Gündem

1mayis20142011 Eylül referandumunda AKP’nin geleceğini son 10 yılda sözde yaptıklarına vurup, “Yetmez, ama buna da yarabbi şükür!” diyenler bugünlerde neredeler?

Ne diyorlar? Hangi yüzle? AKP’nin başı hiç beklemedi. 1 Mayıs’tan 10 gün önce başladı meydan okumaya. Kafasındaki tezgâhı gizlemiyor. Yandaşları olsun, karşıtları olsun adını “gündem yaratma ustası”na çıkarmışlardı. İşte size gündem: “Taksim YASAK!” Yani her şey yasak. Ustanın tek gündemi: İşçi/Emekçi düşmanlığı!

Düşmanın böylesine “kazanılabilir dost” muamelesi yapılamazdı. Yaptılar. Faşizm kişilik ya da bir kişi sorunu değildir. Sistemdir.

Ya hep, ya hiç!

Zombiler

gul-arinc-bwAKP diye bir parti kaldı mı? Kalmadı. AKP devlet oldu. 1930’lu yılların CHP’si! İçi boşalıyor.

T. Erdoğan ve şimdiki avenesi, Beşir’ler, Bekir’ler, Efkan’lar… ve onların resmi/gayrı resmi şürekâsı… bir de ağır işe koşulmaya dünden razı taban kitlesi.

Arınç’lar, Gül’ler filan ne oluyor peki? diyeceksiniz. Onlar çaresiz zombiler! Kimi gözünde büyüttüğü kendi özgül ağırlığı altında ezilmiş haliyle moralsiz amigo işini sürdürüyor, kimi kendini uluslararası protokol âlemine atıp bilgi-görgü dağarını yedekliyor. Siyasete teğetten değerek tatsız tuzsuz genellemeler ve bedahetlerle gün sayıyor.

Tayyip Erdoğan AKP’yi gasp etti. Zombilere iş kalmadı. 

Siyasetin son perdesi

dayakMalum hikayedir. Bir vakitler, hükümete küfretti diye adamın biri yaka paça mahalle karakoluna çekilir. Adamcağız korka korka, “vallahi de, billahi de ben bu hükümeti kastetmedim!” diyerek polislere yalvarır durur. Baş komiser: “Haydi ordan..!” diye başlayarak bir şeyler der adama.

Ne dediğini bilenleriniz vardır. Bilmeyenlere, bugüne kadar işitmemiş olanlara söylesinler ama, üç gün sonra tapesi ortalığa dökülürse diye tedbiri elden bırakmasınlar.

Ana kaatilleri

adaletEn çok onlar öldürülüyor. Mütemadiyen ölüyorlar. Bir çoğu hamile. Bu kadar olur!

Sonra da adamların çoğusu kafasına sıkıp kendini öldürüyor. Adı bilinmeyen bir tanrıya adanmış kurbanlar…

Hiç şüphe yok yeni bir “dalga” bu. Son on yılda ârız oldu. Tesadüf değil.

“Şimdiden Başkan Erdoğan”ın söyleminde kadının anne hâli yüceltilerek “dinimiz” bağlamında vurgulandıkça kadın cinayetlerinde şayanı dikkat bir artış oldu. Kaatiller (kocalar, sevdalılar, akrabalar, delikanlı oğullar) hak ettikleri cezayı hiç mi hiç görmüyor. Nedense yargıçlar onlara kıyamıyor. Niçün?

Doksan yıllık aydınlanmacı Cumhuriyet’in yargıçlarının aklı ve vicdanı nerede?

Bunca akıl eksikliği ve vicdansızlıkta Cumhuriyet’in payı ne?

Aynı paranın iki yüzü

Türkiye’de siyasal İslam ile kemalist modernizm arasında eskiden beri –Cumhuriyetin tarih öncesinden beri– varolagelen karâbete Kızılcık baştan beri değinmişti. Söz konusu akımın büyük üstadı Necmettin Erbakan’ın siyasi retoriğinde “Gazi M.K. Atatürk mezarından çıkıp gelse Refah (vb…) Partili olurdu!” söylemi sık sık öne çıkardı. Bu, efkârı umumiyeyi idare etmeye yönelik bir oportunizm (takiyye) değil, dünyaya ve siyasete belli bir bakışın dışavurumuydu. Başbakan Erdoğan ve sahabelerinin şimdiye kadar yaptığı, yapmak isteidği, fırsatı bulduklarında yapacağı genelde bundan başka bir şey midir?

Onu “inlerine ineceğiz!” diye haykırtan nedir? Bu kadar kendi içyüzünü deşifre etmeye eşlik eden böylesi bir nefret ve öfke söylemi nereden geliyor?

Abdalla Gul ve dostları

Bi hüsran… Bi hüsran!

“Bize bunu yapmeycektin!” Neyi, niye yapmeycekti? Kendi işinizi ona yaptırmak için önünde diz kırıp diller döken sizdiniz. Çünkü siz, her durumda ve her zaman gizli/açık takiyyeden medet uman kifayetsiz demokratlarsınız!

Adli cinayet mi?

Cumhuriyet Türkiye’si kurulalı 90 yıl oldu. Dile kolay! 90 yıllık Cumhuriyet’in şu son on yılı içinde ülke toprakları üzerinde 500’e yakın kadın yurtdaş katledildi. Kocaları, nişanlıları, sevdalıları ya da kendi erkek akrabaları tarafından!

Çoğu kocalarından boşanmak isteyen kadınlar. Her biri birkaç çocuk doğurmuş. Sürdürmeye tahammülleri kalmayan bir hayattan kurtulmak istedikleri için canlarına ve hayatlarına kasdedilen insanlar. Bu ülkenin insanları. Bu ne?

İnsanlık dramı? Aile faciası? Cehalet? Yoksulluk?

Hiçbirisi!

Kocasından boşanmayı aklından geçirmeye babaları, ağabeyleri karşısında dik durmaya cüret eden kadın yurtdaşın cezalandırılması! Sokak ortasında yerlerde sürüklene sürüklene hunharca öldürülmesi…

Al sana! Al sana!

Katillerin zihinlerinde bundan başka bir gerekçe var mı? Yok. Olmamasıyla da övünürler. 21. Yüzyılda “Kadın sorunu ve İslam” sorunsalına ilişkin dinamikleri sezip gören erkek egemen toplum mühendisliği anlayışının dışa vurması.

Post-modernist alçaklığın müslüman toplumda kadını hedefe koyması.

Kim ki bunu böyle –bu yalınlıkta ve sadelikte– görmez başka bir şeylere (kişisel sorunlar, eğitimsizlik, eizlmişlik, şu bu) yorar, o alçaklığa mazeret bulmaya kalkar o da –herkes kendini bilir– bu cinayetlerin suç ortağıdır.

Dilsiz şeytan

Seçim mevsimi yaklaşıyor. Yani tüm AKP’liler, AKPerestler ve hepsinin umum reisi Bay R.T. Erdoğan’ın en büyük kabiliyetlerini sergileyecekleri BÜYÜK YALANLAR MEVSİMİ!

Bu ülkenin adıyla sanıyla şanıyla bir Başbakanı her Allahın günü siyasi muarızlarına büyük kalabalıklar ve tarih önünde alçaklar, namussuzlar, vatan hainleri… diye saldırıp demediğini bırakmayacak, sonra da “ben bu ülkenin, bu devletin Başbakanıyım, kimse bana saygıda kusur edemez” diye, kendisine ters bir laf eden herkesten haysiyet davacısı olarak meydan meydan, kürsü kürsü dolaşacak.

Buna tahammül edenlere ne denir? Dilsiz şeytanlar denilse yeridir.

Torun

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu bir âlem! Kendi uzun vade PR’ını kendi yapıyor. Kulakları biraz fazla kepçe (heryerde göze çarpıyor) ama çocuksu albenisine hani gitmiyor da değil! Aslen Kayserili. Her anlamda öyle. Devlet krizini çözme yolunda önalmakta acele etmiş olması gelecek siyasi kariyeri için şimdiden bir kazanım sayılabilir. Tutuklu ve mahkum generallerin onayını ve gönlünü kazanırken KCK tutuklularından hiç söz etmediği dikkati çekmedi değil ama, o dahi kendi geleceği için “manidar”dı.

Mesaj alınmıştır

“İnşaat ya Resulallah!” cephesinde büyük yatırımları olan bir şirket sorumlusunun dinlemeye takılan sözleri. (Basından)

“…İşler iyi gidiyor. Milletin a..’na koyacağız!”

Bakanının Başbakanının çekim gücü

“Kulak asmayın. Fazla sürmez. Osuruğu cinli adamdır. O an tepesi atmıştır. Birkaç güne kalmaz pısar, iş biter,” diyenler olmuştu.

Haklıymışlar. Adamlarını iyi tanıyorlar.

Boyuna bosuna bakanlar yanıldı. Bakanının Başbakanının diş göstermesi yetti herhalde. Başbakanının Bakanı tepesi yerine oturmuş bir halde Başbakanının âguşuna döndü.

Her biri tek başına kalırsa hiç olacağını biliyor ve hep birlikte selameti sürüden ayrılmamakta görüyorlar.

Ülkeyi böyle adamlar yönetiyor.