Kuru gürültü

acilislar-bw-crReferandum kampanyaları oldukça hız kazandı. Süreç, TBMM’nde Anayasa değişiklikleri henüz kabul edilmeden başlamıştı. “Hayır” oyu vermeyi düşünen kesimler, bu niyetlerini çok hızlı biçimde deklare ederek çeşitli etkinliklerle süreci başlatmış oldular. “Evet” oyu verecekler ise bu sürece bir adım geriden katıldılar.

Hükumet sözcüsü Numan Kurtulmuş, referandumda “evet” oyları çoğunlukta olursa Türkiye’de terörün sonlanacağını ima eden açıklaması ile kampanyanın açılışını yaptı. Sonra Başbakan, üst üste yapmış olduğu açıklamalarla “hayır” diyenlerin teröristlerle birlikte hareket ettiğini söyleyerek sürece ivme kazandırdı.

Devamını oku: Kuru gürültü

Erdoğan anlatıyor, biz anlamıyoruz

15temmuz-bw-cr16 Nisan’da anayasa değişikliği referandumu var.

“Hayır” demek, fakat niçin hayır dediğini de bildirmek.

Bu niçin önemli?

Anayasa değişikliği teklifinin reddini sağlamak için…

Aslını Erdoğan anlatıyor da, biz anlamıyoruz.

Devamını oku: Erdoğan anlatıyor, biz anlamıyoruz

‘HALLOLMA’yalım da…

suriye-tanklar-bw-crAnayasa değişikliği referandumunda “Hayır!” diyeceğini açıklayanlar,

niçin “Hayır” diyeceklerini de açıklamaya başladılar.

Milyonlarca gerekçe var, herkesin kendine göre…

Açıklanan bütün gerekçeleri okudum,

En etkili, en kapsayıcı olanı aradım, bulamadım.

Şimdi kendi gerekçemi açıklıyorum.

Devamını oku: ‘HALLOLMA’yalım da…

“Varlık Fonu” çaredir

havaalani-bw-crHazinenin değerli varlıklarının bir bölümü kurulan Varlık Fonu’na aktarıldı.

Fon, büyük altyapı yatırımlarına kaynak yaratacak, amaç böyle açıklandı.

Türkiye’ye mahsus bir tercih değil bu.

ABD Başkanı Trump da büyük altyapı yatırımları yapacaklarını açıklayarak işe başladı.

Çin zaten bu yola ŞİÖ’deki partnerleriyle birlikte angaje olmuştu.

Niye?

Küresel ekonomi büyüyemiyor, bir çare bulmak lazım…

Devamını oku: “Varlık Fonu” çaredir

Neyin referandumu?

hayir-bw-crSolculuk, sosyalistlik, komünistlik artık sosyal medya üzerinden yapıldığı için,

ortalıkta “ciddiyet” diye bir şey kalmadı.

Siyaset –ve özellikle de sol siyaset– reyting meselesi imiş gibi bir durum doğdu.

Somutlukla bağlar kopunca önce sefalet gelir, sonra felaket…

İleri gidemiyorsan, somut olana bir yerinden tutunup, orada durmak lazım.

Önümüzde , “evet”-“hayır”, iki seçenekli referandum var.

Seçenekler ne?

Devamını oku: Neyin referandumu?

Barış ve kardeşlik

hdp-hayir-bw-crAnayasa değişikliği referandumu yaklaştıkça tüm toplumsal kesimlerin ilgisi sadece bu noktaya odaklandı. Çok anlaşılır bir durum.

Referandumda alınabilecek iki tutum olabiliyor doğası gereği: “Evet” ya da “Hayır”. Çekinser kalmak veya referandumu boykot etmek, “evet” ya da “hayır” diyenlerden çoğunluk olanı onaylamak anlamı taşıyor sonuç itibariyle.

Görülen o ki bu referandumda toplumun tamamına yakını ya “evet” ya da “hayır” deme eğiliminde. Tüm saldırı ve zorlamalara rağmen Kürtler bile referandumu boykot etmeyeceklerini ısrarla belirtme ihtiyacı hissediyorlar.

Devamını oku: Barış ve kardeşlik

Düğün-dernek referandum

dp-menderes-cr“Vatan Cephesi” benzetmesini tuttum. “Ben de varım!” diyerek,

Anayasa referandumunda “Evet” diyeceğini ballandıra ballandıra

duyuranlara bakılarak yapılmış bir benzetme. AKP’li bakanlarla, dizi oyuncuları ve

birkaç futbol yıldızından başka katılan yok.

Çocuk zamanımda (1958) kasabamızda Vatan Cephesi’nin lideri (!) başkatip emeklisi bir arzuhalci idi, Adnan Menderes’in başlattığı Vatan Cephesi kampanyasını kasabamızda o yürütüyordu, ama yürütemiyordu. Bunun için DP’den para da almasına rağmen aklı başında erişkin DP’lilerin bir tekini dahi Vatan Cephesi’ne yazamıyordu. Aldığı tahsisatın büyük bölümünü cebine atıyor, bir kısmıyla da çikolata alıp, yanından gelip geçen biz çocukların gözüne sokuyordu: “Al çikolatayı, yazayım seni“ diyordu.

Devamını oku: Düğün-dernek referandum

Karamsarlık iyimserlikten iyidir

birinci-meclis-bw“Sosyal medya” denilen şey zamandan tasarruf sağlayarak ekonomik değer üretiyor gibi gözükse bile, okumaktan, düşünmekten, muhakeme etmekten, kısaca “akıl yürütmek”ten de “tasarruf!” sağladığı için, siyaset mecrası olarak kullanıldığında, zararlı oluyor. Kendimden örnek verecek olursam: Kızılcık Dergisi için yazdığım bir yazı, iyi niyetli biri tarafından sosyal medyaya aktarılıyor. Orada, üslubuma yabancı biri tarafından yanlış anlaşılıyor ve eleştiriliyor. Bu ilk kişi eleştirisi sosyal medya zincirine yayıldıkça olumlu-olumsuz tepkiler ve cevaplar alıyor. Bir süre sonra bakıyorsunuz ki, yazı ve yazarı aradan çekilmiş, unutulmuş, sosyal medyacılar birbirleri ile tartışır hale gelmişler. Nereye gitti yazarın eleştirilerden yararlanma hakkı?

Devamını oku: Karamsarlık iyimserlikten iyidir