Bilip yazmak

tip-geliyor-bw-crTİP’li iki genç adam HDP’den milletvekili seçilip sonra kendi partilerine dönmüş. Sol soruşturma başlıyor: “Sizin TİP ismini almanız meşru değildir.”

Niye?

“Bakınız, Tarık Ziya Ekinci de bu yaptığınıza karşı çıkıyor.” (Ersen Olgaç ve görüşüne katılanlar.)

Neredeyiz ve hangi devirdeyiz?

Devamını oku: Bilip yazmak

Sırtında yumurta küfesi…

behiceboran-tip-crFacebook’da gördüm, İrfan Aktan yazmış; Behice Boran’ın ve arkadaşlarının 12 Mart TİP duruşmalarında Partinin “Kürtlerin varlığı”nı kabul ettiğine dair kongre kararının arkasında durmadıklarını söylüyor.

Doğrusu bu değildir. “Kürt meselesi” bağlamında TİP’in kurumsal kimliği yargılandı. Behice Boran siyasetçiydi ama aynı zamanda sosyologdu, bilim insanıydı. Savunmasında Misakımillî hudutları içinde “tek bir millet oluşturulamadığını” bilimsel analiz yaparak ortaya koymuştu. Ünlü dünya tarihçisi Eric Hobsbawm da dava dosyasına gönderdiği görüşleriyle Boran’ın savunmasına destek vermişti. Savunması bittiğinde Hâkim, "sizi tanımak şerefi de sizi yargılamak bedbahtlığı da bize nasip oldu" demişti. Bu sözünden dolayı o hâkim hemen görevden alınmıştı. TİP yöneticileri ise 141-142’den yargılanıp mahkûm olmuşlardı. Gerçi anılan kongre kararını yanlış değil “zamansız” bulan birileri olmuştu ama bu sonraki zamanlardaydı. Kürt hareketi hakkında yazanların, bu hareketle sosyalistlerin nasıl ilişki kuracaklarını tayin etme tekeli ellerindeymiş gibi yazmaları, Kürt halkının mücadelesine zarar verir.

Baltayı taşa vurmak

inonu-mecliste-crSon zamanın moda sözü: “Namusluların da en az namussuzlar kadar cesur olması lazım."

Niye?

Tayyip Erdoğan’a Kılıçdaroğlu “Amerikancı” demiş, Erdoğan da İsmet Paşa’nın Amerikan Bayrağı salladığı fotoğrafını çıkarıp milletin gözüne tutmuş… Al sana solu da kapsayan bitmez tükenmez bir “bağımsızlık” tartışması.

Tayyip Erdoğan’ın “Amerikancı” olduğunu saklamak olanaksız; bunu kendisi de zaten övünerek her zaman açık ediyor; sadece İsmet Paşa için kullandığı yöntem ilkel. Gerçeğe bakmak lazım.

Devamını oku: Baltayı taşa vurmak

HDP kimliği oluşturmak

tip-bas-atay-bw-crHDP milletvekilleri Erkan Baş ve Barış Atay’ın ayrılıp kendi partileri TİP’e geçmesi eleştirildi.

Eleştirinin biçimi ve dozu kapsayıcı olmayan bir HDP kimliğinin oluşma ihtimalini ima etti; “Kürt oyları ile seçildiniz, bu yaptığınız oldu mu?” gibisinden. Ersen Olgaç’ın eleştirisi ise çocukça; “Hapsolmaktan mı korktunuz?” Doğan Özgüden ise iki milletvekilinin HDP yönetimi tarafından TİP’e uğurlanışını yadırgamış. Bana göre bu da eksik bir değerlendirme. Bu arkadaşların, HDP’nin temsiline talip olduğu sosyal –ve sınıfsal– mücadele alanının dışında bir yere değil, aynı alanda yer alan kendi “kapsayıcı” partilerini örgütlemeye gittiklerini düşünmemiz daha isabetli bir bakış olur gibi geliyor.

Devamını oku: HDP kimliği oluşturmak

Oportünist olalım!

tcmb-bw-crMali politikalar Erdoğan’ındır, para politikası TCMB’nin…

Erdoğan faiz düşük olsun ister, TCMB, TÜSİAD’ın gözünün içine bakar.

TÜSİAD ‘PARA’nın sahibidir; Parası’nın KÂR’ı FAİZ’dir; elbette en yükseğini isteyecektir.

Şimdi bugün, Erdoğan ile TÜSİAD arasına giren kara kediyi tartışmaktayız.

Bu tartışma ile sınırlı bir soru; Erdoğan’dan yana mıyız, yoksa TÜSİAD’dan mı?

Devamını oku: Oportünist olalım!

Durum berbat

erdogan-uniforma-bw-crSiyasette, ekonomide, işte uğraşta Türkiye’nin durumu berbat. Kötü olan her şeye AKP Genel Başkanı R. Tayyip Erdoğan’ın inatla izlediği “popülist” politikaların yol açtığında birleşiyoruz. “Popülizm” sandığımız kadar kötü bir şey değil, unutuyoruz.

Hasan Cemal F-16 gürültüsü duymuş, “darbe mi oldu?” diye çok korkmuş. Oysa darbe hâlâ ve ancak yerde, öyle ise mutlak tank ile mümkündür; F-16 ile olsa olsa “suikast” yapılabilir, bunu da zaten deneylerimizden biliyoruz; ama artık yerli İHA’lardan sonra buna da gerek kalmadı. Ama biz, F-16 korkusunu ha bire açık etmenin “genç subaylar huzursuz” demekle eşdeğer olduğunu, 2. Cumhuriyet efradı özelinde bakarsak “darbe beklentisine” karşılık düştüğünü biliriz; bunu aynen bu şekilde, üstelik “Yeni Demokrasi (H)” naraları atılırken Kızılcık’da yazmışlığımız da vardır. Salgın bir “huy”dur bu, demokrasi onların beklediğini vermezse eğer, kanında “Kemalizm” taşıyanlarda görülür.

Devamını oku: Durum berbat

Tahtakurusu imiş

albayrak-yep-bw-crİşçiler tahtakurusu içinde uyumakta imiş.

Şükretsinler, Kırım-Kongo kanamalı ateşli “kene” de olabilirdi.

Şaka değil, sorun daha büyük.

Mikro ölçekte doğal ayrıca.

“Sermaye saldırısı” diyoruz.

Peki “işçi-emekçi saldırısı” nerede?

Devamını oku: Tahtakurusu imiş

Suçlu çalışanlardır

havalimani-isciler-bw-crEkonomi krizde.

Soldan sağdan herkes Erdoğan’ı suçluyor; “önle bu krizi!” diye bağırıyor.

Kendinize gelin efendiler.

İki yüz senedir, “kapitalizme ilişkin kriz teorilerini” okuyup ezberlemedik mi?

Başka ne bekliyordun?

Ekonomi Erdoğan’da değil ve yöneten de o değil.

Ama suçlu o, bu nasıl şey?

Devamını oku: Suçlu çalışanlardır

“Beka” tuttu

vangogh-kargalarbugdaytarlasi-bw-detayAKP’nin iktidardan düşürülmesi AKP için Beka (devam etmek, kesintiye uğramadan geleceğe doğru sürüp gitmek) sorunudur; bunda anlaşılmazlık yok. Ancak AKP bunun, “Türkiye’nin Bekası” olarak anlaşılmasını özellikle istedi; MHP’nin işine geldi, koştu katıldı. CHP önce karşı durdu, tehdit edildi, korkutuldu, sindirildi; şimdi artık o da AKP’nin iktidardan gidişini Türkiye’nin tarihten silinip gitmesi olarak anlıyor, bu politikayı izliyor. Ne ki nihayetinde “Fırka”dır CHP, AKP’nin tuzağına düşmekle kendini siyaset sahnesinden silip süpürecektir; bunu hiçbir CHP’linin havsalası almaz belki ama Murat Karayalçın gidişatın bu olduğunu söyledi bile.

Diğer yandan, keskin ulusalcı ve yumuşak solcu entelektüel taifesi de önce anlamadı, sonra fark etti ki Erdoğan beka sorunu diye “Kürtlerin Türkiye’den kopmasını” kastediyor; hemen yanına geçtiler (Cumhuriyet Gazetesi operasyonu).

Devamını oku: “Beka” tuttu

Kıyameti koparmak!

ziya-selcuk-bw-crEğitim Bakanı Ziya Selçuk, eğitimin sorunları konusunda yaptığı bir konuşmada “Bir şeyler yapmak yetmez. Kıyameti koparmamız lâzım.” dedi. Daha önce söyledikleriyle yan yana getirdiğimizde yeni eğitim bakanının ne kadar “büyük” adam olduğunu anlamış olduk! Sağcısından solcusuna, takdir, övgü ve hayranlık gösterilerinin bini bir para. On altı yıldan beri eğitim bakanlığı yapanları şöyle bir anımsadığımızda yukarıdaki sözleri sarf eden bir bakana övgü dizmenin, hayran olmanın anlaşılır bir yanı var elbette.

“Kıyamet koparmak lazım!” Gerçekten de eğitimin devasa sorunlarından kurtulmanın başka yolu yok. İsrafil’in Sur’a üfleme zamanı geldi de geçti bile. Eğitime, okulların haline bakınca Mehdi’nin çoktan geldiği, Ecüc ve Mecüclerin dirildiğini görebiliyorsunuz. Öğretmenlerin, okul yöneticilerinin durumuna baktıkça İsa’nın yeryüzüne avdet ettiğine tanık oluyorsunuz. Öğrencilerin, üniversitelerin içler acısı durumu, güneşin artık doğudan değil batıdan doğduğunun ayan beyan ifadesi. Eğitimde, başka alanlarda olduğu gibi kıyamet alametleri görülmekte. Kıyamet koptu, kopacak. İsrafil’in Sur’a üflemesine ramak kaldı.

Devamını oku: Kıyameti koparmak!