Kent anayasasının önemi ve işlevi

kaftancioglu-kentanayasasi-bwYerel seçimler gündemi meşgul etmeye başladıktan sonra siyasi partiler ve medya ısrarla hangi belediyede kimlerin aday gösterileceğine odaklanmış durumda. Ülke çapında “aday toto” adı verebileceğimiz büyük bir oyun sergileniyor. Siyasetle şu veya bu boyutta ilgilenen herkes adaylarla ilgili yapılan tartışmalara bir şekilde dahil olmuş durumda. Olaya belli bir açıdan bakıldığında halkın yerel seçimlerle bu derece ilgileniyor olması demokrasi açısından sevindirici bir durum gibi görülebilir. Ancak durum hiç de böyle değil.

Devamını oku: Kent anayasasının önemi ve işlevi

Dünyanın çivisi çıkarken konuştuğumuz

esitsizlik-bw-crPolitika yaptığımızı zannediyoruz; boş işlerle uğraşıyoruz. Dünyanın ve Türkiye’nin özeti nedir, ilgimizi çekmiyor.

***

DÜNYANIN ÖZETİ

  • 1980’de başladık, küreselleştik, sonuna geldik. 1980’den günümüze dünya ekonomisinde büyüyen refahtan en yüksek gelirli yüzde 1’lik kesimin aldığı pay, altta kalan yüzde 50’lik kesimin payının iki misli oranda oldu.
  • Nüfusun en yüksek gelirli yüzde 10’luk kesiminin gelirden aldığı pay Avrupa Birliği ülkelerinde %37, Çin’de %41, ABD ve Kanada’da %47, Brezilya’da %55, Ortadoğu ülkelerinde ise %61 olarak gerçekleşti.

Devamını oku: Dünyanın çivisi çıkarken konuştuğumuz

Vakit varken

jaures-crToplama kampları(!) henüz ufukta gözükmüyor; zaman var demektir. Partilerin hiçbiri bir seçim politikası açıklamadı. Niçin? Seçim politikası denilen şey şeraitte anlamını yitirdiği için. AKP-MHP mevcut peltemsi siyasi durumu berkitmek için çoğunluğunun teyidini istiyor; "Muhalifler" ise DEMOKRASİ!

Şu anda demokrasi istemek, "bana kellemi bağışla" demekten ibarettir. Bu noktaya gelinmişse ya ileriye ya da geriye, büyük bir sıçrama yaşanacak demektir.

Devamını oku: Vakit varken

Teori ve politika

kukla3-crSüzme akıl gidişatın tüm dünyada diktatörce siyasi rejimlere doğru gidildiğini görüyor. Aptallık da var; otoriter siyasete “popülizm” deniliyor. Korkut Boratav “yükselen neofaşizmin ‘popülizm’ denilerek aklanmasına” işaretle bu aymazlığa dikkat çekiyor.

Uyanmış değiliz. Türkiye’de devlet kendini değiştiriyor, biz değiştiremiyoruz. Önümüzde yerel seçim var; bu seçimi “Neo-faşizme geçit yok!” sathına dönüştüremiyoruz. Asıl kendimize şaşmamız gerekirken eline geçen her şeyi kırıp döken AKP iktidarının yaptıklarına şaşırıyoruz.

Temel sorun bildiğimizdir; “Emperyalist paylaşım”.
Şu farkla: Her ülke artık emperyalist; ya da heveslisi. Çin ve Rusya da…

Devamını oku: Teori ve politika

Siyasetin sırrı

kukla1-crHDP Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü, Selahattin Demirtaş ile Partisi’nin ilişkilerini sorgulayan bir soruya şöyle cevap veriyor:

"Kimileri Demirtaş’ı, HDP’nin merkezi konsensüsünü aşan arzularının nesnesi olarak görme eğilimindeler. Ancak biz partide beraber çalışan insanlar olarak daha başka bir hayat tahayyül ediyoruz."

Güzel bir cevap ve “sorunu” anlatıyor. Şöyle bakalım: “Dışarı”dan sorulmuş, “içeriden” cevap verilmiş. Demirtaş-HDP ilişkisi bir “iç ilişki” varsayılmış. Oysa bir de HDP’nin sayıları milyonlarca seçmeni var, seçmenle HDP ilişkisi burada dış ilişkidir, Ertuğrul Kürkçü’nün cevabı bunu da kapsamalıydı.

Devamını oku: Siyasetin sırrı

Hangi Mustafa?

mesrutiyet-1908-bw-cr29 Ekim’deyiz. Yeniden “Cumhuriyet Mitingleri”ndeyiz. Bu kez şu farklı, Ergenekon artık Erdoğan’ın arkasında.

Laf Cumhuriyet’ten açılmışken sürdürelim.

Konuya Marksist açıdan (Troçki) bakılsa daha sağlıklı olacak gibi. Cumhuriyet 1908’de, “hepimizin” olan genel cumhuriyet olarak kuruldu. Peltemsi idi, aramızda çıkan büyük –derin– kavgalarda şekillendi ve nihayet 1923’de “Zümre Cumhuriyeti” olarak başı bağlandı. Elimizde olandır.

Devamını oku: Hangi Mustafa?

İstanbul siyaseti

istanbul-kusbakisi-bw-crÖnümüzdeki yerel seçim İstanbul’da “yerelliği” aşmıştır.

Dananın kuyruğu İstanbul’da kopacak, bize sadece kuyruk kalacaktır. Sebebi, siyaseti aritmetik görmemizdir, oysa cebirdir.

CHP önümüzdeki yerel seçimde İstanbul’da kırılacaktır. Ne yana gitse bundan kaçınamaz, çünkü rant yemenin siyasette birbirini yemekten başka biçimini bilmeyen bileşenlerden oluşmaktadır. CHP’de de siyaset zenginleşmenin en kestirme yoludur, parti içi iktidar kavgalarını şekillendirmektedir. CHP bütün olarak AKP’ye karşı, bileşenlerine ayrıştığında ise tümü bin razıdır.

Devamını oku: İstanbul siyaseti

Bilip yazmak

tip-geliyor-bw-crTİP’li iki genç adam HDP’den milletvekili seçilip sonra kendi partilerine dönmüş. Sol soruşturma başlıyor: “Sizin TİP ismini almanız meşru değildir.”

Niye?

“Bakınız, Tarık Ziya Ekinci de bu yaptığınıza karşı çıkıyor.” (Ersen Olgaç ve görüşüne katılanlar.)

Neredeyiz ve hangi devirdeyiz?

Devamını oku: Bilip yazmak

Sırtında yumurta küfesi…

behiceboran-tip-crFacebook’da gördüm, İrfan Aktan yazmış; Behice Boran’ın ve arkadaşlarının 12 Mart TİP duruşmalarında Partinin “Kürtlerin varlığı”nı kabul ettiğine dair kongre kararının arkasında durmadıklarını söylüyor.

Doğrusu bu değildir. “Kürt meselesi” bağlamında TİP’in kurumsal kimliği yargılandı. Behice Boran siyasetçiydi ama aynı zamanda sosyologdu, bilim insanıydı. Savunmasında Misakımillî hudutları içinde “tek bir millet oluşturulamadığını” bilimsel analiz yaparak ortaya koymuştu. Ünlü dünya tarihçisi Eric Hobsbawm da dava dosyasına gönderdiği görüşleriyle Boran’ın savunmasına destek vermişti. Savunması bittiğinde Hâkim, "sizi tanımak şerefi de sizi yargılamak bedbahtlığı da bize nasip oldu" demişti. Bu sözünden dolayı o hâkim hemen görevden alınmıştı. TİP yöneticileri ise 141-142’den yargılanıp mahkûm olmuşlardı. Gerçi anılan kongre kararını yanlış değil “zamansız” bulan birileri olmuştu ama bu sonraki zamanlardaydı. Kürt hareketi hakkında yazanların, bu hareketle sosyalistlerin nasıl ilişki kuracaklarını tayin etme tekeli ellerindeymiş gibi yazmaları, Kürt halkının mücadelesine zarar verir.

Baltayı taşa vurmak

inonu-mecliste-crSon zamanın moda sözü: “Namusluların da en az namussuzlar kadar cesur olması lazım."

Niye?

Tayyip Erdoğan’a Kılıçdaroğlu “Amerikancı” demiş, Erdoğan da İsmet Paşa’nın Amerikan Bayrağı salladığı fotoğrafını çıkarıp milletin gözüne tutmuş… Al sana solu da kapsayan bitmez tükenmez bir “bağımsızlık” tartışması.

Tayyip Erdoğan’ın “Amerikancı” olduğunu saklamak olanaksız; bunu kendisi de zaten övünerek her zaman açık ediyor; sadece İsmet Paşa için kullandığı yöntem ilkel. Gerçeğe bakmak lazım.

Devamını oku: Baltayı taşa vurmak