Çatlak Zemin 1 yaşında!

catlakzemin-rszFeminist söylemi ve kadınları güçlendirmek için yola çıkan catlakzemin.com, 1. yılını 14 Ekim Cumartesi akşamı yapılacak bir partiyle kutluyor. Aynı gün öğleden sonra feminist mekan’da laiklik üzerine bir tartışma toplantısı da yapılacak.

Çatlak Zemin, internet yayıncılığı yapmak üzere kadınlar tarafından kurulan ve sadece kadınların yazılarına yer veren feminist bir site. Bir yıl önce yayın hayatına başladı ve bu süre içinde 100’ü aşkın çeviri ya da telif yazıya, kadın kadına röportaja adres oldu. Sitede yer verilecek yazılar için ilk kez yayınlanma koşulu var. Teknik altyapıdan başlayarak yayının her aşaması kadınların gönüllü emeğiyle yürüyor.

Devamını oku: Çatlak Zemin 1 yaşında!

İşçilerin 3 acil talebi var!

disk-3talep-cr1• Taşeron işçilere kayıtsız şartsız kadro!

• Kıdem tazminatıma dokunma!

• Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi’ne hayır!

Devamını oku: İşçilerin 3 acil talebi var!

Kürtleri ‘göçertme’ planı tutmadı; AKP iktidarı panikte!

"Sabah", "Akşam" yandaş medya manşeti çekmiş:

"Normale dönüş seferberliği", "TSK vuracak, STK kuracak"

Spotlarına göre "Terörden temizlenen kentlerine dönen vatandaşların hayatını normalleştirmek için devlet ve STK'lar seferberlik başlatıyor"muş.

"Güvenlik güçleri teröre karşı mücadelesini kararlı bir şekilde sürdürürken, TOBB'dan TÜSİAD'a, MÜSİAD'dan TİM'e onlarca STK inşa ve ihya sürecinde aktif rol alacak"mış.

Hem de kim varmış bu "inşa ve ihya" sürecinde aktif rol alacak STK'ların içinde biliyor musunuz; İHH, Ensar Vakfı, ÖNDER, İlim Yayma Cemiyeti, Birlik Vakfı...

Haberlerin ayrıntıları da müthiş!

AKP'nin Merkez Yürütme Kurulu "terörün vurduğu Doğu ve Güneydoğu illerinde yeni dönemde yapılacakları masaya yatır"mış.

Devamını oku: Kürtleri ‘göçertme’ planı tutmadı; AKP iktidarı panikte!

Solun bildiği mesele

MHP fikirlerinin iktidarda olduğunu düşünüyorsa dikkat etmeli. En son 12 Eylül’de vaziyet öyleydi. Bugün de MHP’nin fikirleri iktidarda. Partinin içine girdiği varoluş krizi de bu sebeple. Bugün iktidarda olsa ne olur, muhalefette kalsa neye yarar? MHP’nin AKP tarafından ele geçirilmesi neredeyse olmuş bitmiş bir iştir.

Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın Sümeyye Erdoğan’ın düğününe katılmasına tepki gösterilmesi, bazılarının kırık bir aşk hikâyesi yaşar gibi sitem etmesi de çok anlamlı değil. Devlet Bahçeli’nin düğün meselesinde Hulusi Akar’a sahip çıkması da boşuna değil. Fikirler bir defa iktidar yüzü görmesin. Telaşlı bir sevinç her yeri kaplar.

Akar cephesi, şehit cenazesinden ayağının tozuyla düğüne koşturmasını damat Selçuk Bayraktar’ın İHA tasarımcısı olması ve askeri teknoloji konusunda senelerdir orduyla yakın işbirliğinde olmasıyla izah etti.

Devamını oku: Solun bildiği mesele

Çizdiğiniz Sınırlara İnat Yaşamlarımız, Emeğimiz, Özgürlüğümüz ve Barış için Direniyoruz!

8mart-grafik-cropKadına yönelik tacizin ve tecavüzün, devlet tarafından sistematikleştirilen şiddetin ve baskının, erkek iktidarın giderek arttığı bu zamanlarda, erkek egemenler 8 Martları yasaklayıp biz kadınları sokaklardan yalıtmaya çalışsa da, her yıl olduğu gibi bu 8 Mart’ta da sokaklardayız.

Bedenlerimize, kimliğimize, emeğimize, yaşam alanlarımıza karşı açılmış bir savaşın içinde bu yıl 8 Mart’ı karşılıyoruz. Erkek egemenliği ile sarmalanmış hayatlarımızı barış, eşitlik ve özgürlük için savundukça erkek-devlet şiddetinin en açık, en ağır hallerini yaşıyoruz bu günlerde. Hayatlarımızı teslim almaya çalışanlara karşı kadınlar var oldukça direniş de umut da var olacak diyoruz.

Bedenlerimiz korku ve nefretle yürütülen bir savaşın açık hedefi halinde. Kadın cinayetleri katliam boyutuna varmışken, her gün taciz, tecavüz ve erkek şiddeti ile karşılaşıyoruz. 2015 yılında verilere yansıdığı kadarıyla 300’ü aşkın kadın boşanmak istediği için, çalışmak istediği için, bir erkeği reddettiği için kendi hayatına kendi karar vermek istediği için öldürüldü.  En fazla yakınındaki erkekler ya da hiç tanımadığı bir erkek tarafından katledildi kadınlar. Cinsiyetçi, kadın düşmanı politikalar sonucunda şiddet, cinsel saldırı, kadın cinayetleri oldukça arttı. Buna rağmen kadınlar ölümü pahasına direnmeye, hayatlarına sahip çıkmaya devam ediyor.

Devamını oku: Çizdiğiniz Sınırlara İnat Yaşamlarımız, Emeğimiz, Özgürlüğümüz ve Barış için Direniyoruz!

Kıdem tazminatı iş güvencemizdir. Dokunma!

disk-kidemtazminati-cropSiyasi iktidar tüm emekçileri güvencesiz ve kuralsız çalıştırmak istiyor!

Kıdem tazminatını kaldırarak iş güvencemizi yok ediyor!

Taşeronda sözlerini tutmuyor, hukuksuzlukta ısrar ediyor!

Özel İstihdam Büroları’yla işçi simsarlığını teşvik ediyor!

Emekçilere kölelik dayatıyor!

YALANLAR: “Kıdem tazminatını işçilerin çoğunluğu alamıyor. Tek çare kıdem tazminatının mevcut biçimini kaldırarak bir fon/sandık kurulmasıdır.”

GERÇEKLER: Hükümetin 2016 eylem planında yer alan düzenlemenin amacı, patronların işçileri işten çıkartma maliyetlerini düşürmektir.

Devamını oku: Kıdem tazminatı iş güvencemizdir. Dokunma!

DİSK-KESK-TMMOB-TTB Basın Açıklaması

yasÜzgünüz, Öfkeliyiz, Yastayız ve İsyandayız!

ÖLEN ARKADAŞLARIMIZI ANMAK, FAŞİST KATLİAMI PROTESTO ETMEK İÇİN YARINDAN İTİBAREN

YASTAYIZ/12-13 EKİM GÜNLERİ BÜTÜN TÜRKİYE’DE GREVDEYİZ!

Bugün Ankara’da Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi için toplanmıştık.

Türkiye’nin dört bir yanından gelmiştik.

Emek, Barış, Demokrasi taleplerimizi haykırmak için gelmiştik.

İşçilerin, kamu çalışanlarının, işsizlerin, yoksulların, mağdurların sesini duyurmak için gelmiştik.

“Savaşa İnat Barış Hemen Şimdi!” demek için gelmiştik.

Saray’ın saltanatı uğruna aylardır kan dökenlere “Dur!” demek için gelmiştik.

Devamını oku: DİSK-KESK-TMMOB-TTB Basın Açıklaması

HERKESE SESLENİYORUZ!

kadin-deklarasyonBiz bu ülkenin kadınları, barış istiyoruz. Savaşın, çatışmanın kıyıcılığını daha kaç kuşak yaşayacak? Telafisi olmayan bunca acıyla ne yapacağız?

Seçime beş kala iktidarın “dondurduğunu” ilan etmesiyle çözüm süreci ortadan kalktı. Savaş dili eskisinden de beter biçimde geri döndü. Kanı yerde kalmayacak dedikleriniz, bizim çocuklarımız. Feda edebileceğinizi söyledikleriniz, bizim çocuklarımız, bizim yakınlarımız. Öldürdükleriniz, bizim çocuklarımız.

Nasıl bir Meclis, nasıl bir ülke istediğimizi oylarımızla anlattık. İrademiz hiçe sayıldı. Bombalamalar, yangınlar, misillemeler sardı etrafımızı. Bir ayda onlarca insanımız öldü. Onların yasını tutmak yerine yeni kayıpların korkusunu duyurdunuz. Biz seçimimizi savaştan yana yapmadık. Yürürlükteki antidemokratik hukuka bile uymayan bir olağanüstü hal rejimine oy vermedik. Ne bombalara, ne misillemelere ne infazlara ne de sabotajlara ihtiyacımız var.

Devamını oku: HERKESE SESLENİYORUZ!

Barışın dili savaşı susturmalı!

disk1eylulİkinci Büyük Emperyalist Savaşı, 1 Eylül 1939 günü Nazilerin Polonya’yı işgaliyle başladı. Ardında elli iki milyon ölü, milyonlarca yaralı, sakat ve moloz yığını haline gelmiş kentler ile büyük bir acı ve gözyaşı bıraktı. İnsanlık tarihinin bu en acımasız, en kanlı ve en kirli savaşının başladığı gün, yani 1 Eylül, Dünya Barış Günü olarak kabul edildi.

1 Eylül 2015 Türkiye’sinde Dünya Barış Günü’nde Barış Gününüz kutlu olsun diyebiliyor muyuz?

Ülkemiz yeniden yangın yerine döndü. Çatışma, göz yaşı ve acı dört bir yanımızı sardı. Böylesi bir ortamda giriyoruz Dünya “Barış” Günü’ne…

ABD gibi küresel emperyalist güçlerin isteği ve yönlendirmesiyle, uzun süredir Suriye ve Irak’ta savaş sürüyor. Hala kadınlar, çocuklar, gençler ölüyor, sakat kalıyor, salgın hastalıklar, evsizler, sığınmacılar çoğalıyor. Çağdışı cihatçı IŞİD vb. örgütler en çok kadınların hayatını cehenneme çeviriyor, Ortadoğu halklarına dünyayı dar ediyor. Milyonlarca savaş mağduru çok kötü koşullarda hayatlarını sürdürmeye çalışıyor, binlercesi, çıktığı umuda yolculuk adı verilen göç yollarında can veriyor.

Devamını oku: Barışın dili savaşı susturmalı!

AKP’nin ‘makbul kadın’ dayatmasına hayır!

sfk7 Haziran seçimlerinde biz kadınlar emeğimizi, bedenimizi ve hayatlarımızı savunmak için oy kullanacağız!

Eğer AKP'ye oy verirsek neye oy vermiş, neye ‘evet’ demiş olacağız? ‘Makbul kadın’ olmaya.

Yani;

Ne zaman evleneceğine, kaç çocuk yapacağına, ne zaman ve nasıl doğuracağına, nerede ne kadar güleceğine ve ne giyeneceğine devlet büyüklerinin karar verdiği, kocasının babasının sözünden çıkamayan, çıkmaya kalktığında dayağı, azarı, ölümü göze alan, gardiyanı erkek olan hapishanelerde müebbet almış kadın olmaya.

Hükümetin istediği gibi, ya ‘makbul kadın’ olacaksın ve hizaya geleceksin ya da erkek şiddetine razı olacaksın.

Devamını oku: AKP’nin ‘makbul kadın’ dayatmasına hayır!

Halkımızı Kamp Armen’e Sahip Çıkmaya Çağırıyoruz!

nor-cropKamp Armen, Acımızın ve Kaybımızın Tarihi, Ortak Geleceğimizin ve Umudun Mekânıdır!

Kamp Armen, bize kılıç seslerinden kaçıp ağaç gölgelerine sığınan Ermenilerin emanetidir!

Bugün burada önünde bulunduğumuz Tuzla Ermeni çocuk yetimhanesi, Kamp Armen’in yıkılacağı haberi ilk ulaştığında, 24 Nisan 2015’te, Ermeni Soykırımı’nın 100. yılını analı sadece birkaç gün olmuştu. Daha birkaç gün önce, bu toprakların en derin yarası olan Ermeni Soykırımı’nı anmış, devlet eliyle sistematik, planlanmış, halkların tüm varlığını yok etmeye yönelik tehcir ve imha politikalarına karşı Türkiye’nin dört bir yanından sesimizi yükseltmiştik. Soykırımın inkarla sürdürüldüğünü, inkarla gelen düşmanlaştırmanın bugün devam eden katliamların en etkin ve yaygın söylemsel aracı olduğunu haykırmıştık. İnkar ve katliamlarla sürdürülen soykırım son bulsun diye, “bir daha asla” diyerek tek yürek olmuştuk.

Devamını oku: Halkımızı Kamp Armen’e Sahip Çıkmaya Çağırıyoruz!

Umut 1 Mayıs’ta, umut 1 Mayıs Meydanında

disk1977-crop-rsz"Bizler, yılın 365 günü alınteri döken, bu ülkede üretilen her şeyi ama her şeyi üretenleriz. Bizlerin 1 Mayıs’ta söyleyecek sözü, büyüteceği bir umudu var:

- Taşeron çalışma başta olmak üzere tüm kölece çalıştırma biçimlerine karşı insanca çalışmak ve insanca yaşamak istiyoruz.

- İnsanca yaşayabileceğimiz bir ücret ve sosyal haklar istiyoruz.

- Grev, örgütlenme ve toplusözleşme hakkımızı istiyoruz.

- Çalışırken ölmek, sakat kalmak, hastalanmak istemiyoruz.

- Kıdem tazminatımız gaspına karşı iş güvencemize sahip çıkıyoruz.

- Kadınları toplumsal yaşamdan dışlayan zihniyeti, bu zihniyetin yarattığı şiddeti ve kadınların ucuz-güvencesiz işlerde kölece çalıştırılmasını reddediyoruz.

Devamını oku: Umut 1 Mayıs’ta, umut 1 Mayıs Meydanında

Seçimlerde HDP'ye Destek!

hdp12 yılı geride bırakan AKP iktidarının en ayırt edici özelliklerinden biri kadınlara yönelik politikaları oldu. AKP aileyi merkeze alan kadın politikalarıyla kadınların emeklerinin, bedenlerinin ve kimliklerinin erkekler ve devlet tarafından denetlenme sınırlarını genişletti, genişletiyor.

Antidemokratik ve otoriter AKP hükümeti yönetimi altında bugün, feminizm de dahil olmak üzere, her türlü muhalif politikanın siyaset ve ifade alanı gittikçe daraltılıyor, sindirilmeye, değersizleştirilmeye çalışılıyor. Kendini iktidarın karşısında konumlayan her türlü muhalefeti ve direnme biçimini susturmaya yönelik baskılar, yasal düzenleme adı altında durmaksızın meşrulaştırılıyor. Tüm bunlar var olan eşitsizlikleri derinleştirirken aynı zamanda emekçilerin, ezilenlerin mücadele gücünü kırarak bu eşitsizlikleri aşma olanağını da zorlaştırıyor. Toplum üzerinde yaptırım gücü olan meclis, bu seçimde de yüzde 10 baraj dayatmasıyla farklı ses ve duruşlara kapatılıyor, barış sürecinin muhataplarının meclisteki temsiliyeti riske atılıyor.

Devamını oku: Seçimlerde HDP'ye Destek!

Biz “% 50” dedik siyasi partiler ne anladı?

kader-secim2015 Genel Seçimleri öncesi siyasi partiler adaylarını açıkladı.

Türkiye, 7 Haziran’da sandık başına gitmeye hazırlanırken, siyasi partiler de Türkiye’yi 4 yıl boyunca yönetmeye aday kadrolarını açıkladı.

YSK’ya teslim edilen listelerde kendilerine seçilebilir sıradan yer bulan isimler, 25. dönem millet meclisini oluşturacak.

Açıklanan aday listelerindeki kadın aday sayısı, geçmiş yıllar ilekarşılaştırıldığında görece daha fazla. Ancak, KA.DER olarak düzenlediğimiz “Biz ne diyoruz, liderler ne anlıyor”başlıklı kampanyamızdaki kaygılarımızın haklı çıkmasından üzüntü duyuyoruz.

Devamını oku: Biz “% 50” dedik siyasi partiler ne anladı?

DİSK-AR İşsizlik Raporu

disk-arTürkiye haftalık çalışma sürelerinin emsallerine göre çok daha yüksek olduğu bir ülkedir. Avrupa Birliği ülkeleri ile kıyaslandığında haftalık çalışma sürelerindeki fark 12 saati bulmaktadır. Buna göre Türkiye’de 5 kişinin yapacağı işi 4 kişi yapmaktadır. Bir yandan işgücüne katılım oranlarını yükseltirken, öte yandan işsizlik verileri ile mücadele etmenin yegâne yolu, gelir kaybına yol açmaksızın haftalık çalışma sürelerini azaltmaktan geçmektedir. Buna karşın hükümet ve sermaye çevreleri işsizlik verilerindeki artışı, istihdam yapısının niteliğini bozarak, yani yoğun çalışma koşulları altında, daha esnek ve güvencesiz çalışma biçimlerini yaygınlaştırarak durdurmanın reçetelerini topluma sunmaktadır. Hükümet işveren çevrelerinin taleplerini Ulusal İstihdam Strateji Belgesi ile programlaştırmıştır. Ucuz işgücü için, taşeron çalışmayı yaygınlaştırmayı, kıdem tazminatını fona devrederek ortadan kaldırmayı, kölelik bürolarını hayata geçirmeyi hedefleyen bu belge hükümetin uygulama açısından gündemindedir. Nitekim hazırlanan ekonomik programlarının istihdam başlığında yer alan hususlar bu tespiti doğrulamaktadır.

Devamını oku: DİSK-AR İşsizlik Raporu

Kristal-İş Üyesi Arkadaşlarımıza ve Sendikal Kamuoyuna

kristalisKristal-İş Sendikasında, 1980’lerden bu yana sürdürdüğümüz görevlerimizden Mart 2015 itibarıyla kendi isteğimiz ve kararımızla ayrıldık. Bu bir bakıma, ertelenmiş bir kararın hayata geçirilmesi oldu.

Kristal-İş Sendikasının 2012 yılında toplanan 16. Genel Kurulu’nun ardından ayrılmaya karar vermiş ve bu kararımızı Genel başkana aktarmıştık. Genel başkanın talebi ve sendikanın önünde duran başta Topkapı fabrikasının kapatılması ve grup toplu iş sözleşmesi olmak üzere kritik meseleler nedeniyle bu kararımızı ertelemiştik. Geldiğimiz nokta itibarıyla bu erteleme süresinin daha fazla uzatılmasına gerek olmadığına karar verdik. Bu kararımızı 26 Aralık 2014 günü Genel başkan ile paylaştık ve Şubat ayı sonunda ayrılmak istediğimizi bildirdik. 16 Şubat 2015 günü dilekçelerimizi vererek sendikadaki görevlerimizden ayrıldık.

Devamını oku: Kristal-İş Üyesi Arkadaşlarımıza ve Sendikal Kamuoyuna