Dostları peşpeşe yitirmenin acısı... Mustafa Güler, Tomas Çerme, Tektaş Ağaoğlu

Uzun yıllara dayalı, zor zamanlarda sınanmış dostluklar unutulmaz. Türkiye'nin ahvali nedeniyle dostlarla görüşememek, onların ölüm haberlerini almak sürgünde daha bir koyar insana.

Aralık sonu Mustafa Güler'i yitirdik. Zaralı Alamancı onurlu bir emekçi. Zara merkeze 15 km uzaklıkta Halhavu köyünden. Anadolu insanı kesmez bağını köyüyle... Alevi / Sünni / Yezidi, Rum / Ermeni / Süryani insanı bağını koparmaz coğrafyasıyla. Aradan yüzyıl geçse de özler deresinin sesini, yaylasını, evini, akşam inerkenki esintiyi... Sırt üstü yatıp toprağa yıldızlara bakmayı sever...

Fırsat verildiğinde evini onarır, yazın orada kalarak huzur bulur. Halhavu da öyle bir köy, yalnız yazları şenlenen, saz sesiyle. Zaten Sivas'ın Ermenisini, Kürdünü, Alevisini Türkünü birleştiren saz değil midir? Acının dili ortaktır.

Aralık ayında Alamancı Mustafa Güler toprağa verildi çocukları tarafından.

Devamını oku: Dostları peşpeşe yitirmenin acısı... Mustafa Güler, Tomas Çerme, Tektaş Ağaoğlu

SYKP: Tektaş Ağaoğlu unutulmayacak!

Sosyalist yazar, çevirmen ve sanatçı Tektaş Ağaoğlu’nu uzun süredir boğuştuğu sağlık sorunları nedeniyle kaybettik.

Tektaş Ağaoğlu yoldaş komünizm mücadelesini sadece fikri düzeyde değil, her dönemde örgütlü mücadele içinde yer alarak yürüttü. 1960’lı yıllarda Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyeliği ve ardından 1974’te kurulan Türkiye Sosyalist İşçi Partisi’nde (TSİP) Merkez Yürütme Kurulu üyeliği yaptı. Marksist yapıtların (Komünist Manifesto dahil) çevirileri nedeniyle hapse atıldı ve sürgüne yollandı. Sosyalist Birlik Partisi (SBP), Birleşik Sosyalist Parti (BSP), Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) ve Sosyalist Emek Hareketi’nde (SEH) yer aldı. Son dönemde Halkların Demokratik Partisi’ni (HDP) desteklemekteydi.

Devamını oku: SYKP: Tektaş Ağaoğlu unutulmayacak!

Tektaş Ağaoğlu 'NUH' DEMİŞ, 'PEYGAMBER' DEMEMİŞTİR

Tektaş Ağaoğlu 1934-2018 yılları arasında yaşamıştır. “Mesleksiz” bir komünisttir. “Ölümden Hayata” adını verdiği ilk öykü kitabını 1956 yılında 22 yaşında iken yazmış, bir daha basılmasına izin vermemiştir. Tektaş Ağaoğlu kimdir sorusuna nasıl cevap verilir, bunu tam bilmiyorum.

Önce klasik biyografisine bakalım:

Kafkas kökenli köklü bir aileden gelmiştir. Ünlü yazar, siyasetçi, gazeteci Ahmet Agayev’in (Ağaoğlu) torunudur. Dedesi Agayev Paris Hukuk Fakültesi ile Sorbonne Tarih ve Filoloji bölümlerinden mezun, Arapça, Farsça, Türkçe dil ve doğu kavimleri tarihi alanında uzmanlaşmış, üniversite yıllarında Ernest Renan’dan etkilendiği söylenir. Paris’te gazetecilik yapmış, yazarlığa başlamıştır. Çar rejiminin baskısından kaçarak 1909’da İstanbul’a yerleşmiş, İttihat ve Terakki Partisinin öncü kadrolarından olmuş; 1911 yılında Türk Yurdu Cemiyetinin kuruluşuna katılmış; Türk Yurdu dergisinde yazdıkları, ülke düzeyinde yaygın konferansları ve İstanbul Üniversitesi'nde (Darülfünun) verdiği derslerle Türkiye’de “Türkçülük” ideolojisini kuran ve kökleştiren sayılı düşünürlerden biridir. Darülfünun’da Rus dili ve Türk tarihi hocalığı da yapmıştır. Agayev 1914’te Afyonkarahisar mebusluğuna seçilmiş, 1915’te İttihat ve Terakki’nin genel merkez üyesi olmuştur.

Devamını oku: Tektaş Ağaoğlu 'NUH' DEMİŞ, 'PEYGAMBER' DEMEMİŞTİR

Tanrı ve devlet

Sınıflı toplumların geçmişinde devlete hep Tanrının yeryüzündeki gölgesi gözüyle bakıldı. Hükümdarın varlığı ilâhî lûtuf, din ulularının takdisi devlete biadın temel gerekçesi sayıldı.

Çoğu Antik Çağ toplumunda (sözgelimi Mısır, Sümer, Babil, vb.) en yüce din ulusu hükümdardı ya da hükümdara en yüce din ulusu sıfatı ve işlevi atfediliyordu. Toplumda merkezî otoritenin kaynağı Tanrı ya da tanrılardı. Egemenlik onlara aitti, onların dediği olurdu.

Devamını oku: Tanrı ve devlet

Kelâm

“Teslim” kelimesi “İslam”la aynı kökten geliyor. Sözlükteki anlamları şöyle sıralanıyor: 1. Bir emaneti yerine verme. 2. Bir şeyi yeni sahibine verme. 3. Hakikat olduğunu söyleme. 4. İtiraf. 5. Dayanamayıp pes etme. 6. Kendini Allahın kaderine bırakma. 7. Selâm verme. 8. Âfetten masun kılma.

Dikkat ederseniz, bu anlamların her biri ve hepsi sınıflı toplumların erken tarihinde birbirini izleyen sayısız savaş, istila, esir alma, ocak söndürme eylemleri, şehirler, hânedanlar ve tanrılar konfederasyonlarının yükseliş ve çöküş, içiçe girerek daha karmaşık düzeylerde yeniden kuruluş süreçleriyle, vb. ilişkili bir içerik taşıyor. Her biri ve hepsi boyun eğişin ve eğdirilişin meşrûiyete bağlanmasının, hukukunun oluşmasının birbiriyle ilintili veçhelerini yansıtıyor.

Devamını oku: Kelâm

Devlet "çıkar"dır

Burjuva toplumbilimi, devletin ortaya çıkışını ve varlığını sürdürmesini insan topluluğunun “kaos”tan ya da “anarşi”den kurtulmasını sağlamak, “herkesin herkesi kırması”na son vermek gibi bir işlevi yerine getirmesine bağlar.

Oysa “kaos” (ya da başlangıçtaki “anarşi”) bir soyutlamadır. Devlet ondan kurtuluşun somutlanmasıdır. “Kaos”un da somutu belli bir toplumsal örgütlenme tarzının kendi iç gereklerini yerine getiremez olarak çözülüp dağılmasına neden olan yeni koşulların toplamıdır.

Devamını oku: Devlet "çıkar"dır

Kim kimi yarattı?

Devlet olgusu ile toplumu oluşturan bireylerin bilincinde evrene, hayata ve insana yüklenen anlam arasında da sıkı bağlar var.

İlk yaradılış efsaneleri her yerde devletin doğuşuna ve tahkimine yol açan tarihsel süreçleri ve o süreçlerle birlikte gelişen güç ilişkilerini yansıtan “tanıklık”lardır. Hepsinde başlangıç noktasının bir “tanrısal” güç tarafından yaratılan bir âlem, ya da düzene sokulan bir “kaos” durumu olması rastlantı değildir.

Devamını oku: Kim kimi yarattı?

Tanrı yerde görünür

İstikrar, sulh ve sükûn herkesin hakkına rıza göstermesiyle gerçekleşir. Sözlükte* “hak”kın bir anlamı Tanrı, bir başka anlamı “pay”dır.

Hak, üretimle ilgili paylaşımın düzenleniş ilkesidir. Hak’tan türeyen “hukuk” o ilkenin pratiğe aktarılma yöntemidir.

“Rıza” ise, boyun eğmenin yanısıra hoşnutluk, kabul, istek anlamlarını taşıyor. Bu bakımdan “hak” kavramı eşitsizliği ve eşitsizliğe rıza göstermeyi de içerir.

Devamını oku: Tanrı yerde görünür

Grev hakkı özgürce kullanılabilmelidir!

bmis-konferans-bw-crGrev hakkı Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Çalışma Örgütü sözleşmelerinde, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kararlarında güvence altına alınmış temel ve evrensel bir insan hakkıdır. Grev hakkı olmaksızın sendika hakkı ve toplu pazarlık hakkı anlamsız hale gelir. Sendika ve toplu pazarlık hakkının en önemli güvencesi ve ayrılmaz parçası grev hakkıdır.

Türkiye’de grev hakkı dünyanın başka yerlerinde olduğu gibi işçi sınıfının uzun mücadeleleri sonunda elde edilmiştir.

1961 Anayasası ile güvence altına alınan grev hakkı o günden bu yana sermayenin ve sermaye yanlısı hükümetlerin saldırısına uğramış ve sınırlanmak istenmiştir. AKP Hükümeti bu konuda, geçmiş hükümetlerin sıkı bir takipçisidir.

2012 yılında kabul edilen 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu 12 Eylül ürünü yasaların, greve ilişkin olumsuz yaklaşımını benimsemiştir. 6356 sayılı yasa, bir yandan sendikalaşmayı bir yandan grev hakkının kullanımı zorlaştırmaktadır.

Devamını oku: Grev hakkı özgürce kullanılabilmelidir!

Tektaş Ağaoğlu

“Bak, şurada Mutfak Lokantası vardı. Babamla öğle yemeği için orada buluşurduk. Bazen Adnan Menderes’le beraber gelirdi.”

Tanıdığınız biri öldüğünde hatırınıza önce bu türden sözler geliyor nedense. Anlatmayı severdi. Eski Ankara’yı anlatırdı; Yenişehir semtini, Karanfil sokaktaki evlerini, evin bahçesindeki gülleri, babasının çalışma masasını... “Evden çıkar, şimdi Anıtkabir’in olduğu tepede çiçek toplar, bahçelerin içinden geçip İsrail Evleri’ne gelirdik...”

Menderes’in Bakanı Samet Ağaoğlu’nun oğluydu. II. Meşrutiyet’te İttihatçı, Malta sürgünü, çok sonra Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın ideologu, liberal ve Türkçü Ahmet (Agayev) Ağaoğlu’nun torunuydu. Sosyalist ve özellikle antiemperyalistti.

Devamını oku: Tektaş Ağaoğlu

Tektaş Ağaoğlu (1934-2018)

Bugün çok değerli bir ağabeyimizi, büyüğümüzü, yol arkadaşımızı sonsuzluğa uğurluyoruz. Hepimizin başı sağ olsun.

Hemen hepimiz kendisini önce çevirileriyle tanıdık. Şolohov’un “Ve Durgun Akardı Don” romanı ve diğer çevirileri başka dünyaların insanlarını yanı başımıza getirmiş, bizden birileri yapmıştı.

1960 sonrası solun sosyalizmin geniş kitlelerle buluştuğu, sanatın, edebiyatın siyaset söylemini zenginleştirdiği bir dönem yaşanıyordu; dergi ve gazetelerdeki yazılarında hayatı boyunca kişiliğinin parçası olan üslubunun izlerini görüyorduk.

O dönemde Marksist klasiklerin çevirileri peş peşe basılıyordu, Tektaş Ağaoğlu da Türkiye İşçi Partisi üyesiydi ve Komünist Manifesto dahil pek çok kitap çevirmişti. Bu çevirileri nedeniyle 12 Mart döneminde beş ay hapis yattı.

12 Mart sonrası Türkiye Sosyalist İşçi Partisi’nin kuruluş çalışmalarını desteklemiş, İlke ve Kitle dergisinde yazıları yer almaya başlamıştı. Partinin kuruluşundan sonra Yayın Kurulu üyesi oldu.

1976’daki birinci kongrede Merkez Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi ve Parti kapanana kadar yönetici olarak görev yaptı.

Devamını oku: Tektaş Ağaoğlu (1934-2018)

Tektaş Ağaoğlu

Tektaş Ağaoğlu’nun vefatını üzüntüyle öğrendim. Kendisini bir kere 1980’li yıllarda Zürih’te sürgündeyken gördüm. Bir yazısı da aynı yıllarda Yazın Dergisi’nde yayınlanmıştı. Türkiye’ye döndükten sonra benden Kızılcık Dergisi’nde yazı yazmamı istedi, ben de severek yerine getirdim. Kaç tane yazı yazdım bilemiyorum ama az değildi.

Tektaş Ağaoğlu’nun hayatımda başka bir yeri vardır. 12 Mart faşizminin geri çekildiği 1970’li yılların başlarında (yanılmıyorsam 1973 yılında) Yeni Ortam adlı günlük bir gazete yayınlanır, Ağaoğlu da düzenli olarak burada yazardı. Köşe yazılarını ve özellikle de emperyalizmle ilgili olanlarını ilgiyle okurdum. Emperyalizm tahlili Mahir Çayan’ın yazdıklarıyla büyük benzerlik gösteriyordu. Normaldi çünkü daha önce değişik yazılarda belirttiğim gibi Mahir emperyalizm tahlili konusunda Türkçede yayınlanan SSCB Bilimler Akademisi’nin kitaplarından yararlanmış ve kendisi de bu analize eklemeler yapmıştı.

Devamını oku: Tektaş Ağaoğlu

Tektaş Ağaoğlu: Yoldaşım ve arkadaşım ve komşum ve…

Kısa, yalın ve soğuk bir cümle yazarsınız: Tektaş Ağaoğlu öldü… Sonra ardından bir anılar seli boşalır…

Tektaş Ağaoğlu: 1917 Ekim Devrimi’nin arifesinde ve sırasında Azerbaycan’da Türk milliyetçiliği ile devrimin gitgelleri arasında roller üstlenmiş, ünlü yazar, siyasetçi, gazeteci Ahmet Agayev’in (Ağaoğlu) torunu; 1950’de ilk serbest seçimlerle iktidara gelen Demokrat Parti’nin güçlü siyasetçisi, Menderes hükümetlerinin değişmez bakanlarından Samet Ağaoğlu’nun oğlu.

Böyle bir ailenin iyi, çok iyi eğitim fırsatları elde etmiş, Oxford Üniversitesi’nde hukuk okumuş, BBC’de uzun yıllar redaktör olarak çalışmış bir “entelektüel” yurtdışı macerasına nokta koyup ülkesine döndüğünde ne yapar?

Kabul edin ki önünde bütün kapılar açıktır onun. İktidar ya da ana muhalefet partisinden milletvekili de olur, müsteşar da olur, bakan da olur, önemli bir kamu kurumunda genel müdür de olur.

Ne isterse o olur…

O komünist olmayı seçti.

Devamını oku: Tektaş Ağaoğlu: Yoldaşım ve arkadaşım ve komşum ve…

Çatlak Zemin 1 yaşında!

catlakzemin-rszFeminist söylemi ve kadınları güçlendirmek için yola çıkan catlakzemin.com, 1. yılını 14 Ekim Cumartesi akşamı yapılacak bir partiyle kutluyor. Aynı gün öğleden sonra feminist mekan’da laiklik üzerine bir tartışma toplantısı da yapılacak.

Çatlak Zemin, internet yayıncılığı yapmak üzere kadınlar tarafından kurulan ve sadece kadınların yazılarına yer veren feminist bir site. Bir yıl önce yayın hayatına başladı ve bu süre içinde 100’ü aşkın çeviri ya da telif yazıya, kadın kadına röportaja adres oldu. Sitede yer verilecek yazılar için ilk kez yayınlanma koşulu var. Teknik altyapıdan başlayarak yayının her aşaması kadınların gönüllü emeğiyle yürüyor.

Devamını oku: Çatlak Zemin 1 yaşında!

İşçilerin 3 acil talebi var!

disk-3talep-cr1• Taşeron işçilere kayıtsız şartsız kadro!

• Kıdem tazminatıma dokunma!

• Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi’ne hayır!

Devamını oku: İşçilerin 3 acil talebi var!

Kürtleri ‘göçertme’ planı tutmadı; AKP iktidarı panikte!

"Sabah", "Akşam" yandaş medya manşeti çekmiş:

"Normale dönüş seferberliği", "TSK vuracak, STK kuracak"

Spotlarına göre "Terörden temizlenen kentlerine dönen vatandaşların hayatını normalleştirmek için devlet ve STK'lar seferberlik başlatıyor"muş.

"Güvenlik güçleri teröre karşı mücadelesini kararlı bir şekilde sürdürürken, TOBB'dan TÜSİAD'a, MÜSİAD'dan TİM'e onlarca STK inşa ve ihya sürecinde aktif rol alacak"mış.

Hem de kim varmış bu "inşa ve ihya" sürecinde aktif rol alacak STK'ların içinde biliyor musunuz; İHH, Ensar Vakfı, ÖNDER, İlim Yayma Cemiyeti, Birlik Vakfı...

Haberlerin ayrıntıları da müthiş!

AKP'nin Merkez Yürütme Kurulu "terörün vurduğu Doğu ve Güneydoğu illerinde yeni dönemde yapılacakları masaya yatır"mış.

Devamını oku: Kürtleri ‘göçertme’ planı tutmadı; AKP iktidarı panikte!