Anayasa aranmaz, ilan edilir

berlin-anayasa-konferansi-crBerlin’de yapılan (Eylül 2019) “Demokratik Türkiye için Toplumsal Sözleşme (ANAYASA) Arayış Konferansı” ne anlama geliyor? İstenen yeni ama “demokratik” bir anayasadır. ”Demokratik” dendiğinde “Liberal” denmiş olur…

Güzel, ama arkası boş; dünyada ve Türkiye’de yeni anayasa arama geleneği yoktur, hiç olmamıştır. Sadece işgalciler işgale son vermeden önce anayasa yapar, sonra çekilirler. Bugün Suriye’de, dün Japonya’da olduğu gibi. Türkiye’de 1908’de iktidarı alanlar revize edilmiş bir yeni anayasa ilan ettiler. 1924’de iktidarını kuran Kemalist hareket bir anayasa ilan etti. 1960-27 Mayıs Cemal Gürsel darbesi iktidarı aldıktan sonra kendi Anayasasını ilan etti. 1980’de Kenan Evren cuntası da iktidarı aldıktan sonra anayasasını ilan etti.

Devamını oku: Anayasa aranmaz, ilan edilir

1071 maya tutmaz

frigler-kibele-crTürk devleti ve –HDP hariç– tüm siyasi partiler ve devlet birlik olmuşlar, Türk-İslam sentezini diriltmeye çalışıyorlar. Yeniden Türkleşiyoruz ve mühim miktarda bir sol kesim de bunda “antiemperyalizm” görüp heyecanlanıyor.

Oysa bu bayatlamış bir hikâyedir. 1923’ten itibaren,

“Yeni Türkiye”de durum, aynı zamanda politikacı da olan kuramcı Massimo d'Azeglio'nun, "İtalya'yı yarattık, şimdi de İtalyanları yaratmalıyız."1 sözüyle anlatmaya çalıştığı durumdan farksızdır.

Devamını oku: 1071 maya tutmaz

HDP sorgulaması-2

kukla2-cr“İktidar çözülüyor” ve Türkiye yeni bir döneme giriyor.

“Türkiye solunun bu süreçte siyasal öznelerden biri olabilmesinin en uygun ‘araç’larından biri de HDP olabilir mi?” ve “olursa nasıl olur?” diye sorduğumuzda “HDP sorgulaması” başlamış olur.

HDP sorgulaması kolay değildir, “Uluslaşma dinamikleri” ile “Sınıfsal dinamiklerin” mücadelelerini uyumlaştırmak ve birleşik bir muhalefete dönüştürmek için kurulmuştur; siyasette en zor iştir. Bu tür denemelerde dinamiklerden birinin öne çıkıp diğerini peşinden sürüklediği veya dışladığına sıkça rastlanmıştır. HDP’de böyle bir durum henüz ‘açıktan’ yaşanmamış görünmektedir ama beklenmedik değildir.

Devamını oku: HDP sorgulaması-2

HDP sorgulanmalı

hdp-secimde-bwÖcalan’ın İstanbul seçiminin ikinci tur oylamasına 3 gün kala devlet aracılığıyla HDP’ye “tarafsız kal” mektubu göndermesi şaşkınlık yarattı.

“Tarafsız” kalmasını istemekle Öcalan somutta HDP’den, AKP adayı Yıldırım’a destek istemiş oluyordu. Etkisi olmadı; HDP İmamoğlu’na desteğini devam ettirdi ve kazanmasında büyük rol oynadı.

HDP-Öcalan ilişkilerinde buna benzer ters düşmelere daha önce de (4 defa) rastlandığını Selahattin Demirtaş’ın mahkemede verdiği savunma tutanaklarından öğrenmiş bulunuyoruz.

Devamını oku: HDP sorgulanmalı

Sınıfa karşı sınıf

1mayis2019-bwTürkiye’de yeni bir döneme girildi. Birkaç şey söylemek gerekirse:

Olaylar keskin bir siyasi krize doğru gelişecek.

AKP gidicidir, fakat gitmeyecek.

Siyasi kriz 3-5 yıl kadar sürecek.

Bu öngörümü olgularla güçlendirebilirim.

Türkiye’de hâkim sınıf mali sermayedir (TÜSİAD).

Bu tekelci burjuvazi mevcut siyasi partilere eşit uzaklıktadır.

Devamını oku: Sınıfa karşı sınıf

24 Nisan

almanaskerigorevliler191324 Nisan Ermeni diasporası tarafından “soykırımın başlangıç günü” olarak sembolleştirilmiştir ama Türkiye’de bilinmez. Son yıllarda bilinir oldu ve hararetle anılıyor. Soykırım kolektif bir suç olduğu için utanıyoruz, yerin dibine batıyoruz, nerde bir Ermeni görsek ellerine sarılıp “affet bizi” diyesimiz geliyor.

O hale gelindi ki, “Türk kimdir?” sorusuna “canavar bir yaratıktır” demediğimiz kaldı.

Bu saçma durumu Türkiye solu yarattı. ”İnkârcı“ olmamak için Ermeni milliyetçiliğinin çizgisine savruldu. Perinçek’in AİHM’de almayı başardığı sonucu bile fark etmedi. Bu karar, “Yetkili bir mahkeme kararı yoksa ‘soykırım’ denilemez” diyordu. Ancak, “Soykırımdır” diyen devletlerin veya parlamentoların hiçbiri, böyle bir mahkemenin kurulmasına yönelik bir çaba göstermiyordu.

Devamını oku: 24 Nisan

Bilmiyoruz

kukla2-crHDP ve Türkiye Solu olarak:

“Kaybettirdik”, “kazandırdık” belli, biz ne kazandık, bu belli değil. Kazandırdıklarımız (CHP-İYİP) “Demokrasi kazandı” diyor, emin misiniz?

***

İstanbul’u CHP’ye verecekler mi, heyecanla bunu tartışıyoruz. Verirler, vermezler, kendi aralarındaki bir mesele, ama bizde heyecan onlardan fazla; burada bir sorun var, ama ne?

***

TÜSİAD 24 Ocak Kararları kıvamında bir ‘reform’ koydu AKP’nin önüne, unutalım seçimi işimize bakalım dedi bir de. Bu kararlar Kenan Evren demokrasisine götürecek, biz hâlâ Binali-Ekrem kavgasındayız.

Devamını oku: Bilmiyoruz

31 Mart=7,5 Haziran

grosz-milyonerler-bwHDP şekli parti olan siyasal bir hareket olarak görülmelidir. Hareket –rejimin değil– siyasal sistemin içine girmeye çalışmaktadır. HDP siyasal sistemin içine adım atmayı sadece bir kez, 7 Haziran 2015 genel seçiminde başardı.

Kıyamet koptu; çünkü sistem dışı bu partinin sistemin içine girmesi, her şeyi altüst etmeye yetti; sistem bozuldu.

31 Mart Mahallî İdare seçiminde benzeri bir sonuç doğdu. HDP yine sistemin içine girdi. Bunun somutu İstanbul’dur ve siyasal sistem yine bozulacak.

Devamını oku: 31 Mart=7,5 Haziran

İlginç bir başlık: CHP İŞÇİ DÜŞMANIDIR

kavel-crBaşlığı ben attım, “ilginç” dedim, bana ilginç gelmiyor elbette. Ama HDP’nin CHP’yi desteklemesini “normal” ve hatta “gerekli” ve dahası “stratejik” bulanlara muhakkak ilginç gelecektir! Uzatmayalım, “HDP desteklediği için CHP’yi destekleyenler, işçi düşmanı bir siyasi geleneği desteklemiş olacaklar,” diyorum.

Devamını oku: İlginç bir başlık: CHP İŞÇİ DÜŞMANIDIR

Anhası minhası

putin-erdogan-crPutin Türkiye’ye, “Adana Mutabakatı”nı hatırlattı. Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan da “Bize Suriye’ye girmenin yolunu açıyor” dedi. Girilecek yer Kuzey Suriye’nin Doğu kesimi; Kürtler “Batı Kürdistan” diyor.

Adana Mutabakatı’na güvenilerek girilir mi bilmem, fakat Putin’e güvenilmeyeceği kesin. Şükrü Saracoğlu ve Numan Menemencioğlu’nun anılarını okuyan bilir, Stalin İngilizlerin de (Eden) onayını aldıktan sonra Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’nin savaştan sonra Türkiye’ye verileceğini Saracoğlu aracılığıyla İnönü’ye iletmiş ve teklifinin karşılığının “Türkiye’nin savaşa katılması” olmadığını da bildirmişti; üstelik 1939 ve 1942 yıllarında olmak üzere iki kere. İnönü, “Stalin bize verdiğinden fazlasını bizden isteyecektir” diyerek teklifi reddetmişti. Putin’in Stalin’den daha cömert olduğunun garantisi olmadığı gibi şu günün dünyasında bu işin anhası da minhası da bulunmamaktadır.