde yorumladılar, oysa mesele onu değiştirmektir” demişti.

Devamını oku: Karl Marx konuşması 2018

Tektaş Ağaoğlu’na veda

Ocak ayının ikinci yazısında İran’da yaşanan kitlesel protestoları ele almak ve Türkiye solunun yaklaşımlarını yansıtmak istiyordum.

Ancak, sevgili dostum ve arkadaşım Tektaş Ağaoğlu’nun aramızdan ayrılması bu hesabımı bozdu.

Onun vedası beklenmedik bir şey değildi. Bir süredir devam eden bazı rahatsızlıkları nedeniyle tedavi görüyordu. Son dönemde durumu biraz daha ağırlaşmıştı. Haberlerini ve hastalığının seyrine dair bilgileri, onunla çok yakından ilgilenen yakın dostu ve yoldaşı Halil Çamalan’dan alıyordum. Halil, son dönemde durumunun kötü olduğunu ve pek iyiye gitmediğini söylüyordu.  

Amerikan Hastanesi’ne ilk yatırıldığında ziyaretine gittim. Arkadaşları (avukat) Ali Er ve Dr. Nilgün Doğançay da oradaydılar. Şaka yollu “Tektaş uzun zamandır neredesin, hiç görüşemiyoruz” dediğimde, “Asıl sen neredesin” diyerek, sitemli ifadesiyle ÖDP’de yaşanan ayrılıktan sonra pek bir araya gelemememizi ima etti. Bu görüşmemiz bir vedalaşma oldu. 

Devamını oku: Tektaş Ağaoğlu’na veda

Yılmaz Onay ve Tektaş Ağaoğlu

Geçen hafta hayattan ayrılan Yılmaz Onay ile Tektaş Ağaoğlu’nun birer aydın olarak yeri doldurulması için, onların yeniden hayata gelmesinden başka çare yoktur. Yılmaz Onay’la Ankara’da yakın dostluğumuz 1960’ların ilk yıllarında başlamıştı. Tektaş ile dostluğum ise öyle sıkı fıkı değildi. Çünkü ben Ankara’da, Tektaş ise İstanbul’daydı, Tektaş’la yılda birkaç kez karşılaşıyor, ama bu görüşmelerin sonunda ayrılırken birbirimizin elini bırakmayacak gibi uzun uzun ve sıkıca tutarak tokalaşıyorduk…   

Yılmaz’ın ardından yazılan yazılarda her ayrıntı belirtildi de onun İTÜ mezunu bir yüksek mühendis olduğu yazılmadı. Bu çok doğal! Yılmaz, ülkemizde tiyatro sanatını yükseltmek, hep daha yükseltmek için gelmişti bu dünyaya. Başka bir şey düşünmez, bilmezdi. Mühendis olduğunu belki kendi bile unutmuştu. Peki ne yer, ne içerdi? Çok açık: Tiyatro yer, tiyatro içerdi!

Devamını oku: Yılmaz Onay ve Tektaş Ağaoğlu

Dostları peşpeşe yitirmenin acısı... Mustafa Güler, Tomas Çerme, Tektaş Ağaoğlu

Uzun yıllara dayalı, zor zamanlarda sınanmış dostluklar unutulmaz. Türkiye'nin ahvali nedeniyle dostlarla görüşememek, onların ölüm haberlerini almak sürgünde daha bir koyar insana.

Aralık sonu Mustafa Güler'i yitirdik. Zaralı Alamancı onurlu bir emekçi. Zara merkeze 15 km uzaklıkta Halhavu köyünden. Anadolu insanı kesmez bağını köyüyle... Alevi / Sünni / Yezidi, Rum / Ermeni / Süryani insanı bağını koparmaz coğrafyasıyla. Aradan yüzyıl geçse de özler deresinin sesini, yaylasını, evini, akşam inerkenki esintiyi... Sırt üstü yatıp toprağa yıldızlara bakmayı sever...

Fırsat verildiğinde evini onarır, yazın orada kalarak huzur bulur. Halhavu da öyle bir köy, yalnız yazları şenlenen, saz sesiyle. Zaten Sivas'ın Ermenisini, Kürdünü, Alevisini Türkünü birleştiren saz değil midir? Acının dili ortaktır.

Aralık ayında Alamancı Mustafa Güler toprağa verildi çocukları tarafından.

Devamını oku: Dostları peşpeşe yitirmenin acısı... Mustafa Güler, Tomas Çerme, Tektaş Ağaoğlu

SYKP: Tektaş Ağaoğlu unutulmayacak!

Sosyalist yazar, çevirmen ve sanatçı Tektaş Ağaoğlu’nu uzun süredir boğuştuğu sağlık sorunları nedeniyle kaybettik.

Tektaş Ağaoğlu yoldaş komünizm mücadelesini sadece fikri düzeyde değil, her dönemde örgütlü mücadele içinde yer alarak yürüttü. 1960’lı yıllarda Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyeliği ve ardından 1974’te kurulan Türkiye Sosyalist İşçi Partisi’nde (TSİP) Merkez Yürütme Kurulu üyeliği yaptı. Marksist yapıtların (Komünist Manifesto dahil) çevirileri nedeniyle hapse atıldı ve sürgüne yollandı. Sosyalist Birlik Partisi (SBP), Birleşik Sosyalist Parti (BSP), Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) ve Sosyalist Emek Hareketi’nde (SEH) yer aldı. Son dönemde Halkların Demokratik Partisi’ni (HDP) desteklemekteydi.

Devamını oku: SYKP: Tektaş Ağaoğlu unutulmayacak!

Tektaş Ağaoğlu 'NUH' DEMİŞ, 'PEYGAMBER' DEMEMİŞTİR

Tektaş Ağaoğlu 1934-2018 yılları arasında yaşamıştır. “Mesleksiz” bir komünisttir. “Ölümden Hayata” adını verdiği ilk öykü kitabını 1956 yılında 22 yaşında iken yazmış, bir daha basılmasına izin vermemiştir. Tektaş Ağaoğlu kimdir sorusuna nasıl cevap verilir, bunu tam bilmiyorum.

Önce klasik biyografisine bakalım:

Kafkas kökenli köklü bir aileden gelmiştir. Ünlü yazar, siyasetçi, gazeteci Ahmet Agayev’in (Ağaoğlu) torunudur. Dedesi Agayev Paris Hukuk Fakültesi ile Sorbonne Tarih ve Filoloji bölümlerinden mezun, Arapça, Farsça, Türkçe dil ve doğu kavimleri tarihi alanında uzmanlaşmış, üniversite yıllarında Ernest Renan’dan etkilendiği söylenir. Paris’te gazetecilik yapmış, yazarlığa başlamıştır. Çar rejiminin baskısından kaçarak 1909’da İstanbul’a yerleşmiş, İttihat ve Terakki Partisinin öncü kadrolarından olmuş; 1911 yılında Türk Yurdu Cemiyetinin kuruluşuna katılmış; Türk Yurdu dergisinde yazdıkları, ülke düzeyinde yaygın konferansları ve İstanbul Üniversitesi'nde (Darülfünun) verdiği derslerle Türkiye’de “Türkçülük” ideolojisini kuran ve kökleştiren sayılı düşünürlerden biridir. Darülfünun’da Rus dili ve Türk tarihi hocalığı da yapmıştır. Agayev 1914’te Afyonkarahisar mebusluğuna seçilmiş, 1915’te İttihat ve Terakki’nin genel merkez üyesi olmuştur.

Devamını oku: Tektaş Ağaoğlu 'NUH' DEMİŞ, 'PEYGAMBER' DEMEMİŞTİR

Tanrı ve devlet

Sınıflı toplumların geçmişinde devlete hep Tanrının yeryüzündeki gölgesi gözüyle bakıldı. Hükümdarın varlığı ilâhî lûtuf, din ulularının takdisi devlete biadın temel gerekçesi sayıldı.

Çoğu Antik Çağ toplumunda (sözgelimi Mısır, Sümer, Babil, vb.) en yüce din ulusu hükümdardı ya da hükümdara en yüce din ulusu sıfatı ve işlevi atfediliyordu. Toplumda merkezî otoritenin kaynağı Tanrı ya da tanrılardı. Egemenlik onlara aitti, onların dediği olurdu.

Devamını oku: Tanrı ve devlet

Kelâm

“Teslim” kelimesi “İslam”la aynı kökten geliyor. Sözlükteki anlamları şöyle sıralanıyor: 1. Bir emaneti yerine verme. 2. Bir şeyi yeni sahibine verme. 3. Hakikat olduğunu söyleme. 4. İtiraf. 5. Dayanamayıp pes etme. 6. Kendini Allahın kaderine bırakma. 7. Selâm verme. 8. Âfetten masun kılma.

Dikkat ederseniz, bu anlamların her biri ve hepsi sınıflı toplumların erken tarihinde birbirini izleyen sayısız savaş, istila, esir alma, ocak söndürme eylemleri, şehirler, hânedanlar ve tanrılar konfederasyonlarının yükseliş ve çöküş, içiçe girerek daha karmaşık düzeylerde yeniden kuruluş süreçleriyle, vb. ilişkili bir içerik taşıyor. Her biri ve hepsi boyun eğişin ve eğdirilişin meşrûiyete bağlanmasının, hukukunun oluşmasının birbiriyle ilintili veçhelerini yansıtıyor.

Devamını oku: Kelâm