8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü - Talepler

  • feminist-kolektif-crop8 Mart ücretli tatil ilan edilsin,
  • Acilen Kadın Bakanlığı kurulsun,
  • Erkek şiddetini araştırmak için kurulan komisyon daimi hale getirilsin ve alanda çalışan kadın örgütlerinin izlemesine açık olarak çalışsın,
  • Hükümet, yandaş örgütlerle değil, yıllardır erkek şiddetine toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dair çalışan kadın örgütlerini tanıyarak, bu örgütlerle toplumsal cinsiyet eşitsizliğini giderici politikalar ve uygulamalara derhal başlasın,
  • Kadın ve erkek eşittir. Yaşamın her alanında kadın ve erkeğe eşit temsiliyet hakkı tanınsın,
  • Kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz ve kadın cinayeti davalarında, erkeklere uygulanan tahrik ve iyi hal indirimi kaldırılsın,
  • Erkekleri kollayan erkek-yargı işbirliğine son verilsin. İstanbul Sözleşmesi maddeleri uygulansın,
  • 10 bini aşkın nüfuslu yerleşim birimlerinde en az bir kadın sığınağı, 50 bini aşkın nüfuslu yerleşim birimlerinde en az bir kadın danışma merkezi, her 20 bin kadın için bir tecavüz kriz merkezi açılsın,
  • Boşanan kadınlara ev, maaş ve can güvenliği sağlansın,
  • Güvencesiz, esnek ve kayıt dışı çalışmaya son verilsin,
  • Ev emekçisi kadınlara sosyal güvence ve emeklilik hakkı tanınsın,
  • Hasta, yaşlı, engelli bakımı devlet tarafından karşılansın,
  • Nitelikli ve ücretsiz kreşler açılsın, her kadının ulaşabileceği şekilde yaygınlaştırılsın,
  • Ücretsiz ulaşım ve sağlık hizmeti sağlansın,
  • Eşit, parasız, bilimsel, anadilde ve laik eğitim hakkımız tanınsın,
  • Gerçek bir barışın sağlanması için çözüm zemini genişletilsin ve müzakere aşamasına bir an önce geçilsin,
  • Cinsel yönelimleri ve cinsiyet kimlikleri nedeniyle ayrımcılığa, nefret cinayetlerine uğrayan LGBTİ’lere yasal ve toplumsal güvence sağlansın, nefret yasası LGBTİ bireyleri kapsayacak şekilde yeniden düzenlensin,
  • 2 milyona yaklaşan kadın göçmen ve mültecilerin, sığınmacıların yaşam koşulları iyileştirilsin, sağlık, barınma, yemek ve çalışma koşulları acilen sağlansın.

İstanbul 8 Mart Kadın Platformu 2015, 5 Mart 2015.

 

Trabzon Kamuoyuna

yusuf-katipoglu-rszYaklaşık dört bin yıllık tarihi ve kültürel mirasını taşıdığımız bir kentin, coğrafyanın çocuklarıyız. Dolayısıyla tarihe ve insanlarımıza karşı sorumluluklarımız var. Son günlerde kadim kentimiz Trabzon'da HDP İl Örgütü'ne yönelik baskı ve tehditlerin sürdürüldüğüne tanık oluyoruz. Bu baskılar sonucu söz konusu partinin kurucuları olan iki Trabzonlu hemşerimiz çalıştıkları iş yerinden atılmışlar. Zaman zaman kentimizde bir takım çığırtkanların yaptığı gürültü kirliliği sonucu sağduyunun hâkimiyetini kaybettiğinin farkındayız.

Ayrıca, demokrasi kültürünü henüz hazmedememiş kitlelerin varlığı kamuoyu tarafından da bilinmektedir. Yakın geçmişte gerçekleştirilen daha vahim olayların ve provokasyonların sahipleri artık herkesin malumudur. Bu kitleleri çoğunlukla el altından, bazen açıkça yöneten ve yönlendirenler öncelikle ülkemize kalıcı zararlar vermeye devam ediyorlar. Israrla sürdürülen, sözde sorumlu kanaat önderlerinin kullandıkları nefret dili toplumumuzda telafisi mümkün olmayan sosyolojik ve psikolojik tahribatlara yol açmaktadır. O nedenle, farklı kentlerde ve coğrafyalarda yaşamını sürdüren ve hiçbir zaman Trabzon'la fiziki ve gönül bağını koparmamış olan Trabzonlular adına bundan böyle bu tür antidemokratik eylemlere ve söylemlere kayıtsız kalmamaya karar verdik.

Devamını oku: Trabzon Kamuoyuna

Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) Yeni İç Güvenlik Paketi’nin Eleştirisi

tihv-cropKamuoyunda “İç Güvenlik Paketi” olarak bilinen Yasa Tasarısı ile siyasal iktidar hiç bir hukuksal sınırlama ve yargısal denetim olmaksızın “gözaltına alma/hapsetme” yetkisi istemektedir. Adli yetkileri idareye teslim ederek “hukukun üstünlüğü” ve “kuvvetler ayrılığı” ilkelerini tümüyle yok etme harekâtı olan bu Tasarı, Anayasaya, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına, daha da ötesi kamusal akla ve vicdana tümüyle aykırıdır. Derhal geri çekilmelidir!

Devamını oku: Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) Yeni İç Güvenlik Paketi’nin Eleştirisi

Paketten "annelik kariyerine" teşvik çıktı!

keig-banner-cropDün Başbakan Ahmet Davutoğlu kadınların çalışma yaşamı, çocuk bakımı ve ailenin korunmasına dair düzenlemeleri içeren Ailenin ve Dinamik Nüfus Yapısı’nın Korunması Programı Eylem Planı’nı açıkladı [1]. Aslında bu açıklamanın öncülü Aralık ayının son günlerinde, Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) tarafından her ay düzenlenen kahvaltılı toplantıya katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam tarafından yapılmıştı [2]. Toplantının basına açık bölümünde Bakan, kadınların işgücüne katılımının ülke ekonomisine yapacağı katkının yanı sıra kadınların güçlenmelerini, hane içinde söz ve karar sahibi olmalarını sağlamasının önemine vurgu yaparak yıllardır kadın örgütlerinin dile getirdiği bir gerçeği yineliyordu. Ancak, hem yaptığı konuşmanın ilerleyen bölümlerine hem de hükümetin kadın politikalarına ve kadınların istihdamına yönelik pratiklerine bakıldığında konuyu ne kadın-erkek eşitliği ne de “insana yaraşır” iş olanakları perspektifinden değerlendirdiğini gördük.

Devamını oku: Paketten "annelik kariyerine" teşvik çıktı!

Söz hakkımız da yok, yaşam şansımız da!

kep-logoAsgari Ücret Tespit Komisyonu 2015 yılı asgari ücret zam oranının belirlenmesi için sonucu belli toplantılarına başladı. Oysa hükümet ekim ayında asgari ücret zam oranını yüzde 3+3 olarak ilan etti.

Asgari ücret Türkiye'de 5 milyondan fazla emekçiyi açlık sınırının altında yaşamaya mahkum etmektedir. Resmi verilere göre Türkiye'de sigortalı çalışan 12 Milyon'un yüzde 46'sı asgari ücretlidir. Kasım 2014 itibariyla dört kişilik bir aile için açlık sınırının 1283, yoksulluk sınırının 4057 TL olduğu Türkiye'de 2 çocuklu bir asgari ücretlinin geliri 931 TL'dir.

Kayıt dışı çalışan 9 milyon emekçi ile kendi hesabına ya da yevmiyeli çalışan 4 milyondan fazla emekçi için de asgari ücret bir ücret/geçim kriteri oluşturmakta. Yarı zamanlı, geçici, çağrıya dayalı çalışma gibi esnek çalışma biçimlerine mahkum emekçiler için ve işsizler içinse açlık sınırının altındaki bu asgari ücrete dahi erişim imkanı yoktur.

Ülke çapında kayıtlı çalışan işçiler için taban ücret, esnek ve güvencesiz çalışanlar açısındansa ücret düzeylerinin belirlenmesinde temel alındığı için asgari ücret en büyük toplu iş sözleşmesidir.

10 milyondan fazla işçiyi açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşama mahkum eden asgari ücret kadınları daha derinden etkilemektedir.

Devamını oku: Söz hakkımız da yok, yaşam şansımız da!

Çözüm Süreci’nin neresindeyiz?

bikgBu soru bir merak sorusu değil.  Yaşanan 30 yıllık savaş biz kadınların hayatlarını doğrudan etkilediği için bu soruyu soruyoruz.  Savaşın mağduru da olduk, öznesi de.  Bu yüzden geleceğimizi biz olmadan kuramazsınız.

30 yıllık savaşta kadınlar öldürüldü… Tecavüze uğradı… Kısırlaştırma politikalarına maruz kaldı. Faili belli cinayetlerin hem mağduru hem de maktulü oldu. Yakınlarını kaybeden kadınlar ellerinde fotoğraflarla yıllarca kayıplarını aradı-arıyor. Evlerindeki yangını söndürmek için mevsimlik işçi olarak göç etti … Ağır ve düşük statülü işlerde çocuklarıyla birlikte cüzi ücretler karşılığında çalışmak zorunda kaldı. Bakım işleri geride kalanlar olarak onların sırtına yüklendi. Gittikleri coğrafyalarda lince uğradılar.  Sosyal haklardan bile yararlanamadılar. Çünkü yaslarının, öfkelerinin ve ölülerinin tanınması bir yana, devletin failleri ısrarla koruması sonucunda, kayıplar ölüm ile yaşam arasında belirsiz bir alanda asılı bırakılırken, yakınlarının payına bir ölülerinin olduğunu kanıtlamak düştü.

Devamını oku: Çözüm Süreci’nin neresindeyiz?

Eşitlik olmadan adalet olmaz!

esitizEşitlikten vazgeçmeyecek, Anayasa’nın ve uluslararası sözleşmelerin ihlaline sessiz kalmayacağız!

Cumhurbaşkanı, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nden bir gün önce yaptığı konuşmada “Kadın ile erkeği eşit konuma getiremezsiniz. O fıtrata terstir” diyerek; kadınlara bazı meslekleri uygun görmeyerek ve feminizmin annelik konusundaki görüşlerini çarpıtarak bir kez daha Anayasa’yı ve uluslararası sözleşmeleri ayaklar altına aldı. Cumhurbaşkanı’nın eşitlik karşıtı bu söylemi, Anayasa’nın 10. maddesindeki “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür” ve 41. maddesindeki “Aile ... eşler arasında eşitliğe dayanır” düzenlemelerine aykırıdır. Cumhurbaşkanı, bu sözleriyle, Türkiye’nin taraf olduğu ve uymakla yükümlü bulunduğu Avrupa Konseyi’nin kadına karşı şiddetle mücadeleyi amaçlayan İstanbul Sözleşmesi ve Birleşmiş Milletler’in Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi gibi uluslararası sözleşmeleri de tanımadığını ilan etmektedir. Anayasa’nın 11. maddesindeki “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır” düzenlemesine bu ülkede yaşayan herkesten önce Cumhurbaşkanı uymak zorundadır.

Devamını oku: Eşitlik olmadan adalet olmaz!

Şükrü Laçin

sukrulacin-bw-cropÖmrünü, aklını ve bileğini sosyalizm davasına adamış (Türkiye İşçi Partisi, TİP….Türkiye Sosyalist İşçi Partisi, TSİP), “adamak” değil aslında, sosyalist olduğu için zaten kendisi için savaşmış bir dostumuzu, Şükrü Laçin’i kaybettik. Her yerde herkes bol keseden kullandığı için cıvıklaşan “sosyalist” sıfatını da yakıştırmamak gerekir; komünist Şükrü Laçin’dir kaybettiğimiz.

Dersimliydi, Tunceli Mazgirt doğumluydu (1924). Dersim kıyımını 13-14 yaşlarında bir çocuk olarak yaşamış ve görmüştü. Mustafa Kemal’e, Kemalist Cumhuriyet devletine ve Türk aydınlanmacılığına, her hangi bir bilimsel, siyasi, kültürel ya da etnik sebeple değil, çocukluğunda yüklendiği samimi ve derin öfkesinden dolayı düşmandı.

Diğerleri gibi o da erkenden koptu sütünü emdiği topraklardan, Adana, İstanbul şura bura….döngele gibi savrulduğu yerlerde bulduğu her işte karın tokluğuna çalışırken sertleşti yüreği ve kasları. Son durağı, kalıcı bir iş bulduğu ve amelelikten çıkıp “işçileştiği” Diyarbakır olacaktır.

Devamını oku: Şükrü Laçin

Olmaz olsun şu fakirlik...* Mevsimlik tarım işçisi kadınlar yollara savruldu...

isig-km-rszdIsparta’nın Yalvaç İlçesi yakınlarında elma toplayan mevsimlik tarım işçilerini taşıyan midibüsün yol kenarındaki su tahliye kanalına devrilmesi sonucu 17 işçi yaşamını yitirdi, bir kısmı ağır 27 işçi ise yaralandı. Sürücü dışında can verenlerin 15’i kadın işçi, birisi ise okul harçlığı için annesiyle çalışmaya giden 15 yaşındaki çocuk...

2014 yılının ilk on ayında işe giderken ya da gelirken 322 işçi can verdi... Trafik kazası adı altında yaşanan cinayetler, Vali tarafından “küçük hırslar ve ibretlik bir mesele” olarak görülmeye ve üstü kapatılmaya çalışılsa da biz biliyoruz ki Isparta’da yaşanan ölümler iş cinayetidir ve güvencesiz, örgütsüz çalıştırmanın getirdiği bir sonuçtur... Ve tekrar hatırlatıyoruz: Ulaşım “iş süreçlerinin bir parçası”dır...

Devamını oku: Olmaz olsun şu fakirlik...* Mevsimlik tarım işçisi kadınlar yollara savruldu...