Bal tutan parmağını yalar

eski-bakanlar-bwBu dört bakan olayında bir tuhaflık olduğunu sizler de sezmiyor musunuz? Bu kadar “Eee, n’olmuş? Bakan da oluruz, hırsız da!” havalarında insanlara emanet bir cumhuriyette mi yaşıyoruz? Öyleyse vehamet yolsuzlukta da değil, yolsuzlarda da değildir.

Siz söyleyin, nerdedir?

Bir takım paralara (tam ne kadarsa) kalk gidelim denilmiş ama ne çalınmış, ne kadar çalınmış, orası herkesin, her birimizin çözmeye âdeta bile bile yanaşmadığı bir “muamma!”

Ortada bala bulaşık parmaklar olduğu anlaşılıyor... Neye mal olursa olsun gizli kalması gereken, devlet sırrı gibi önüne ve üzerine yatılan milyonluk kol saatlerinin, çikolata kutularında altın varaklara sarılı dolarların ortaya döküldüğü kim bilir hangi devlet görevi kendilerini serbestçe savunmaktan birilerini alıkoyuyor. İşini sağdan soldan ya da yukardan talimatlarla gördüğü apaçık Meclis soruşturma komisyonunun Meclis işini AKP gündemine indirgeyerek Yüce Divan kararı almamış olması da, belli ki, suçlananlar arasında damarına basılınca ne yapacağı belli olmayan değil, pekala bilinen delibozukların yer alıyor olmasındandır.

Dört muhterem yolsuzluk şüphelisinin parmaklarını yalama hevesinin AKP devletine maliyetinin bugüne kadar olduğuyla kalmayacağı anlaşılıyor.

Avrupa’da yabancı düşmanlığı ve faşizm yükselişte!

suriyelicocuklar-bw-cropTürkiye’de “Suriyeliler RAUS!”

İlerki günlerde bu sesi daha çok işiteceksiniz. Daha yüksek perdeden, daha çok ağızdan!

“Hiç görülmemiş LİNÇ SAHNELERİ! Birazdan!

Başı Antalya valisi çekti. Antalya’nın “turist cenneti” caddelerinde, meydanlarında, sokaklarında dilenmeye çıkan kadınlı çocuklu Suriyeli sığınmacıları (iki bine yakın insanı) “Bu şehirde sizin gibilere yer yok,” diyerek kovdu ve geri dönmelerini yasakladı.

Müslüman ve yandaş medyada manşetler her gün biraz daha büyüyordu: Avrupa ülkelerinde yabancı düşmanlığı, nefret suçları, linç çağrıları yükselişe geçmişti.

Mide meselesi

zaman-protesto-bw-cropMağdur ve mazlum hali Başefendi’nin burlardaki adamlarının üzerine oturmuyor. Onlara hiç mi hiç yakışmıyor. Dediklerine kimse inanmıyor, kanmıyor. Suçları ve gizli/açık niyetleri, tasavvurları paçalarından dökülüyor.

Şimdilerde moda hani. Düşene bir de sen vurmayacakmışsın. Oh olsun demeyecekmişsin. Densin mi, denmesin mi, onu “Ne istediler de vermedik?” diyenlerin takipçileri, anayasa referandumunda övüne gerine “Yetmez ama Evet! Evet!” diyenler düşünsün. Bizim, göbeklerine basılan taş bebekler gibi “Özgürlük!”, “Demokrasi!”, “Adalet!” diye dövüne dövüne cinayet yerinde.

Roboski

demirtas-3yılroboski-bw-cropKatliamın 3. yıldönümünde, cinayet mahallinde HDP eş başkanı şöyle diyordu: “Hukuken dosyayı kapattınız. Üstü örtüldü. Vicdanen dosyayı kapatabildiniz mi?”

İlahi Selahattin Bey! Onlarda vicdan ne arar? Müslümanız demek onlara yetiyor da artıyor bile. En başta, kendine hem C. Başkanı diyen, hem de ona değil, başkalarına tanınmış anayasal, yasal yetkileri fütursuzca gaspeden Bay Erdoğan ve yakın/uzak avenesi, onunla iş tutup milletin anasına sövenler ve buna rağmen yine de milletin onunla gurur duyan yarısı...

Ve şu, ve bu, vs...