Kıdem tazminatı iş güvencemizdir. Dokunma!

disk-kidemtazminati-cropSiyasi iktidar tüm emekçileri güvencesiz ve kuralsız çalıştırmak istiyor!

Kıdem tazminatını kaldırarak iş güvencemizi yok ediyor!

Taşeronda sözlerini tutmuyor, hukuksuzlukta ısrar ediyor!

Özel İstihdam Büroları’yla işçi simsarlığını teşvik ediyor!

Emekçilere kölelik dayatıyor!

YALANLAR: “Kıdem tazminatını işçilerin çoğunluğu alamıyor. Tek çare kıdem tazminatının mevcut biçimini kaldırarak bir fon/sandık kurulmasıdır.”

GERÇEKLER: Hükümetin 2016 eylem planında yer alan düzenlemenin amacı, patronların işçileri işten çıkartma maliyetlerini düşürmektir.

Devamını oku: Kıdem tazminatı iş güvencemizdir. Dokunma!

DİSK-KESK-TMMOB-TTB Basın Açıklaması

yasÜzgünüz, Öfkeliyiz, Yastayız ve İsyandayız!

ÖLEN ARKADAŞLARIMIZI ANMAK, FAŞİST KATLİAMI PROTESTO ETMEK İÇİN YARINDAN İTİBAREN

YASTAYIZ/12-13 EKİM GÜNLERİ BÜTÜN TÜRKİYE’DE GREVDEYİZ!

Bugün Ankara’da Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi için toplanmıştık.

Türkiye’nin dört bir yanından gelmiştik.

Emek, Barış, Demokrasi taleplerimizi haykırmak için gelmiştik.

İşçilerin, kamu çalışanlarının, işsizlerin, yoksulların, mağdurların sesini duyurmak için gelmiştik.

“Savaşa İnat Barış Hemen Şimdi!” demek için gelmiştik.

Saray’ın saltanatı uğruna aylardır kan dökenlere “Dur!” demek için gelmiştik.

Devamını oku: DİSK-KESK-TMMOB-TTB Basın Açıklaması

HERKESE SESLENİYORUZ!

kadin-deklarasyonBiz bu ülkenin kadınları, barış istiyoruz. Savaşın, çatışmanın kıyıcılığını daha kaç kuşak yaşayacak? Telafisi olmayan bunca acıyla ne yapacağız?

Seçime beş kala iktidarın “dondurduğunu” ilan etmesiyle çözüm süreci ortadan kalktı. Savaş dili eskisinden de beter biçimde geri döndü. Kanı yerde kalmayacak dedikleriniz, bizim çocuklarımız. Feda edebileceğinizi söyledikleriniz, bizim çocuklarımız, bizim yakınlarımız. Öldürdükleriniz, bizim çocuklarımız.

Nasıl bir Meclis, nasıl bir ülke istediğimizi oylarımızla anlattık. İrademiz hiçe sayıldı. Bombalamalar, yangınlar, misillemeler sardı etrafımızı. Bir ayda onlarca insanımız öldü. Onların yasını tutmak yerine yeni kayıpların korkusunu duyurdunuz. Biz seçimimizi savaştan yana yapmadık. Yürürlükteki antidemokratik hukuka bile uymayan bir olağanüstü hal rejimine oy vermedik. Ne bombalara, ne misillemelere ne infazlara ne de sabotajlara ihtiyacımız var.

Devamını oku: HERKESE SESLENİYORUZ!

Barışın dili savaşı susturmalı!

disk1eylulİkinci Büyük Emperyalist Savaşı, 1 Eylül 1939 günü Nazilerin Polonya’yı işgaliyle başladı. Ardında elli iki milyon ölü, milyonlarca yaralı, sakat ve moloz yığını haline gelmiş kentler ile büyük bir acı ve gözyaşı bıraktı. İnsanlık tarihinin bu en acımasız, en kanlı ve en kirli savaşının başladığı gün, yani 1 Eylül, Dünya Barış Günü olarak kabul edildi.

1 Eylül 2015 Türkiye’sinde Dünya Barış Günü’nde Barış Gününüz kutlu olsun diyebiliyor muyuz?

Ülkemiz yeniden yangın yerine döndü. Çatışma, göz yaşı ve acı dört bir yanımızı sardı. Böylesi bir ortamda giriyoruz Dünya “Barış” Günü’ne…

ABD gibi küresel emperyalist güçlerin isteği ve yönlendirmesiyle, uzun süredir Suriye ve Irak’ta savaş sürüyor. Hala kadınlar, çocuklar, gençler ölüyor, sakat kalıyor, salgın hastalıklar, evsizler, sığınmacılar çoğalıyor. Çağdışı cihatçı IŞİD vb. örgütler en çok kadınların hayatını cehenneme çeviriyor, Ortadoğu halklarına dünyayı dar ediyor. Milyonlarca savaş mağduru çok kötü koşullarda hayatlarını sürdürmeye çalışıyor, binlercesi, çıktığı umuda yolculuk adı verilen göç yollarında can veriyor.

Devamını oku: Barışın dili savaşı susturmalı!

AKP’nin ‘makbul kadın’ dayatmasına hayır!

sfk7 Haziran seçimlerinde biz kadınlar emeğimizi, bedenimizi ve hayatlarımızı savunmak için oy kullanacağız!

Eğer AKP'ye oy verirsek neye oy vermiş, neye ‘evet’ demiş olacağız? ‘Makbul kadın’ olmaya.

Yani;

Ne zaman evleneceğine, kaç çocuk yapacağına, ne zaman ve nasıl doğuracağına, nerede ne kadar güleceğine ve ne giyeneceğine devlet büyüklerinin karar verdiği, kocasının babasının sözünden çıkamayan, çıkmaya kalktığında dayağı, azarı, ölümü göze alan, gardiyanı erkek olan hapishanelerde müebbet almış kadın olmaya.

Hükümetin istediği gibi, ya ‘makbul kadın’ olacaksın ve hizaya geleceksin ya da erkek şiddetine razı olacaksın.

Devamını oku: AKP’nin ‘makbul kadın’ dayatmasına hayır!

Halkımızı Kamp Armen’e Sahip Çıkmaya Çağırıyoruz!

nor-cropKamp Armen, Acımızın ve Kaybımızın Tarihi, Ortak Geleceğimizin ve Umudun Mekânıdır!

Kamp Armen, bize kılıç seslerinden kaçıp ağaç gölgelerine sığınan Ermenilerin emanetidir!

Bugün burada önünde bulunduğumuz Tuzla Ermeni çocuk yetimhanesi, Kamp Armen’in yıkılacağı haberi ilk ulaştığında, 24 Nisan 2015’te, Ermeni Soykırımı’nın 100. yılını analı sadece birkaç gün olmuştu. Daha birkaç gün önce, bu toprakların en derin yarası olan Ermeni Soykırımı’nı anmış, devlet eliyle sistematik, planlanmış, halkların tüm varlığını yok etmeye yönelik tehcir ve imha politikalarına karşı Türkiye’nin dört bir yanından sesimizi yükseltmiştik. Soykırımın inkarla sürdürüldüğünü, inkarla gelen düşmanlaştırmanın bugün devam eden katliamların en etkin ve yaygın söylemsel aracı olduğunu haykırmıştık. İnkar ve katliamlarla sürdürülen soykırım son bulsun diye, “bir daha asla” diyerek tek yürek olmuştuk.

Devamını oku: Halkımızı Kamp Armen’e Sahip Çıkmaya Çağırıyoruz!

Umut 1 Mayıs’ta, umut 1 Mayıs Meydanında

disk1977-crop-rsz"Bizler, yılın 365 günü alınteri döken, bu ülkede üretilen her şeyi ama her şeyi üretenleriz. Bizlerin 1 Mayıs’ta söyleyecek sözü, büyüteceği bir umudu var:

- Taşeron çalışma başta olmak üzere tüm kölece çalıştırma biçimlerine karşı insanca çalışmak ve insanca yaşamak istiyoruz.

- İnsanca yaşayabileceğimiz bir ücret ve sosyal haklar istiyoruz.

- Grev, örgütlenme ve toplusözleşme hakkımızı istiyoruz.

- Çalışırken ölmek, sakat kalmak, hastalanmak istemiyoruz.

- Kıdem tazminatımız gaspına karşı iş güvencemize sahip çıkıyoruz.

- Kadınları toplumsal yaşamdan dışlayan zihniyeti, bu zihniyetin yarattığı şiddeti ve kadınların ucuz-güvencesiz işlerde kölece çalıştırılmasını reddediyoruz.

Devamını oku: Umut 1 Mayıs’ta, umut 1 Mayıs Meydanında

Seçimlerde HDP'ye Destek!

hdp12 yılı geride bırakan AKP iktidarının en ayırt edici özelliklerinden biri kadınlara yönelik politikaları oldu. AKP aileyi merkeze alan kadın politikalarıyla kadınların emeklerinin, bedenlerinin ve kimliklerinin erkekler ve devlet tarafından denetlenme sınırlarını genişletti, genişletiyor.

Antidemokratik ve otoriter AKP hükümeti yönetimi altında bugün, feminizm de dahil olmak üzere, her türlü muhalif politikanın siyaset ve ifade alanı gittikçe daraltılıyor, sindirilmeye, değersizleştirilmeye çalışılıyor. Kendini iktidarın karşısında konumlayan her türlü muhalefeti ve direnme biçimini susturmaya yönelik baskılar, yasal düzenleme adı altında durmaksızın meşrulaştırılıyor. Tüm bunlar var olan eşitsizlikleri derinleştirirken aynı zamanda emekçilerin, ezilenlerin mücadele gücünü kırarak bu eşitsizlikleri aşma olanağını da zorlaştırıyor. Toplum üzerinde yaptırım gücü olan meclis, bu seçimde de yüzde 10 baraj dayatmasıyla farklı ses ve duruşlara kapatılıyor, barış sürecinin muhataplarının meclisteki temsiliyeti riske atılıyor.

Devamını oku: Seçimlerde HDP'ye Destek!

Biz “% 50” dedik siyasi partiler ne anladı?

kader-secim2015 Genel Seçimleri öncesi siyasi partiler adaylarını açıkladı.

Türkiye, 7 Haziran’da sandık başına gitmeye hazırlanırken, siyasi partiler de Türkiye’yi 4 yıl boyunca yönetmeye aday kadrolarını açıkladı.

YSK’ya teslim edilen listelerde kendilerine seçilebilir sıradan yer bulan isimler, 25. dönem millet meclisini oluşturacak.

Açıklanan aday listelerindeki kadın aday sayısı, geçmiş yıllar ilekarşılaştırıldığında görece daha fazla. Ancak, KA.DER olarak düzenlediğimiz “Biz ne diyoruz, liderler ne anlıyor”başlıklı kampanyamızdaki kaygılarımızın haklı çıkmasından üzüntü duyuyoruz.

Devamını oku: Biz “% 50” dedik siyasi partiler ne anladı?

DİSK-AR İşsizlik Raporu

disk-arTürkiye haftalık çalışma sürelerinin emsallerine göre çok daha yüksek olduğu bir ülkedir. Avrupa Birliği ülkeleri ile kıyaslandığında haftalık çalışma sürelerindeki fark 12 saati bulmaktadır. Buna göre Türkiye’de 5 kişinin yapacağı işi 4 kişi yapmaktadır. Bir yandan işgücüne katılım oranlarını yükseltirken, öte yandan işsizlik verileri ile mücadele etmenin yegâne yolu, gelir kaybına yol açmaksızın haftalık çalışma sürelerini azaltmaktan geçmektedir. Buna karşın hükümet ve sermaye çevreleri işsizlik verilerindeki artışı, istihdam yapısının niteliğini bozarak, yani yoğun çalışma koşulları altında, daha esnek ve güvencesiz çalışma biçimlerini yaygınlaştırarak durdurmanın reçetelerini topluma sunmaktadır. Hükümet işveren çevrelerinin taleplerini Ulusal İstihdam Strateji Belgesi ile programlaştırmıştır. Ucuz işgücü için, taşeron çalışmayı yaygınlaştırmayı, kıdem tazminatını fona devrederek ortadan kaldırmayı, kölelik bürolarını hayata geçirmeyi hedefleyen bu belge hükümetin uygulama açısından gündemindedir. Nitekim hazırlanan ekonomik programlarının istihdam başlığında yer alan hususlar bu tespiti doğrulamaktadır.

Devamını oku: DİSK-AR İşsizlik Raporu

Kristal-İş Üyesi Arkadaşlarımıza ve Sendikal Kamuoyuna

kristalisKristal-İş Sendikasında, 1980’lerden bu yana sürdürdüğümüz görevlerimizden Mart 2015 itibarıyla kendi isteğimiz ve kararımızla ayrıldık. Bu bir bakıma, ertelenmiş bir kararın hayata geçirilmesi oldu.

Kristal-İş Sendikasının 2012 yılında toplanan 16. Genel Kurulu’nun ardından ayrılmaya karar vermiş ve bu kararımızı Genel başkana aktarmıştık. Genel başkanın talebi ve sendikanın önünde duran başta Topkapı fabrikasının kapatılması ve grup toplu iş sözleşmesi olmak üzere kritik meseleler nedeniyle bu kararımızı ertelemiştik. Geldiğimiz nokta itibarıyla bu erteleme süresinin daha fazla uzatılmasına gerek olmadığına karar verdik. Bu kararımızı 26 Aralık 2014 günü Genel başkan ile paylaştık ve Şubat ayı sonunda ayrılmak istediğimizi bildirdik. 16 Şubat 2015 günü dilekçelerimizi vererek sendikadaki görevlerimizden ayrıldık.

Devamını oku: Kristal-İş Üyesi Arkadaşlarımıza ve Sendikal Kamuoyuna

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü - Talepler

  • feminist-kolektif-crop8 Mart ücretli tatil ilan edilsin,
  • Acilen Kadın Bakanlığı kurulsun,
  • Erkek şiddetini araştırmak için kurulan komisyon daimi hale getirilsin ve alanda çalışan kadın örgütlerinin izlemesine açık olarak çalışsın,
  • Hükümet, yandaş örgütlerle değil, yıllardır erkek şiddetine toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dair çalışan kadın örgütlerini tanıyarak, bu örgütlerle toplumsal cinsiyet eşitsizliğini giderici politikalar ve uygulamalara derhal başlasın,
  • Kadın ve erkek eşittir. Yaşamın her alanında kadın ve erkeğe eşit temsiliyet hakkı tanınsın,
  • Kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz ve kadın cinayeti davalarında, erkeklere uygulanan tahrik ve iyi hal indirimi kaldırılsın,
  • Erkekleri kollayan erkek-yargı işbirliğine son verilsin. İstanbul Sözleşmesi maddeleri uygulansın,
  • 10 bini aşkın nüfuslu yerleşim birimlerinde en az bir kadın sığınağı, 50 bini aşkın nüfuslu yerleşim birimlerinde en az bir kadın danışma merkezi, her 20 bin kadın için bir tecavüz kriz merkezi açılsın,
  • Boşanan kadınlara ev, maaş ve can güvenliği sağlansın,
  • Güvencesiz, esnek ve kayıt dışı çalışmaya son verilsin,
  • Ev emekçisi kadınlara sosyal güvence ve emeklilik hakkı tanınsın,
  • Hasta, yaşlı, engelli bakımı devlet tarafından karşılansın,
  • Nitelikli ve ücretsiz kreşler açılsın, her kadının ulaşabileceği şekilde yaygınlaştırılsın,
  • Ücretsiz ulaşım ve sağlık hizmeti sağlansın,
  • Eşit, parasız, bilimsel, anadilde ve laik eğitim hakkımız tanınsın,
  • Gerçek bir barışın sağlanması için çözüm zemini genişletilsin ve müzakere aşamasına bir an önce geçilsin,
  • Cinsel yönelimleri ve cinsiyet kimlikleri nedeniyle ayrımcılığa, nefret cinayetlerine uğrayan LGBTİ’lere yasal ve toplumsal güvence sağlansın, nefret yasası LGBTİ bireyleri kapsayacak şekilde yeniden düzenlensin,
  • 2 milyona yaklaşan kadın göçmen ve mültecilerin, sığınmacıların yaşam koşulları iyileştirilsin, sağlık, barınma, yemek ve çalışma koşulları acilen sağlansın.

İstanbul 8 Mart Kadın Platformu 2015, 5 Mart 2015.

 

Trabzon Kamuoyuna

yusuf-katipoglu-rszYaklaşık dört bin yıllık tarihi ve kültürel mirasını taşıdığımız bir kentin, coğrafyanın çocuklarıyız. Dolayısıyla tarihe ve insanlarımıza karşı sorumluluklarımız var. Son günlerde kadim kentimiz Trabzon'da HDP İl Örgütü'ne yönelik baskı ve tehditlerin sürdürüldüğüne tanık oluyoruz. Bu baskılar sonucu söz konusu partinin kurucuları olan iki Trabzonlu hemşerimiz çalıştıkları iş yerinden atılmışlar. Zaman zaman kentimizde bir takım çığırtkanların yaptığı gürültü kirliliği sonucu sağduyunun hâkimiyetini kaybettiğinin farkındayız.

Ayrıca, demokrasi kültürünü henüz hazmedememiş kitlelerin varlığı kamuoyu tarafından da bilinmektedir. Yakın geçmişte gerçekleştirilen daha vahim olayların ve provokasyonların sahipleri artık herkesin malumudur. Bu kitleleri çoğunlukla el altından, bazen açıkça yöneten ve yönlendirenler öncelikle ülkemize kalıcı zararlar vermeye devam ediyorlar. Israrla sürdürülen, sözde sorumlu kanaat önderlerinin kullandıkları nefret dili toplumumuzda telafisi mümkün olmayan sosyolojik ve psikolojik tahribatlara yol açmaktadır. O nedenle, farklı kentlerde ve coğrafyalarda yaşamını sürdüren ve hiçbir zaman Trabzon'la fiziki ve gönül bağını koparmamış olan Trabzonlular adına bundan böyle bu tür antidemokratik eylemlere ve söylemlere kayıtsız kalmamaya karar verdik.

Devamını oku: Trabzon Kamuoyuna

Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) Yeni İç Güvenlik Paketi’nin Eleştirisi

tihv-cropKamuoyunda “İç Güvenlik Paketi” olarak bilinen Yasa Tasarısı ile siyasal iktidar hiç bir hukuksal sınırlama ve yargısal denetim olmaksızın “gözaltına alma/hapsetme” yetkisi istemektedir. Adli yetkileri idareye teslim ederek “hukukun üstünlüğü” ve “kuvvetler ayrılığı” ilkelerini tümüyle yok etme harekâtı olan bu Tasarı, Anayasaya, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına, daha da ötesi kamusal akla ve vicdana tümüyle aykırıdır. Derhal geri çekilmelidir!

Devamını oku: Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) Yeni İç Güvenlik Paketi’nin Eleştirisi

Paketten "annelik kariyerine" teşvik çıktı!

keig-banner-cropDün Başbakan Ahmet Davutoğlu kadınların çalışma yaşamı, çocuk bakımı ve ailenin korunmasına dair düzenlemeleri içeren Ailenin ve Dinamik Nüfus Yapısı’nın Korunması Programı Eylem Planı’nı açıkladı [1]. Aslında bu açıklamanın öncülü Aralık ayının son günlerinde, Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) tarafından her ay düzenlenen kahvaltılı toplantıya katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam tarafından yapılmıştı [2]. Toplantının basına açık bölümünde Bakan, kadınların işgücüne katılımının ülke ekonomisine yapacağı katkının yanı sıra kadınların güçlenmelerini, hane içinde söz ve karar sahibi olmalarını sağlamasının önemine vurgu yaparak yıllardır kadın örgütlerinin dile getirdiği bir gerçeği yineliyordu. Ancak, hem yaptığı konuşmanın ilerleyen bölümlerine hem de hükümetin kadın politikalarına ve kadınların istihdamına yönelik pratiklerine bakıldığında konuyu ne kadın-erkek eşitliği ne de “insana yaraşır” iş olanakları perspektifinden değerlendirdiğini gördük.

Devamını oku: Paketten "annelik kariyerine" teşvik çıktı!

Söz hakkımız da yok, yaşam şansımız da!

kep-logoAsgari Ücret Tespit Komisyonu 2015 yılı asgari ücret zam oranının belirlenmesi için sonucu belli toplantılarına başladı. Oysa hükümet ekim ayında asgari ücret zam oranını yüzde 3+3 olarak ilan etti.

Asgari ücret Türkiye'de 5 milyondan fazla emekçiyi açlık sınırının altında yaşamaya mahkum etmektedir. Resmi verilere göre Türkiye'de sigortalı çalışan 12 Milyon'un yüzde 46'sı asgari ücretlidir. Kasım 2014 itibariyla dört kişilik bir aile için açlık sınırının 1283, yoksulluk sınırının 4057 TL olduğu Türkiye'de 2 çocuklu bir asgari ücretlinin geliri 931 TL'dir.

Kayıt dışı çalışan 9 milyon emekçi ile kendi hesabına ya da yevmiyeli çalışan 4 milyondan fazla emekçi için de asgari ücret bir ücret/geçim kriteri oluşturmakta. Yarı zamanlı, geçici, çağrıya dayalı çalışma gibi esnek çalışma biçimlerine mahkum emekçiler için ve işsizler içinse açlık sınırının altındaki bu asgari ücrete dahi erişim imkanı yoktur.

Ülke çapında kayıtlı çalışan işçiler için taban ücret, esnek ve güvencesiz çalışanlar açısındansa ücret düzeylerinin belirlenmesinde temel alındığı için asgari ücret en büyük toplu iş sözleşmesidir.

10 milyondan fazla işçiyi açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşama mahkum eden asgari ücret kadınları daha derinden etkilemektedir.

Devamını oku: Söz hakkımız da yok, yaşam şansımız da!